Trabzonspor Taraftarına Allah Rızası İçin Bir Hatırlatma
«Kim Allah’ın şiarlarına (dinin koyduğu sembollere ve kutsallara) saygı gösterirse, şüphesiz bu kalplerin takvasındandır.» (Hac Sûresi: 32.Âyet-î Kerîme)
İslam fıkhında Allah Teâlâ’nın ism-i şerifi ve Kur’an-ı Kerim ayetleri, şeriatın tazim gösterilmesini emrettiği en mukaddes değerlerin başında gelir. Mukaddesatın hürmetine aykırı düşecek, onları sıradanlaştıracak veya birer eğlence aracı haline getirecek tutumlara karşı fukaha son derece titiz davranmıştır. Klasik Hanefî fıkıh kaynaklarında ve Molla Ali el-Kârî’nin Şerhu Elfâzi’l-Küfr adlı eserinde ele alınan meseleler, günümüzde stadyum tribünlerinde atılan birtakım slogan ve tezahüratların şer’î boyutunu açıkça gözler önüne sermektedir.
Fıkıh kitaplarında yer alan hükümlere göre; bir kimsenin Kur'an'ı, mescitleri veya dinin yücelttiği unsurları hafife alması (istihfâf) kesin olarak yasaklanmıştır. Nitekim “Her kim Kur’an’ı, mescidi veya şeriatın tazim kıldığı benzeri bir şeyi hafife alırsa kâfir olur" hükmü, şeriatın yücelttiği değerlere saygının önemini ortaya koymaktadır.
Yine insanların kalabalıklaştığı bir ortamda sırf mizah, laubalilik veya durumun ritmine uymak amacıyla ayet okunması yahut Allah’ın kelamının kişisel sözlerin yerine ikame edilmesi, mukaddesatı değersizleştirme şüphesi taşıdığı için sakıncalı görülmüştür. Nitekim eserde geçen "Her kim Allah Teâlâ’nın kelamını kendi sözünün yerine hafife alarak/değersizce kullanırsa kâfir olur" ifadesi ile kalabalığı görünce Kehf Sûresi 99.Âyet-i Kerîme’yi okuyan kimse örneğinde belirtildiği gibi; kişi bu sözü kendi fiiliymiş gibi kullanırsa imani tehlikeye düşer. Ancak kastı insanlara ibret vermek veya kıyameti hatırlatmak (tezekkür) ise tekfir edilmez.
Aynı şekilde
Arapçada "Abd" (kul) kelimesinin küçültme/sevgi formu "Ubeyd" (kulcuk/cağız) şeklindedir. "Ubeydullah" denildiğinde "Allah'ın kulcuğu" manasına gelir. Fakat bir kimse bunun sonuna "senin" anlamına gelen 'kâf' harfini ekleyip bir başkasına "Ubeydullah-ke" (Senin Allah kulcuğun / senin kulcağızın) dediğinde burada fıkhi bir ayrım doğar:Eğer aşağılama/küçültme doğrudan "Mużâfun İleyh"e yani Allah Teâlâ’nın ismine yönelikse: Kişi Allah’ı veya O'nun ismini hafife almak, alay etmek amacıyla bu ifadeyi kullanırsa bu açıkça küfürdür.Eğer aşağılama "Mużâf"a yani kulun kendisine/karşıdakine yönelikse: Kişi burada Allah’ın ismini değil, muhatabı olan insanı küçültmeyi, ona "Sen değersiz/önemsiz bir kulcağızsın" demeyi kastetmiştir. Dolayısıyla hürmetsizlik Allah'a değil insana yapıldığı için bu sözü söyleyen kişi kâfir olmaz.
Ne dediğini, kelimenin nerelere çekileceğini bilmeyen cahil bir kimse bu tür laubali ifadeleri kullandığında; kastı Allah’ın adını hafife almak veya dinden çıkmak olmadığı için ona "kâfir oldu" denilemez. Kelimedeki 'kâf' harfini bir ağız alışkanlığı, boş bir laf (lağv) veya dalgınlıkla (sehv) söylemiş olma ihtimali göz önüne alınarak tekfir edilmez.
Aynı şekilde İmam Muhammed el-Fadl (el-Kemârî)
Cahil halk, gelen bir şahsa hürmet ve coşku sunmak isterken Allah Teâlâ’nın adını bu tür merasimlere harmanlamakta; insanlara tazim edeyim derken Lâfz-ı Celâl’i laubali bir eğlence ve slogan malzemesi haline getirmektedir.
"Tüm bunlar lehv (boş eğlence), oyun ve haramdır" fetvasını vermiştir.
Bu fıkhi esaslar ışığında, Trabzonspor tribünlerinde veya diğer stadyumlarda bir futbolcu için atılan "Allah Allah Muhammed Salah" şeklindeki tezahürat ele alındığında meselenin ciddi sakıncaları ortaya çıkmaktadır. İsmi Câmi ve İsm-i A'zam olan "Allah" ismi; bütün ilahi sıfatları, bereketi ve tazimi bünyesinde toplayan en yüce isimdir. Bu mübarek ismin asli vazi ve anılma amacı yalnızca ibadet, zikir, dua ve tazimdir. Şeriatın böylesine yücelttiği bir ismi, stadyum gibi kadın-erkek karışık ortamlardan (ihtilat), tesettür sınırlarına dikkat edilmeyen durumlardan, küfürlü sözlerin ve bahis/iddia gibi haramların havada uçuştuğu bir atmosferden müteşekkil bir alanda dile getirmek lafzın hürmetine zıttır.