İzmir’de Ayşe Ortan, sahibinin "İçeri girme, otur" diye seslendiği tasmasız ve ağızlıksız pitbullun saldırısında işaret parmağını kaybetti.
Parçalanan parmak yerine dikilemezken, yaşananlar kameraya yansıdı:
"Köpek ortada olmadığı için halen korkudan sokağa çıkamıyorum."
@by__fth Tam 9 IQ,lu malum kitleye yedirilecek video olmuş. Arapçada da 6 harfi böyledir, 666 ne alaka? Bir de güya bir şey yapıyormuş gibi içeceği kaynatıyor 😂
MUSTAFA KEMAL'İ ULULAMAK İÇİN ENVER'İ HARCAMAK UCUZLUKTUR!
Ben Erhan Afyoncu'yu da Sefa Bey'i de üzmek, incitmek istemem ancak her ikisinin de Kemalist-Atatürkçü yalakalığın nişanesi olan böyle bir kıyasa itibar etmesi en hafif tabirle ayıptır, akademik ve ahlakî bir usul ve tavır değildir.
Enver askeri açıdan mütalaa ve Mustafa Kemal ile mukayese olunduğunda Makedonya, Trablusgarb, Balkan Harbi ve I.Dünya Harbi esas alınmalıdır. Görülecektir ki Enver, salt askerî değil siyasî bakımdan da ziyadesiyle başarılıdır.
Enver, Makedonya'da etnik ayrılıkçı çetelerin korkulu rüyasıdır. Trablusgarb'da adeta tek başına bir devlettir. Edirne tartışmasız Talat ile onun sayesinde bugün Türkiye topraklarındadır. Balkan Harbi'nde rezilane bir hezimete duçar olan ordu I.Dünya Harbi'nde tüm cephelerde aynı azim ve dirayetle harb eder hale gelmişse sebebi Enver'dir.
Enver bir dünya harbinde dev gibi ordulara karşı savaşan bir ordunun başıdır. Mustafa Kemal ise kendisinin başlatmadığı Türk-Yunan Harbi'nin komutanıdır. "Hatay'ı ben verdim, istesem vermezdim" diyen, "Batı Trakya'yı ben istemedim" diyen, Batum'u gereği yokken veren, Musul'u Lozan'da alacakken almayan, Yalçın Küçük'ün ifadesiyle "hep daha azı ile yetinen" biri idi.
Mustafa Kemal, Mondros Mütarekesi ertesi cephaneyi Pozantı ötesine taşıması asli göreviyken siyaset ve Harbiye nazırlığı ile ilgilenen, istifa edip İstanbul'a giden biridir. Zaten en iyi bildiği işlerden biridir istifa ama nedense Enver cezalandırmamakta, fırça ile iktifa etmektedir. Allah razı olsun ki Nihat Paşa olabildiği kadar silah ve cephaneyi kaçırdı Pozantı ötesine ama bu ara vakit de kaybedildi halbuki Mustafa Kemal'in işiydi bu. Tevfik Bıyıklıoğlu bunu Genelkurmay'ın bastığı kitabında üsluba dikkat ederek yazar, birileri ise Bıyıklıoğlu'nun yazdıklarını kuyruk acısına bağlar. Neymiş, Mustafa Kemal, Bıyıklıoğlu'nu Cumhurbaşkanlığı genel sekreterliği görevinden azletmiş de bunu unutmayan Bıyıklıoğlu yıllar sonra intikamını almış. Beyler, belgeler ortada ve hepsi de arşivde deve dişi gibi duruyor.
Mustafa Kemal'in mevzi Türk-Yunan Harbi'ndeki gayretinin bu denli yüceltilmesi için niçin Enver Paşa harcanıyor? Daha evvel yazdım, tekrar yazayım, Sakarya Muharebesi, ENVER KORKUSUYLA KAZANILMIŞTIR. Subayların kahir ekseriyeti ile Meclis'te bir grup milletvekili Envercidir; Kütahya ve Eskişehir hezimetinden sonra Sakarya'nın da kaybedileceği, bu işin ancak Enver ile başarılabileceği yüksek sesle dillendirilmektedir çünkü Mustafa Kemal'in orduyla değil siyaset ile meşgul olduğu söylenmektedir. Bunun farkında olan, sadece askeri değil siyasi geleceğinin de Sakarya'ya bağlı olduğunu çok iyi bilen Mustafa Kemal, tüm kartları masaya sürmüştür. Batum'da bekleyen Enver'in içeri girmesi an meselesidir çünkü.
Enver; aklı, mantığı, stratejiyi, taktiği en az Mustafa Kemal kadar bilmektedir. Osmanlı'nın I Dünya Harbi'ne girişte büyük devlet temsilcileri ile müzakereleri onun diplomatik zekasına da gösterir. Mustafa Aksakal ve Altay Cengizer bunu açıkça ifade eder.
Mustafa Kemal, siyasi geleceği için olduğundan farklı görünmüş, bir İslamcı gibi beyannameler kaleme almıştır. Padişaha "arz-ı ubudiyet"te bulunmuş, sonra da saltanatın ilgasına karşı çıkanları kelleleri ile tehdit etmiştir. Halifeye itaat ve sadakat zımnında mesela birçok Müslümanın kullanmaktan imtina edeceği saygıda ifadeler kullanmış, ilk fırsatta da hilafeti kaldırmıştır. Mustafa Kemal kendisini gizlemekte hayli mahir biridir. Bir televizyon programında Mustafa Kemal'in bu yönünü vurgulayan Taha Akyol'a, Mümtaz Soysal "siz Atatürk'e takiyyeci diyorsunuz" misillü bir ifade kullanmıştır.
Mustafa Kemal'i yüceltmek isteyenler bunda serbesttir ancak bunun için Enver'i harcama ucuzluğuna tevessül edilmemelidir. Şahsen her zaman böyle sakin ve nazik olamayabilirim. Klavyeyi kılıç gibi kullanmasını da biliriz.
Not: Milli Savunma Üniversitesi mensubu olmak belki Mustafa Kemal'i ululamayı gerektirebilir ama bunun için Enver'e haksızlık yapılmasını icap ettirmez.
Canını tehlikede gördüğünden sığınma talep ettiğini kendisi ifade ediyor. Ali Kemal’in linç edilmesi hadisesi Vahdettinde derin bir korku yaratıyor zaten o olaydan kısa bir süre sonra kendisi de kaçıyor. Can korkusu içindeyken kaşıkçı elmasını ceplemeyi düşünecek hali yok.
📢 Ahmet Anapalı:
🔸"Şimdi bir şey soracağım. Sen bu ülkeden kaçıyorsun. Kaçıyorsun ya, kaçacak kadar hain bir adam, kaçmak ihanet midir?"
🔸"Evet, bence de ihanettir. Vahdettin'in kaçmışsa eğer haindir. Kaçan bir adam yanına hazine, mücevher, elmas, yakut alır mı? Boş ver alma, ağırlık yapma, ne gerek var?"
🔸"Kaşıkçı Elması, dünyanın en kıymetli 5 elmasından biri. Gördün değil mi Topkapı'da Kaşıkçı Elması'nı?"
🔸"Ben bunu alsam, cebime atsam gitsem ne olur? Yedi sülalem zengin olur değil mi? Tabii tabii. Elması almıyor, bir iğne almıyor, toplu iğne almıyor."
🔸"Hatta 16 Kasım 1922 Perşembe akşamı Hazine Kethüdası, yani bizim dünyamızda Hazine Bakanı Refik Bey'i yanına çağırır.
🔸"Refik Bey'e der ki —o günlerde maaş birinden birine veriliyor— 'Benim maaşımın 13 günlüğü ne kadar yapar?' der."
🔸"Refik Bey der ki, 'Niye sordun?' Der ki: 'Anlaşılmıştır ki ben yarın gidiyorum. Bu millete 13 gün padişahlık yapamayacağım.
🔸"17 Kasım'da gidiyorum, 13 gün var. Bu millete 13 gün padişahlık yapamayacağım. Padişahlık yapamadığım 13 günün parasını almak haramdır.' der."
Atatürk gibi savaş ve siyasi kriz tecrübesi son derece yüksek, Trablusgarp’tan Çanakkale’ye, Kafkas Cephesi’nden Sakarya’ya kadar savaşmış, ölüm tehlikesi, ağır siyasi krizler, isyanlar ve suikast tehditleri görmüş bir insanın, birkaç ağır söz karşısında fenalaşıp bayılmadı ve ardından ölüm emri verdiği anlatıya ancak antikemalist aptallar inanır. Zeki Bey’in hatıratında kimden geldiğini belirtmediği kulaktan dolma bir ifade var sadece. Zabıtlarda da burada abartıldığı gibi değil. Gerçi size göre zabıtlara da ekleme çıkarma yapılmıştır, o yüzden kulaktan dolma hatıratlarla kendinize tarih yazıyorsunuz.
Galatasaraylı olmama rağmen şunu net söyleyebilirim ki en iktidar yanlısı taraftar grubu günümüz Ultraslan grubudur. Atatürkçülük olsun, hükümeti protesto etmek olsun, GFB ve Çarşı’nın eline kimse su dökemez.
UltrAslan Lideri Sebahattin Şirin’den geri adım:
“İncitici gelişmelerin ağır etkisi altında sinirle sarfettiğim sözlerden sanki terörist Apo'yu savunduğum gibi tamamen aksi bir anlaşılma çıkması benim açımdan kabul edilemez bir durumdur.”
Almanya'dan Türkiye'ye gelen gurbetçi:
"Biz 1 ay tatil yapmak için 11 ay çalışıyoruz. Buradaki insanımız her hafta sonu tatilde.
Memleketinizin kıymetini bilin desem belki bilemezsiniz. Ancak yurt dışında yaşayınca anlaşılır."
@aykiri Hazır Gs taraftarı yönetime transfer diye yüklenmeye başlamışken, Ümit mabadından böyle bir iddia ortaya atıyor ki Gs taraftarı heveslensin, sonra transfer olmayınca ortalık daha da kızışsın.
2026 Türkiye’sinde bebek katilinin maymun suratı sokaklarda dolaştırılıyor.
Yerli/milli hamaseti yapan kansızların, siyasi emelleri için ne kadar ilkesiz ve omurgasız olabileceğini görüyoruz.