GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ❤❤❤TÜRKİYEM TÜRKLERİNDİR,
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE🇹🇷TÜRK'E DÜŞMAN OLANIN DÜŞMANI👊BEŞİKTAŞK🦅❤Turkish Mission Control Center S&R
Terör örgütü PKK, Türkiye içindeki tüm silahlı unsurlarını geri çektiğini duyurdu.
Oysa geçen yıl aynı vakitler benzer bir açıklama yapmış, Türkiye’den çekildiklerini bildirmişti.
1 yıldır aynı oyun.
Sen nasıl yabancı olabilirsin tatlı kızım?
Sen sadece kanda değil; yaradılışta, insanlıkta, canda, arzda ve vatandaşlıkta bizim öz be öz kızımızsın.
Benim kızım; Bilge ablan da senin gibi.
Gözleri çekik çekik, aynı babaannesi gibi.
O da Peçenek Türk’ü.
Büke kolu.
O çok çalıştı. Doktor oldu.
Sen de çok çalış.
Sen de insanlığa yararlı bir Türk ol.
Çünkü Türk’e çok çalışmak yakışır.
“Ne mutlu Türk’üm diyene!”
“Ne mutlu bütün insanlığı kardeş bilene!”
BİZİM TÜRK MİLLETİ YUNAN’A BENZEMEZ!
🇹🇷 Cihat Yaycı:
“Yunanistan’ın hesabı şu:
‘Türkiye’ye saldırırız, belirlediğimiz hedefleri vururuz, bazı yerleri yıkarız. Ardından 24 saat içerisinde büyük devletler araya girer, ateşkes sağlanır ve mesele kapanır!’
Sen Türkiye’yi vurduktan sonra Türk milletini kim tutabilir? Türk Silahlı Kuvvetlerini kim tutabilir? Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kim durdurabilir?
İlk 24 saatte büyük devletler araya girecekmiş, arabuluculuk yapılacakmış, mesele çözülecekmiş!
Bunlar geçmişte kalmış hesaplar!
Suriye’de kim arabuluculuk yapıp savaşı hemen bitirebildi? İran’da kim yapabildi? Ukrayna’da kim yapabildi?
Savaş öyle 24 saatte başlayıp bitecek bir iş değildir!
Savaş uzun soluklu bir iştir. Yunanistan’ın Türkiye ile böyle bir mücadeleyi sürdürebileceğini düşünmüyorum.
Türkiye’nin askeri gücünü, coğrafi üstünlüklerini ve Türk milletinin mücadele iradesini hesaba katmadan yapılan bütün planlar yanlıştır!
Ben size bir şey söyleyeyim:
Türkiye’nin kıyılarına bu kadar yakın olan Midilli, Sakız, Sisam, İstanköy, Rodos, Sömbeki ve Meis gibi adalardan söz ediyoruz.
Abartılı bir ifadeyle söylüyorum: Balıkçılarımızı çıkarsak Midilli’yi alırız!
Midilli gider, Sakız gider, Sisam gider, İstanköy gider, Rodos gider, Sömbeki gider! Meis zaten dünden gider!
Bizim Türk milleti Yunan’a benzemez!
Bunları Yunanistan’ın ileri sürdüğü saldırı senaryolarının ne kadar gerçek dışı olduğunu milletimiz görsün diye anlatıyorum.
Size askerlik dönemimden bir örnek vereyim.
Ben görevdeyken Yunanistan, deniz kuvvetlerine 500 sözleşmeli personel almak için ilana çıktı. Benim hatırladığım kadarıyla yalnızca 300 kişi başvurdu. Yani kontenjanını bile dolduramadı!
Biz ise Türkiye’de 5 bin kişilik alım için ilana çıktık.
550 bin kişi başvurdu!
Düşünebiliyor musunuz?
Bir tarafta kontenjanını dolduracak kadar başvuru alamayan bir ülke, diğer tarafta açılan kontenjanın 100 katından fazla başvuru alan Türkiye!
İşte Türk milletinin askerlik anlayışı, vatan sevgisi ve mücadele iradesi budur!
Yunanistan Türkiye’ye yönelik askeri hesaplar yaparken yalnızca silahları, gemileri ve uçakları değil, karşısındaki milletin iradesini de hesaba katmalıdır!”
🎥 Yayının tamamını izlemek için 👇🏻
https://t.co/JoKAlYiXtO
Daha önce dikkat çekmiştim, Fransa kaosa doğru yol alıyor. AB de! Süreç yeniden ulus devletleri öne çıkaracak! Türk kimliğinden, üniter ve laik yapıdan bırakın uzaklaşmayı daha çok sarılmamız gereken günlerden geçiyoruz. Ülkemizi yönetenlerin ve halkımızın dikkatine sunulur!
84 milyon Türk milleti doğduğundan itibaren aşılıydı ama 13 milyon sığınmacı ve kaçak, demografimizi bozduğu gibi aşı haritamızı da bozdu.
Milyonda bir görülen, bitmeye yüz tutmuş hastalıklar yüzde 1’lere kadar yükseldi. Şimdi anlıyor musunuz neden Zafer Partisi, bu kadar mücadele veriyor?
Yaw biz ortaokula liseye falan giderken kirpiğimizde rimel var, gözümüzde sürme var, saçımız toplu değil diye okula alınmazdık. Spor ayakkabı giyemezdik. Klasik olacak. Dersin ortasında okul idarasi ansızın gelip üstümüzü, çantamızı arardı. Ha o dönem öğrencilerinden çıkabilecek maksimum yasak madde sigara paketi, çakmak, kibrit. Ona da okul el koyardı. Şu olayı hiç unutmam mesela;
Bir Coğrafya öğretmeni vardı bundan yaklaşık 22 sene öncesinde Edirne 1. Murat Lisesinde ismi Hülya İzciler. Bir gün kızın birisini sigara içerken gördü. Bir osmanlı tokadı patlattı kıza, "ailen oku bir yerlere gel diye çaba gösteriyor, senin yerinde olmak isteyen, nice okumak isteyen kız çocuğu var utan biraz, arkadaşlarına da kötü örnek olma, bir daha elinde sigara görmeyeyim, disipline gönderirim" dedi.O olay orda kapandı. Çünkü eskiden okulda bir disiplin vardı. Aileler bizi okula verirken 'hocam eti senin kemiği benim, yaramazlık ederse gerekeni yap."Sanki okulda değil de askerdeymişsin gibi bir disiplindeydik. Biz çok dayak yedik mesela. Kimini hak ettik, kimini etmedik geçti gitti ama bunlara rağmen ben hep okulu arkadaşlarımı çok sevdim. Okulda bir şey olduğunda biz ailemize diyemiyorduk. Çünkü okulda zaten dayağı yemişsin, bir de evde mi yiyeceksin. Çünkü soracaklar sana öğretmen sana vurdu peki sen ne halt yedin? Ne cevap vereceksin. Koca bir hiç.
Bugün bir öğretmen bir çocuğa şu olayı yapsa aynı gün velisi okula gelir öğretmeni artık döver mi, öldürür mü, iyi ihtimalle öğretmen meslekten men mi olur, hapse mi atılır bilmiyorum.
Burda anlattığımı elbet eleştiren olacaktır. Lakin o hiperaktif diye tanımladığımız durdurak bilmeyen eşkiya davranışa 'dur' dediğinde durmuyor. Ailelerin biraz da kendi çocuklarına dönüp bakması gerek. Çocuk vurduğunda, tükürdüğünde, zarar veren davranışlarda gülmemesi gerek. Uyarması ve gerekeni yapması gerek. Bizim zamanımızda aman travma olur, ay psikoloğa git, aman pedogoga götür yoktu. Yaramazlığın tek tedavisi osmanlı tokadıydı.
O nesilden tüfekle okula giden, akran katili olan çocuk nesile nasıl geldik biz?
Buradaki en büyük hata ebeveynlerin yetiştirememesinde ve okullardaki katı disiplinin gevşemesinden, yetkinin okuldan çekilmesinden kaynaklı.
Esasen eski devirde kadın kısmısı evdeydi. Çocuğu kadın yetiştirirdi. Ancak şimdiki ekonomik koşullar nedeniyle annelerin çoğu çalışmaya mecbur, tek maaşla çocuk büyütmek imkansız. Bu durumda da maalesef çocuk ebeveyn gözleminden uzak vaziyette büyüyor. Büyüyor da nasıl büyüyor... Tabii bunu genele yayamayız. Halen çok güzel yetişen çocuklarımız da var.
İşte bu gecenin illüzyonu da bu. Ferhat ile Yasin tutuklandı, Torreira kırmızı gördü. Bir şeyler değişiyor algısı için zemin hazırlandı. Hiçbir şey değişmeyecek. Değişecek olsaydı; ligler durdurulur, TFF ve tüm kurulları hakkında soruşturmalar başlatılır, tüm kulüpler de didik didik inceleme altına alınırdı. Tıpkı bahis operasyonları gibi cambaza bak oynandı ve yine birilerinin önü açıldı.
Sınıfımda özel gereksinimli öğrenci/ler olduğunu ve bunu veli asla kabul etmediği için elimin bağlı olduğunu yazmıştım. Onlarca linç yedim vay efendim senin gibi öğretmen mi olur diyenler oldu 40 kişilik sınıfta 6 saat ders anlatmamış birileri tarafından