1953 yılında bugün, Fidel ve yoldaşları, daha sonraları Batista diktatörlüğüne karşı devrimin işaret fişeğine dönüşecek Moncada Kışlası Baskını’nı düzenledi.
1959'da devrimi gerçekleştirecek hareket, adını bu büyük baskından aldı.
O günden bugüne, Moncada Baskını devrime cesaret vermeye, Kübalı devrimciler ise 73 yıldır Moncada'nın izinde yürümeye devam ediyor.
🖊️Berkay Kemal Önoğlu (@BerkayOnoglu) yazdı
Cumhuriyetçilerin ortadan yürüme vakti geçiyor
❝ Ekmeğini bu topraktan çıkaran, buraya emek veren, bu ülkeyi seven herkesin başı dik, onurlu, güven içinde ve mutlu yaşayabileceği gerçek bir birliği, yurttaşların eşitliğini hangi zeminde inşa edeceğiz? ❞
https://t.co/rTuhVlwRY5
İki haber verelim 1-Hindistan tarihi serisinin ilk kitabını yayımladık. İskender ve ardıllarının macerası, Megasthenes, İhtiyar Plinius, Strabon, Cosmas Hindistan hakkında neler yazmış, hepsi burada
Aydemir Güler (@AydemirGuler) yazdı:
'Süreç yasası' derken…
"Söz konusu muhalefet kürsüsünün, söylemi yukarıda açıklanan nedenlerle ne kadar tutarsız olursa olsun, kamuoyunun kadrajına güçlü bir biçimde gireceğini öngörebiliriz. Kürt sorununda inkârcı, Cumhuriyetçiliği baştan sona yalan bir söylemin argümanları önümüzdeki günlerde sahneye boca edilecek. Sonuçta sadece iktidardan değil, “resmi” muhalefetten de basınç göreceğimizi bilmeliyiz."
https://t.co/3k1HIvfI30
“Yeni Parti”nin kurulmasına AKP yol açtı. Bunun tartışılır tarafı yok. Ancak Yeni Parti’nin kuruluşunun siyaset alanında dar anlamıyla CHP’nin içiyle sınırlanamayacak gelişmelere yol açacağını AKP ne kadar hesapladı, işte bu tartışmalı.
Elbette henüz sürecin başındayız ve kesin konuşulamaz. Ancak…
Ad her şeyi belirlemez, lakin “Yeni Parti” tercihi sadece “yeni parti kurmak zorunlu oldu” türünden bir duyguyla gerekçelendirilemez. Halkçı Parti, SHP, DSP, SODEP her durumda CHP geleneğinin yerleştiği “sosyal demokrasi” ya da “demokratik sol” çizgisine hitap eden partilerdi. Yeni Parti ise daha kurulmadan içinin farklı farklı doldurulmaya çalışıldığı bir oluşuma dönüştü: İdeolojisiz parti, sosyal demokrasinin ilkelerine sadık parti, ANAP gibi parti, Atatürkçü tabanı sağa açan parti…
Belki de istenen budur; herkesin, hatta “iliştirilmiş sol”un da kendince bir anlam yüklediği bir parti.
Kimbilir belki CHP’ye dönülür ama Yeni Parti böyle bir dönüş için uygun bir ad değil. Yeni Parti, “ben başka bir şeyim artık” iddiasıdır.
Bu iddia ile birlikte milyonlarca kişi “kurucu parti”ye yaslanma alışkanlığını terk etmeye davet edilmiş oluyor. İdeolojilerin ve programların tamamen önemsizleştirildiği burjuva siyasetinde “kurucu parti” referansı sanılanın ötesinde bir öneme sahipti. Bununla boy ölçüşecek tek referans, 25 yıllık bir öyküsü olan Reisçilikti.
Böylece 2021 sonrasında ama özellikle 6 Şubat 2023 depremiyle birlikte Türkiye’de yaşanan ideolojik ve siyasal hareketlilik ve yer değiştirmeler açısından yeni bir evreye girmiş oluyoruz.
Devrimci bir perspektifle bakıldığında bu tablo, holdingler-tarikatlar düzenini yıkmayı hedefleyen cumhuriyetçi bir programın geniş halk kesimlerinin gündemine sokulması için daha uygun koşullar sunuyor.
Basının zafer ve kavga günü: 24 Temmuz 1908, 24 Temmuz 2026…
🔴Baskıya karşı ayağa kalkışımızın yıldönümündeyiz bugün. Aradan geçen 118 yılın ardından basın ciddi bir sansür kıskacıyla karşı karşıya. İktidar sansür dışında gazetecileri soruşturma, gözaltı ve tutuklama kararıyla da kuşatmış durumda.
💬"Bu topraklardaki ilerici hamlelerden biri olan 1908’in 118. yılındayız. Sansürün, baskının ve saldırıların ancak mücadele ederek püskürtülebildiğini gördüğümüz günlerin yıldönümünde. Bugün içinde bulunduğumuz ağır sansür ve baskıya karşı bir kez daha 'Marseyezi' çalacak günler, ancak halkın mücadelesiyle mümkün, biliyoruz."
https://t.co/lKmvAejBPw
Topraklar yağmalanıyor: 115 maden sahası daha ihaleye çıkarılacak
◾️Devlet eliyle doğanın, ormanların, su havzalarının ve yaşam alanlarının maden ve enerji tekellerine açılması süresi tam gaz devam ediyor. 2025 boyunca Türkiye'de maden ihaleleriyle toplam 468 bin 784 hektar büyüklüğünde ruhsat sahası işlem gördü, şirketlerin kullanımına açıldı.
https://t.co/zeu4SZ9Qwn
Bakırköy Örgütü’nden yoldaşımız Ceyda İnan’ı uzun süredir tedavi gördüğü hastalık sonucu kaybettik.
Yarın öğle namazını takiben Yeşilyurt Camii’nde yapılacak cenaze töreninden sonra Silivri Çamta Yeni Mezarlığı’na defnedilecektir.
Ailesinin ve tüm sevenlerinin başı sağolsun. Yoldaşımızın anısını mücadelemizde yaşatacak, hayalini kurduğu ülkeyi hep birlikte kuracağız.
İç İşleri Bakanı Çiftçi "ahbap çavuş rezaleti, resmi kurumların güvenilirliğini bir kez daha ortaya koydu" demiş. Öyle değil. Kamusal alanın tasfiyesi ve kurumların topluma değil de bireysel çıkarlara hizmet etmesi nedeniyle ortaya çıkan güvensizlik ahbap rezaletine neden oldu.
Türkiye’nin en zenginini tanıyalım: Kimdir bu Cemil Kazancı ve daha önemlisi zirveye nasıl yükseldi?
◾️Türkiye'nin en zengini listesinin zirvesi değişti. 5,3 milyar dolarlık kişisel servetiyle listenin ilk sırasına çıkan Cemil Kazancı'nın gerçek öyküsünün satır başları soL'da...
🖊️Haber: Özgür Tuna
https://t.co/uKkorimmgs
Nâzım Hikmet, 1959 yılında gerçekleşen Küba Devrimi'nin seyrini ve kazanımlarını yerinde görmek üzere 1961 Mayıs'ında Küba'ya gider. Küba ve Devrim'in Nâzım'ı, Nâzım'ın da Kübalı sanatçıları derinden etkilediği içten ve yoldaşça bir kucaklaşmanın hikâyesi; Nazım’ın Küba Seyahati
DOSYA l Patron Gürsel Erbap’ın Hileli İflas Oyunu l Temmuz, 2026
https://t.co/YuLY3SJ5aX
Panista işçileri olarak bir süredir hazırladığımız dosyamızı kamuoyunun ilgisine sunuyoruz.
Aylardır sürdürdüğümüz mücadelemiz, sebepleri ve sonuçları…
İran’a dönük emperyalist saldırganlık durdurulmalıdır!
İran günlerdir saldırı altında. Trump’ın 7 Temmuz’da Ankara’da yeniden başlattığı savaş son günlerde giderek etkisini artırdı.
Askeri hedef gerekçesiyle yağdırılan bombalar sivil altyapıyı ve yerleşim yerlerini vuruyor, savaşın bedeli İran halkına ödetiliyor.
Trump İran’ın kendisini savunması karşısında “bedelini katbekat ödeyecekler”, “Saddam Hüseyin’e yaptıklarımızı onlara da yapacağız” diye tehditler savururken, bir yandan da ülkenin diz çökmemesi karşısında topyekûn bir savaş için bölgedeki askeri varlığını artırmaya devam ediyor.
Müzakereler sürüyor dense de çokuluslu tekellerin ve sermaye sınıfının kârlarının dış politikaya yön verdiği bir düzende ateşkesten ya da barıştan söz edilemeyeceği, verilen sözlerin tutulmayacağı bugün bir kez daha ortaya çıkmıştır.
7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenen NATO zirvesinin hızla sonuçlarını vermeye başladığını görüyoruz. NATO’nun yönünü Orta Doğu’ya çevirmesi, İran’a dönük saldırganlığın NATO’nun merkezi gündemine dönüşmesi başta İran olmak üzere bölge halkları için büyük bir tehlike oluşturmaktadır.
Bununla birlikte, Türkiye’nin resmi olarak İran savaşının bir tarafı haline getirilmek istenmesi, ülkemizin güneyinde NATO’ya bağlı bir kolordu kurulması planı ve AKP iktidarının Yeni-Osmanlıcılık macerasıyla bölgenin yağma ve talanına ortak olma girişimleri ülkemizi ve halkımızı sıcak çatışmaların içine çekecek bir felakete sürükleme olasılığını artırmıştır.
AKP iktidarını bir kez daha uyarıyoruz. Ülkemiz hiçbir biçimde, doğrudan veya dolaylı olarak İran’a dönük saldırganlığın bir parçası haline getirilmemelidir.
İran’a dönük emperyalist saldırganlık durdurulmalıdır. Türkiye Komünist Partisi bu emperyalist barbarlık karşısında, İran halkının yanında durmaya devam edecektir.
Ve bir kez daha hatırlatıyoruz: Örgütsüz kalmış bir ülke, savunmasını ve egemenliğini ayakta tutacak kaynaklardan yoksun demektir. Ülkemizin güvenliğini sağlamanın tek gerçekçi yolu halkın örgütlü mücadelesidir.
Kemal Türkler'i kim öldürdü?
Unutulmaz işçi önderi Kemal Türkler'in katledilişinin üzerinden 46 yıl geçti.
Sermaye sınıfının ve emperyalistlerin silahlandırdığı faşist tetikçiler tarafından katledilen Kemal Türkler'i Alparslan Savaş'ın "Kemal Türkler'i kim öldürdü?" başlıklı yazısıyla anıyoruz.
https://t.co/ZK41pYvUBy
Sermaye sınıfının ve emperyalistlerin silahlandırdığı faşist tetikçiler tarafından katledilen unutulmaz işçi önderi Kemal Türkler’i katledilişinin 46. yılında mezarı başında andık.
Bu düzen değişecek. İşçi sınıfı, tetikçilerle de, sömürücülerle de, katillerle de hesaplaşacak.
#KemalTürklerAramızda
Alınterinin Onuru, DİSK’in ve T. Maden-İş’in Unutulmaz Genel Başkanı KEMAL TÜRKLER’i
Katledilişinin 46. Yılında SAYGIYLA ANIYORUZ!
Tarih: 22 Temmuz 2026-Çarşamba
Saat: 11.00
Topkapı’daki Mezar başında anma...
#KemalTürkler100Yaşında
Üniversite yönetimiyle görüşme talebi reddedilen ve üniversitenin içerisine alınmayan İstanbul Aydın Üniversitesi emekçileri; üniversite önünde basın açıklamasını gerçekleştirdi.
İşten çıkarılan İstanbul Aydın Üniversitesi emekçisi:
“Hiç bir gerekçe sunulmadan, mail ile ilettikleri bildirimle işten çıkarıldık.
Bugün burada sadece işten çıkarılmış akademisyenler olarak değil; öğrencilerine, üniversitesine, akademik emeğe sahip çıkan eğitim emekçileri olarak geldik.
2025-2026 bahar yılı itibariyle bölümlerimiz eğitim öğretim faaliyetlerine aktif olarak devam etmektedir. Önümüzdeki akademik yıl için pek çok bölümün öğrenci kontenjanlarında herhangi bir daralma bulunmamaktadır. Yaklaşık 50.000 öğrenci bulunan Aydın Üniversitesi’nde eğitim faaliyetleri devam ederken çok sayıda akademisyenin işten çıkarılması açıklamalıdır
İşimizi geri istiyoruz”
@IAUKampus@YuksekogretimK
#İstanbulAydınÜniversitesi
NATO bir savunma örgütü değil, yalan üzerine kurulu bir saldırı örgütüdür.
Amacı bizim güvenliğimizi sağlamak değil, holdingleri ve çokuluslu tekelleri bizden korumaktır.
Oysa halkı örgütsüz kalmış bir ülke, savunmasını ve egemenliğini ayakta tutacak kaynaklardan yoksun demektir.
Ülkenin güvenliğini sağlamanın tek gerçekçi yolu halkın örgütlü gücüne dayalı bir yönetim.
Gerçekçi ol. TKP'ye katıl!
https://t.co/NnIDtlgCFD
Sol, sosyalist yayıncılığın görsel hafızası: Ömer Ülkenciler ile kitap kapakları üzerine
Sol yayıncılığın sessiz ustası Ömer Ülkenciler, hazırladığı yüzlerce kitap kapağının hikâyesini ve grafik tasarımın sanat-zanaat çatışmasını soL’a anlatıyor.
Haber: Özkan Öztaş (@ozkan_oztas)
https://t.co/ruPOsNxGID