Aysu Türkoğlu’ndan tarihi başarı! 🏊♀️💪
Aysu, 21 saatlik inanılmaz bir mücadeleyle Kaiwi Kanalı’nı geçerek bu zorlu parkuru aşan en genç Türk sporcu oldu! 🇹🇷
65 kilometrelik açık su yolculuğunda gösterdiği azim ve kararlılıkla hepimize ilham verdi. Ocean’s 7 hayaline sadece 2 adım kaldı! ✨
Seninle gurur duyuyoruz @aysuturkoglu_ yolun açık olsun! 💙🌊
#AysuTürkoğlu #KaiwiKanalı #OceansSeven #kizbasina
Meclis'te bir çocuğun konuşması:
“Bugün, bu yüce Meclis’te bir çocuk olarak sesimi duyurabiliyorsam;
Bu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emanet ettiği Cumhuriyet’in eseridir.”
#AhmetMinguzzi ’nin öldürülmesi, toplumsal-kolektif bir yasa dönüştü. Bu yas, güçlü bir duygusal birliktelik yarattı ama, aynı zamanda akıl yürütmeyi, eleştirel düşünmeyi ve anayasal ilkeleri geri planda bırakabilecek bir kırılganlık da üretti. Bu kırılganlık çeşitli yollarla manipüle edilebilir.
❗️Kolektif yas, sorgulamayı bastıran bir duygusal iklim yaratır.
Toplumun büyük kısmı aynı duyguyu yaşarken, farklı seslere tahammül azalır. Siyasi karar alıcılar daha az dirençle daha keskin yasalar geçirebilirler, “karşı çıkmak” halkın yasına saygısızlık gibi gösterilebilir.
❗️Adalet duygusu, yerini intikam arzusuna bırakabilir.
İnsanlar sadece adalet değil, acıya denk bir “bedel” görmek isterler. Bu da cezaların artırılmasına, yasal hakların daraltılmasına yönelik popülist söylemlerin destek bulmasına neden olur. Zaten kanaat önderi aparatlar hazırdır.
❗️İktidarlar yas ortamlarını “duygu üzerinden meşruiyet” yaratmak için kullanırlar.
Kolektif yas, “şimdi siyaset değil, birlik zamanı” gibi söylemlerle siyasi tartışmaları askıya almak için kullanılır, hukuki değişiklikleri denetimden uzak, hızla ve duygusal destekle geçirme imkânı sağlar.
❗️Medya aracılığıyla acı tek bir söyleme indirgenir.
Çok sesli yas deneyimleri, medya eliyle tek bir anlatıya dönüştürülür; bunun dışına çıkanlar “duyarsız”, “hain”, “vicdansız” ilan edilebilir. Bu da demokratik itirazın bastırılmasına neden olur.
İnsanlar, “bir daha olmasın” duygusuyla cezaların artırılmasını, yaş sınırlarının düşürülmesini, kamusal özgürlüklerin kısıtlanmasını, uluslararası sözleşmelerden çıkılmasını, yerli-milli hukuk söylemlerini daha kolay benimseyebilirler. Hak temelli yaklaşım yerini güvenlikçi politikalara bırakır.
Yas, kolektif dayanışma için bir fırsat olduğu kadar, hakların sınırlandığı, hukuk ilkesinin zayıflatıldığı, duyguların manipülasyona açık hale geldiği bir hale dönüşür. Bu yüzden yas tutan toplumların daha fazla ilkeye, daha fazla hukuka, daha fazla vicdana ihtiyacı vardır.
#kolektifyas
Türkiye uzun süredir, ''politik yas'' içinde!
Politik yas kavramı, ilk anda kulağa tuhaf gelse de aslında yaşadığımız gerçekliği tanımlıyor. Politik yas, bir toplumun, siyasi nedenlerle karşılaştığı kayıplar sonucunda yaşadığı ortak kederi açıklıyor. Bu kayıp, somut bir insanın kaybı olabileceği gibi (örneğin bir suikast, katliam gibi), soyut değerlerin ya da hakların kaybı da olabilir (özgürlüklerin kısıtlanması, adaletin yitirilmesi, demokratik değerlerin çiğnenmesi gibi). Bu durum toplumun bir kesimi için adalet duygusunun ölümüdür ve bu, gerçek bir yas tepkisini harekete geçirir. #DarcyHarris politik yası “insanların iktidar sahiplerinin kararları ve eylemleri sonucunda yaşadığı doğrudan kayıplara verilen duygusal tepki” olarak tanımlıyor. Politik düzlemde meydana gelen kayıplar, kişinin sadece kişisel dünyasını değil, içinde yaşadığı toplumsal sözleşmeyi de zedeliyor. Hukukun üstünlüğüne olan inancını yitiren biri, içinde yaşadığı toplumun adil ve güvenli bir yer olduğu inancını da kaybediyor. Demem o ki; hem bireysel hem de kolektif bir yastayız...
Türk gençliğinden zeka fışkırıyor
Polislere , Mükemmel bir manifesto yazmışlar ve nerde durmaları gerektiğini haykırıyorlar
Buna tüyleri diken diken olmayan polis kesin tarikatçı oğlandır..!!!
#odtü
Nihayet beklenen kavuşma gerçekleşti. Yaren Leylek 14. yılında da varım dedi. Dün göçten gelip önce yuvasına konup eşiyle özlem giderdi ve bu sabahta soluğu Adem Amca'nın kayığında aldı. Adem Amca ise onu böyle ayakta karşıladı.
Hoşgeldin #YarenLeylek
Bahar şimdi geldi işte...
Grand Kartal Otel yangınında eşi Kübra ile kızı Alya'yı kaybeden Hilmi Altın isimli vatandaş yaşadığı faciayı anlattı:
"Bu bir talihsizlik değildi. Göz göre göre bir katliam yapıldı."
Daha çok insana yardımcı olabilmek için bu ücretsiz e-kitapları hazırladım. Elimden bir tek bu geldi şimdilik. Çok ama çok üzgünüm.
Bağlantı: https://t.co/fJgN20xCdz