Perşembe darbe yaptılar, pazar polis bastı, yağmurda meclise yürüdü, toma’ya çıktı.
Salı İzmir'e geldi. Meydanı kapattılar. Saldırdılar. Halkı arkasına aldı yürüdü konuştu.
Sonra memleketi Manisa’ya gitti tekrar konuştu.
Perşembe sabah amcasını gömdü. Öğleden sonra Buca'da cezaevi ziyareti yaptı.
Cuma İstanbul'a gitti. Silivri'de İmamoğlu'nu ziyaret etti.
Bugün ankara’da milletle bayramlasti. Elektrik kesildi. jenaratörü bağlatıp, sağ salim miting bitirdi. Mansur Yavaş'la kolkola, 100 bin kişiyle Anıtkabir'e yürüdü.
Yürüyedur Özgür başkan arkandayız..✊
Bu tweete özel olarak destek olmanızı istiyorum. Çünkü minik kızı babasını çok özledi.
Ekrem İmamoğlu’nun avukatı, meslektaşım, dostum Mehmet Pehlivan tam 345 gündür hukuksuzca cezaevinde tutuklu!
AKP’liler hakkında aynı işlem uygulanmazken; Mehmet Pehlivan kendi ayağıyla gidip ifade vermesine rağmen tutuklanarak cezaevine konuldu.
Yeter artık!
Adalet istiyoruz!
Aysel Serap Gez <<Yazmış..
CUMHURBAŞKANI’NA MEKTUP!
Sayın Cumhurbaşkanım!
"Karınlarını biz doyuruyoruz, oy vermiyorlar" diyorsunuz da; siz kaç yıldır elektrik faturası ödemiyorsunuz?
Doğalgaz mesela, hiç böyle bir fatura gördünüz mü?
Peki, hiç arabanızı benzin istasyonuna çekip, kendi benzininizi aldınız mı? Hem de kendi paranızla ama...
Mesela siz, çocuğun bu sene yurt masrafı ne olacak diye düşündünüz mü? Sınava giriş ücretini ödeyemediğiniz için, sınava sokamadığınız evladınız oldu mu?
Doğru söyleyin lütfen, Emine hanım, pazarda peynirin kilosunun kaç tl olduğunu bilmeyeli kaç sene oldu?
İlk evinizi nasıl aldınız?
Kaç senedir kira ödemiyorsunuz?
Sıfırdan gelip, kaç mülkünüz oldu?
O milyonluk araçlara sahip olmadan önce, onları ilk ve ancak rüyada görebiliyor olmanızın üstünden kaç sene geçti?
Adına kesilmiş tek bir fatura görmeden 30 yılı aşkın bir zaman yaşamak nasıl bir duygu?
Tatile ya da doğduğun yerlere giderken bütçe planlaması yapmak zorunda olmadan kaç yıl geçirdiniz?
"Elbette ki en lüks uçak bana ait olmalı" diyecek ruh haline ve imkânlara sahip olalı kaç sene oldu?
Bunların hiç biri artık sizin sorununuz değil, neden mi? Çünkü o faturaların hepsini biz ödüyoruz.
Boğazınızdan geçen her bir lokmanın ücretini biz ödüyoruz. Size saraylar yaptırıyoruz. Dünyanın en pahalı makam uçaklarını alıyoruz size. Dünyanın en pahalı arabalarını alıyoruz size ve çocuklarınıza. Çocuklarınızın hepsini yurtdışında, en pahalı okullarda okuttuk mesela, hem de bizimkiler sınava girecek parayı bulamazken. Siz her gün bu milletin çocuklarının geleceğini tehlikeye sokarken, biz sizin çocuklarınızın hepsinin geleceğini garantiye aldık. Başka devletlere itibarınız olsun diye, eşiniz hanımefendi alışverişini rahat yapsın diye, Belçika gavur ellerinde cadde kapattık. Sizin yedikleriniz içtiklerinizin adını bile bilmediğimiz, telaffuz edemediğimiz halde hepsinin bi tamam paralarını biz ödedik. Siz son otuz senede hiç fatura görmeyip, herhangi bir ödeme yapmadığınız için hepsini biz ödedik. Ee, bunları birileri ödeyecekti elbet, biz ödedik. Hatta siz alınmayın diye birçok şeyi de "örtülü ödenek" den ödedik.
Biz kim miyiz?
Mesela aramızda yerin 500 m altında asgari ücretle çalışan madenciler de var. Berber, kasap, mobilyacı, mimar, doktor da var. Artık ürün ekemeyen çiftçiler, hayvan yetiştiremeyen köylüler de var, iş adamları da var aramızda.
Meselâ iş çıkışı biraz gezeyim derken tecavüze uğrayan, sonra da size yakın kişiler tarafından "o saatte sokakta ne işi vardı" denilen kadın var ya, o da çok faturanızı ödedi sizin.
Şehit aileleri bile, içtiğiniz o ejderha meyvesi suyunun parasını ödedi. Millet yani yahu, millet. Yani bizler. 30 senedir biz bakıyoruz size. Yemedik yedirdik, giymedik giydirdik. O iş öyle sizin dediğiniz gibi değil, siz bizim karnımızı doyurmadınız, biz sizin karnınızı doyurduk. Hatta görülüyor ki başka bir insan olmanızı da sağlamışız. Sizin bu söyleminiz dünya siyasi tarihi için yabancı değil, 'sizi ben yarattım' deme noktasına gelmenize sanırım az kaldı.
Murat Bekici..
Bakın buradan açık ve net söylüyorum.
Başımıza her türlü belanın, musibetin, ilkelliğin, cehaletin, cağ dışlılığın, çürümüşlüğün, adaletsizliğin, hukuksuzluğun, ve burada tek tek sayamıyacağım aklınıza gelecek her türlü garabetin tek suçlusu bu iki kişidir.
Küfür etmeyeceğim.
Yıllarca etrafımdaki küskün, yılgın, bıkkın, öfkeli CHP seçmenini oy vermeye ikna etmek için çabaladım, gittim sandık görevlisi oldum vs...KK ve ekibi yüzünden meğer kendi elimizle, dolaylı yoldan AKP'ye oy vermiş, onlara çalışmışız, resmen gönüllü aparat olmuşuz. Rezilliğe bak!
Sümerbank fabrikasını ziyaretinde İsmet paşanın hanımı Mevhibe hanıma üç metre elbiselik kumaş hediye edilir.
Ziyaretten çıkışta İsmet İnönü Mevhibe hanımın elindeki paketi görür ve ‘nedir bu’ diye sorar. Mevhibe hanım da ‘Fabrika Müdürünün hediyesi’ der.
İsmet İnönü ‘bedelini ödedin mi’ diye sorar.
Mevhibe hanım ‘hediye ‘ der
Bunun üzerine İsmet Paşa hediyeyi geri ver yada parasını öde diye söylenir.
Aradan zaman geçer ve DP (Menderes) iktidardadır.
Mevhibe hanıma Sümerbank ziyaretinde verilen üç metrelik kumaşın için mecliste gensoru verilir.
Dikkat, sadece üç metrelik bezin hesabı soruluyor.
İsmet İnönü izin isteyip hemen Pembe Köşke gider, kumaşın faturasını alıp getirir ve meclise sunar.
Gensoru geri çekilir.
#RahmetOlsun 🥀
bi yanda dün ahmet telli'yi ziyaret eden özgür özel, diğer yanda bugün ibrahim tatlıses'i ziyaret eden kılıçdaroğlu, şu iki kare bile kimin ne olduğunu anlatıyor
1 yıl oldu.
Benim kahramanım, sevgili anneciğim bir yıldır büyük bir mücadelenin içinde.
Ben de o günkünden daha inançlıyım ve güçlüyüm.
Aile olarak, toplum olarak dimdik ayaktayız.
Sonuna kadar devam edeceğiz.
Geçecek bu günler.
Gözün arkada kalmasın babacığım.
Aramıza gelene kadar kendine dikkat et yeter.
Seni çok öpüyorum.
19.03.2026
@SelcukRSirin#erdalakalin#dostkitabevi
Üniversitede okurken, öğrenci olduğumuza bakmadan taksitle kitap alabilmemizi sağlayan, buluşma noktamız Dost kitabevi. . Ne anılar, ne aşklar, ne dostluklarda izi var. Yeri ve önemi hep büyük, hep var ..
Bu fotoğrafta ki gördüğünüz kişi kızım Işıl Öykü Dinç. 18 Mayıs 2025'te bir trafik cinayetinde yaşamını yitirdi. 20 Mayıs günü davaya dahil olan Avukat Fatih Sadullah Selman'dan sonra dosyada olanlar;
⚫3 günde 3 savcı değişti.
⚫ Memur Suçları Soruşturma Bürosu çarpan şahıslar memur olmadığı halde davayı üstlendi.
⚫1 günde iddianame yazıldı
⚫4. Gün katil dışarı çıktı.
⚫MOBESE görüntüsü yok deniliyor.
⚫Motor kaskindan elde edilen görüntüleri çeken kişinin adı kimliği ve ifadesi alınmadı! ( En büyük görgü şahidi)
⚫Kızımın yanında ki 14 yaşında ki arkadaşından olayı görmemesine rağmen BASKI ile pedagog ve avukat olmadan ifade alındı.
⚫Olay yerinde tutulan tutanak ile görüntüler birbirleriyle örtüşmüyor.
⚫MOBESE olmadığı için olay yeri keşif talebimiz ısrarla 2 duruşma boyunca reddedildi!
⚫Görgü şahitleri ve olay günü kızımın çantasını hastane bahçesine getiren polisler çarpan şahsın "kadın" olduğunu söylemesine rağmen yargılanan erkek. ( ki mevcut motor kaskı görüntüsünde, görüntüyü çeken kişinin "kadın kadına çarptı" söylemi var)
Bu kadar çelişkili bir dava dosyasında daha ne kadar sessiz kalacaksınız Sayın Bakanım? @abakingurlek
İstediğim tek şey Adalet! Ve ben o adalet sağlanana kadar susmayacağım.
#ışılöyküdinçiçinadalet
YUSUF TEKİN İSTİFA!
Öğretmen Fatma Nur Çelik, defalarca dile getirdiği “güvenliğimiz tehlikede” uyarılarına rağmen gerekli önlemler alınmadığı için hayatını kaybetti.
Bu ölüm bir “kader” değil; ihmalin, sorumsuzluğun ve eğitim sistemindeki çürümenin sonucudur.
Okullarda öğretmenler güvende değil. Şiddet artıyor, liyakat yerine sadakat esas alınıyor, sorunlar halının altına süpürülüyor. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ise, gerçek sorunlara çözüm üretmek yerine, “selefi marşları” eşliğinde çocukları din üzerinden ayrıştırmakla meşgul!
Çocukların, öğretmenlerin güvenliğini sağlayamayan; okulları bilimden, laiklikten ve kamusal sorumluluktan uzaklaştıran bir bakan o koltukta tek bir gün daha oturmamalıdır.
Yusuf Tekin derhal istifa etmelidir!
#YusufTekinİstifa
Tarikat düzeni iki can aldı: Fatma Nur ve 8 yaşındaki kızı ölü bulundu
◾️Kuran’a Hizmet Vakfı sorumlusu Ayhan Şengüler'in istismarına karşı yıllardır mücadele veren, sesini duyurmak için adliye önünde nöbet tutan Fatma Nur Çelik ve 8 yaşındaki kızı Hifa İkra’nın cansız bedenleri Zeytinburnu sahilinde bulundu. Devletin koruma sağlamadığı, feryatlarına kulak tıkadığı anne ve kızı, tarikat kuşatması ve sistematik ihmal sonucu hayatını kaybetti.
https://t.co/XbYKFPM7cO
➖Lösemi tedavisi gören bir çocuğu vardı Fatma Nur Öğretmen’in.
➖ Hem kendi çocuğunu hayata bağlamak hem de bizim çocuklarımızı hayata hazırlamak için bir çaba, bir mücadele içindeydi.
➖Okulunda giderek artan şiddet eğilimi nedeni ile kurula başvurdu geçen yıl, "Önlem alın" dedi, isimler verdi.
➖O isimlerden biri geçen yıl bir öğrenciyi bıçakladı, diğeri ise Fatma Nur Öğretmen’i katletti.
➖Açtığı YouTube kanalına şöyle yazmıştı: “Çabamı kayıt altına almak ve ömrüm yeterse oğluma; "Bak, seninle biz bu yollardan geçtik" demek istiyorum…"
➖Zor bir yoldu onun geçtiği, çok zor.
➖Ve yetmedi ömrü.
➖Bir caninin bıçak darbeleri ile hayata veda etti.
➖Atatürk: "Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır" diyordu ve Fatma Nur Öğretmen işte o nesil için, o eser için hayatını feda etmişti.
➖Peki, göz göre göre gelen bu cinayet kimin eseri, kimin ihmali, kimin aymazlığı, kimin sorumluluğu?
➖Mekânın cennet olsun, nurlar içinde uyu Fatma Nur Öğretmen…
#FatmaNurÇelik
#ÖğretmenSahipsizDeğildir
#ÖğretmeneŞiddet
CHP'nin ve Atatürk'ün "dikili ağacı" Cumhuriyet'tir. Her ağacın ağacın kurdu içindedir be bu da normaldir. Bununla beraber ağacın fidanı güçlüdür ve taze dalları her zamandan daha gürbüz çıkmaktadır. Ve her gecenin bir sabahı vardır.