içimde bir canlılık hissediyorum.
masmavi deniz, masmavi gök,
ağaçların hışırtısı ve rüzgar şahit
ben mutluluktan ağladım.
ben bir minibüse binerken ağlıyordum. mutluluktan.
mutlu da olsam ağırdı
hemen atmak istedim üstümden.
yapmadım.
sadece ağladım.
mutluluktan.
şimdi yara sızladı da hatırladım, onu sevip sevip sonra zorla kucağıma almıştım o da ellerimden kurtulmaya çalışırken tırmaladı beni ve aşağı attı kendini. ‘sınırlara dikkat edip kendi sınırını bilmezsen canın yanar’ dersi çıkardım buradan. yine kendim ettim kendim buldum yani.
* toplum, bireyin kendisinden ibaret değil de nedir?
*yavaş yavaş dünyayı olduğu gibi görmeye başlıyordum ve ömrümü bu varsayımsal olgulara, zorla beynime kazınıp da doğru kabul ettiğim “ bilimsel gerçekler”e karşı dehşet duyarak yaşadığım için kendime güldüm.
bi yurt dışına çıkıp gezmeyi düşündüm
sonra birden bir korkuya kapıldım iletişim kuramam kendimi anlatamam diye ve aniden korkunç bir şey farkettim ben aynı dili konuştuğum insanlarla çevrili olduğum yerde de bunu yaşıyorum.
@mutlubirelf bundan yakın zamanda bana da oldu. bu kutlama beklentisi olur düşüncesi içimize işlemiş sanırım. aslında karşı taraf belkide bir beklentiye girmiyordur biz beklentiye giriyor diye düşünüyoruz.