Şule Yüksel Şenler, Altay Cem Meriç, Samsun Müftüsü ve MFÖ
1960’lı yıllarda Türkiye’de ağır bir başörtüsü zulmü yaşanıyor.
Şehirli, mütedeyyin kadınlar görünür değiller, görünemiyorlar.
Şule Yüksel Şenler’in gazete yazılarından etkilenen Samsunlu hocalar onu bir konferansa davet ediyor.
Şule Hanım:
“Tamam gelirim ama bir şartım var: Sadece kadınlara konuşurum.”
Hocalar:
“Efendim nasıl olur, haremlik–selamlık yapamayız. Laiklik gereği tepki çekeriz.”
Şule Hanım’ın cevabı:
“Zeki Müren kadınlar matinesi yapmıyor mu? Ben de sadece kadınlara konuşurum.”
Samsun’a gittiği gün salon taşmış, insanlar sokaklara dökülmüş.
Organizatörler Şule Hanım’a hoparlörle sesini sokağa verip veremeyeceklerini soruyorlar; vermezlerse tepki büyüyecek.
Şule Hanım:
“Hayır. Bir Müslüman kadının sesi sokaklarda yüksek sesle yankılanamaz.”
Hocalar derhâl Samsun müftüsünü arıyor. Durumu anlatıyorlar.
Ve müftü, Türkiye tarihinde iz bırakacak o fetvâyı veriyor :
“Müslüman bir mahallede yangın çıksa ve bir Müslüman kadın ‘YANGIN VAR’ diye bağırsa, o ses mahalleliye helaldir. O kızımıza söyleyin: MEMLEKET YANGIN YERİ. Çıksın konuşsun.”
Bu fetvadan sonra Şule Hanım bütün Anadolu’yu 3,5 kez dolaşıyor.
Her gün 3 konferans veriyor. Yazıyor, anlatıyor, hapse giriyor, bedel ödüyor…
Ama bir neslin uyanışına vesile oluyor.
Peki bunu şimdi neden anlattım? Başlıkla ne alakası var?
Altay kardeşimizi seversiniz veya sevmezsiniz; tarzını beğenirsiniz veya hoşlanmazsınız.
Ama şunu bilin:
MEMLEKET YANGIN YERİ.
Gençler dinleriyle, hayatlarıyla, memleketleriyle ilgili ciddi sorgulamalar içinde.
Ve sizi dinlemiyorlar. En azından bir kısmına ulaşma ihtimaliniz sıfıra yakın.
Bir adam çıkıyor, Freud’dan İbn Haldun’a, ADHD’den ekonomiye kadar pek çok konuda Müslümanca içerikler üretiyor.
Şule Hanım’ın yıllarca uğraşarak eriştiği kitlelere iki videoyla ulaşabiliyor.
Sosyal medyada ateistiyle, evrimcisiyle, İrancısıyla uğraşırken bir de sizinle uğraşmak zorunda kalıyor.
Onunla uğraştığınız her dakika, hayrına mani oluyorsunuz.
Bu küçük bir mesele değil.
Yüzbinlerce genç için sağlıklı içerikler üreten bir adamı kendinizle uğraşmak zorunda bıraktığınız her an, o gençlerin hakkına girmiş oluyorsunuz.
Bu vebali hafife almayın.
“Neymiş? Programında kızlarla erkekler yan yana oturuyormuş.”
Gerçekten şu an bunu mu konuşuyoruz?
Altay’ın programı olmasa o gençler amfide, kafelerde yan yana oturmayacak mı?
Oturmuyorlar mı?
Hangi dünyada yaşıyorsunuz?
Eğer o gençlere sizin tarzınızla ulaşmak mümkün olsaydı zaten bugün bu problemleri yaşamıyor olurduk.
“Sizin tarzınız yanlış” demiyorum;
herkes davanın başka bir yerinden tutacak, diyorum.
Siz davanın sahibi ve tek bayrak taşıyıcısı değilsiniz.
Endişelenmeyin: Altay sizin “müşterilerinizi” çalmıyor.
Pastayı büyütüyor.
Sizin zaviyenizden bakarsak, Mazhar Alanson hiçbir zaman Müslüman kalamazdı;
Özkan Uğur zikirlerle uğurlanmazdı.
Rock yapan, içki içen, konserler veren insanlar bunlar.
Ama bir Muzaffer Özak çıkıyor,
15 dakikada Mazhar Alanson’u bambaşka bir insan yapıyor.
Alanson’un yaşam tarzı sizin istediğiniz gibi mi?
Hayır.
Ama Özak sayesinde Allah dostu oluyor.
Yapabildiği kadarını yapıyor.
Altay'ın durumu da pek farklı değil. O konferanslara daha fazla gitmeli ve gençler oturma düzenlerine "kendileri" dikkat etmeli.
O konferanslara "İslami hassasiyeti olmayan, az olan" gençler de gelmeli, gelebilmeli. Onlar da sorularına cevaplar bulabilmeli. (Mevcut sorunları düşününce bu konuştuğumuz konuya inanasım gelmiyor gerçekten. )
Tüm bu açıklamaları da "iyi niyetliler" için yapıyorum. Yoksa bazılarının niyetlerini görmüyor değiliz. Dertlerinin kız erkek oturma olmadığını, kimisinin itikadi sebeplerle, kimisinin müşteri kaybetme kaygısıyla, kimisinin tamamen eziklikten böyle şeyler yazdıklarını biliyoruz. Vesselam.
Ne kadar hassas olursanız olun. Ne kadar dindar olursanız olun. Ne kadar aile terbiyesi alırsanız alın. Her türlü günahı işleyecek bir tabiata sahipsiniz. Ve görevimiz kendimizi eğitmek. Biz çaba harcayacağız. Allah koruyacak.
#DoktorumuzunYanındayız etiketimiz 1. Sırada !
Doktorumuzun teşhirciliğe verdiği haklı tepki destekliyor, yanında duruyoruz.
Etikete destek veren/verecek olan tüm kardeşlerimize dik duruşları sebebiyle teşekkür ediyoruz !
DEVAM ! 👇
#DoktorumuzunYanındayız
Konya'daki Doktor abimizin gördüğünde tedavi etmek istemediği kıyafet buymuş,Valla abimiz iyi bile sabretmiş..
Sokakta ve hastanelerde çıplak görmek istemiyoruz..
#DoktorumuzunYanındayız
"Ben yenildim. Yardım et."
Nuh aleyhisselam böyle dedi. Allah'a. Yenilmek bize peygamberlerden kaldı. Musa aleyhisselam "Senin indireceğin zerre hayra muhtacım" dedi. Zerre dedi, o kadar muhtaçtı. O kadar acizdi. Aciz kalacağız.
Başıma niye bu geldi? Haksızlığa uğradım. Gelecek. Başka da gelecek. Çünkü yenileceksin. Yenildikçe hiçbir kudretinin olmadığını anlayacaksın. Mecbur kalacak, Allah'a yöneleceksin. Zerre hayra muhtacım diyeceksin. Dedirtecek Allah.
Bela yoksa günaha gireceksin. Yani bu sefer de nefsine yenileceksin. Günahın tadı bitip azap başladığında sen bile kendine şaşıracaksın. Nasıl yaptım ben bunu diyeceksin. Hiçbir kudretinin olmadığını anlayacaksın. Ne olur affet beni diye yalvaracaksın. Allah'a. Zerre hayra muhtacım diyeceksin. Dedirtecek Allah.
Yoksa nefsin ezilmez. Köpeğe dönecek nefsin. Nefis ölmez, nefse tahakküm edilir. Köpeğin gibi olacak. Gel dediğinde gelecek, git dediğinde gidecek. Bunun için de ezilmesi lazım. Firavun için bir kez olsun başının bile ağrımadığı rivayet edilir. Günahını zaten günah olarak görmüyordu. Hiç yenilmedi yani zahiren. Suda boğulurken yenildiğini anladı ve secde etti. Ama iş işten geçmişti. Yenildim demek için suda boğulmayı bekleme.
O yüzden şikayet yok. Benlik yok. Havalananın başını ezerler, yerin dibine girer. Allah korusun. Susan, maddi olarak kaybetse manevi olarak kazanır. Manada kazananın da eninde sonunda maddi alem kölesi olur.
Musa aleyhisselama Firavun'a git emri gelince “Rabbim, ben onlardan bir adam öldürdüm, korkarım hemen beni öldürürler" dedi. Korktu yani. Korku da insan olmaktan. Hepsi normal.
Gafletteki kişi korkmaz. Pişman olmaz. Boynunu bükmez. Sanır ki her şey yolunda. Allah'ın azabı ise bir anda gelir. Allah cümlemizi korusun. Günahlarımızı, belaları kemalatımıza vesile eylesin.
Ne diyordu Ahmet Murat:
"Haklı çıktın, sen kazandın, aferin
Kaybetmekti oysa şu dünyada hünerin"
1-) Yeşim Salkım'ın tesettürlü kadınlara ve muhafazakar erkeklere yönelik hakaretlerini görmüşsünüzdür. "Biz hepimiz Atatürk'ün kadınlarıyız ve Atatürk'ün kadınlarını yetiştiriyoruz" diyor. Sağdaki videoda, Yeşim Salkım'ın bir başka Atatürk kadını olan Gülben Ergen hakkındaki konuşması var. Kendisi canlı yayında Gülben Ergen'e ait seks kasetini izlediğini anlatıyor. Yeşim Salkım'ın yobaz olmayan dünyasında işte bunlar yaşanıyor. Bir kadın, kocasının elinde bulunan başka bir kadına ait şantaj kasetini izliyor ama polise gitmiyor. Hatta yıllar boyunca bu kaset üzerinden diğer kadına şantaj yapıyor. Anlattığı hikayedeki Gülben Ergen ve kendisini aldatan kocası Hakan Uzan da Atatürkçü. Olayda ismi geçen diğerlerinin hiçbirisi ise muhafazakar camiadan değil. Ben muhafazakar camiada başka bir kadının seks kasetini izleyip bunu şantaj aracı olarak kullanan ve bütün ülkeye bu rezaleti anlatan bir kadın tanımıyorum. Yeşim Salkım'ın ideal Atatürkçü yaşam tarzında ise bu gayet normal, gördüğünüz gibi. Gelin Yeşim Salkım'ın o ideal yaşam tarzına biraz daha göz atalım.
@yesimsalkim
Bir insan dindar olmayabilir. Seküler olabilir. Fakat toplum içinde kıç bölgesinde biten bir şort, etek, pantolon giyemez, giymemeli. Bunun nasıl bu kadar normalleştiğini anlamıyorum. Annes, babası, eşi, dostu yok mu bu insanların? Kimse sen ne yapıyorsun demiyor mu? Bu teşhir değil artık, cinsel saldırganlık. Özgürlüğün de sınırı olmalı. Kimse erkek bakmasın diye kendisini kandırmasın. Mesele salt bir tahrik meselesi falan değil. Kimse çıplaklığı bu denli insanların gözüne sokmamalı. Hatta yasal olarak düzenlenmeli bu durum.
Yaş limitide yok bunun ayrıca. Küçücük çocukları bu şekilde giydirip sokağa çıkarıyorlar. 14-15 yaşına gelen kızlar da bunun dişil bir özellik olduğunun farkında olarak hareket ediyor. Sıcaklarla falan da ilgili değil ayrıca. Ben giyiminden rahatsız olduğum bir erkek görmedim şu ana kadar. Sokaklar Latin Amerikalaştırılıyor bile isteye. Buna muhafazakar ailelerin çocukları da dahil. Kimse çocuğunun ne giydiğine karışmıyor. Fıtratın farkında mı değil bu insanlar? Bal gibi de farkındalar. Bu teşhir kültürü her geçen gün zıvanadan çıkıyor. Artık Anadolu'nun ilçelerinde bile kimsenin yadırgamadığı bir tarz haline geldi. Gerçekten memnun mu herkes halinden?
@sleepycaretr iyi günler aldığım 4numara sleepy bebek bezi ile 5numara sleepy bebek bezi arasında ölçüde hiç bir fark yok daha önce aldığım 1numara ve 2 numara arasında da hii bir fark yoktu neden fiyat yükseltip adet azaltıp ölçüyü büyüttüğünüzü bize yutturmaya çalışıyorsunuz??
Küçüktün, dedim. Bu sebeple kendini herkesten dertli, herkesi senden tâlihli sanıyordun. İkrâm etmek aklından bile geçmiyordu, hep ikrâm bekliyordun. Neyse ki dikenli yolların sana mahsus olmadığını anlamaya başladın da biraz büyüdün.
Duygusal olarak hassas kişiler insanlarla tartışamazlar. Donma ya da kaçma tepkisi gösterirler. Yani ya sessizleşirler ya da ortamdan uzaklaşırlar. Haliyle istedikleri tepkiyi veremedikleri için zihinleri günlerce o durumla meşgul olur.