Sanki bilmiyorlardı köşk yerine saray yaptırmayı. Genç Mustafa Kemal’in okuduğu kitaba not aldığı “Saraylarını, azametlerini, taç ve tahtlarını başlarına yıkacağım! Halk yaşayacak. " notuydu Çankaya köşkü. Sizin anlayacağınız şey değil.
"Kurtuluş Savaşı" demeyecekmişiz!
Neyden kurtuluyormuşuz?
Önce Osmanlı varmış!
Millî Eğitim Bakanımız böyle diyor!
Evet... Sayın Bakan, Mustafa Kemal Atatürk Samsun'dan Kurtuluş Savaşı'nı başlatmadan önce bir Osmanlı vardı. Ama hangi Osmanlı?
Viyana kapılarına dayanan Osmanlı mı, Sevr'e imza atan Osmanlı mı?
Cevap çok açık: Sevr'e imza atan Osmanlı!
Payitahtı işgal altında olan bir Osmanlı!
Kurucusu Osman Gazi'nin sandukası Yunan askeri tarafından tekmelenen Osmanlı!
Ortada bal gibi bir Kurtuluş Savaşı vardır, ortada destansı bir Millî Mücadele vardır.
Bu destansı Millî Mücadele'nin adı Kurtuluş Savaşı'dır.
Neyden kurtulduğumuzu size söyleyeyim:
Sevr'den kurtulduk!
İstanbul'daki İngiliz işgalinden kurtulduk.
Gaziantep'teki Fransız zulmünden, Ege'deki Yunan zulmünden, Doğu'daki Ermeni zulmünden kurtulduk.
Asırlık Türk yurdunun Haçlı çizmeleriyle çiğnenmesinden kurtulduk.
Tekrarlayalım: Atatürk, yüce Türk milletiyle bir Millî Mücadele vermiştir ve bu mücadelenin adı Kurtuluş Savaşı'dır.
Unutmayın; altında Atatürk'ün imzası olmayan son zafer olmasaydı, önceki hiçbir zaferimizi kutlayamayacaktık!
Örneğin, bugün İstanbul'un fethini kutlayabiliyorsak bunu Atatürk'ün İstanbul'u İngiliz işgalinden kurtarmasına borçluyuz.
O yüzden tarihi tarihçilere bırakıp temelinde farklı hesaplar olan ucuz işlerle uğraşmamalıyız.
Hele de bu konulara eğitimi asla karıştırmamalıyız!
Unutmayalım: Osmanlı da bizim, Türkiye de bizim, hatta daha önceki Selçuklu da bizim!
Bir takım siyasi hesaplar uğruna tarihimizi birbiriyle çarpıştırmaya kalkmak akıl kârı değildir.
Ülkede yokluktan gelip bir anda zengin olan öyle varoş bir kesim var ki, dünyadaki hiçbir şey umurlarında dahi değil. Tek aktiviteleri baby shower’lar düzenlemek, isim partileri yapmak ve 6 ay kınası organize etmek. O kadar sıkılmışlar ki...Hayatlarında hiç görmedikleri, kaynağı belirsiz bir para bir anda ellerine geçince bunu yönetemeyip nereye harcayacaklarını şaşırıyor ve sürekli bir eğlence partisi düzenliyorlar. Bu hayattaki tek başarıları, evlenip çocuk yapmak ve o çocuğa partiler düzenlemek üzerine kurulmuş. Hayali ve samimi olmayan arkadaşlarıyla sürekli birbirlerine gösteriş yapıp, bu tarz etkinliklerle adeta “Hangimiz daha görgüsüz ve cahiliz?” diye büyük bir yarışın içine giriyorlar. Umarım MASAK, bu etkinlikleri düzenleyen organizasyon şirketlerinden başlayarak, bu yolla para aklayan ve kaçıran herkesin kapısını en kısa sürede çalar.
Kırmızı et piyasası tamamen ellerine geçmişti Dünya'nın en pahalı etini yiyoruz
Şimdi de ucuz kalmış beyaz et piyasasını zam bahanesiyle ele geçiriyorlar halbuki 1kg tavuk 120TL ete göre çok ucuz
Göreceksiniz 6 ay - 1 yıl sonra Tavuk etinde de Dünya'nın en pahalısı olacağız
🐓Banvit Türk beyaz et sektöründe lider.
🐓Dünyanın en büyük tavuk ihracatçılarından.
🐓Yıllık üretim hacmi 500 bin tonun üzerinde.
🐓Şirketin CEO’su, finans müdürü ve muhasebe müdürü az önce gözaltına alındı.
🐓Muhtemelen diğer şirketlerde de çok sayıda gözaltı var.
💡AKP’nin muhteşem bir enflasyonla mücadele başarısına tanık oluyoruz!
Vatandaş uygun fiyata beyaz et alabilsin diye atılması gereken adımlar vardı.
Hepsini sıraladık. Kulak asmadınız.
Yanlışlarınızla hem koca bir sektörü hem de vatandaşı mağdur ettiniz.
Şimdi bu uygulamalarınızla;
Üretici zarar edecek, vatandaş beyaz eti daha pahalıya alacak.
Ve bugün, “Mülkiyet Hakkı”nı çiğneyen tavrınızla, çok daha büyük bir krize kapı aralıyorsunuz.
Haklıyı haksızı ayırmaya itirazımız yok.
Ancak;
Türk Devlet geleneğinde mülkiyet hakkına saygı esastır.
Siz kovboy değilsiniz, burası da Teksas değil !..
Pasaportumuzun itibarını bitirdiler, son 10 yılda “vize ret” oranı 3 kat arttı, öğrenciler Erasmus’a gidemiyor, iş insanları aylarca vize randevusu bekliyor.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi, vatandaşlarımız vize karaborsasında milyarlarca lira söğüşleniyor.
Vize İmparatorluğu’nu belgeleyen haberlere erişim engeli getiriliyor. Gerekçe: “milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması.”
Asıl gerekçe Mevlüt Çavuşoğlu ve Vize İmparatorluğu’nun korunması olmasın?
CHP kurultayının iptali meselesinde ortaya çıkan tablo artık çok daha net görülüyor.
Bir taraftan
“kurultay iptal edildi, yönetim değişti”
algısı oluşturulmaya çalışılıyor.
Ama ortadaki resmi belgeler başka bir şey söylüyor.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın siyasi parti sicil kayıtlarında Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak hâlâ Özgür Özel görünüyor.
YSK kayıtlarında da
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak hâlâ Özgür Özel görünüyor.
Mevcut yönetimin mazbatası duruyor.
Yani seçim hukukunda en önemli belge olan mazbata geri alınmış değil.
İptal edilmiş değil.
Yerine başka bir isim adına yeni mazbata düzenlenmiş değil.
Üstelik YSK’nın resmi yazısında çok açık bir ifade var:
“Kurulumuzun Anayasa ve yasalar gereği mahkeme kararlarını uygulamak gibi bir görevi ve yetkisi bulunmamaktadır.”
Yani halkın anlayacağı şekilde konuşalım:
Ortada tartışılan bir mahkeme kararı olabilir.
Ama seçim hukukunda bir yönetimin değişmesi için resmi kayıtların değişmesi gerekir.
Mazbatanın iptal edilmesi gerekir.
Yeni mazbata düzenlenmesi gerekir.
Bunların hiçbiri yapılmadan,
“CHP yönetimi değişti” demek hukuken de siyaseten de havada kalır.
Çünkü seçim hukukunda esas olan yorum değil,
resmi kayıttır.
Yetkiyi belirleyen şey dedikodu değil,
mazbatadır.
Bugün görünen gerçek şudur:
YSK kayıtlarında değişiklik yok.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kayıtlarında değişiklik yok.
Mazbata iptali yok.
Yeni mazbata yok.
O halde ortaya çıkan bu tartışmanın temelinde hukuki belirsizlik olduğu açıktır.
Bu mesele sadece CHP’nin iç meselesi değildir.
Bu mesele;
demokratik siyasetin nasıl işleyeceğiyle ilgilidir.
Çünkü bir siyasi partinin kurultay iradesi,
delegelerin oyuyla oluşur.
Eğer seçim kurullarının verdiği mazbatalar yok sayılarak,
mahkeme koridorlarında siyasi sonuç üretilmeye çalışılırsa,
yarın hiçbir partinin kongresi,
hiçbir seçimin sonucu,
hiçbir demokratik irade güvende olmaz.
Mesele tam da budur.
Sandıkla gelen iradenin,
hukuki tartışmalar üzerinden etkisiz hale getirilmek istenmesidir.
Ama unutulmamalıdır:
Cumhuriyet Halk Partisi’nin geleceğine;
kapalı kapılar ardında yapılan hesaplar değil,
delegeler,
partililer
ve millet karar verir.
CHP sahipsiz değildir.
Millet iradesi de sahipsiz değildir.
İl Başkanımız Fırat Çoban:
‘’Bu mesele CHP’nin genel başkanının kim olacağı meselesi değil. Bu mesele, bu memlekette yurttaş mı olacağız, köle mi olacağız meselesidir.
Mutlaka, mutlaka bu karşı devrimi birlikte savuşturacağız!’’
👉Her yer kayyım, her yer abluka!
💡Bir yandan demokrasinin kurum ve kuralları ayaklar altında,
👉Diğer yandan gençlerin geleceği, umudu, hayali baskı altında.
💡 Bir kararname ile kapatılan #BilgiÜniversitesi ’nin öğrencileri bugün haklarını aradılar, demokratik eylem yaptılar.
👉Karşılarında yine TOMA'ları, yine biber gazını buldular.
👉5 öğrenci yaralandı, bir öğrenci gözaltına alındı.
💡23 yıl sonra ülkeyi getirdikleri hale bakın!
👉Çekin ellerinizi gençlerin istikbalinden!
#BilgiliYalnızDeğildir
Ankara Barosu Yönetimine Çağrımdır!
Bu vahşetin ve rezaletin yaşanmasına neden olan yazının altında imzası olan Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik derhal barodan ihraç edilmelidir.
Hiçbir Ankara Barosu mensubu, mesleğin onurunu zedeleyen bu kişiyi baromuzda görmek istemez. Baro yönetimini göreve ve sorumluluk almaya davet ediyorum.
Kılıçdaroğlu sokağa çıkamaz. Meclis grubunu toplayamaz. Miting yapsa millet en fazla yüzüne tükürmek için gelir. Genel merkeze bile anca polis koruması eşliğinde girer. Akp ve kk ne kazandı bu işten, koca bir hiç!
Bak Özgür Özel'e, halkla beraber meclise yürüyor. Sokaklar bizim!
CHP birbirine girmedi, CHP’de iç karışıklık yok.
Cumhuriyet Halk Partililer AKP’li Kemal Kılıçdaroğlu ve yancılarına karşı Türkiye’nin kurucu partisini savunuyor!
Partimizin 38. Olağan Kurultayına yönelik mutlak butlan kararı bir saray darbesidir.
Talimatı verenler de uygulayanlar da bellidir.
“Yok hükmünde” dedikleri CHP yönetimi değil, Türk milletinin kutsal iradesidir.
Milli egemenliğe mahkemeler yoluyla baş kaldırılmıştır.
“Türk milleti adına” karar alan mahkeme, milli iradeyi yok hükmünde sayarak Cumhuriyeti ve demokrasiyi imha etmektedir.
Hepiniz yaptığınız hukuksuzlukların hesabını vereceksiniz!
Bu millete kader tayin etmeye kalkanlar, bu ulusun iradesini teslim almaya çalışanlar sizden önce ne yaşadıysa aynısını yaşayacaksınız.
Bugün aynılar aynı yerdedir! Darbeci, yargı kolları başkanı, kukla ve dahili bedhah kayyım! Hepiniz aynı yerdesiniz!
Bizim yerimiz, milli iradeye düşmalık edenlerin yanı olmadı, olmayacak.
Darbecilerin hukuksuz manevralarının, baskın seçim hazırlıklarının, ana muhalefeti işgal çalışmalarının, hepsinin farkındayız.
Koltuğunu terk etmemek için millete her türlü acıyı yaşatanlar, bu operasyonlarla korku iktidarlarının son aşamasına geçiş yapmıştır.
Biz hiç seçim kaybetmedik ve milletin iradesiyle Türkiye’nin birinci partisi olduk.
Yoldaşım, Genel Başkanım Özgür Özel’in yanındayım, birlikte azim ve kararlılıkla mücadeleye devam edeceğiz.
Büyük milletim!
“Umutsuz zamanlar yoktur, umutsuz insanlar vardır” diyen Ulu Önder Atatürk’ün takipçileri:
İstikbali, Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve geleceğimizi korumak için yaşadığımız zorlukları dert etmeyin.
AYAĞA KALKIN!
Birlikte omuz omuza, sesimizi ve öfkemizi yükseltin!
Milletinden korkan siyaset mühendislerine, koltuk ve güç düşkünlerine, piyonlara, kifayetsiz muhterislere hadlerini bildirelim.
Aziz milletim!
Korkmayacağız!
Her gün huzursuz olmaktan, acı çekmekten bıkmadınız mı?
Eğer susarsak, siyasilerden, spor ve sanat dünyasından, üniversitelerden sonra sıra size, milletimize gelecektir.
Siyasi parti liderleri,
Mesele CHP meselesi değildir!
Hattı müdafa değil, sathı müdafa yapmak zorundayız!
Gerçekten milleti temsil ettiğinize inanıyorsanız, derhal en güçlü şekilde Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve adaleti savunmak zorundasınız.
Millet hepimizi çağırıyor ve “artık yapın” diyor!
Bu topraklarda halay da zeybek de horon da dik oynanır. Biz dimdik olacağız ki millet boyun eğmeyecek!
Aklımızla yüreğimizle, vicdanımızla milletçe kazanmak zorundayız.
Hiçbir çılgın, Türk milletine zincir vuramaz!
Gün, milli iradeyi, milli egemenliği, birlik ve beraberliğimizi muhafaza ve müdafa etme günüdür.
Damarlarımızdaki asil kan 86 milyona bunu emretmektedir!
Darbecilere ve işbirlikçilerine inat, mücadeleyi topyekün başlatmak zorundayız.
Milletimizin iradesi, kararlılığı ve yol göstericiliği yegâne rehberimiz olacaktır!
*BÜYÜK TÜRK MİLLETİ DARBEYE TESLİM OLMAYACAKTIR!*
*YA BUGÜN, YA HİÇ!*