Çetin Arkaş denen câninin mikrofonu bulduğu her yerde Türk milletine meydan okuması kanıma dokunuyor. Rahatsız olmayan, bu meydan okumayı gördüğü hâlde hâlâ terörsüz Türkiye palavrasına inananlara da artık diyecek söz yok. Geceleri kaçan uykularında vicdanlarıyla hesaplaşsınlar.
⚠️ “İkinci Sinan Ateş vakası yaşanabilir!”
Gazeteci Müyesser Yıldız, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Oğuzhan Güngör için “vurun, indirin” talimatı verildiğini yazdı:
• Bahçeli’ye açık mektubundan sonra Oğuzhan Güngör’e tehditler gelmeye başlamış.
• Bu tehditler, PKK yasasının TBMM Adalet Komisyonu’nda görüşülüp kabul edilmesi sürecinde daha da artmış. Hatta “vurun, indirin” talimatı verildiği bilgisi gelmiş.
• Ancak halen İYİ Parti Teşkilât Koordinasyonu’ndan sorumlu genel başkan yardımcısı olan Oğuzhan Güngör, bu tehditleri umursamamış.
• Ta ki, 10 gün önce bir program için Ankara dışına çıktığında kendisine saldırı düzenleneceğine yönelik, emniyete gönderildiği belirtilen ihbar mektubuna kadar.
• Oğuzhan Güngör’ün yaşadıklarına ilişkin olarak kulislerde konuşulan iddialar şöyle:
• Söz konusu ihbar mektubu İstanbul, Ankara, Adana ve Mersin emniyet müdürlüklerine gönderilmiş.
• Bunun üzerine, gittiği ilde Oğuzhan Güngör’le irtibata geçilip kendisi polis refakatinde Ankara’ya getirilmiş.
• Burada da polis tarafından karşılanıp evine bırakılan Güngör, ertesi gün yine polis refakatinde emniyete gidip ifade vermiş.
• Güngör’e tehdit alıp almadığı ve kimlerden şüphelendiği sorulmuş. İfadesinin ardından da kendisine iki yakın koruma verilmiş.
• Emniyetin alarma geçtiği o günlerde Oğuzhan Güngör’ün sosyal medya hesabından yaptığıdikkat çekici bir paylaşımı da aktaralım.
• Şunları yazdı: “Şehit evlâtlarından, analarından, babalarından mesajlar yağıyor. 22 Ekim 2024’de yapılan açıklamaya tepki gösterdiğimde, ‘Senin ailende şehit mi var ki?’ demişti bir şeref yoksunu.
Benim ailemde şehit çok. Hepsi benim abim, ablam. Hepsi benim ailem. Hepsi benim kardeşim. Ben tarafımı seçtim.
Emirler verilmiş! Verilsin! Dayak yiyip evimize sığındığında anam temizlemişti kanını! Biz kimsenin ardına sığınmayız. Ardımız Allah! Eyi bilir!”
Al sana 90'lar:
"Halkımızın büyük bir kesimi metropoldedir, Antalya'da, İzmir 'de ve İstanbul'dadır; fakat 'gelsin parti burada da büyük eylem yapsın' diyorlar. Peki sizler orada yüzbinler varsınız, bir kibrit kıvılcımı çakıp orman yakmak zor mudur?"
Abdullah Öcalan, Serxwebun, 1994 Ağustos
Metropollerimizde hala birilerini vuruyorlar. Ormanlarımızı hala yakıyorlar. Değişen hiçbir şey yok. Ama birtakım yavşaklar Türklerin ölümünden zevk aldıkları için karşı tarafın alicenaplığına layık değilmişiz gibi davranıyorlar.
Barcelona, KKTC'de düzenleyeceği futbol kampının adresini açıkça 'Lefkoşa, Kuzey Kıbrıs' olarak ilan etti.
• Güney Kıbrıs Rum Kesimi, İspanya hükümetini ve UEFA'yı devreye sokarak kampı iptal ettirmeye çalışıyor.
Sözüm ona gazeteci müsveddesi olarak paçavralarda kalem oynatan Ali Kemal’in tutuklandıktan sonra sorgudaki şu sözlerini bilmek, hatırlamak ve bazen de hatırlatmak lazım.
“Ben, Türk milletinde bu kadar büyük yaşama gayreti ve mücadele ruhu mevcut olduğunu bilmiyordum. Türk Milleti’ni tanımıyormuşum, tanıyamamışım.”
Bu, Türklüğünü unutan, Türk Milleti’ni ve Türk Gençliğini tanımayan kaybolmuş bir adamın sözleriydi.
Meslek namusunu yitirmiş bu kendini bilmezi, namuslu meslekdaşları zapt etmeye uğraşmışlar ama maalesef başaramamışlar.
Biz, şeref ve haysiyetimizi, şeref ve haysiyetinden emin olmadığımız zevata emanet etmeyeceğimiz gibi, üniformasının şerefine layık olmayan karakter düşkünleri yüzünden kahraman emniyet teşkilatımızı töhmet altında bırakmayız.
Aynı hassasiyeti Sayın İçişleri Bakan’ından ve Sayın Ankara İl Emniyet Müdürü’nden bekliyoruz.
Biz, şehitlerimizin ve gazilerimizin hakkı ve hukuku için mücadele ederken her bir askerimiz ve polisimiz bilmelidir ki; onlar ve aileleri için mücadele etmek de bizim için bir onur meselesidir.
Bununla birlikte, PKK’lılara gösterilen müsamahanın Türk Milleti’nden ve onun asil vekillerinden esirgenmesi, dönemin ruhuna uygun bir rezalettir.
Şunun bilinmesi gerekir;
100 yıl önce devletin inisiyatifini ve gücünü kendi ellerinde zanneden, sözüm ona “devlet aklı” ile hareket edenlerin Türk tarihinde nasıl anıldıkları ortadadır.
Saray da vardı.
Padişah da vardı.
Bakanlar da vardı.
Ama millet vardı.
Sayın İçişleri Bakanı,
PKK’lılar, ilk şehidimizi toprağın kara bağrına verdiğimiz gün havai fişeklerle kutlama yaptılar.
Zerre pişmanlık duymadığını söyleyen şehitlerimizin katiline konuşma yaptırdılar.
Anlaşılan bu görüntüler zorunuza gitmedi. Zaten müktesebatınız gereği zorunuza gitmesini de beklemiyoruz.
Ancak şunu hatırlatmak isteriz:
Mıh gibi aklınızda tutun!
Bu Millet; hakkını, hukukunu, aklını ve vicdanını kiraya vermemiş vekilleri aracılığıyla hakkını arama hürriyetine sahip değilse, sorumlusu olduğunuz makamlardan verilen emirlerin muhteviyatına ve dozuna dikkat etmenizi öneririm.
Çünkü devlet makamları milletin üstünde değildir.
Millet adına kullanılan yetki, millete rağmen kullanılamaz.
Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu:
“Dünyanın hiçbir yerinde şehit ailesine ve gazilere bu şekilde bir muamele görülmemiştir.
Türkiye’de bu da yapılmaz denilen her şey yapıldı.
Bir gün polis ablukası altında kalacağımızı söyleseler rüyamızda görsek inanmazdık.
Bizi polisle karşı karşıya getirdiler.”