o kadar uzun sure taraklarin sacta cok fark yarattigini dusunmeye karsi ciktim ki evren karsima mason pearson'i cikardi. simdi en kucuk boyu 6600 tl olan taragi istiyorum cunku o ne amk. sihirli tarak
Trans bir şahıs, kadınların kendini kıskandığını iddia ederek onları transfobiklikle suçladı:
• Trans kadın, kadındır. Öncelikle bunun bilincinde olun. Yüzüme “Çok güzelsin” deyip arkamdan “O erkek” dersen senin ağzına s*çarım.
• “Benden güzelsin” cümlesi bile transfobik cümledir çünkü 1.76 boyunda, kumral, beyaz tenli manken gibi karıyken senden neden güzel olmayayım?
• 1.22 boyunda, 85 kilosun ya senden tabii ki güzel olacağım.
• Ben bu davranışlarının sebebinin kıskançlık olduğunu düşünüyorum. Dışarıdayken insanların gözü bende oluyor karşımdakinde değil.
• Kadınların özünde kıskançlık olduğu için bu durumu hep yaşıyorum. Hele de köyden üniversite okumaya gelmiş bir kafasızsa bunu hep yapıyorlar.
• Arkamdan “Neticede o erkek” diyen kadınlar, sizin için öyle olsam da sevgilileriniz için öyle değilim.
sevdğiniz bir insanın dert yandığı bir olayın nedenini biliyorsanız ve ona söylemiyorsanız en büyük kötülüğü siz yapıyorsunuz demek ua. biri kötü koktuğunu bilmeden hareket ediyorsa, ona üslubunca bunu dile getirmek onun için ypaılacak en iyi şey çünkü
Birlikte çalıştığımız bir kadın arkadaşım vardı. Dışarıdan bakıldığında; saçı, yüzü, fiziksel hatları, boyu ve gülüşüyle her şeyiyle "mükemmel" denecek kadar güzeldi. Ancak yakın mesafeden konuşmaya başladığı an, etrafa yayılan o ağır koku nefes almayı bile imkansız hale getiriyordu. Hayatım boyunca nefesi bu denli kötü kokan çok az insana rastlamışımdır.
Bana çok güvenip beni sevdiği için sürekli yanıma geliyor, en özel dertlerini paylaşıyordu. En çok yakındığı konu ise bir türlü erkek arkadaşının olmaması ve evlenecek birini bulamamaktı. Hatta bu konuda benden destek istiyor, tanıdığım düzgün birileri olup olmadığını soruyordu. Oysa yalnızlığının sebebi gün gibi ortadaydı; hiç kimsenin böyle bir kokuya uzun süre tahammül etmesi mümkün değildi. İşin garibi, kendisi durumun zerre kadar farkında değildi; öyle olsa muhtemelen insanlara bu kadar sokulmaz, mesafesini korurdu.
Her şeye rağmen, "Ağzın çok kötü kokuyor" demek bana düşmezdi ve bunun çok kırıcı olacağını bildiğimden tek kelime edemedim. Dürüst olmak gerekirse, yanıma geldiğini gördüğümde bir bahane bulup kaçmaya çalışıyordum. Hele yemekte yanıma oturduğunda midem bulanıyor, iştahım tamamen kesiliyordu.
Kısacası, kronik ağız ve beden kokusu olan insanlar bu durumun farkına varmıyorlar ama çevrelerindekiler için gerçekten katlanılması zor bir imtihana dönüşüyorlar.
kim derdi ki adi rustemoglu cemal'in tujaf hikayesi adina sahip bir tiyatronun bama en samimi duygulari en derin sekilde hissettirecegini. insanin en buyuk savasi kendini bulma yolundaki savasidir. evet. cok dogru. biraz daha drvam eder misin cengiz abi agliyorum da