Bomba yığınlarının arasında, deprem enkazları altında evlatlarını arayan anneler,
evladının mezar taşına kafasını yaslayarak uzaklara dalan anneler,
çocuklarının ağzına bir kaşık şekerli suyu dişi kuş gagasından akıtır gibi akıtan anneler,
çocuklarını sistemin esirgeyeceğini varsayan kurumlara bırakıp tırnaklarını avuçlarına batıran anneler, yitirmiş, yenilmiş, delirmiş anneler…
Hepsi bir vakit, uykusunda terlemiş midir diye çocuğunun rüyasına eğmiştir başını, hepsi bir vakit elleriyle yoklamış, emin olup gülümsemiştir…
Günleri kutlu olsun.
5 Şubat’ta hayat küçük şeylerden ibaretti;
sesler, alışkanlıklar, “yarın” diye ertelenenler.
. Her şey normaldi . Son kez normaldi.
6 Şubat’tan sonra kelimeler yetmez oldu.
O günden beri
ne normale inanıyorum
ne de yeni bir sabaha güveniyorum. #deprem#6subat2023#6Subat
Kabul edilemez bir şey yaşayan insanlara yaşadıklarını kabul etmeleri, geçmişte bırakmaları öğütleniyor. Depresyon gerçekte nedir en ufak bir fikriniz yok! Major depresyon dediğiniz şey, bir direniş biçimidir. Desteğe ihtiyacımız var elbette ama çoğunuzun sandığı gibi bir desteğe değil. Asıl değişmesi gereken dünya düzeni aynı kaldığı müddetçe hepimiz Barışız. Kimimiz bugün, kimimiz yarın.
Bununla dalga geçenler görüyorum...
6 Şubat 2023'den beri istisnasız tek bir gün bile flasback yaşamadan, kabus görmeden uyuyabildiğim olmadı. Uykunun kendisi bir tuzak artık.
Gözlerini her kapattığında, oradasın yine. Zamansal olarak o anın içine hapsolmuş, yankıların arasında sıkışmış. Bu yüzden sessizlikten korkuyorum, podcastler, tekrar tekrar dinlenmiş radyo tiyatrolarıyla uyumaya çalışıyorsun, çünkü "ses" yaşatıyor.
Sessizlik ise en korkunç şey. Sessizlik her şeyi geri getiriyor.
Barış'ı o kadar iyi anlıyorum ki...
Zaman 6 Şubat'ta kırıldı; bazılarımız o çatlağın kenarında hâlâ asılı. Bazılarımız ise o çatlağın içinde halen düşüyor.
Sürekli, “Abim yanımda olsaydı her şey daha kolay olurdu,” diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Gülmek daha kolay olurdu, ağlamak daha kolay olurdu; yemek yemek, uyumak, iletişim kurmak, nefes almak, başa çıkmak, hayatta kalmak…
Abim olsaydı, üzülmek bile daha kolay olurdu; çünkü saçma sapan bir şeye üzülürken abimi hatırlayıp boğazımdaki yumrudan utanmazdım.
Hani meşhur bir söz var ya: “Bir gün en sevdiğim öldü. Ben neye üzülsem onun ölümüne ağladım.”
Ben, sen yokken üzülmekten de utanır oldum.
Yorulup boynumu büktüğümde sırtımı yaslayacağım biri yok ki… Üzülmek bile çok zor bana.
Genelde duygusuz, bazen de iyi bir oyuncu.
Bu sözler, 6 Şubat depremlerinde iki evladını kaybetmiş bir annenin yüreğinden döküldü...
Bir anne, sadece yaşadığı acıyı değil; adalet arayışını da haykırıyor.
Bu ses, sadece onun değil… Bu ses, adaletin sesi!
Duymak zorundayız!
Devamını okumak için linke tıklayın: https://t.co/nvCuzzejW0
#Adaletİstiyoruz #6ŞubatDepremi #Bilirkişiyim #ArıkanSiteleri #ArzuYurdalAtılgan #Unutmadık #HesapVerecekler #afet #deprem
Bir an durun… Ve düşünün.
Evladınızı düşünün. Hayalleri olan, umutları olan bir çocuğu.
Bir gün “şampiyon” oldu diye gururla Türkiye’ye uğurluyorsunuz. Sporla büyümüş, inançla güçlenmiş o çocuğu…
Ve sonra size tabutla geri geliyor, yüzüne bir kez daha bakamadan toprağın derinliklerinde kayboluyor...
Her sabah gözlerinizi açtığınızda kalbinize batan o eksikliği düşünün.
Bir mezarın başında yaşamaya çalışmayı, hayatta kalmayı, nefes almayı…
Ve o büyük acının içinde bir de adalet aramayı.
Ellerimizde evlatlarımızın fotoğrafları, yüreğimizde isimleri, hatıralarıyla giriyoruz mahkemelere.
İçeri umutla giriyoruz, ama her çıkışımız yeni bir yıkım.
Yeni bir unutuluş. Yeni bir sessizlik.
Önce ceza davasında yıkıldık.
Dediler ki, “Bu uzun bir süreç olacak.”
Dediler ki, “Zor ama mücadele edin.”
Biz de ettik.
İstinafa başvurduk.
Dedik ki: “Adaletin kılıcı keskindir. Burada olmadıysa, orada olur.”
Ama orada da olmadı.
O kılıç, adalet için kaldırılacağını düşünürken, bize çekildi.Umudumuzu, direncimizi, inancımızı bir kez daha parçaladı.
Soruyorsunuz kendi kendinize umut ederek; acaba ben mi uyduyorum tüm bu kabusu diye? Çünkü bu yok sayılışın
başka bir izahı olamaz ...
Sanki hiçbir şey olmamış gibi.
Sanki 35 can hiç yaşamamış, hiç gülmemiş, hiç şampiyon olmamış gibi. Kendinden şüphe ediyorsun, adaletten süphe etmek yerine....
“Bilinçli taksir” dediğiniz nitelendirme; suça kapı açmaktan da öte yol gösteren bir dayanak, istediğimi yapar bir kaç sene yatar çıkarsın deme şekli!
Başından beri yapılan davranışların, nitelendirmesi çok net! Bu bir katliamdı, bu bir “olası kasttı”!
Göz göre göre gelen bir yıkımdı.
Ve şimdi de istinaf reddedildi.
Yani diyorsunuz ki:
“Evet, çocuklar öldü. Ama kimse gerçekten sorumlu değil.”
Verilen cezalar, bir çocuğun bir saniyelik hayali kadar bile büyük değil.
Bu mudur adalet?
İnsan hayatı bu kadar mı ucuz?
Bir ülkenin geleceği göz göre göre göçük altında kalırken, kimse hesap vermeyecek mi?
O ülkede sadece çocuklarımızı kaybetmedik.
Adalete olan inancımızı da kaybettik.
Ama susmadık, susmayacağız.
Unutturmaya çalıştıkça, daha yüksek sesle haykıracağız.
Çünkü bu dava yalnızca bir dava değil.
Bu, bir ülkenin vicdan sınavıdır.
Evlatlarımızı tabutla alan bizlere, (alan diyorum çünkü vermediniz bile; kumun içinden kazıyıp aldık)
diyorsunuz ki: “Bu kadar ceza yeter.”
Hayır. Yetmez.
Asla yetmez.
Hiçbir çocuk göz göre göre ölüme gönderilemez.
Hiçbir aile, adalet ararken bu kadar yok sayılmaz.
Hiçbir mahkeme, bu kadar sağır, bu kadar kör olamaz.
Ne hukuken, ne vicdanen bu dosya kapanmış değildir.
Ve asla kapanmayacaktır.
Gecikse de tam ve gerçek adalet sağlanana kadar bu yol tamamlanmış sayılmayacaktır.
Adaletin o topraklarda hâlâ bir karşılığı varsa, o bulunana kadar bu ses susmayacak.
Bir gün adalet yerini bulduğunda, kim sustuysa, kim görmezden geldiyse, kim unuttuysa…
Tarih yazacak.
Biz değil.
Adalet bir ülkenin sınırlarından çok daha ötedir; evladını kaybeden bir annenin çığlığı gibi...
#isiasortakdavamız
#isiasolasıkast
#meleklereverilmişsözümüzvar
3evladımı depremde kaybettim 3 yıl olacak henüz mahkeme sonuçlanmadı ve sonuçlanmasına da baya var,sanıklar firari! Yeni infaz düzenlemesi ile ilgili haberler okuyoruz, “temmuz 2023 öncesi suçları kapsıyor” deniliyor. 50binin üzerinde vatandaş hayatını kaybetti, bizler 6Şubat’tan bu yana adalet bekliyoruz, şimdi tam mahkemeler sonuçlanacak derken “af “ mı gelecek? Neden biz mağdurların hiç fikri alınmıyor, neden hiç bilgilendirme yok? Ben evlatlarıma verdiğim “adalet” sözü için yaşıyorum, benim tek yaşamama sebebimi de elimden almayın!
Ilgım Apartmanı, üç yıllık bir bina. Seksen iki kişi hayatını kaybetmesine rağmen, 27 ay sonra ilk duruşma. Sanıkların tek savunması, depremin şiddeti. “Sormuş olduklarını düşünüyorum,” ama deprem yargılamalarında mahkeme heyeti hiç mi sormaz? Etrafındaki on yıllık binalar ayaktayken, bu üç yıllık bina için mi yüksekti depremin şiddeti?
Yazık, çok yazık.
Tüm özel günlerde daha da eksiliyorum. Kutlama değil, hatırlatma benim için; kim yok, ne eksik, ne bir daha asla tamamlanmayacak… Her özel gün, acımın altını bir kez daha çiziyor. Üstelik aklımda hep bir ihtimal : o katillerin para hırsı olmasaydı şu an hayatta olabilirlerdi .
Sizi sizsiz yaşıyoruz..
Üç kuruş para için yaşayan
Kara zihniyetin kurbanı olduk..
İsias kurbanıyız
İmar affı kurbanıyız
İnsanlara cocuklara değer vermeyen
Cehaletin kurbanıyız!
Biz Mağusadan evlatlarımızı
Güvenerek emanet ettiğimiz
Yolsuz, çıkarları uğruna evlatlarını diri diri gömen zihniyetin kurbanıyız
#AtakanCelalKonuklu
#PamirKonuklu
#isiasolasıkast
#isiasortakdavamız
Hep evlatlarının fotoğraflarını gördünüz, işte evlatlarımı benden koparan ve 600gündür firari olan şahıslar. Lütfen paylaşın herkes görsün,belki gören duyan olur ihbar eder ,çünkü bu şahıslar yakalanmayacaklarına o kadar emin ki şirketlerine gidip yönetim kurulu toplantısı bile yapıyorlar ve bunları yakalamayan emniyet hala bu şahısların şirketlerine dondurma ihalesi veriyor!
Onlar olmadan,
sanki onlar varmış gibi yaşamak,
Onların olmadığını bilip her gün artan hasrete, acıya ve yalnızlığa katlanarak yaşamak,
Ve Onlara kavuşacağım günü,
hayal ederek o günü hak etmeye çabalayarak yaşamak...
Şunu unutmayın;
Ben ve benim gibiler,
Yaşayanlar değil,
Hayatta Kalanlarız,
İşte size Kalan Hayatımın Özeti...
#canlarım
Tabi öncelikle tutuklu yargılanmaları için yakalanmaları, ya da ceza verdikleri birini içeri atmaları için bulmaları adına sosyal medyada bağırmanız gerekecek... Büyük olasılık sonuç alamayacaksınız, öyle günler, aylar, yıllar geçecek... Üzüntünüz ve sinirinizle yaşamaya çalışacaksınız...
Peki o can havliyle kim mesaj yazabilecek? Ya da bağlantı yokken internet nasıl kullanılacak ? Mesela siz ne işe yariyorsunuz !?? #Vodafone ve diğer operatörler ! #deprem
Depremde ölen on binlerce kefensiz bedene bu ülkenin borcu var, sorumlular hala yargılanmıyor!
Gencecik bedeni toprağın altına iten ve orada da huzur vermeyen kriminal bir yapı var ve devlet bu yapıyla baş edemeyecek kadar aciz olmamalı!
Aynı şey #deprem davaları için de geçerli!
Bunlar çete!
Kötü ahlaksız bir çete!
Öldürdüler yetmedi şimdi çocuğumuzun mezarına saldırmışlar!
Lütfen aileyi tehdit eden, mezarını dağıtıp gözdağı veren ahlaksızları bulup cezalandırın!