Türkiye tarihinin en korkunç cinayet olaylarından birini yaşıyoruz.
Yüzyılın en kötü, insanlık dışı, kahrolunası hadisesinde; yoğun bakım ünitelerinde ihtiyaçları olmadığı halde bebekleri 14 gün boyunca tutarak devleti soyan, görüp görebileceğiniz en insanlık dışı örgüt: "Bebek katili" Yenidoğan Çetesi...
- İsimlerini yeni doğan bebeklerden alıyorlar.
- Bebek acil hastalarını anlaşmalı hastaneye sevk ettiriyorlar.
- Sevk işlemini örgüte bağlı 112 Acil Çağrı Merkezi çalışanları gerçekleştiriyor.
- Bebeklerin durumu, olduğundan daha ağır gösteriliyor ve yatışları sağlanıyor.
- Anlaşmalı hastanelerin sahipleri ve başhekimleri yardım ederek maddi çıkar sağlıyor.
- Örgüte mensup bir şirket sahibi, pek çok hastanedeki yenidoğan ünitesini, elemanlarını yerleştirmek suretiyle örgüte tahsis ediyor.
- Bu sayede tedavi giderleri 3-4 kat artırılarak SGK'dan yüksek ücret tahsil ediliyor.
- Yenidoğan bakım üniteleri ticarethane gibi kullanıldığı ve tıbbi yöntemlere riayet edilmediği için bazı bebekler enfeksiyon kapıp ölüyor.
- Kullanılacak ilaçları tedaviden düşürüp dışarıda satabilmek adına bazı bebeklerin "bilerek" ölümüne neden olunuyor.
- Hayatını kaybeden bazı bebeklerin gerekli tıbbi tetkiklerden geçirilmemesi söz konusu.
- Örgüt hakkında tam 494 sayfalık iddianame düzenlendi.
- Olayı soruşturan savcı makam odasında ölümle tehdit edildi.
- İddianameye göre tam 21 şüpheli bebek ölümü mevcut.
- Savcılık örgüt irtibatı şeklinde tam 2400 görüşme saptadı.
- Saptanan telefon kayıtlarında geçen bazı talimatlar: "Çocuğu öldür, Bırak bebek ölsün, Tüpünü çek yaşamaz bu..."
"Gidip babayla anayla görüşeceğim bugün parayı alacağım. Bugün bir alem yaparız o parayı bir kurtarayım."
Para uğruna şimdilik bildiğimiz 12 masum bebeğin ölümüne neden olan, makamında savcıyı tehdit etmekten çekinmeyen ‘yenidoğan bebek çetesi’ adaletin önünde hesap vermelidir. Yoğun bakımlarını çetelere kiraladığı söylenen 19 hastaneyle ilgili soruşturmadaki hastaneler kapatılmalı, sahipleri tutuklanmalı, mal varlıklarına el konulmalı ve adı geçen herkes en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.
#bebekkatilleri #yenidoğanbebekçetesi
Türkiye tarihinin en korkunç cinayet olaylarından birini yaşıyoruz.
Yüzyılın en kötü, insanlık dışı, kahrolunası hadisesinde; yoğun bakım ünitelerinde ihtiyaçları olmadığı halde bebekleri 14 gün boyunca tutarak devleti soyan, görüp görebileceğiniz en insanlık dışı örgüt: "Bebek katili" Yenidoğan Çetesi...
- İsimlerini yeni doğan bebeklerden alıyorlar.
- Bebek acil hastalarını anlaşmalı hastaneye sevk ettiriyorlar.
- Sevk işlemini örgüte bağlı 112 Acil Çağrı Merkezi çalışanları gerçekleştiriyor.
- Bebeklerin durumu, olduğundan daha ağır gösteriliyor ve yatışları sağlanıyor.
- Anlaşmalı hastanelerin sahipleri ve başhekimleri yardım ederek maddi çıkar sağlıyor.
- Örgüte mensup bir şirket sahibi, pek çok hastanedeki yenidoğan ünitesini, elemanlarını yerleştirmek suretiyle örgüte tahsis ediyor.
- Bu sayede tedavi giderleri 3-4 kat artırılarak SGK'dan yüksek ücret tahsil ediliyor.
- Yenidoğan bakım üniteleri ticarethane gibi kullanıldığı ve tıbbi yöntemlere riayet edilmediği için bazı bebekler enfeksiyon kapıp ölüyor.
- Kullanılacak ilaçları tedaviden düşürüp dışarıda satabilmek adına bazı bebeklerin "bilerek" ölümüne neden olunuyor.
- Hayatını kaybeden bazı bebeklerin gerekli tıbbi tetkiklerden geçirilmemesi söz konusu.
- Örgüt hakkında tam 494 sayfalık iddianame düzenlendi.
- Olayı soruşturan savcı makam odasında ölümle tehdit edildi.
- İddianameye göre tam 21 şüpheli bebek ölümü mevcut.
- Savcılık örgüt irtibatı şeklinde tam 2400 görüşme saptadı.
- Saptanan telefon kayıtlarında geçen bazı talimatlar: "Çocuğu öldür, Bırak bebek ölsün, Tüpünü çek yaşamaz bu..."
"Gidip babayla anayla görüşeceğim bugün parayı alacağım. Bugün bir alem yaparız o parayı bir kurtarayım."
Para uğruna şimdilik bildiğimiz 12 masum bebeğin ölümüne neden olan, makamında savcıyı tehdit etmekten çekinmeyen ‘yenidoğan bebek çetesi’ adaletin önünde hesap vermelidir. Yoğun bakımlarını çetelere kiraladığı söylenen 19 hastaneyle ilgili soruşturmadaki hastaneler kapatılmalı, sahipleri tutuklanmalı, mal varlıklarına el konulmalı ve adı geçen herkes en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.
#bebekkatilleri #yenidoğanbebekçetesi
Tarım ve Orman Bakanlığı, Mart 2022’den beri yayımlanmayan taklit-tağşiş listelerini artık anlık olarak paylaşıyor fakat listede bir eksik var: Pestisit analizleri.
Limitlerin üzerinde pestisit kullananların da açıklanması için sen de harekete geç: https://t.co/sd2anIi5O7
@UnyeBelediyesi Sayın belediye yetkilileri öncelikle sel nedeni ile geçmiş olsun, eminim işleri önceliklendirdiniz ve ihtiyaçlara göre ilerliyorsunuz. Kumsalları ne zaman temizlemeyi düşünüyor sunuz? Özel işletmeler dün itibari ile kendi işlerini kendileri organize ettiler.
ON Dijital Bankacılık’ta bugün de yarın da yani dünya döndükçe masraf yok, rahat bankacılık var.
Görüntülü görüşmeyle hemen ON’lu olun, EFT/FAST ve Havale işlemlerinizi masrafsız gerçekleştirin, rahat bankacılığın keyfini çıkarın!
#BankacılıkONlaRahat#ONDijitalBankacılık
"Öğrencilerin mükemmel bir öğretmene ihtiyacı yoktur. Öğrencilerin, okula gelmek ve öğrenme sevgilerini büyütmek için onları heyecanlandıracak mutlu bir öğretmene ihtiyaçları vardır."
Richard P. Feynman
Gençliğimde hatırlıyorum, orta sınıf Amerikalılar da olive’den (zeytinden) söz etmek için “Encyclopedia Americana”ya müracaat ederlerdi. Rusya’daki ansiklopedilerde daha komik ifadeler vardı: “Biraz eski tarihte; Efendimizin son yemeğini yediği Zeytindağı’ndaki ürünün yağından söz ederlerdi.” Şimdi Çinliler zeytinyağı kullanıyor. Ruslar zeytinyağı arıyor. Amerikalılar bu işte de kullanım ve pişirim şampiyonu olduklarını iddia etmeye başladılar. Şurası bir gerçek ki ağız tadının ötesinde insan sağlığı için altın değerinde bir sıvı. Obeziteye, sindirim güçlüklerine, hatta ciltteki bazı sorunlara karşı en etkili yiyecek ve hakikaten lezzetli.
Zeytinde bazı yıllar öngörülen kıtlıktır; bu yıl da öyleydi ama öngörülmeyen derecesi iklim, çevrenin kirletilmesi, zeytinliklerin hödük inşaatçılar tarafından işgali, otel meraklılarının zeytinliklere girmesi bunda etkin oluyor. Bu sene feci bir yıl geçiriyoruz. Zeytinin yıllık bereketsizliğinin yanında gerek ticaret ve pazarlamada gerekse ülke zeytinliklerinin hoyratça tahribinden doğacak kötü neticeler ortaya çıkmaya başladı. Son olarak Milas’ın Akbelen’indeki facia gibi, koca sarıçam ağaçlarının tahribi gibi... Uzun zamandır zeytinliklerin beş para etmez kömür madenleri açımı için yok edildiğini biliyoruz. “Tiny house yapacağız”, “kampus kuracağız” diyen yarım yamalak müteşebbisler zeytinliklere el atmasın derken, kanunlar ve yönetmeliklerin sertliğine rağmen bu işler beceriliyor. Çünkü ikide bir imar affı veya sit alanında, zeytin alanında değişik kullanımlar uygulanıyor. Ege’de hiçbir zeytin bölgesi kalmadı. Tabiatın zengin nimetlerini kullanamayan insanlara her türlü ceza yağar. Ceremesini genç nesiller ve çocuklar çeker.
Bugün aşağı yukarı üretim ve ihracat rakamları ortaya çıktı. Türk halkının zeytinin litresine ödeyeceği fiyat yüksek. Bu, dar gelirlilerin bir müddettir alıştığı ve sevmeye başladığı zeytinyağını şişede seyretmesi anlamına gelir. Lütfen insanlarımız zeytinlik alsınlar. Aldığınız zeytinlikler hem sizi, hem çocuklarınızı hem de vatanı kurtarır. Türkiye beton oteller değil zeytinlikler vatanı olmak zorunda.