Dünya adil değilken ben neden adil oynuyorum (?)
Mutlu olunca kadınların güzelliği...
Bu kadar facia kadinin arasına nasil düştüm, vizyonsuz sadece dedikodu engereği...
Halbuki kendim gibilerle mutluyum.
Bazen insan mutsuz değilde bu engereklerle...
Ne demisti; olmasi değil de olur gibi olması...
Dünyada mutlulugu arama der Hûd suresi.
Ev senin; fırında yemegin, çayın hazır ocakta...Yine de yetmez insana.
Ben de düsüncelerimle, olduğum gibi sevilebilirim sanmıştım. Ama insanlara her zaman ne verdiğin önemlidir. Seni bir bulut, bir avlu mutlu ederken lüks bir villa için savaşan insanlarla aynı kaldırımda bile var olunmuyor.
Palyaço şiiri gibi..onun da kimin olduğu belli değil.
"Tamah ve yağma çağı" demiş o kadar doğru ki garip bir rüyayla seni gördüm. Sonra gecenin bu saatinde eskiden evlerin avluları vardı ne güzeldi şimdi küçücük kareler...eskiden hoşgörü nezaket vardı. Küçüğü kollamak...
Şimdi yaşam bir kıyas. Senin var benim yok kavgası.
Olmayanı kınama çağı...
Eşi yok diye, arabası, çocuğu, işi...
Her şey maddileşince avlulara da gerek yok, sıkışsın insan eve, bir odaya, kafasının içine...mutluluğu da eşyayla, ilaçla, kozmetikle satsınlar.
Neresinden var olunur ki bu düzenin(?).
Sadece bir rüya görmüştüm.