İnsanlar ne kadar kötü. Sakin sakin yaşamaya çalışma çabanızı illaki baltal��yorlar. İlla diş göstermenizi, illa sizin de zarar verebilir biri olduğunuzu ispatlamanızı istiyorlar. Kardeşim ben senin gibi pislik olmadan yaşamaya çalışıyorum neden bırakmıyorsun?
Madımak’ta 33 aydın ve 2 otel çalışanının yakılarak katledildiği davada, Anayasa Mahkemesi yıllar sonra önemli bir gerçeği tescilledi ve yakılarak katledilen insanların verdikleri adalet mücadelesinin akamete uğratılmasını yaşam hakkı ihlali boyutu ile birlikte değerlendirerek ihlal kararı verdi.
Bu karar, yalnızca başvuruculara manevi tazminat ödenmesi anlamına gelmiyor. Aynı zamanda, AYM Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesinin de önünü açabilecek bir hak ihlali tespiti niteliği taşıyor.
Ancak adalet, yalnızca ihlalin tespitiyle sağlanmaz. Gerekçeli kararın gecikmeden açıklanması ve bu kararın doğurduğu hukuki sonuçların hızla hayata geçirilmesi gerekir.
Madımak yalnızca geçmişin acısı değil; cezasızlıkla yüzleşmeyen bir hukuk düzeninin bugüne bıraktığı ağır bir mirastır.
Gerçek adalet, hak ihlalini tespit etmekle değil; tüm yönleriyle ortaya çıkarmak, sorumluları eksiksiz yargılamak ve toplumsal vicdanı onarmakla mümkündür.
@GubarTerziyan Bizde bu durum abartılıyor, asla magazin programları izlenmiyor, popüler dizilere prim verilmiyor, hattâ çoğu çizgi film yasaklanıyordu. Gelişimime katkılarının olmasının yanısıra, 20'lerime kadar neden her ortamda kendimi uzaylı gibi hissettiğim hakkında terapide konuşmaya devam
"En zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.”
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın@idgoktas
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Berkin Elvan'ın annesi Gülsüm Elvan:
"Yavrumun katiline 16 yıl ceza verdiler. İstinaf onadı, Yargıtay onadı, geldi yine Çağlayan Adliyesi’ne tıkandı. Bir imza atamadılar.
Yine kapandı adalet bizim yüzümüze. Avukatımız Can Atalay da içeride. Ona 18 yıl verdiler, bu katile 16 yıl verdiler.
Can bizi savunduğu için ceza aldı. Avukatımız Oya Arslan da aynı şekilde. Ama bir türlü bize adalet gelmedi."
(Eylem Nazlıer)
@dev_kerem@snnazlii Bence siz bizim nasıl hissedeceğimize karar vermeden önce cinsiyetiniz adına kendinizi biraz kötü hissedebilirsiniz. Dünyanın her yerinde erkekler güvenlik sorunudur.
Greta büyüyünce liberal olacak, Oscarlar, Nobeller falan toplayacak sanırken, antikapitalist, antiemperyalist, antipatriyarkal solcu olup düzenin suratına tükürmesinin şokunu atlatamayanların yıllardır söylenmesi...Filistin'in yanında çünkü antiemperyalist solcu.
Biz bu insanı bu toprağı dalı ağacı senin kadar sevmiş olamayız, öyle yaşamıyoruz çünkü. Ama seni o kadar sevmişiz, yani senin sevmene tutulmuşuz, apaçık. Burda karışık bir iş var. Fakat baharı karşılamak gibi beynelmilel bir şey de.. Yanıyorum ama bundan umutlanmadan duramıyorum
Bu ülkede “fakir çocuk” annesi çöp toplamaya gidince yanarak öldü, “ayrıcalıklı çocuk” yangın tedbirsiz otelde öldü, “Türk çocuk” önünüze katıp çatışmaya götürdüğünüz için öldü, “Kürt çocuk” zırhlı araç çarptığı için öldü, “işçi çocuk” okulu bırakıp fabrikada kolunu kaptırıp öldü, “Suriyeli mülteci çocuk” kaçak çalıştığı yerde asansöre sıkışıp öldü, “üniversiteli çocuk” sokakta dövdürdüğünüz için öldü, “tarikata verdiğiniz çocuk” üstüne kapı kitlendiği için yanarak, dayanamayıp intihar ederek öldü, “mezun çocuk” iş bulamadığından öldü, “aşiret çocuğu” koca köy organize olup öldürdüğü için öldü, “mendil satan çocuk” tecavüz edilip öldü, “yeni doğmuş çocuk” hastane çetelerinin elinde, “kaykay yapan çocuk”, “harçlığını çıkarmak için çalışan çocuk” sokak güvenliği olmadığı için, “sitede oturan çocuk” kolonu kesilmiş bina yüzünden “sporcu çocuk” inşaatı denetlenmemiş otel yüzünden öldü. Siz hangi çocuğu koruyup kollayabiliyorsunuz da ne yüzle çocuk istiyorsunuz?
@angelict0ch Üni'de öğrenciyken kütüphaneden aldığım bir kitabı bir türlü geri götüremediğim için 2000tl (2015) cezam birikmişti kgkffk Arkadaşlarım yardım konseri organize etmeyi filan düşünmeye başlamıştı ki bir şekilde af çıktı ve cezanın çok azını ödeyerek mezun olabildim
#BerkinElvan’ı öldüren polis bir gün bile hapis yatmadı.
Annesi meydanlarda yuhalattırıldı.
Hakaretler edildi.
Tehdit telefonları aldı.
Üstüne anne - baba suçlu oldu!
Berkin’in adaleti sağlanmazsa kimsenin adaleti sağlanmaz bu ülkede!
11 yıllık bir acı.
11 yıllık bir mücadele!
Öyle bıktık ki cahil çirkin bağırıp çağıran öfke dolu niteliksiz siyasetçilerden böyle nahif tertemiz gücünü makamından değil de vicdanından alan bi insanı dinlemek çok güzel hissettirdi. Sana Kültür Bakanlığı sözümüz var.
turkiye gencligine acil hizlandirmali bi sag sol fasisizm sosyalizm etc egitimi verilmeli cocuklar ur-fascismdeki butun maddeleri biosuna yazip ben aslinda sola daha yakinim fasist deilim fln demeye basladi
O ünlüye tokat, ıslak mendile tekme, Muse’a bile nah çeke çeke ilerliyor kalabalık. “Birlikte direnirken ne güzelsin türkiyem” yazan birine siktir lan yazmışlar.