Kayınpeder arkadaşımın dayısı. Hapise niye giriyor anlamıyorum. Sürekli tehdit vs vardı 30 kez şikayet etti yine sonuç yok. İdari soruşturma olacak mı merak ediyorum. Yani kimse kızını ezdirmek istemez. Hafif bir tatsızlık oldu, damada sıkıverdi. +++
Babam 4.Evre Dil kanseri. Ve durumu ciddi doktorun dediğine göre son zamanlarını yaşıyor. Onu bu hale getiren sabıkalı bir sadist. Ve bu bir cinayet. Evet cinayet ama suçlusunun ceza almadığı bir cinayet. Buradan daha önce sesimi duyurmak için yazdım adıma mahkeme açıldı.
Depremden iki ay sonra, isimsiz bir mezarı güçlükle açtırıp ablamın kendi kıyafetleriyle, kefensiz gömüldüğünü öğrendiğimde sevinç çığlıklarıyla ağladım. çünkü bir beden bulmak, yitirilenlerin en azından bir izine tutunmaktı.
Biz, Adıyaman’ın küçük bir mahallesinde, sokak aralarında büyüdük. Aramızda bir yaş vardı. Yemekler yerde, yataklar kömür sobasının başında. İkimiz de hayat mücadelesinin her türlüsüne dâhil olduk: ben halı yıkamadan kayısı işçiliğine kadar onlarca işte, o ise call center’dan giyim mağazasına uzanan bir zincirde çalıştı durdu.
Bilime ve aydınlığa ulaşmak için ödenebilecek bedellerin çoğunu ödedik; o ise bir kadın olarak, benim ödediklerimin kat kat fazlasını.
Ama onun bedeni, bir çöp torbasına bile konulmadan bir çukura bırakıldı. DNA’sı alınmadı, adı bir taşın yüzeyine bile kazınmadı. Bu, bir istisna değil, sınıfsaldır.
Üzülerek söylemeliyim, ir kişi bile istifa etmedi. Ya da biz ettiremedik.
Ama Ayşegül unutulmayacak. Onun mücadelesi ve hikâyesi, hayallerine ulaşması engellenen bütün kız çocuklarına, bütün kadınlara akacak.
Avusturya Bilimler Akademisi IQOQI'den aldığım 2024 yılı en iyi doktora tezi ödülü dediğim gibi Ayşegül adına depremzede bir kadın öğrenciye burs olarak verilecek.
Her sene bu bursu bir şekilde devam ettireceğim, umarım öyle ya da böyle ama bir şekilde.
Biz onunla her zaman her şeyin yarısını paylaşırdık. Ben ise iki buçuk yıldır, her gün onun payını çalıyormuşum gibi hissediyorum.
Ablam, babam, nenem, amcalarım, halalarım…
Benim yedi ceset torbası alacağım var.
“En azından sevdiklerimizin cesedini bulduk” dediğinizde, politikanın ve kültürün sınırlarının dışına çıkarsınız. Hayatta kalmış gibi görünürsünüz ama aslında araftasınızdır. Çünkü artık yaşam, ölümün içinde kıvrılan bir çizgiden başka bir şey değildir.
Not: ismini vermek istemek bir hocamızdan 10bin TL destek geldi. burs 60 bin TL oldu.
Adana Büyükşehir Belediye Başkanımız Zeydan Karalar, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanımız Muhittin Böcek ve Adıyaman Belediye Başkanımız Abdurrahman Tutdere Aziz İhsan Aktaş’ın iftiraları nedeniyle gözaltına alındı. Bu durum
hukukun ne yazık ki kimlere nasıl işlediğini bir kez daha göstermiştir.
Madem Aziz İhsan Aktaş herkese para dağıtmış, o zaman bu kirli düzen sadece muhalif başkanları mı hedef alacak? Para verilen AK Partili isimler nerede? Onlar için neden aynı kararlılık gösterilmiyor?
Hukukun siyasete göre eğilip büküldüğü, adaletin bir kesim için uygulanıp bir kesim için görmezden gelindiği bir düzende kimse bizden hukuk devletine güvenmemizi, adalete inanmamızı beklemesin.
Buradan sesleniyoruz: Hukuk ya herkes için vardır ya da hiç kimse için yoktur!
Haksızlığa, hukuksuzluğa, siyasi operasyonlara boyun eğmeyeceğiz.
Buca Belediyesi'nin Kent Lokantası için üretim yapan serası sabotaja uğradı. Kimliği belirsiz kişilerin su deposuna tuz dökmesi sonucu 7,5 tonluk ürün yandı.
Bugün teyzem vefat etti, 4. evre onkolojik bir rahatsızlığı vardı, olabilir.. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Ancak şunu belirtmeden ve yazmadan edemeyeceğim: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (Esogü) Onkoloji bölümünün (personel değil doktordan bahsediyorum) rezil ötesi yaklaşımını hiç bir zaman unutmayacağım, Allah hiç bir Türk vatandaşını oraya düşürmesin, bir doktor olarak tanıdığım eş dost kim varsa oraya muhtaç etmemek için elimden gelen herşeyi yapacağım bundan sonra. Bir hak hukuk aramam nafile olduğu için Allah’tan bulun diyorum. Bunu vefatından sonra yazmamın sebebi ise: oradan bir beklentim olmadığını göstermek için. Bunu oranın yetkilileri okursa sakın ola mesaj falan yazmaya kalkmasın çok fena ağzımı bozarım.
GÜNAYDIN…
Öncelikle yeni uyandım. Sizlere iyi bir akşam diliyorum. Sosyal medyamı yeni açabildim. Çok fazla mesaj, tweet, yorum gördüm
Hepinize teşekkür ediyorum
Bildiğiniz üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin halk iradesini temsil eden bir üyesi olarak, dün akşam Adalet Bakanlığı önünde sessiz bir çığlık yükselttim
“Ne işe yaradı, ne değişti, şov mu yaptın?” diyenler olmuş
Keşke öyle bir ülkede yaşasaydık da; eylem bitmeden çocuklarımız serbest bırakılsaydı,Ekrem İmamoğlu özgür olsaydı. Ama biliyoruz ki bir hukuk devleti değiliz. Maalesef adaletin, hukukun işlemediği bir düzende yaşıyoruz
Benim amacım; toplumsal bir farkındalık yaratmaktı.
Adalet Bakanlığı’nın önünde durarak “Buradayız!” demekti.
Haksızlıkların, hukuksuzlukların takipçisi olduğumuzu; çocuklarımızın peşini asla bırakmayacağımızı göstermekti.
İstedim ki bu ülkede herkes, içindeki umudu söndürmesin.
Ben bir milletvekiliyim. Dokunulmazlık hakkı bana ayrıcalık olarak değil, halkın hakkını savunmam için verilmiştir.
Bu bir lütuf değil; Anayasa’nın bana yüklediği bir sorumluluktur.
Bugün susarsam, yarın bu ülkenin çocuklarına hesap veremem.
Sosyal medyada bazıları beni cumhurbaşkanı adayı, bazıları genel başkan adayı olarak lanse etmiş. Hepsini yeni okuyabiliyorum.
Samimiyetle söylüyorum:
Bizim tek bir cumhurbaşkanı adayımız vardır, o da önümüzdeki seçimde Cumhurbaşkanı olacağı için cezaevine atılan Sayın Ekrem İmamoğlu’dur.
Bizim tek bir genel başkanımız vardır, o da kurultayda rekor oyla seçilen Sayın Özgür Özel’dir.
Ayrıca bazı eleştiriler de oldu: “Diğer vekiller nerede, neden destek olmadılar?” diye…
Siyasi partiler bir örgüttür. Örgütte herkesin farklı sorumlulukları vardır.
Ben yıllardır eylemlerin içinden gelen bir milletvekiliyim.
Beni yeni tanıyanlar olabilir, ama eskiler bilir:
Nerede haksızlık varsa, orada oldum.
Şanlıurfa’daki elektrik kesintileri için Enerji Bakanlığı önünde sabahladım.
Atanamayan öğretmenler için Milli Eğitim Bakanlığı önünde gece boyunca oturma eylemi yaptım.
Ve bilin ki bu eylemlerin tamamı Sayın Genel Başkanımızın ve Genel Merkezimizin bilgisi ve istişaresiyle gerçekleşti.
Diğer vekillerimizin de yerine getirdiği başka görevler var.
Hepimiz aynı anda, aynı yöntemle hareket edersek etkili sonuç alamayız
Ancak bilin ki hepimiz, sizler için, hak, hukuk ve adalet için var gücümüzle çalışıyoruz
Bizim gündemimiz makamlar değil.
Bizim gündemimiz içeride tutulan gençlerimiz
Ekrem İmamoğlu’na reva görülen adaletsizlik
adalete ulaşamayan yurttaşlarımız
yoksullukla mücadele eden milyonlar
yerle bir edilen hukuk düzenidir
Hukuk güvenliği yoksa, yargı siyasallaşmışsa, Anayasa çiğneniyorsa; başka hiçbir tartışma meşru değildir.
Yolumuzu aydınlatmadan, geleceğimizi konuşamayız.
Makamlar, mevkiler teferruattır.
Esas olan, bu ülkenin çocuklarına huzurlu bir gelecek bırakmaktır
Bu arada, araya birkaç “Adalet Bakanlığı sana yakışır” mesajı da sıkışmış
Hoşuma gitmedi desem yalan olur
Ama ben bir hayalin peşindeyim.
İktidara talip bir parti olarak Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bana bu görev layık görülürse, işte o gün hayallerim tamamlanmış olur
Çünkü ben Şanlıurfa’da fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim
Atatürk Cumhuriyeti sayesinde okudum, öğretmenlerimin emeğiyle hukukçu oldum, bu milletin vergileriyle açılmış devlet okullarında okuyarak avukat ve milletvekili oldum
Bu halka borçluyum.
Ve bugün tek bir hayalim var:
Bu ülkede adaleti yeniden tesis etmek
Ama makamların değil, hizmetin peşindeyim.
Bu parti bana çöpçülük görevini verse yine yaparım.
Bunu süslü söz olsun diye söylemiyorum
Beni tanıyanlar bilir, hiçbir görevi reddetmedim, küçümsemedim.
Bu halkın verdiği her görevi şerefle taşıdım
VELHASIL KELAM:
Bu eylem ne ilkti, ne de son olacak.
Umarım son olur, umarım bir daha haksızlık yaşanmaz.
Ama bilin ki
Nerede adaletsizlik varsa, orada olacağım.
Çünkü benim tek amacım var:
Bu ülke aydınlık olsun, adil olsun, refah içinde olsun
İnsanlar birbirine gülen gözlerle bakabilsin
Bu yolda yürümeye devam edeceğim.
After careful consideration and hearing the feedback from our fans whilst fully respecting their concerns, our show in Istanbul will be now postponed until 2026 so we can ensure DBL Entertainment will not be involved.
Thank you for your ongoing support, it means everything to us. See you in 2026!
Üzerimde emeğin çok, @yilmazerdogan abi.
Hâlâ verdiğim eğitimlerde atölyeden aldığım ve geliştirdiğim yöntemleri kullanıyorum.
BKM Atölye'de çocuklarla çalışırken bana mutfakçılık rehber oldu.
Bütün emeklerin için ilk ve son kez ellerinden öperim.
Gelelim arkadaşınla olan meselemize...
Sana faşizmi anlatacak değilim, bilirsin.
Sana dünya tarihinden bahsedecek değilim, bilirsin.
Sana totaliterizmden, işkenceden bahsedecek değilim, bilirsin.
Sana geleceksiz, umutsuz bırakılmış milyonlardan bahsedecek değilim, bilirsin.
Bilirsin de susarsın, bilirim.
Eski defterleri kurcalamak istemem.
Ne olmuşsa olmuştur, iyi de olmuştur. Ama bugüne yakıştığı için hatırlatacağım sana;
Hani, Ankara Gar Katliamı’ndan sonra bir gün BKM kulisinde karşılaşmıştık… Tayyip’e beddua etmiştim. Ailemin yarısı o gün o meydandaydı benim. Beddua etmiştim ya hani… Arkadaşını korumuş, beni IŞİD'lilerle bir tutmuş, bağırmıştın.
O gün nasıl yanlışsan, bugün de öyle yanlışsın.
Etrafında sana "Yanlışsın!" diyebilecek kimse bırakmadıysan, bu da kalfadan ustaya hediye olsun: Yanlışsın!
Arkadaşın bize zulmediyor. Öyle bir noktaya geldik ki susmak, onunla birlikte kamçı vurmak gibi artık. Biz getirmedik işleri buraya; arkadaşını doyuramadık.
Zamanında, AKM, AVM yapılmak istenirken "Yanlışsın!" demiştim sana. Daha atölyedeki ilk zamanlarımdı; ilk "Yanlışsın!" deyişimdi.
Bu da son olsun… Yanlışsın, abi.
Üzerimdeki tüm emeklerin için teşekkür ederim. Ama istemeye istemeye de olsa seni arkadaşının yanına kaldırıyorum.
Saygılar.
#yılmazerdoğan
📢 Z kuşağına ilişmeyecektiniz. Uyuyan devi uyandırdınız.
📢 Türkiye'de olup bitenleri ve bütün zorbalıkları Avrupa Konseyi'ne taşıdılar.
📢 Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi'nde söz alan Gençlik Delegesi Enes Hocaoğulları: “Türkiye’de gençler 'Artık yeter!" diyor.
📢 Biz 'Yeter!' diyoruz ve özgürlüklerimizi geri almak için sokağa çıkıyoruz. Eğer bir uyanış çağrısı arıyorsanız, işte burada!” #burukbayram #BoykotaDevam #BayramdaYineSokaktayız
Öğrenci gençleri ağır suçlularla aynı koğuşa koymak, cezalandırmak değil, göz göre göre mağdur etmektir!
Cezaevlerinde öğrenci statüsündeki gençlerin, cinayet gibi ağır suçlardan hüküm giymiş kişilerle aynı koğuşlara konulması kabul edilemez! Bu durum, infaz güvenliğine ve insan onuruna açıkça aykırıdır.
Eğer bu gençler tahliye edilmeyecekse, en azından benzer statüdeki kişilerle aynı koğuşta kalmaları sağlanmalıdır. Bu hem cezaevi düzeni hem de kişisel güvenlik açısından zorunludur.
Adalet Bakanlığı’na çağrımdır:
Bu talep basit bir lütuf değil, infaz hukukunun gereğidir!
Gençleri, suç profiline uygun olmayan ortamlarda tutmak, ileride telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabilir.
Koğuş planlaması derhal gözden geçirilmeli, öğrenci gençler için güvenli koşullar sağlanmalıdır.
Bu konunun takipçisi olacağız!
cem yılmaz…. beymen’den aldığı lamba kırık geldi diye zapatista militanı gibi dağa çıkacaktı neredeyse… on gündür gencecik öğrenciler gözaltına alınıp tutuklanırken ses yok…