Hayat doğrusal bir çizgide ilerlemiyor, döngülerle seyrediyor. Yükseliş ve düşüşler, genişleyiş ve daralışlar. Dolambaçlar, kıvrımlar. Mevsimleri oluyor ömrümüzün, kah yeşeriyor, kah yaprak döküyoruz. Tutunduğumuz bir yer olmalı.
İnsanı sağlam tutan, değerlerine sadakatidir.
“Hayatın amacının “mutlu olmak” olduğuna inanamıyorum. Bence hayatın amacı yararlı olmak, sorumlu olmak, onurlu olmak, şefkatli olmaktır. Her şeyden önce, yaşadığına değmesidir: Hesaba katılmak, bir şeyleri savunmak, yaşamış olmakla bir fark yaratmış olmaktır.”
― Leo Rosten
Küçük bir iyilik, insana yeniden hayat aşısı yapabilir. Ya da küçücük bir günah onu buhranlara savurabilir. Hayat küçük ayrıntıların bütüne tesiridir bir yerde. En küçük iyiliklerden bile kaçınmayın, üşenmeyin. Zira hangi büyük değişikliklere vesile olacağı bilinmez.
"Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder. Çünkü her yerde olmak, hiçbir yerde olmamaktır" diyor Montaigne
Hayatın her alanı için muazzam bir ölçü. Önünde meşgul olunacak anlamlı bir hedef bulundurmayı ve odağını gereğinden fazla dağıtmamayı öğrenmeli insan.
İslamın izzetini korumak için canını feda etmeyi göze alan Filistinliler, Mescid-i Aksa’ya akın ederek dik duruşlarını kutluyor !
Kudüs’ün özgürlüğünü de kutlamaları dileğiyle… 🤲
Umutsuz olan sussun, konuşmasın; hükmü yok zira Rabbin nazarında. Yarınlar nice kıyamlara gebe; karanlık geceler nurdan aydınlık sabahlara evrilecek. Ve yeni bir gelecek, ancak umut edenlerin omuzları üzerinde yükselecek.
Müsterih olun, hiçbir şey Allah'ın kudretinden müstesna değildir. Taşlar birbirine sicim sicim döşelidir; tek bir kusur bulunmaz. Kendi iradenden büyük bir irade var, bunu bil. Hakkımızda ne olacaksa, hayrı da muhakkak sinesindedir.
Beklemekle bir tecelli hâsıl olsaydı, ölüler, dirilerden daha kazançlı olurdu. Kökü yeraltında çiçekler bile ışığı görünce ona doğru dönerler. Zaman hızla tükeniyor. İnsan da yürüyerek ulaşır menziline; olduğu yerde bekleyerek değil.
"Zekanın bir işareti, yeni gerçekler karşısında fikrinizi değiştirme yeteneğidir.
Bir bilgelik işareti,yanlış olduğunu kabul etme korkusunun,doğru yapmanı engellemesine izin vermeyi reddetmektir.
Yeni bir şey öğrenmenin sevinci, sonunda eski bir şeyi unutmanın acısını aşıyor."
Paranın peşinde koşarken başarılı olanı,
Başkasıyla yarışırken yarışı kazananı,
Hırsla, hasetle çalışırken mutlu olanı,
Paylaşmadan zengin ve huzurlu olabileni,
Kıskanarak elde edebileni,
Ya da bunların herhangi birini sürdürebileni hiç görmedim.
Kitapları günümüze kadar gelen, hala hayırla yad edilen ulemanın ortak bir özelliği var, bu adamlar sadece alim değil aynı zamanda abid adamlar. Yani ilmin bereketlenmesi için zeki olmak, çok okumak, çok yazmak yetmiyor. İlmin sadaka-i cariyesi için zahid olmak da gerekiyor.
İlim ehline yakışan şey şartlar ne olursa olsun vakardır, tevazudur, sözünün değerini yere düşürmemek ve ilmin izzetini korumaktır. Öfkeden, sözün şehvetinden, gündemin ve güncelin akışına kapılmaktan her koşulda uzak kalmayı bilmektir.
Bir "Türkiye'de yaşayamam" furyası türedi. Cemil Meriç onlara yıllar öncesinden şöyle seslenmişti:
"Ülkelerini yaşanmaz bulanlar, ülkelerini yaşanmaz kılanlardır."
Yanlışa, yanlış demez isek, kendini doğru zanneder. Bir doğru için kırk yanlışa tahammül edersek, doğru, doğruluğunu yitirir. Bu sebeple, ihtilafta hayır vardır. Çünkü hakikat, tüm koşullarda muhakkak ve nihayet galip gelir.
Cenab-ı Hakk zamandan ve mekândan münezzehtir.
Öyle ki zamanın bir faslındaki bir meseleye, ondan çok önceki bir başka vakıayı vesile kılar.
Ecdadın asırlar ötesinden ahfadına olan duasını, ezel cânibinde kabul eder.
Zira ezel, mazi silsilesinin bir ucu değildir, zamansızlıktır.