1+1 değil..isticekseniz şöyle bir ev isteyin Allah’ın hazinesini bu yaz 🐦⬛✨🦄
Kova ve Aslan’a
Boğa ve Akrep’e epeyce bi geniş olacak
Geri sayım başladı 30 Haziran 🔜
spor yap. dramadan kaçın. güzel kok.para kazan. Kendini yetiştir.
az konuş. çok dua et. enn çokkk kendini düşün. kimseye hayallerinden bahsetme
o…ve çocuklarından uzak dur ✋
Çünkü yaza rüzgar senden yana..!
Sakın ola ümitsizliğe kapılma 👼🏼
>>>>Aslan Kova Akrep ve Boğa
Aslında çok ince bir noktaya değiniyor bu sahne. Bazen bir insan çok sevildiğinde ya da çok sevdiğinde, o yoğun duygu sağlıklı kalmak yerine paranoyaya dönüşebiliyor.böyle hareketler erkekleri yapmak istemedikleri yere sürükler.
Sorun tam da burada başlıyor: konuşmak yerine kafada kurmak. İçinde büyüttüğün o düşünceler zamanla gerçeğin önüne geçiyor. Karşındaki hiçbir şey yapmamış olsa bile, sen onu sorgulamaya, hatta suçlamaya başlıyorsun. En ironik tarafı da şu; aslında onun hatalı olmadığını içten içe biliyorsun ama o anki duygu seni ele geçiriyor.
Böyle durumlarda insan, karşısındakinden çok kendi içinde yaşadığı güvensizlikle savaşıyor. Bu yüzden de farkında olmadan ilişkiyi yıpratıyor. Sürekli sorgulamak, ima etmek, içten içe suçlamak… Bunlar sevginin değil, kontrol edilemeyen korkunun yansımaları oluyor.
“Lal” gibi karakterler tam da bu profili yansıtıyor: Haklı hissettiği duygular var ama bunu yanlış şekilde ifade ediyor. Konuşmak yerine kavga ediyor, netlik yerine karmaşa yaratıyor. Aslında en çok ihtiyacı olan şey, karşısındakini suçlamak değil; kendi içinde ne hissettiğini açıkça ifade edebilmek.
Çünkü gerçek şu: Çok sevmek, karşındakini kaybetme korkusunu büyütebilir ama o korkuyla hareket edersen, en sonunda gerçekten kaybedersin. İlişkiyi ayakta tutan şey sevginin kendisi değil; o sevgiyi nasıl yönettiğindir.
#BizeBiŞeyOlmaz