Kesintisiz 30 yıl süren bu onurlu mücadelede en büyük engeli, iktidara gelen çoğu RÜŞVETÇİ, SAHTE MİLLİYETÇİLER çıkardı.
2022'de Başbakan olan ve ALTINBAŞ'IN MALUM HEDİYELERİNE(!) BAYILAN BAŞBAKAN ÜNAL ÜSTEL ve ULAŞTIRMA BAKANI ERHAN ARIKLI ile, geçen yıl boğaz boğaza geldim.
Beni yalan yazmakla, ortalığı karıştırmakla, halkı kışkırtmakla suçladılar, yılmadım, hak ettikleri şekilde ağızlarının payını BELGELERLE verdim.
VE şimdi tarihi plaj artık ASKERİMİZDE.
Yapılacak açık hava müzesini dört gözle bekliyoruz
HAYIRLISI OLSUN
Sayın
ANKARA’lılara DUYURULUR …
NATO toplantısı boyunca LÖSANTE Yetişkin ve Çocuk Hastanemiz 24 saat NÖBETÇİDİR.
Kırmızı hatlar dışında kalan
LÖSANTE
Acil servis / Ameliyathane Tüm Poliklinik ve EVDE BAKIM Servisleri ile hizmetinizdedir .
Randevu için: 0.312.666.7.666
İncek🌻💐
Bir Yunan televizyonunun yayınından...
✍️🏻1821'den önce Mora Yarımadasındaki Türk sayısı 42.750 imiş.
Sonrasında ise sıfır!
✍️🏻Çocuk, genç, kadın, erkek, yaşlı ayırtetmeden çok tipik bir soykırım gerçekleştirilmişti.
Bıraktık Türk olmalarını, şunu, bunu, bir insan olarak düşünün!
✍️🏻Onlar da benim, sizin gibiydi. Devletlerinin varlıģıyla güç buluyor, mutlu, huzurlu bir şekilde yaşıyorlardı.
Muhtemelen her gelişmeyi, Yunan örgütlenmesiyle ilgili haberleri muhtemelen "DEVLET AKLI VAR" diye önemsemiyor, yüzyıllarca komşuluk ettikleri Yunan'ların onlara saldıracaklarını ise düşünmüyorlardı!
✍️🏻Ve bir gecede yokedildiler!
✍️🏻Sahi, oradaki vatandaşlarına sahip çıkamayan devletin ismi neydi?
O devletin, onları koruyacak aklı ve gücü var mıydı? Yoksa neden yoktu?
Onlar katledilirken o devleti yönetenler ne yapıyordu?
Al-i Osmanlı diye o devletin her dönemini eleştiriden münezzeh tutanlara soruyorum!
✍️🏻Sonrasında onların anısına bir taş bile dikilmedi biliyor musunuz! Bu anlamda o günden bugüne tüm devleti yönetenleri eleştiriyorum!
Ne Girit'te, ne Mora'da, ne Balkanlar'da, ne de diğer coğrafyalarda katledilen yüzbinlerce canımız yok sayıldı! Sanki buharlaştılar! YAZIK!
✍️🏻Bu belleksizlikle inanın bu coğrafyada yaşayamayız dostlar!
En azından bu tür olayları, bu görseller üzerinden paylaşıp kamuoyuna anımsatalım, adlarına bir taş dikemesek, Yunan'ı soykırımcılıkla suçlayamasak da aziz hatıralarına saygı duyup dua edelim ve dahası ders alalım...
✍️🏻Bir de kıssadan hisse, bugün de stratejik hatalar yapılırken, buna "DEVLET AKLI" filan diyenlere "hadi öteye" diyelim!
“Vicdanım el vermiyor ama sizi dışarı almam lazım...”
⚠️ TSK'dan ihraç edilen teğmen Serhat Gündar, yeğeninin mezuniyet töreninden çıkarıldı!
Saygı Öztürk, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı attıktan sonra TSK’dan ihraç edilen teğmen Serhat Gündar’ın, yeğeninin Genelkurmay Eğitim ve Doktrin Komutanlığı’ndaki mezuniyet töreninden İstihbarat Başkanı emriyle çıkarıldığını iddia etti:
• Genelkurmay Eğitim ve Doktrin Komutanlığı’na (EDOK) bağlı Muhabere, Elektronik ve Bilgi İşlem Sistemleri Sınıf Okulu’nda, dün mezuniyet töreni vardı.
• Tıpkı, teğmenlerin yemin töreninde olduğu gibi anneler, babalar, kardeşler, yeğenler de kontrol edilip nizamiyeden içeriye alınıyordu.
• Yeğeninin mezuniyet töreni için gelenlerden birisi de, “Hizmetin yerine getirilmesine engel olduğu”gerekçesiyle dört arkadaşıyla birlikte TSK’dan çıkarılan Atatürkçü teğmenlerden Serhat Gündar’dı.
• Serhat Gündar, dün neler yaşadığını bize şöyle anlattı;
“Cumartesi sabah 07.00’de, yeğenimin yemin törenini izlemek için sıradan sivil bir vatandaş olarak kışlaya girerken, Nizamiye personelinin beni tanıması üzerine Muhabere Elektronik ve Bilgi İşlem Sistemleri Sınıfı Okulu istihbarat başkanına bilgi verdiler.
İstihbarat Başkanı kışlaya alınmamam talimatını verdi. Kışla personeli, ‘komutanım size gelin çay ısmarlayayım, vicdanım el vermiyor ama sizi dışarı almam lazım’ diyerek dışarı çıkarıldım.
Teröristlerle aynı masaya oturan zihniyetin, bize karşı yapılan bu muamelesine şaşırmasam da insanın içeride emir komuta edeceği askerleri yan yana görev yapacağı devrelerimin olduğu kışladan hain muamelesi görerek dışarı çıkarılmak, TSK’dan ihraç edilmekten daha da çok zoruma gidiyor.
Beni ihraç eden zihniyeti biliyoruz ve karşılarında dimdik duruyoruz.
Ancak ülkemin gözbebeği ordumuz Türk Silahlı Kuvvetleri personeli tarafından buna maruz kalmanın açtığı yarayı tarif etmekte zorlanıyorum.”
“Kıbrıs NATO'ya girsin, Türk askeri adadan çekilsin, Türkiye'nin garantörlüğü sona ersin; Türklerin yeni garantörü NATO olsun” söylemleri yükselirken...
Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması, artık kesinleşmişken...
“Terörsüz Türkiye” süreciyle birlikte Anayasa değişikliği tartışmaları gündemin merkezine yerleşmişken...
Trump'ın Türkiye özel elçisi Tom Barrack'ın, “Ulus devlet yerine Osmanlı modeline dönün” sözleri yankılanırken...
İşte tam da böyle bir dönemde...
Trump'ın Türkiye'yi çok sevdiğini söylemesi…
Sizi bilmem ama, beni çok çok endişelendiriyor.
@kvdkvuraldogan@celikahmet8179 Kemal Bey dediğiniz gibi hesaplama yapılmıyor, hesabın yapıldığı tarihe kadar ki yıl yıl asgari ücretler neyse onlar uygulanır 2026 yılında rapor hazırlandıysa 2026'nın asgari ücreti ileriye dönük uygulanır. Şunu da sormak lazım haksız fiili işleyen kişi haksız fiile maruz kalan+
Akılalmaz bir yasa değişikliği girişimi daha:
Borçlar Kanunu 55.maddesine bir fıkra eklenerek
Tazminat hesaplama yöntemleri kanun hükmü haline
getirilmek ve faiz "karar tarihinden" başlatılmak isteniyor. Buna göre:
İşlemiş dönem zararı için faiz olay tarihinden,
İşleyecek dönem zararı (yani yargılama sonucu belirlenen tazminatın asıl büyük kısmı için) faiz “karar tarihinden” işletilecekmiş.
Bu akıl ve vicdan yoksunu yasa değişiklik teklifi
hukukun temel ve evrensel kurallarına aykırıdır. Çünkü:
1) Tazminat hesapları kanunla düzenlenmez; bu, teknik bir konudur; zamanla formüller, kurallar ekonomik göstergelere göre değişebilir.
2) Haksız fiillerde faiz başlangıcı, her zaman her durumda olay tarihi olup, bu “Zarar veren daima temerrüt halindedir) (Fur semper in moro” evrensel kuralının gereğidir.
3) Geçmişte de, gene işverenlerin isteğiyle, 1993’de Ankara’da toplanan bir sempozyumda tazminat hesaplama yöntemleri değiştirilmiş ve faizin karar tarihinden başlatılması kararlaştırılmış olup, Yargıtay’ın
İş Hukuku Daireleri bir süre bunları uygulayarak pek çok kişiyi haksızlığa uğrattıktan sonra, Hukuk Genel Kurulu kararıyla bu vicdansızlık örneği uygulama sonlandırılmıştır.
4) Aynı biçimde biri 2016 yılında, diğeri 2021 yılında 2018 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90.maddesinde yapılan değişiklikle “tazminatların sigorta genel şartlarına göre hesaplanması”
Kanun hükmü haline getirilmiş: her iki kanun
değişikliğini de Anayasa Mahkemesi’nde iptal ettirdik.
Sonuç: TBK 55.maddesine eklenen akılalmaz fıkra TBMM’de kabul edilirse, sizler, benim gibi mücadele edip, Anayasa Mahkemesi’nde iptal ettirmelisiniz.
@Arabuluculuk_ Daha bir hafta önce daire başkanlığı izninizle yenileme eğitimi yerine geçen tarımsal sözleşmelerden kaynaklı uyuşmazlıklarda arabuluculuk eğitimi açtırıyorsunuz. Eğitimin ilk günü böyle bir bildiri yayınlıyorsunuz.
Idareye Güven ilkesini bu uygulamanızda nereye koyacağız!?
@puleragema İşin ilginç tarafı bu döven polislerin içinde öğretmenlik mezunu olanlar ya da aynı üniversitenin farklı bölümlerinde okumuş ve aynı kantini paylaşmış kişiler var. Bazı şeyler haysiyet işidir.
Asgari ücretin de altında maaşlara çalıştırılan Özel Sektör Öğretmenleri ve derece yaptıkları halde atanmayan Öğretmenleri günlerdir Ankara'da dövülüyorlar...
Güvencesizliğe isyan eden ve hakları için günlerdir Ankara'da nöbet tutan öğretmenleri NATO önlemleri gerekçesiyle yaka paça yerlerde sürüklüyorlar!
Yuh olsun..
@savasmoglu Manttıkları yetmediğinde her cümlenin sonunu tehdide ölüm imasına bağlamaları, profillerine bakmadan hangi partili olduklarını belli ediyor. Bir kere daha profile girip bakınca tezimde yanılmadım. Burada cevap yazmakla vakit kaybetme git pkklı kankalarına gez.
Kışlanın kapısına değil, arsasına aşık olmuş bir düzenle karşı karşıyayız!
Şehir kışlanın üzerine yürüdü diye bedeli kışla mı ödeyecek? 15 Temmuz bahanesiyle askeri kabiliyet zayıflatılamaz! Hele hele rant için bir milletin savunma hafızası asla dağıtılamaz! #HainsizTürkiye
AKP döneminde hayata geçirilen kılçıksız soygun modeli!
2018-2025 yılları arasında;
AKP’nin 5 yandaş şirkete ait santrallere, üretmedikleri elektrik için, 559 milyon dolar teşvik ödemesi yaptığını tespit ettik.
Bunun adı, devletin kasasını yağmalamaktır!
Arabuluculuk sürecinde haksız azil söz konusu olduğunda uygulanması gereken hükümlere ilişkin Antalya BAM 3.HD 2025/607 E. 1586 K.20/10/2025 kararı⤵️
📍Kararın özü arabuluculuk sırasında haksız azilde avukat hem akdi hem karşı vekalet ücretini nispi olarak alır, üstüne arabuluculuk katılım ücreti de eklenir.
Karara göre;
📍Akdi vekalet ücreti → Sözleşme varsa sözleşmeye, yoksa AK m.164/4 uyarınca sulh olunan tutar üzerinden nispi olarak (AAÜT’deki kademelere göre) hesaplanır.
📍Karşı vekalet ücreti → Aynı nispi tutar ayrıca karşı vekalet ücreti olarak da ödenir. Yani bulunan rakam x2 yapılır.
📍Arabuluculuk katılım ücreti → Bunlara ek olarak AAÜT’deki arabuluculuk görüşmelerine katılım ücreti (kararda 1.080 TL) ayrıca ödenir demiş.
Somut olaya göre: 75.000 TL anlaşma bedeli üzerinden AAÜT’ye göre 10.550 TL bulunmuş, bu rakam x2 = 21.100 TL + 1.080 TL arabuluculuk katılım ücreti = 22.180 TL toplam.
Via/İrem Bayrak(Hakim)
Kanal İstanbul, yaratacağı Batı İstanbul Adası ile sadece Trakya savunması açısından değil, 25 milyonluk İstanbul için de jeopolitik bir kırılganlık yaratacaktır. Türkiye’nin en büyük nüfus, ekonomi, finans, sanayi ve lojistik merkezinin ana karadan yapay bir su yolu ile ayrılması; savaş, kriz, sabotaj, terör, doğal afet ve olağanüstü hâl koşullarında savunma, ikmal, tahliye ve güvenlik planlamasını çok daha karmaşık hale getirecektir.
Kişinin iç çamaşırına kadar soyunmasının istenmesi halinde, artık arama değil, beden muayenesi söz konusudur. Ceza infaz kurumuna girerken üst araması yapılır; ancak beden muayenesi yapılamaz! Yapılırsa şayet, bu durum salt görevi kötüye kullanma olarak değil, kamu gücü kullanılarak işlenmiş işkence olarak değerlendirilmelidir.