9 yıl önce söylediğim şeyi tekrar edeyim:
“Türkiye'de 20 milyon hane var. Her aile 500 m² bahçeli tek katlı evde otursa ancak Konya yüzölçümünün dörtte biri yani 10.000 km² ediyor.”
Yıkmayın. Tam tersine şu siyah noktalardan planlı ve ekolojik şekilde dileyen herkesin hicret edebilmesi için uygun politikalar belirlemek gerekiyor. İnsanlar artık kentlerde hapsolmak istemiyor. Barınmayı rant ve yatırım alanı olmaktan çıkarın.
Mevcut hobi bahçelerinin de ekolojiye uymayanları varsa ekolojik hale getirilmesini sağlayın. Hatalar varsa zamanında uygun politikalar geliştirmemeniz nedeniyledir.
@BayTutumlu Hangi şirketler temettü verimi yüksek ve 10 bin$ portföyü nasıl dağıtmak gerekiyor. Direk temettü veren şirketlere mi yoksak başka alanlara da dağıtmak gerekiyor. Kısaca açıklama yapar misiniz sevinirim
Ülke A’dan Z’ye çökmüş. Sahte diploma çetesi 20 yılda 17 bin 738 kişiyi devlette işe yerleştirmiş. SÜleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin sınav soruları meğer son 3-4 yıldır sızdırılıyormuş. 400 akademisyen sahte diplomayla atanmış. Ne yapalım bu durumda. En iyisi Kurtuluş Savaşı demeyelim artık. Müfredattan çıkaralım yerine milli mücadele koyalım. Zaten Trump da bizi çok seviyor gerisi boş.
Bu halimize biz ağlamayalım da kimler ağlasın?!
Bugünün "imar ve bürokrasi" kıskacı, o kadim Köleci Roma zihniyetinin modern kopyasıdır.
Roma, hür vatandaşı borçlandırıp toprağından kopararak kendine köle ederdi.
Bugünün bürokrasisi de farklı değil; imar engelleriyle, ruhsat kıskacıyla toprağını işleyen köylüyü "hobi bahçecisi" diye yaftalayıp beton hapsine zorluyor.
Türkiye'de ve diğer modern devletlerde mevzuatların sürekli değişmesi, karmaşıklaşması ve "yorumlanabilir" hale gelmesi, sıradan vatandaşı "her an suç işleyebilecek" bir korku seviyesinde tutar.
Bu, Roma'nın "böl ve yönet" veya "korkut ve yönet" pratiğinin hukuki bir ambalajla sunulmuş halidir.
Yeni Romalılar “ tarım alanlarını koruma “ maskesiyle iş başında…
ATALIK TOHUM VE VERİM DOSYASI 2: HANGİ ÜRÜNLERDE HİBRİT ÖNDE?
Atalık tohumların verimiyle ilgili tartışmalarda gözden kaçırılan en büyük gerçek, yüksek verim alınan hibritlerin hangi amaca hizmet ettiğidir. Rakamlar ve kullanım alanları incelendiğinde tablo netleşmektedir.
1. Endüstriyel Ürünler: Mısır ve Soya
Hibrit tohumların atalık türlere göre çok yüksek verim verdiği doğru; ancak bu ürünler mısır ve soya gibi doğrudan insan gıdası olmaktan ziyade hayvan yemi, biyoyakıt ve endüstriyel nişasta bazlı şeker üretimine hizmet eden ürünlerdir. Bu ürünleri doğrudan tüketmediğimizde vücudumuzda bir besin eksikliği oluşmaz. İnsanı doğrudan doyuran temel gıda buğdaydır ve buğdayda kıraç şartlarda atalık tohumlar çok daha güvenilirdir.
2. Arz Fazlası Ürünler: Domates ve Karpuz
Sebze grubunda hibrit tohumlarla elde edilen aşırı verim, genellikle "arz fazlası" sorununa yol açmaktadır. Her yıl tonlarca domatesin ve karpuzun fiyat istikrarsızlığı nedeniyle derelere, yollara döküldüğü bir sistemde, yüksek verim çiftçiye kazanç değil, pazar kaybı olarak dönmektedir. Hibrit sebzeler raf ömrüne odaklanırken lezzet ve besin değerinden feragat etmektedir.
3. Bakliyat Gerçeği
Protein kaynağımız olan mercimek, nohut ve fasulye gibi bakliyatlarda durum çok farklıdır. Bu grupta piyasada hakim olan tohumların neredeyse tamamı hala yerel hatlardan geliştirilen veya doğrudan atalık tohumlardır. Bakliyatta hibritleşme mısırda olduğu kadar yaygın ve baskın değildir.
Sonuç:
Yüksek verim her zaman "gıda güvenliği" demek değildir.
Asıl mesele, insanı doğrudan besleyen, ilaç ve gübre bağımlılığı yaratmayan, kuraklık krizine dirençli tohumlara sahip çıkmaktır.
Rekor verim vadeden hibritler çoğunlukla sanayinin ve yem sektörünün çarklarını döndürürken, atalık tohumlar doğrudan halkın sofrasını ve sağlığını korur.
#Tarım #AtalıkTohum #HibritTohum #GıdaGüvenliği #YerliÜretim
Ashab-ı Kehf: Köleci Roma’ya Karşı Sivil İtaatsizlik
Çoğu kişi bu kıssayı sadece mistik bir kaçış sanıyor. Oysa bu, Roma’nın mülksüzleştirerek köleleştirme operasyonuna karşı tarihin gördüğü en radikal sistem dışı kalma eylemidir. Bugünle bağı ise sandığınızdan çok daha derin.
Mülksüzleştirme Bir Prangadır
Roma, hür vatandaşı köleleştirmek için önce mülksüzleştirirdi. Ağır vergiler ve Latifundia denilen dev çiftlikler ile küçük bahçesi olan köylüyü yutar, onu borç kölesi yapardı. Ashab-ı Kehf, saray imtiyazlarını ve mülksüzleştirme üzerinden kurulan bu kölelik zincirlerini reddederek makineyi bozdu.
Mağara: İmarsız ve Vergisiz Özgürlük
Roma kenti bir gözetim hapishanesiydi. Bugün devletlerin bahçenize bir kulübe yapmanıza dahi izin vermeyen katı bürokrasisi, Roma’nın "her şey imparatorundur" doktrininin hortlamış halidir. Mağara, devletin hukukunun bittiği, doğanın hukukunun başladığı özgür bölgedir.
300 Yıllık Büyük Grev
Onların uykusu, tarihin en uzun pasif direnişidir. Tüketmediler, üretmediler, vergi vermediler. Uyandıklarında cebindeki paranın geçersiz olması; mülksüzleştirme üzerine kurulu tüm borç senetlerinin ve zalim kanunların zaman karşısındaki acizliğinin kanıtıdır.
Günümüzün Mağarası: Bahçeler Bugün kendi gıdasını üreten, beton hapsini reddeden ve sistemin tüketim kölesi olmamak için toprağına sarılan her birey, aslında modern birer Ashab-ı Kehf adayıdır. Roma’nın zincirleri hala var, ama mağaranın kapısı da hala açık. #Sivilİtaatsizlik #Tarım #Özgürlük
İncirsiz Yaşam Alanı Olmaz Dedik ve 4 Çeşit İncir ile Başladık
Toprağımda sadece ürün değil, canlı bir yaşam alanı kuruyorum.
İncir fidanları dikmemin 3 temel sebebi var:
Biyoçeşitlilik: Polikültürle ekosistemimi zenginleştiriyorum.
Özgünlük: Kendi meyvemi yetiştirerek sürdürülebilir bir yaşamı destekliyorum.
Stratejik Gelecek: 4 farklı çeşit deneyerek, Osmaniye’nin iklimine en uyumlu ve en verimli "şampiyon" çeşidi belirliyorum.
İleride bahçemi bu verimli türlerle çoğaltıp ticari değer oluşturacağım
Doğa, doğru adımları ödüllendirir.
Bir günde 5 liralık su 7 lira olduğuna pet şişe iadeleri 1 TL’den yapıldığına göre vatandaş pet şişe toplama işinden zarar ediyor. Üstüne boşa toplayıp emek vermiş oluyor. Doğa kazanırken bile esas şirketlere kazandıran sistemi tebrik ediyorum
Hazır fide ile kimyasal gübre/ilaç kullanan tarım, bitkiler için 'hazır mama' modelidir.
Bitki büyür belki ama o mamayı kestiğiniz an sistem çöker. Çünkü o bitki, toprağın derinliklerindeki o gerçek 'anne sütüyle' beslenmemiştir.
Çekirdekten yetişen, şaşırtılmayan bitki ise anne sütüyle beslenen bebektir. Kendi bağışıklığını kendi kurar; zararlıya, kuraklığa ve hastalığa karşı dirençlidir.
Doğal tarım, bitkinin kendi köküyle toprağı keşfetmesine izin vermektir.
Topraktan Sofraya, Doğadan Hayata
Bu süreçte sadece evimi doğal malzemelerle inşa etmedim, aynı zamanda doğanın sunduklarını kendi emeğimle işleyerek katma değere dönüştürdüm.
Bağımsızlığın, kendi rızkını üretmekten geçtiğini 6 yıllık bu deneyimle bizzat yaşayarak gördüm.
Ürettiklerimiz:
Zeytin ve Zeytinyağı: Toprağın bize sunduğu en köklü mirası, doğal yöntemlerle hasat edip yağa dönüştürdük.
Doğal Pekmezler: Harnup ve andız gibi kadim meyveleri, geleneksel yöntemlerle pekmeze dönüştürerek özünü koruduk.
Nar Ekşisi ve Salçalar: Biber ve domates salçası ile nar ekşisini, hiçbir katkı maddesi kullanmadan, tamamen kendi bahçemizin ürünü olarak hazırladık.
Baharatlar: Güneşin altında kuruttuğumuz biberleri, toz ve pul biber haline getirerek mutfağımızın temel ihtiyaçlarını karşıladık.
Artizanal Sabunlar: Geleneksel sıcak yöntemle hazırladığımız, aralarında ardıç katranlıların da bulunduğu sabunlarla, temizliğimizi de doğayla barışık kıldık.
Bu liste, sadece bir üretim dökümü değil; şehirdeki o "hazır tüketim" sarmalından kurtulup, kendi kendine yetebilmenin huzurlu bir beyanıdır.
Zeytin, sadece bir ağaç değil, toprağın bize sunduğu sonsuz bir berekettir.
Sofranın baş köşesinden cildimize uzanan, her zerresi şifa dolu.
%80 zeytinyağı ile hazırladığım sabunlarım, bu bereketin ve kalitenin bir nişanıdır.
Lavantalı zeytinyağı sabunu
Cihat dedeyi beğenmeyebilirsiniz.
Fikirlerine katılmayabilirsiniz.
Yatırım tarzı size uymayabilir.
Kendi gittiği ve başarılı olduğu yolu gençlere aktarmak istiyor ve her gün aksatmadan video çekiyor, insanlara faydalı olmaya çalışıyor.
71 yaşında bir insana sırf altın aldığı için hakaret etmek, dalga geçmek, küçümsemek, hakir görmek onu değil sizi küçük düşürür.
Ben Cihat dede sayesinde ev araba sahibi olan onlarca insan tanıyorum. Siz kimi ev sahibi yaptınız bir gösterin bakalım.
Kendinden 30-40 yaş büyük bir insana saldırmak tek kelimeyle ayıptır. Sizin hakkınızda iyi konuşana rastlayan yok.
Cihat dedeye hayır dua eden binlerce insan var.
Kimi ev aldı,
Kimi araba aldı,
Kimi çocuğunu evlendirdi,
Kimi servetini katladı...
Ne yaparsanız yapın
Altın pas tutmaz,
Kalaylı bakır küflenmez.
Ellerinden öperim
5 yıl önce toprağı kendi haline bırakmaya karar verdik.
İlaçsız, müdahalesiz, sadece doğanın dengesine güvenerek...
Bugün dallarımız meyvenin yükünü taşımakta zorlanıyor.
Bu, sabrın ve emeğin en doğal hali.
Hasat için gün sayıyoruz
Gaziantep Belediyesi’nin 'örnek' dediği proje, tarımdan uzak bir betonlaşma örneğinden ibaret.
52 metrekare bahçeyle ne gıda güvenliği sağlanır ne de çiftçilik öğrenilir.
Bir aileye yetecek üretim için en az 600-700 m² alan, küçük bir kümes, depo ve işleme alanı şart.
Biz hobi bahçelerini hafta sonu mangal yapsınlar diye değil, gıda güvenliği için desteklemiştik.
Tarımı betonla dekorasyon haline getirmekten vazgeçelim.
örnek' dediğiniz proje, tarımdan uzak bir betonlaşma örneğinden ibaret. 52 metrekare bahçeyle gıda egemenliği sağlanmaz.
Bir aileye yetecek üretim için en az 600-700 m² alan, küçük bir kümes, depo ve işleme alanı şart. Tarımı betonla dekorasyon haline getirmekten vazgeçelim. Toprak üretim içindir, piknik için değil.
Halkın yaptığı hobi bahçeleri daha işlevseldi oysa .