1. GÜN: 17 BİN KİŞİ TÜRK KÜLTÜR KAMPI’NDA! 🇹🇷
Türk Kültür Kampı’nın 1. gününde, 21 Ağustos 2026 saat 20.00 itibarıyla 17.000 kişi Pursaklar Karaköy Mesire Alanı’na giriş yaptı!
Türk tarihini, kültürünü ve geleneklerini yaşamak için kamp alanımızı dolduran tüm misafirlerimize teşekkür ediyoruz. Bu büyük buluşma, hep birlikte büyüyor! 🇹🇷
#TürkKültürKampı #KimOlduğunuHatırla #TTAgrup
Hristiyan olarak "Hristiyanca" konuşmuyoruz.
Sünniler "Sünnice" ve Aleviler de "Alevice" konuşmuyor.
Saçmalamayı kesin.
Bizi kendi siyasi ajandanızın bir parçası yapamazsınız.
Sözde kürdistan, özde Siyonistan'a tek bir taviz vermeyiz.
Türkiye Türklerindir!
Ne Mutlu Türk'üm diyene!
Bazı kentlerimizde yaşanması kutlamalara konu olan olayda Erzincanlı Süleyman Aydın Onbaşı ilk terör şehidi olmuştur.
Jandarma Onbaşı Süleyman Aydın’ı şehadetinin 42nci yıl dönümünde rahmetle anıyorum.
@sakiksirri sen şu pkk öldürtdüklerini söyle tecavüz ettiğini anlat süreci bu noktaya getirip ne yapacağınızı biliyoruz günü geldiğinde cevabınızı alacaksın mutlaka adalet düzelecek birgün 🇹🇷
10 Ağustos 1920… Bundan tam 106 yıl önce bugün Sevr imzalandı.
Ancak Sevr’e giden yolu hatırlamak gerekir.
29 Ekim 1919’da İngiltere Başbakanı Lloyd George, zafer sarhoşluğu içinde “Türkiye’yi fethettik” diyor, İngiltere’nin Anadolu’yu “Türk’ün yıkıcı nüfuzundan” kurtardığını ilan ediyordu.
Ardından emperyalizmin ölüm fermanı geldi. 11 Mayıs 1920’de 433 maddelik Sevr Antlaşması Osmanlı Hükümeti’nin önüne konuldu.
18 Temmuz 1920’de Fransa Başbakanı Millerand Sultanı açıkça tehdit ediyor, antlaşmanın reddedilmesi halinde Türkiye’nin Avrupa’dan tamamen atılacağını söylüyordu.
Bu sırada galip devletler Yunan ordusuna Anadolu’nun içlerine ilerleme emri vermiş, Ege ve Marmara’nın önemli bölümü işgal edilmeye başlanmıştı.
Daha acısı, düşman yalnızca dışarıda değildi. Osmanlı Adalet Bakanı Ali Rüştü Efendi, Yunan saldırısının İstanbul Hükümeti’nin programına uygun olduğunu açıklıyor, Yunan ordusunun başarısı için dua ediyordu.
Hürriyet ve İtilaf çevreleri Sevr’in imzalanmasında sakınca görmüyor, Damat Ferit ise Anadolu’daki Milli Mücadele’yi bastırmaktan söz ediyordu.
Ve 22 Temmuz 1920… Yıldız Sarayı’nda Saltanat Şurası toplandı. Vahdettin, “Antlaşmayı kabul edenler ayağa kalksın” dedi. 43 kişilik şurada yalnızca Topçu Ferit Rıza Paşa oturdu, diğerleri ayağa kalktı.
İmparatorluğun parçalanmasına, Anadolu’nun paylaşılmasına ve Türk milletinin kendi vatanında esir edilmesine razı oldular.
10 Ağustos 1920’de Sevr imzalandı. Kâğıt üzerinde Türkiye parçalanmıştı. Emperyalizm hükmünü vermiş, İstanbul teslim olmuştu. Lloyd George’un dünyasında “Türkiye artık yoktu.”
Ancak hesaplamadıkları bir güç vardı: Anadolu’daki Türk milleti. Mustafa Kemal ve arkadaşlarının önderliğinde ayağa kalkan millet, kendisine biçilen kefeni yırttı. Sevr’i savaş meydanlarında parçaladı, emperyalizmin haritasını çöpe attı ve üç yıl sonra Lozan’da bağımsız Türkiye’nin tapusunu aldı.
Bugün Sevr’in imzalanmasının 106. yıldönümü. Hala Türk değil Türkiyeliyim diyenelere hatırlamakta yarar var.
Tarih, emperyalistler ve onların yerli işbirlikçileri tarafından kurgulanabilir, haritalar çizilebilir, antlaşmalar hazırlanabilir, hükümetler teslim alınabilir. Ancak o kurguyu pratiğe geçirecek ya da tarihin çöplüğüne atacak olan son güç millettir. 106 yıl önce Türk milleti tercihini yaptı. Sevr’i imzalayanlar tarihte unutuldu gitti. Sevr’i yırtanlar Cumhuriyet’i Türk kimliği ile kurarak tarihte sonsuza dek hatırlanacak onurlu yerlerini aldılar.
Cumhuriyet etnik kökene değil, ortak vatan, kader ve vatandaşlık bilincine dayanır. Türk milleti tektir, Türkiye Cumhuriyeti onun ortak devletidir. İkinci bir siyasi millet yaratacak her adım, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini ve geleceğimizi hedef alır.