Emniyet Gen.Müd. bir internet ihbar hattı kurmuş. Suçu/suçluyu ihbar edecekseniz, sistem sizden suçun işlendiği adresi ve görsellerini istiyor!?
TC kimlik numaranızı, telefonunuzu ve adresinizi de kayıt altına alıyor.
Sonuç:
Polis suçluları bulmadan, suçlular sizi buluyor.🤷♀️
İsrail askerleri tarafından 1 hafta önce zorla kaçırılan 10 yaşındaki çocuk dün idam edildi!
Kendi çocuğun değil diye mi susuyorsun? Susma! Lütfen hızlıca paylaş!
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel:
"Ben devletin valisiyim, emniyette ifade vermem."
Mealen: "Ben devletin kendisiyim. Ben o sefil halktan değilim, benim bir ayrıcalığım olmalı. Anayasanın bana farklı çalışması lazım. "
Bu Tunceli valisinin kendi düşüncesi mi zannediyorsunuz?
Bu düşünceye bir o mu sahip zannediyorsun?
Bürokrasideki herkes neredeyse böyle.
Bu kişi sadece kirli ve korkunç işlerin ucu ona çıkınca gerçeği dile getirmiş.
Çünkü şimdiye kadar bu ayrıcalıktan sonuna kadar istifade etmiş.
Ve bu ayrıcalıktan istifade etmeye devam eden yığınla kişi var.
Onlar da tam olarak böyle düşünüyor.
Düşüncelerinden de vazgeçmiş değiller.
Onların görevlerini güya kötüye kullanmamış olmaları bir şey değiştirmez.
Bu düşüncenin kendisi görevi kötüye kullanmak zaten.
Bu zihniyetteki biri önce gücü arkasına alarak kendini kayırır.
Ve halkın önemli bir kısmı bu zihniyeti destekliyor bunu unutma.
"Hayır desteklemiyoruz" deseler bile doğru söylemiyorlar.
Bu laflarına sakın inanma.
Devletin gücünü makamın gücünü paranın gücünü arkasına alan insanlara halkın önemli bir kısmının nasıl baktığını gözlemle.
Kendi haklarını savunan ama makam ve parası olmayan kişileri halkın önemli bir kısmının nasıl küçümsediğini, terk ettiğini gözlemle.
Göreceksin ki halkın o önemli kısmının istediği ile yaptığı arasında 180 derece fark var.
Ve bu zihniyettekiler bu yüzden hala makamlarındalar.
İşte böyle yönetiliyorsun Türk halkı!
Sen şimdi eski Tunceli valisine kızabilirsin...
Doğru, kız kızabildiğin kadar.
Ama mevzu Tunceli Valisi değil.
ZİHNİYET.
Ve bu zihniyeti yaşatmaya sen devam ediyorsun!
Seçimlerin, tepkisizliğin hepsi bu zihniyeti besliyor.
Bu karabasanın sonuçlarını yaşamaya devam edeceğiz.
Tam 10 bin fidan !!!
Ümmetin gençlerini gözümüzün önünde topluca idama götürüyor!
"Ümmet" sadece izliyor !
Vallahi de, billahi de, tillahi de bu vebalin altından kalkamayacağız !!!!
İDAMLARI DURDURUN !
💢 ChatGPT, ABD Savunma Bakanlığı
ile askeri ağlarda kullanım anlaşması imzaladıktan sonra 1,7 milyon
kullanıcı kaybetti.
Elden ele yayın
Telefonlarınızdan silin ⚠️
Bir Şii Gazetecinin tespitleri.
“Biz arlanmaz, utanmaz bir toplumuz. Ve tarihi gerçekler asla unutulmamalı!
1) Şam, İran ve Irak’ı kim fethetti?
Ömer bin el-Hattab, Sünni.
2) Pakistan, Hindistan ve iki nehir ardındaki ülkeyi kim fethetti? Muhammed bin Kasım, Sünni.
3) Kim Kuzey Afrika’yı fethetti?
Kuteybe bin Müslim, Sünni.
4) Endülüs’ü kim fethetti?
Tarık bin Ziyad ve Musa bin Nasr, Sünni.
5) İstanbul’u kim fethetti?
Fatih Sultan Mehmet, Sünni.
6) Sicilya’yı kim fethetti? Esed bin Furat, Sünni.
7) Kim Endülüs medeniyetini kurdu ve ilim yuvası yaptı? Emevi Halifeleri, Sünni.
8) Hıttin’de Müslüman lider kim idi?
Salahaddin Eyyubi, Sünni.
9) Ayn Calut’ta Müslümanlar’a kim liderlik etti ve Moğollar’ı hezimete uğrattı?
Seyfeddin Kutuz ve Rukneddin Baybars, Sünni.
10) Kim İspanya’yı bozguna uğrattı Fas’ta?
Abdulkerim al-Hattâbi, Sünni.
11) Kim İtalya’yı hesap vermeye zorladı Libya’da?
Ömer el-Muhtar, Sünni.
12) Ve yakında kim Rusları perişan etti Çeçenistan’da? Şeyh Şamil, Dudayev, Şamil Basayev ve Hattab, Sünni.
13) Kim Rusya’yı (SSCB) Afganistan’da hezimete uğrattı? Afganistanlı Sünniler.
14) Kim yine Afganistan’da NATO’nun yüzünü toprağa sürttü? Sünnîler
15) Kim Amerika’nın Irak’tan çekilmesini sağladı?
Sünnîler.
Lakin biz Şiî olarak çocuklarımıza ne bıraktık?
1) Kim Hz.Hüseyin’e ihanet etti ve Kerbela’da yalnız bıraktı? el-Muhtar es-Sekafî, Şii.
2) Abbasi Halifesi Râdî Billah’a kim ihanet etti?
Buveyhiyyûn, Şii.
3) Irak’ı Moğollar’a satan kim? İbnü’l-Alkami, Şii.
4) Kim Hülagü’nün pis işlerini örtbas ederdi?
Nasır al-Tusi, Şii.
5) Kim Moğollar’a Şam işgalinde yardım etti? Şiiler.
6) Kim Fransızlar’a yardım etti Müslümanlara karşı?
Fatimiyyun Şiileri.
7) Selçuklu Sultanı’na kim ihanet etti?
Tuğrul al-Basasiri, Şii
8) Kudüs’ü işgalde Haçlılar’a kim yardım etti?
Ahmet bin Ata’, Şii.
9) Kim Salahaddin Eyyubi’nin ölümünü organize etti? Kenzü’d-Devle, Şii.
10) Hülagü’yü Şam’da kim ağırladı?
Kemaleddin bin Bedr al-Tiflis, Şii.
11) Suriye’de kanlı rejimle kim birlik oldu ve Rusya’ya destek verdi? Ali Hamaney, Şii.
Görülüyor ki, Şiilerin kalemleri, kılıçları ve dilleri hep Sünni Müslümanlara karşı olmuştur. Ve her ne kadar biz Kâfirlere karşıyız deseler de kalpleri Kâfirlerle beraberdir."
Siyaset Bilimci ve Gazeteci Mehmet Dağıstanlı
Memleketin birinde uzun süre yağmur yağmamış. Ne kadar dua ettilerse de olmamış. Zamanın bir alimine danışmışlar. Alim "Ben size yağmur duası ederim ama önce beni bu memleketin en fakir ailesine götürün" der.
Götürürler. Alim "bir eksiğiniz var mı?" diye sorar. Ev ahalisi şöyle der. "Çok şükür, eksiğimiz yok ama şu damımızın onarılması lazım, akıyor. Biz de sabah akşam dua ediyoruz yağmur yağmasın diye."
Alim ahaliye dönüp şöyle der "Önce şu damı onarın, sonra duaya çıkın. Bu evin çocuklarının duası sizin duanızdan üstün geliyor."
İstedikleriniz olmuyorsa bir düşünün. Sizin duanız, duası sizden daha makbul bir başkasının korkulu rüyası olmasın..
1-
Patron: "20 dakika geciktin.."
Çalışan: "Dün son dakika raporunu bitirmek için geç saatlere kadar çalıştım."
Patron: "Anlıyorum... ama turnikelerden geçiş zamanları kontrol ediliyor.."
Ertesi gün, çalışan tam zamanında gelir.
Ve saat 18:00'de bilgisayarını kapatır..
Ekstra ...
“Teraziyi Kim Tuttu?”
Güzel bir ülkede, kimsenin çok konuşmadığı ama herkesin sırtına yük bindiren bir meslek grubu vardı.
Onlar sayıları saymaz, sayılmayanları bulurdu.
Gece ışıklar kapandığında çalışır, gündüz herkes uyanıkken hesap verirdi.
Uzun zamandır bir beklentileri vardı:
Yaptıkları işin ağırlığıyla orantılı bir karşılık.
Ne fazlası, ne eksiği.
Sadece hak edilen.
Bu beklenti konuşulmaya başlandığında, iki farklı ses yükseldi.
Birincisi sakindi.
“Elbette herkes değerlidir,” diyordu,
“ama emeğin değeri, yapılan işin sorumluluğuyla ölçülür.
Eşitlik, herkese aynı vermek değil;
hak edene hakkını vermektir.”
Bu ses teraziyi tutuyordu.
Bir kefede liyakat,
diğer kefede adalet vardı.
İkinci ses ise daha gürdü.
Kalabalıkların arasından konuşuyor,
mikrofonu elinden bırakmıyordu.
“Durun!” diyordu,
“Birine fazla verirsek düzen bozulur.
Herkes aynı olmalı.
Fark oluşursa adalet zedelenir.”
Bu sözler,
normalde hakkı savunması beklenen bir yerden gelince
herkes bir an durup düşündü.
Çünkü garip bir mantık vardı ortada:
Çok çalışanla az çalışan arasındaki farkı yok etmek,
adalet sayılıyordu.
Kalabalıktan biri fısıldadı:
“Demek ki bu ülkede adalet,
kimsenin rahatsız olmamasıymış.
Rahatsız olanlar zaten yıllardır sayılmıyormuş.”
Hikâye burada biraz komikleşti.
Çünkü hak almak için kurulan yapı,
hak verilmemesi için( @_aliyalcin_ )gerekçe üretmeye başlamıştı.
Teraziyi tutan ses yeniden konuştu:
“Biz kimsenin önüne geçmek istemiyoruz.
Sadece görünmez olmaktan çıkmak istiyoruz.
Liyakat adaleti bozmaz;
liyakat yok sayılırsa adalet çoktan bozulmuştur.”
Mikrofonu tutan ses bir an sustu.
Ama kalabalık artık susmuyordu.
O günden sonra herkes şunu fark etti:
Bir ülkede adalet,
teraziyi kimin tuttuğundan çok,
kimin tartıldığıyla ilgilidir.
Ve bazen,
en çok yük taşıyanlar,
en hafif sayılanlardır.
Ve artık mesele terazinin bozulması değildi.
Mesele, bozuk olduğunu bilenlerin susmasıydı.
Adalet, herkes rahat etsin diye eğilmez.
Eğiliyorsa, orada artık adalet yoktur.
Teraziyi tutamayanlar,
onu devirmekten söz etmeye başladığında
en ağır yük yine
en çok taşıyanların omzuna biner...
@avabdullahguler@mehmedmus@MKalayci42@ifarukaksu
Harun Reşid'in oğlu Me'mun henüz çocuk iken, hocası sebepsiz yere sopayla ona vurmuştu. Me'mun:
-'Neden bana vurdun?' diye sordu. Hocası ona sadece:
-'Sus!' dedi.
Biraz konuştular. Me'mun tekrar sordu:
-'Neden bana vurdun?' Hocası yine:
-'Sus!' dedi.
20 yıl sonra Me'mun halife olunca, ilk iş olarak hocasını çağırttı ve:
-'Bana neden sebepsiz yere vurmuştun?' diye sordu. Hocası tebessüm ederek:
-'Onu hâlâ unutmadın mı?' dedi.
Halife Me'mun:
-'Vallahi asla unutmadım.' dedi.
Hocası tarihe ibret olarak not düşülecek şu sözleri söyledi:
-'Zulme uğrayanın asla unutmayacağını öğrenesin ve kimseye zulmetmeyesin diye yaptım. Sakın ha kimseye zulmetme! Çünkü zulüm, yıllar geçse de kalpte sönmeyen bir ateştir dedi...