2 farktan sonra iliklerine kadar son maçı olduğunu hissetti ama kabullenmedi son 10 dk merkezden sağa geçip 10 yıl önceki messi olmaya karar verdi ve yine başardı süperkahraman ya baska bı şey degil
Messi ve Arjantin yıllarca o kadar fazla hayal kırıklığı yaşadı ki, son iki Copa America ve Dünya Kupası'nda bambaşka biçimlerde kazanıyorlar. Geriye düştükçe daha çok kazanıyorlar. Keçi geberse de kuyruğunu indirmez derler.
Çağın gerisinde kalmış, geçmiş bir çağın karakteri. Bu haller artık sadece tekrar eden plaktan hallice bir eskimişlik hissi veriyor. Elinde bugüne dair bir şey kalmamış, bu çağ için söyleyecek sözü tükenmiş, adaletsizlikten ödünç aldığı siyasi zamanla Türkiye’yi bekleten biri.
Demokratik Kongo son 32’ye çıktı, saat 04:35’ti. On saniye kutlama göstermeden TRT reklama gitti, sekiz dakika sonra dönüp yayını bitirdi. Oysa Dünya Kupası’nı izleme sebeplerimizden biri o Kongo sevincini görmek. Devlet kanalından en azından bunu alabilmeliyiz.
Bugün aramızdan ayrılan Kadir İnanır'ın en etkileyici performanslarından biri de Şerif Gören'in 1986 yapımı Sen Türkülerini Söyle filmindeydi.
Film, 12 Eylül sonrasında yedi yıllık cezaevinin ardından özgürlüğüne kavuşan Hayri'nin, artık tanıyamadığı bir ülkeye dönüşünü anlatır. Dışarı çıktığında yalnızca yıllarını değil; dostluklarını, umutlarını ve mücadele ettiği dünyanın da büyük ölçüde değiştiğini görür. Eski arkadaşlarının bir kısmı düzenle uzlaşmış, dayanışmanın yerini bireysel kurtuluş arayışı almıştır. Film, bir siyasi mahkûmun hikâyesinden çok, darbenin insanların hafızasında, ilişkilerinde ve vicdanında açtığı yaraları anlatır.
Kadir İnanır'ın son derece ölçülü oyunculuğu ve Şerif Gören'in yalın anlatımı, 12 Eylül'ün yalnızca cezaevlerini değil, toplumun ruhunu da değiştirdiğini hissettirir. Sen Türkülerini Söyle, yenilginin ardından ayakta kalmaya çalışan insanların hikâyesini anlatırken, unutmanın da bir yenilgi biçimi olabileceğini hatırlatan Türk sinemasının en değerli politik filmlerinden biridir.
Dünyada yaşanan işten çıkarmalar ile türkiye arasında şöyle bir fark var. Dünyada 4-6 maaş arası bir paket verilip çalışanlar çıkartılıyor. Türkiye’de ise mobbing ile insanları zorlama, hayatlarını morallerini mahvetmeye yönelik bir durum var. Ata sporumuz güreş değil mobbing
pofuduklar. alt tarafı özür dileyeceksiniz. federasyonuyla, hocasıyla, topçusuyla ağlamanız bitmedi bir haftadır. turnuvada sıfır çektiler suçlusu biz olduk amk.
Ülkenin insan sermayesi yetersiz, yeterli olanda burada değil el memleketlerinde. Şehir hafızası yok bizde. Kimse çocukluğundan bir binayı kendi evladına gösteremez. Kurumsal bina hafızası olmazsa şehirdeki insan şehire aidiyet hissedemez. Batılılar "kirli inci" diyorlar. ++
Gerçek gündem bu. Türkiye'de işçi sınıfının gerçekliği bu. Günde 12 saat, haftanın 6 günü. Toplam 72 saat eder. Önerdiği ücret asgari ücretin de altında yani. Ki ülkede açlık sınırı 35 bin yoksulluk sınırı 115 bin bu ülkede.
Dünyada futbol oynanan ülkelerin yarısından çoğunun katıldığı bir turnuvaya katıldıkları için villa dağıtılan, ama sosyal medyada bizi eleştiriyorlar diye basın toplantısı düzenleyip ağlayan ve turnuvaya ilk veda eden dünyanın en kırılgan, en toksik takımı. Dört dörtlük bir siyasal islamcı tek parti rejimi takımı.