BİM gibi alkollü içki satmayan marketlerin önüne konan geri dönüşüm makineleri (DOA), boş alkol şişesi ve alüminyum kutu almayacak şekilde programlanmış. Helal atık diye bir şey var artık!
Bugünkü yazım: https://t.co/DX4u5lBkT4
Hayat 7 yıl önce bugün onu daha anlamlı kılan en muhteşem hediyesini verdi. Canım kızım Vera doğdu. Bu güzel hediyeyi veren hayat, bizi hasret ile ağır bir sınava tabi tutsa da; yan yana beraber olmanın değerini de öğretti.
Sen ise bana her şeyi yeniden öğrettin, varlığınla hayatı güzelleştirdin, zor günlerimde bana güç verdin canım kızım. Beraberinde getirdiğin tüm güzellikler ve hissettirdiklerin için teşekkür ederim.
İyi ki doğdun, doğum günün kutlu olsun canım kızım, Verakuşum
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Size bu satırları hemen yan hücremden gelen “Aşkın mapushanee, içindee ben mahkum” dizeleri eşliğinde yazıyorum.
Bir düzeltmeyle başlayayım; tanımadığım ve görüşmediğim bir avukat “Deniz bizi unutmayın dedi ” gibi bir bilgi yaymış. Ne böyle bir duygum var ne de öyle bir talebim oldu. Aksine sürekli beni paylaştığını öğrendiğim arkadaşlarıma şu mesajı yolladım: “Abartma be king, yaz böyle geçmez.” Hazır hayatımın ilk tekzibini yapıp kendimi bir şey sanmışken hız kesmeden ikinciyi de yapayım. Biraz gecikmeli olacak ama tutuklandığımı öğrenince söylediğim “neşemizi çalamazlar” mesajını tırnak içinde olduğunu vurgulayarak söylemiştim. Nöşömözü çolomozlor gibi. Ama adliyeden Twitter’a ulaşana kadar yolda ironik tırnaklar kaybolmuş. Bana bu haberler geç geldiği için özetle şöyle diyebilirim; romantik, arabesk ya da talepkar bir cümle duyarsanız bilin ki doğru değildir. Çünkü ruh halim — olumlu anlamda — üçünden de uzak.
Evet, Çorlu’da birinci ayımı doldurdum. Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’dan sonra en çok vakit geçirdiğim şehir Tekirdağ oldu. Beş Şehir’i tamamladım. Gelirseniz gezdiremem ama şehrimizin en çok ziyaret edilen noktası olan cezaevine çoğu Tekirdağlıdan daha hakimim. En iyi köfteciyi herkes bilir.
Moralim yerinde, sağlığım iyi. Bir ay boyunca kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı. Tabii ki cezaevi romantize edilebilecek bir yer değil. Bunu herkes bilir. Monopoly’de bile kodese girince sinir krizi geçiren arkadaşlarım oldu. Yine de adettendir, benden de duyun; cezaevine girmeyin mecbur kalmadıkça.
Aile, arkadaşlar, iletişim ve seyahat özgürlüğü, gözetlenmediğim bir oda, güneş, sahne, sokakta yürümek gibi mahrumiyetlerin yanında önemini burada anladığım şeyler de oluyor. Klavye ve bıyık makası benim için önemliymiş. Klavyeye hazırlıklıydım ama bıyık makası sürpriz oldu. Berber prosedürünü öğrenene kadar bıyıklar ağzımı kapattı. Kantin listesinde olmamasına rağmen şansımı deneyip “Bıyık makası?” diye dilekçe yazdım; cevap verilmeyen tek dilekçem oldu. Bir filmde dev makası olan bir adam gördüm. Çok özendim. Hayatımda ilk kez canım makas çekti. Neyse ki bıyığım Türkiye’de övgü alabileceği en kritik kişiden övgü aldı; ziyarete gelen Erkan Baş’tan.
Özetle cezaevine girmemeye çalışın ama işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor. Sonraki gün yapacak işinizin ya da verilmiş sözünüzün olmaması da cabası.
Kaldığım cezaevi “Kuyu Tipi” olarak biliniyor. Bu konuda uzmanların, avukatların ve uzun süre tecrübe etmek zorunda kalmış insanların yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim. Benim kısa süreli gözlemim; güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar vermesi kaçınılmaz. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günleri, haftaları geçen mahkumlar var. Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem.
Ben belki kısa süreli olacağını umduğum için dışarıda da bazen yaptığım goblin moduna geçerek şimdilik uyum sağladım. Ama öğlen 7 metrelik duvarları olan avluda yüzüme gelsin diye güneşle köşe kapmaca oynamam gerekiyor. Yolu bir şekilde bu kuyuya düşen güvercin* ve dev çekirgeler duvarları aşamadıkları için benimle beraber kalıyorlar, haklarında CİMER şikayeti olmamasına rağmen. Yalnız hissettirmiyorlar. Gönderdiğiniz kitap kargoları ve şimdiden plastik komodinimin iki çekmecesini dolduran mektuplar hayatımdaki en kalabalık zamanımı yaşamamı sağladı hücrede. Hepsini okudum mektupların, kalışım uzarsa cevap da yazacağım. Yakın arkadaşlarımdan “Niye cevap yazmıyorsun şerefsiz, bu sefer turnede olmadığını hepimiz biliyoruz” tarzı mektuplar gelmeye başladı. WhatsApp’tan kurtuldum, bu sitemden kurtulamadım. Kitap hediyeleri ve mektuplarla memurlara ek mesai çıkardık. Size de, şikayet etmeden hızla yardımcı olan memurlara da teşekkürler.
Düzenli ziyarete gelen avukatlar da nefes oluyor. Cezaevinin yıldızları onlar. Ton balığını cezaevi kantinine ekleten avukatla tanıştım, çok heyecanlandım. Burada Oğuzhan Uğur’dan daha popüler. Dışarıya dair haberleri de onlardan alıyorum.
Okul arkadaşlarım başta olmak üzere dışarıda destek olan, dayanışma gösteren herkese de çok teşekkürler. Sabah 8 sayımlarında memurlar gelene kadar uyanık kalabilmek için “Bugün kim tutuklandı” temalı programlar izlemeye alışmışken, bir sabah ODTÜ Mezuniyet pankartlarıyla uyandım. Gözlerim doldu ilk kez. İyi ki varsınız. Athena Gökhan’ın törende benle ilgili yaşadığı kafa karşılığına çok güldüm. Sansürcü Punkçı da Türkiye’ye kısmetmiş.
Anarchy in THE UK
AcunMedya in Turkey
Böyle diyorum ama NATO ve Dünya Kupası bittiğinden beri Masterchef izliyorum. Açar açmaz orada da bir Karadenizli kazandı. Bütün ülkeyi kısık ateşte karadenize ettiler. (Deniz içerde şimdi ne şaka malzemesi biriktirmişsindir? Aynen kardeşim ful böyle notlar alıyorum, özür.) Burçin ve Tolğa favorim.
İlk hafta ülkeme dair moral tazelemek için Aktroll kanalları izledim; NATO Zirvesi Özel. Programlarda önce bana sövüp ahlak dersi veriyorlardı, sonra Donald Trump övüyorlardı, Türkiye için büyük şansmış varlığına duacılar. Ben de dersimi aldım.
“Değerleri aşağılayan komedyen” den, “Değerli dostum”a terfi etmek için eksiklerim:
- Epstein ile kanka olmak
- Gazze’yi Netanyahu ile birlikte tatil köyü yapma vaadi
Bir kelime şakası ve bir didaktik çıkış yaptığıma göre aylık güncellememi sonlandırabilirim. Hala kararlıyım, Moby Dick’i bitireceğim. Geçen öyle yazdım ama elime geçmedi henüz. Diğer kitaplar geldi, Moby Dick hala kontrolde. Cezaevi okuma komisyonu da bitiremiyor, bela bir kitap. Aslında cezaevi kütüphanesi çok iyi, Chomsky bile var. Belki o da Epstein kontenjanından girmiştir.
(*) 2 haftadır benimle yaşayan güvercin Leo ile tanıştığımız günün öyküsünü yazdım, Uğur Gürsoy Uykusuz Ağustos sayısında çizdi. Benim yerime de okuyun, buraya Uykusuz sokamıyormuşuz.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.
Bu ağaç dediğin illa yok edilmesi gereken bir şey mi? Yani yaşatmaya çalışmak çok daha zor mu? Yol kenarından devam et birader, oralar zaten açık alan.
27 bin ağaç feda ediliyor
TEİAŞ, Dikili ile Bergama arasında yaklaşık 26 kilometrelik elektrik iletim hattı kurmayı planlıyor. ÇED raporuna göre 69 direğin 26’sı orman alanlarına yerleştirilecek. Proje kapsamında 27 bin 305 ağacın kesilmesi planlanıyor
https://t.co/j36S8fEw4o
@narliderebel@izmirbld@izmirhim
Narlıdere Belediyesi whatsapp’ına çöp kamyonlarının akıttığı pis sularla ilgili ve Çamtepe Mah. kontrplaklarla çevrilen alanın sorunlarıyla ilgili 2 bildirimde bulundum. İki sorunun da çözüldüğüne(?) dair mesajla sonuçlandı.Sorun çözülmemiş!
Evet eşit işe eşit ücret gözetilmeli kesinlikle. Bir sorum olacak TUS’da yabancı uyruklu öğrenciler Türk öğrencilere göre daha düşük puan ile aynı yere giriyorlar. Bu dikkatinizi çekti mi?
İtirazlarımız İlk Sonucunu Verdi, Yabancı Uyruklu Asistan Hekimlerin Emeğini Yok Sayan Düzenleme Geri Çekildi
Türk Tabipleri Birliği olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda görüşmelerine başlanan Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin üç maddesine ilişkin kamuoyuna duyurduğumuz, ilgili komisyona ilettiğimiz, hekim milletvekilleri ile paylaştığımız itirazlarımız ilk sonucunu vermiştir.
Teklifin, yabancı uyruklu kontenjanından tıpta uzmanlık eğitimi alan hekimlerin döner sermaye ek ödemelerinden dışlanmasını öngören 1’inci maddesi geri çekilmiştir.
Aynı işi yapan hekimler arasında yurttaşlık temelinde ücret ayrımı yaratan; bu bağlamda eşitlik ilkesine, ayrımcılık yasağına, ulusal ve uluslararası mevzuat ile Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırı olan düzenlemenin geri çekilmesini memnuniyetle karşılıyoruz. Bu, hekimlerin ve hukukun ortak kazanımıdır.
Öte yandan aynı kanun teklifinin nitelikli tıp eğitimini ve yükseköğretim kurumlarında görev yapan hekimleri tehdit eden 15 ve 26’ncı maddelerine ilişkin itirazlarımız geçerliliğini korumaktadır:
📌 Hastanesi olmayan tıp fakültelerine ek süre tanımak, nitelikli eğitim ve nitelikli sağlık hizmetini bir kez daha ertelemektir.
📌 Öğretim elemanlarına güvenlik soruşturması, akademik özgürlüğe ve bilimsel özerkliğe doğrudan müdahaledir.
Bu doğrultuda tüm milletvekillerini itirazlarımızı dikkate alarak teklifin 15 ve 26'ncı maddelerini de metinden çıkarmaya davet ediyoruz.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
👇
https://t.co/QB14lhywxq
@hekim_birligi Giriş puanları aynı olursa .. aynı şekilde mecburi hizmete tabi tutulurlarsa elbet eşit haklardan bahsedilir. Ben 70 puana giricem, adam aynı yere 50 puana girsin. Ben mecburiye giderken adam gitsin bağdat caddesinde muayenehane açsın?? Nasıl olacak peki bu iş?
@Morfoloji@shbatuhan Ben genel cerrahi uzmanıyım acildeki arkadaşlarıma hep söylediğim bir şey var “hasta nedeniyle aklınıza geldiysem arayın konuşalım, atlamaktan iyidir!”
@Morfoloji@shbatuhan Anlaşılan kesik kesik işeyen kişinin postrenal böbrek yetmezliği nedeni ile diyalize alındığını görmemişsin. Ben gördüm. Hoş olmuyor.
Halkın iradesi yok sayıldı, seçilmiş 28 belediye başkanı tutuklandı. Bu sabah ise tek amacı ülkesine ve Üsküdar’a hizmet etmek olan kadın Belediye Başkanı Sinem Dedetaş gözaltına alındı.
Hala bu sürecin siyasi olmadığını söyleyenlere soruyorum: Halkın oylarıyla göreve gelen belediye başkanlarının birer birer tutuklanarak görevlerinden uzaklaştırılmasının başka nasıl bir açıklaması olabilir?
Milletin oylarıyla seçilmiş siyasetçiler ise yaşananları seyretmekle yetiniyor. Oysa bugün, siyasi görüşü ne olursa olsun herkesin demokrasiye, hukuka ve seçmen iradesine sahip çıkma sorumluluğu vardır.
Sandıkta kazanamadığınızı yargı eliyle almaya çalışmaktan vazgeçin. Milletin iradesine saygı duyun.
Ben E. Ö. 2025 Haziran'da cinsel saldırıya uğradım. Sanık 12 yıl ceza aldı, istinaf onadı. Ama Yargıtay'dan bir imza ile TAHLİYE edilmiş! Karar bana tebliğ bile edilmedi, fail "indirimsiz ha😅" diye dalga geçiyor. Hâlâ tehdit ediliyorum, çok korkuyorum. Lütfen sesim olun..