Aklının kalbine zıt duruşu,düşüncelerinde notaları karmaşık hiç bitmeyen bir senfoni....
Can senin,derman senin,ferman senin.
DÜŞLER ÜLKESİNİN GEL GİT AKILLISI.
Sevgiyi kutsal kitaba kalıcı bırakan Züleyha,ömürlük bir replikle
"Birlikte olmayacaksak,tanrı neden karşılaşmamızı istedi?" diye seslenir.
Günün sonunda kendime sorarım; insanı yaşadığı şehre bağlayan ya da uzaklaştıran şey nedir?
Hikâyem,hikâyelerimiz....
Dünya'ya herkes kendi yol hikayesiyle geliyor
Bazen zor, karmaşık, mutlu,hüzünlü bir yol...
İnsan doğası gereği, her şeye aynı şekilde anlam yükleyemez
Yaşadığı deneyimleri kendini ruhsal ve bedensel olarak geliştirecek ve iyi hissettirecek doğrultuda telkin edip iyileştirebilir
Şairlere, âşıklara yürek yakan ilhamlar veren dolunay, bana karanlıkta yol göstermek için varolduğunu düşündürür.
Alışılan ve bilinen,ne kadar acı verici de olsa, artık bir parçanız olduğu için ona dönmek istersiniz. Çünkü bilinmeyen bizi korkutur.
Bazen hayat, tamamlanmamış hikâyelerin ağırlığını omzumuza bırakır.yürünmemiş yollar, söylenmemiş cümleler,İnsan en çok da yarım kalanlara takılır.
her anı, “bitirilememiş bir ihtiyaç” gibi tekrar tekrar karşımıza çıkar. Bu yüzden bazı yarımlar, biz istemesek de bizde iz bırakır.
"Çok sevdiğin ama şartlar gereği sevdiğini unuttuğun bir şeyi çok sevdiğini hatırlayarak ve çok sevdiğini sana unutturan şartların namevcut olması sebebiyle ilk defa yapıyormuş gibi heves ederek yapmak kabilinden bir şey dedim kendime. Hoş oldu..."
Şöyle diyordu yazar: "Bir insanın gerçek doğum günü bu dünyaya geldiği gün değil, bu dünyaya neden geldiğini anladığı gündür."
Şimdi bir düşün balık denizi anlayabilir mi?
Ancak bir oltanın ucunda karada kıvranırken anlar varlığından bile haberdar olmadığı yerde yaşadığını..
Bir şeyler yaptıktan sonra kalbine gelen pişmanlığa,
Bir şeyler yapamadıktan sonra oluşan keşkelere,
Bir şeyler yapabilir miydim, yapamaz mıydım diye içi kemiren bilinmezliğe,.. Teslimiyetten ve sadece O'na yaslanmaktan geçiyor…✨
İnsan ne tuhaf. Olacak olanı durdurabilmek ya da bir yönüyle bundan kaçmak için ne çok şey heba ediyor. Ses ve Öfke'yi hatırlayın:'Yağmur yağarsa ne yapacaksın?' 'Islanırım,' dedi Frony. 'Şimdiye kadar kim yağmuru durdurabilmiş ki? Durduramayacağımız şeyler için üzülmek bile yük.
Her ne düşündüyseniz yanlış düşündünüz.
Kader okyanus gibidir.
Derin, karanlık ve hepimizden büyüktür
Acı da gece gelen bir hırsız gibidir.
Zaman, kader ve sevgiyle körelmiştir.
Düşünüyorum da ömrümüz hasretlerden meydana gelmiş bir zincir,
Kimi ekmeğe kimi çocukluğuna kimi gençliğine kimi sevgilisine kimi sevmeye kimi sevilmeye kimi arkadaşa kimi şuna kimi buna O bunu bekler bu şunu..
Her kavuşma başka bir hasrete yol Yaşarken yaşamaya hasretiz..
Evlenip aynı çatı altında yaşıyorlar diye, karı koca olur mu insanlar?
Aynı ana babadan oldular diye birbirlerine sahiden kardeş olurmu çocuklar?
Yıllar kalbini dağlasa da içlerindeki o kor söner mi aşıkların?
Her şeyi aşikar olanların sakladıkları sırlar daha mı çoktur?🍀Ş. Y
Bugün tam beni anlatan bir söze denk geldim şöyle diyordu;
"Durduk yere kendimi çok hüzünlü ve kırgın hissediyorum. Kim bilir hangi birikmiş olayların ruhuma yansıması bu..."
"Cam güzelim, yeryüzünde ilk senin kalbin metruk bir binayı andırır gibi sahipsiz ve kimsesizleşti.
Koca bir dalga gibi dünyaya yayılan hüzün,ilk senin göğsüne yerleşti.
Çok konuşurken dinlenilmedin. Duyulduğun anlarda da hiç içini açamadın.."🍀