KHK'lı üsteğmen dua bekliyor...
TSK'dan ihraç üsteğmen Recep Karaşal, Gaziantep Karkamış'ta aydınlatma direği işini yaptığı sırada düşmesi sonucu ağır yaralandı.
Emniyet kemeri takılı olduğu için 300 kiloluk direkle birlikte yere düşen Recep Karaşal'ın yemek borusundan giren metal parçası sol akçiğerini delerek kalbinden yaralanmasına ve 12 kaburgasının kırılmasına yol açtı.
Gaziantep Şehir Hastanesine kaldırılan Karaşal akşam 22.00'de ameliyata girdi.
Eşi Hacer Karaşal, uzun sürmesi beklenen kritik ameliyat için dua istiyor.
5 yıl önce de sanayi tüpü patlaması sonucu yanarak ağır yaralanan ve ölümden dönen Recep Karaşal'ın 2 yaşında bir erkek çoğu bulunuyor.
Anayasa Mahkemesi’nin kararı, OHAL döneminde hukukun askıya alınmasının en açık kanıtlarından birini ortadan kaldırmıştır.
KHK’larla haksız biçimde görevlerinden ihraç edilen yurttaşlar, yıllardır süren bir adaletsizliğin mağdurudur.
Anayasa’nın 2. maddesi Türkiye Cumhuriyeti’ni hukuk devleti olarak tanımlar.
Hukuk devleti, keyfîliğin değil, adaletin geçerli olduğu düzendir.
Bir yurttaş, hiçbir yargı kararı olmaksızın mesleğinden, onurundan, emeğinden koparılamaz.
Anayasa Mahkemesi’nin 3 Haziran 2025 tarihli kararı, bu gerçeği bir kez daha tescillemiştir.
KHK ile görevden alınıp başka bir KHK ile iade edilenlerin tazminat haklarını yok sayan düzenleme iptal edilmiştir.
Bu karar, yalnızca bir maddeyi değil, bir dönemin adaletsizliğini de hükümsüz kılmıştır.
Artık yapılması gereken bellidir.
Tüm iade işlemleri hızla sonuçlandırılmalı, yıllarca haksızlığa uğrayan kamu emekçilerinin maddi ve manevi tazminatları ödenmelidir.
Adalet geciktikçe, hukuk devleti yara alır.
KHK hukuksuzluğu onuncu yılına girmiştir.
Bu ülkenin aydınlarını, öğretmenlerini, akademisyenlerini, doktorlarını, mühendislerini dışlayan bu karanlık sayfa kapanmalıdır.
Haksız ve hukuksuz biçimde ihraç edilen KHK’liler, işlerine tüm özlük haklarıyla birlikte iade edilmelidir.
Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesi, herkes için geçerlidir.
Covid yasasıyla yaratılan adaletsizlikler, eşit yurttaşlık ilkesini zedelemiştir.
Devlet, kendi yurttaşına karşı sorumluluğunu erteleyemez.
Unutmayalım.
Geç gelen adalet, adalet değildir.
Geç gelen adalet, zulümdür.
Bu zulme ortak olmayın.
💥 @gergerliogluof "İhraç etmekle bırakmıyorlar aç ve susuz bırakıyorlar."
KHK'lılar insanın doğuştan sahip olduğu hakları bile kullanamamaktadır.
KHK'lar Soykırımdır.
KHKZulmü DevamEdiyor
#KHKlarİptalEdilsin
Cumhuriyet sayesinde,
Cumhuriyetin yetiştirdiği bir Kaymakam olarak,
Kutlayamadığım
Bana 10 Cumhuriyet Bayramı Borcunuz var.
KHKZulmü DevamEdiyor
#KHKlarİptalEdilsin
Masumiyet Karinesinin ne denli önemli olduğunu gösteren ibretlik bir durum.
Yargılama devam ederken herkesi suçlu ilan etmenin, nefret söylemnde bulunmanın sakıncaları vardır.
Orada yargılananların bir kısmı belki beraat edecek, belki haksız şekilde ceza alacak,
Nitekim Birleşmiş Milletler (BM)
Keyfi Tutukluluk Çalışma Grubu
Akın Öztürk'ün keyfi şekilde ve makul şüphe olmaksızın tutuklanmış olduğuna karar verdi ve Serbest bırakılması tavsiyesinde bulundu.
Ayrıca bu yargılanan insanların çoluğu çocuğu var,
O insanların bu yazılanları okuduğunu da unutmamak lazım.
Yargılamayı etkilemeye çalışma ve yargı mensupları üzerinde siyasi baskı kurmak da adil yargılamayı olumsuz etkilemektedir.
Suç işleyen herkes elbette yargılanmalıdır, yargılama adil olmalı ve verilen ceza da ölçülü ve adil olmalıdır.
Herkes bir gün sanık sandalyesine oturabilir, haddi aşacak, nefreti körükleyerek, ifadelerden kaçınmak lazım.
Geçen hafta kendisi tutuklandı.
Kendi yargılamasına gidip 'Cumhurbaşkanımıza hakaret eden hainin davasını takip ettik" diyen umarım çıkmaz.
2018 seçimlerinde seçilecek yerden aday olup tekrar seçilseydi, veya eşi Valilikten alınmasaydı yine muhalif söylemde bulunur muydu bilemiyorum.
(Ekrem İmamoğlu'nun tutukluluğu üzerinden hükümete eleştiri getirmişti)
Tutıklanması haksız ve hukuksuz olduğunu düşünüyorum, umarım tez zamanda ailesine kavuşur.
İlk kez bir şey hakkında bu kadar ümitsizim. Ümitsizim diye duracak, susacak değilim.
Ancak artık bir şeyi de��iştirir diye değil, sadece üzüntü, keder ve öfkem için yazıyorum.
Benim medeniyete zerre inancım kalmadı.
Biz insanlık hiçbir yere varamamışız... Hiçbir şey olamamışız. Filistin'de olanları gözmezden, duymazdan gelen ve DURDURMAYAN dünya, insanlık...
Marsa gitsek ne olur, büyük bilim devrimleri yapsak, bilmem ne çağı yaşasak ne olur.
Anladık ki büyük devletler de sadece işlerine gelen konularda medeniler...
Çok güvendiğimiz insan hakları denilen şey ise çıkarlar söz konusu olduğunda görmezsen gelinebilecek bir safsatadan ibaretmiş.
Din kardeşliğinden bahsetmiyorum bile!!!
2025 yılında dünyanın ortasında bir SOYKIRIM...
Aleni ve açık.
Bu kadar bence.
Medeniyet son perde.
" #Palestine "