1. Arkadaşlar, "The Visa Empire" (Vize İmparatorluğu) dosyasının son perdesine geldik. İlk iki yazıda küresel soygunu ve Türkiye'deki siyasi şebekeyi anlattım. Şimdi size şu an, tam olarak BUGÜN gözümüzün önünde dönen ve neden bu haberlerin apar topar sansürlendiğini kanıtlayan asıl büyük pastayı anlatacağım. Manzara sandığınızdan çok daha karanlık. #VfsGlobal #Schengen #Vize
2. Hatırlarsanız Dışişleri Bakanı Hakan Fidan göreve geldiğinde bu milyarlık vize rantını özel şirketlerin elinden almak için bir hamle yaptı. "Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı" kuruldu. Amaç neydi? Vize işlemlerini kamulaştırmak, bu devasa geliri devlete ve şehit diplomatların ailelerine aktarmak. Kulağa harika geliyor değil mi? Ama kazın ayağı öyle değil.
3. Bu vize baronlarının lobisi o kadar güçlü, arkalarındaki siyasi koruma o kadar kalın ki ne oldu biliyor musunuz? Sistemin devlete devredilmesi sessiz sedasız 2026'nın sonuna ertelendi! Evet, yanlış duymadınız. Devlet bile bu rant şebekesine karşı planı ertelemek zorunda kaldı. Neden mi? Çünkü arkadaki pasta sadece Halis Ali Çakmak’la sınırlı değil.
4. Ankara kulislerinde konuşulan iddialar dehşet verici: Birileri Külliye’ye gidip açık açık "Bu vize rantını elimizden alırsanız iktidara yakın medyayı, televizyonları, gazeteleri finanse edemeyiz. Bu para oraları besliyor" diye direndi ve sistemi uzattı! Biz vize sırasında helak olurken, meğer bizim paralarla kimlerin holdingleri, televizyon kanalları fonlanıyormuş!
5. Şu anki faturayı söyleyeyim size: Bugün Gateway üzerinden sadece bir vize randevusu almak için istenen para tam 175 Euro (yaklaşık 8.200 TL)! Dikkat edin, bu vize ücreti falan değil, sadece içeri girip evrak teslim etme randevusunun parası! Vize çıksa da çıkmasa da bu para bu adamların kasasına kalıyor. Günde binlerce başvuru yapıldığını düşünün, dönen paranın haddi hesabı yok.
6. Üstelik bu tekel sadece Gateway ile de bitmiyor. Kuzey Afrika (Cezayir, Libya vb.) vize hizmetlerini malum dev müteahhitlerden Gürsoy Grup götürüyor. Körfez ülkelerinin vize işleri başka bir iktidar yanlısı medya patronunun oğlunda. Yani Türkiye'de vize demek, pasaport kontrolü demek değil; iktidara yakın belirli grupların aralarında paylaştığı devasa bir "döviz basma makinesi" demek!
7. İşte bu yüzden Lighthouse Reports dünya çapında bu skandalı patlatınca Türkiye'de jet hızıyla sansür geldi. Çünkü mevzu sadece bir şirketin kötü hizmet vermesi değil. Mevzu, Türk vatandaşlarının seyahat özgürlüğünün rehine alınması, randevuların botlarla karaborsaya düşürülmesi ve bu yolla yaratılan milyarlık rantın siyasi bir finansman aparatına dönüşmesi!
8. Özetle dostlar; vize alamıyorsunuz çünkü sizin vize alamamanız, tekrar tekrar başvurup bu çarka para yatırmanız demek. Sistem sizin gitmeniz üzerine değil, soyulmanız üzerine kurulmuş. Bu ülkenin vatandaşını kendi kapısında bu rüşvet ve tekel ağına mahkum edenler, bunun haberini bile sansürleyenler elbet bir gün hesap verecek. Takipte kalın, peşlerini bırakmayacağız! #TheVisaEmpire #Vize #Schengen #VfsGlobal
Haramiliğin düzeyine bakar mısınız? Vize problemini suni şekilde yaratıp, bu problem üzerinden halkı soyup, bunun haberinin yapılmasına da engel getiriyorlar.
“Vize imparatorluğu” haberi milli güvenlik sorunuymuş!
Kısa Dalga’nın, VFS Global’in Türkiye’deki faaliyetlerini konu alan “Vize imparatorluğu” başlıklı araştırma dosyasına mahkeme tarafından erişim engeli getirildi.
Gerekçe, “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” olarak gösterildi. https://t.co/rgLUcRKweZ
"Vize İmparatorluğu" yazı dizisi hakkındaki haberler ve paylaşımlar erişime engellenmeye devam ediyor.
Yazı dizisinin ardından, erişim engellerini konu alan haberler ve sosyal medya paylaşımları da üçüncü kez millî güvenlik ve kamu düzeni gerekçesiyle erişime engellendi.
Alınan kararlar:
• 1 Haziran 2026: İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliğinin 2026/5576 sayılı kararı
• 2 Haziran 2026: İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 2026/4503 sayılı kararı
• 3 Haziran 2026: İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 2026/4994 sayılı kararı
https://t.co/z3JOCNAN8a
VFS Global, Blackrock'un yatırımı imiş.
Tam bir kapitalist yaklaşım örneği.
Eskiden, telefonla randevu alıp, banka şubesine para yatırıyorduk. İnternet sayfasından belgeleri yazdırıp, doldurup gidiyorduk. Muhatabın da resmi görevliydi, ona göre davranıyordun.
Şimdi ise eskiden olmayan bir problem yaratılıp, ona çözüm olarak randevu paketleri falan filan satılıyor.
Vize devi VFS ve iş ortağı Gateway’in faaliyetlerini ele aldığımız “Vize imparatorluğu” yazı dizisine ilişkin ne kadar tweet’im varsa bugün hepsine erişim engeli getirildi. Hatta erişim engeli getirildiğine ilişkin tweet’e de erişimi engellediler. Belki bunu da engellerler.
Vize tekeli VFS’nin ve onun iş ortağı Gateway’in faaliyetlerini konu alan yazı dizisi bugün sonlanıyor. Bundan önceki dört bölümü sansürlenen serinin son gününde taraflara cevap hakkını kullandırdık.
VFS Global Türkiye ve Azerbaycan Bölge Başkanı Sertan Aslantürk ve Gateway’in sahibi Halis Ali Çakmak’ın açıklamaları birbiriyle tamamen çelişiyor.
Sertan Aslantürk, "Gateway ortak değil, sadece bir taşeron firmadır" derken, Halis Ali Çakmak, "VFS'nin Türkiye'ye giriş sebebi benim, onu burada biz var ettik" yanıtını veriyor. Çakmak, vize aracılık hizmeti fikrini de kendisinin geliştirdiğini söylüyor.
Aslantürk randevu kriziyle ilgili “VFS Global, vize başvuru merkezlerindeki randevuları satmaz” derken, Halis Ali Çakmak, randevu sistemini 2022 yılının sonlarından itibaren VFS’nin işlettiğini, hatta bazı VFS çalışanlarının randevu slotunu geçmişte dışarı sızdırdığının tespit edildiğini, bu kişilerin işlerine son verildiğini savunuyor.
Ayrıntılar için ⤵️
"Devlet bana para verdi yurtdışına gönderdi, 1924’te Maarif Vekâleti (Milli Eğitim Bakanlığı) bursuyla Paris’e gönderildim, parayı orada kumarda harcadım. CHP ye vekillik için başvurdum aday yapmadılar.
Sonra para karşılığı DP nin kalemşörü oldum. Büyük doğu dergisinde yazdım. Çok para istedim diye kızdılar.
Menderes yargılanırken bu soruyu ona sordular - Evet dedi"
Dünyaca ünlü haber ajansı @Reuters'ın @KarsanTR ile ilgili haberi, genç gazeteciler ve iletişim fakültesi öğrencileri açısından mutlaka incelenmesi gereken çarpıcı bir örnek.
Başlığa bakıldığında, İsveç’te hizmete başlayan Karsan üretimi otonom otobüsün ilk gününde kaza yaptığı izlenimi oluşuyor. Okuyucunun zihninde oluşan ilk algı oldukça net: “Türk yapımı otonom otobüs daha ilk gün kaza yaptı.”
Oysa haberin detayına baktığınızda olayın bambaşka olduğu anlaşılıyor. Otobüsün kendi kendine bir kazaya sebep olmadığı, arkadan gelen bir tramvayın otobüse çarptığı yazıyor. Yani haberin en kritik bilgisi başlıkta yer almıyor.
Bu fark basit bir başlık tercihi ya da hatası olarak kabul edilemez ve Karsan'ın ticari itibarına yönelik olduğu için hukuki yollara başvurmak gerekir.
Gazetecilikte başlık, okurun haberle kurduğu ilk temas noktasıdır. Çoğu zaman haberin tamamı okunmadan zihinde oluşan yargıyı belirler. Bu nedenle hangi bilginin başlığa taşındığı, hangi bilginin haberin içine bırakıldığı son derece önemlidir.
Reuters’ın haberindeki başlıkta “Karsan”, “otonom otobüs” ve “hizmetinin ilk günü” ifadeleri öne çıkarılırken, “otobüse arkadan tramvayın çarptığı” bilgisi geri planda kalıyor. Bu da okurun olayı Karsan markası ve otonom araç teknolojisi aleyhine yorumlamasına yol açıyor.
Daha doğru ve daha etik bir başlık şöyle kurulabilirdi:
“İsveç’te Karsan’ın otonom otobüsüne hizmetinin ilk gününde tramvay arkadan çarptı.”
Bu örnekte net olarak gördüğümüz gibi manipülasyon her zaman açıkça bir yalanla yapılmıyor. Bazen doğru bilgiler arasından bazıları öne çıkarılabiliyor, bazıları geri plana itilebiliyor. Bazen olayın faili yerine mağduru başlığa taşınabiliyor.
Medya okuryazarlığı işte bu yüzden çok önemli.
Nerede ünlüler? Nerede çok anarşist rapçiler? Nerede sizin sayenizde milyonlar kazanan youtuberlar? 2 kelime edin lan, ülkenin en büyük partisi şu an el değiştiriyor. Siz bunlara para kazandırmaya devam edin hala.
Yunanlıları yenince denize döktük diyen spikere demediğini bırakmayan sözde hümanist tayfa ırkcılığa uğrayan Türk olunca asla rahatsızlık duymamışlar 🤡🤡🤡
kibris tup bebek merkezi, bu ilk isleri de degildir muhtemelen
anne/baba olmak icin gidiyorsun, meger dollenmis yumurta ve sperm ama haberin yok almislar gelecekteki cocugunu meksikaya goturuyorlar, orada kimin rahminde buyuyecek ne icin kullanilacak mechul
korkunc hikayeler
Şubat depreminde yardıma gelen israilli arama kurtarma ekibi Hatay'da bulduğu tarihi parşömeni çalmıştı. israil'e kadar götürmüşlerdi. Tepki gelince geri vermek zorunda kalmışlardı. Demem o ki israil bu, çalar. Şimdi yerleştikleri topraklar da çalıntı sonuçta.