Bir de santraforsuz, defasında iki tane kağnının oynadığı altın jenerasyon olmaz. Milletçe ya hep ya hiç kafasıyla katılıyoruz bu tür turnuvalara. Hedefi küçük tutarak başlamak gerekirdi
Daha turnuvaya gitmeden yarı finale kalmış gibi davrandılar. Marş üstüne marş bestelendi. 2002'ye öykünmek ve rakipleri hafife almak en büyük hata oldu
@Ah_Demirhan_ Kesinlikle aynı fikirdeyim. Belki Avcıoğlu-Türklerin Tarihi eklenebilir Engels çizgisindeki açıklamalar vesilesiyle. En azından eski Türk tarihi açısından.
@serkanacar1980 Sayın Hocam, Doğu Avrupa Türk Tarihi kitabınızın girişinde yaptığınız tespitlerin doğruluğu haritada da net şekilde kendini gösteriyor. Ekonomik olarak boşluğu doldurmaya en istekli olan Çin Halk Cumhuriyeti.
Doktora programlarında kontenjan açılsa da başvuran olmuyor. Son iki dönemde 0 (sıfır) öğrenci geldi. Herkes geleceğini düşünüyor. Yayın puanları yüksek olup kadro bekleyen yüzlerce genç doktor var. doktora programının değerini belirleyen belki de son etken kontenjan.
Yanlış hatırlamıyorsam eskiden tarih bölümü doktora alanında üniversiteler bir dönem için ortalama 4-6 öğrenci kontenjanı açardı. Yıllar evvel bir iki üniversitenin 1-2 kişilik açtığını da hatırlıyorum. Şimdi ise 15-20 kişilik kontenjan açılıyor. Bu şekilde doktora programı değersizleşmiş olmuyor mu sizce de?
Yeni yayın:
Abdülkadir Donuk, Eski Türklerde Devlet ve Teşkilatı, Bilge Oğuz Yayınları, İstanbul, 2026.
“Abdülkadir Donuk tarafından yazılan Eski Türklerde Devlet ve Teşkilatı başlıklı bu eser eski Türk toplumunda devletin ne anlama geldiğini ve devlet teşkilatlanmasının nasıl olduğunu açıklamaktadır. Farklı bir yöntem izleyen kitap, Türklerdeki toplum yapısını, devlet anlayışını ve teşkilat sistemini doğru şekilde kavrayabilmek için bunların Çin, Eski Yunan, Roma, Hint, İran ve Moğol topluluklarındaki karşılıklarını da inceleme ve karşılaştırma yoluna gitmiştir. Bu yönüyle eser yalnızca eski Türk devletini ve teşkilatını açıklamayı amaç edinen bir çalışma olmamış, karşılaştırmalı tarih metodunun kullanıldığı eşine az rastlanır bir esere dönüşmüştür.
Kitabın dikkat çeken bir diğer yönü Türk devlet geleneğini ve teşkilatlanmasını sadece siyasi-askeri bir bakış açısına indirgemeyip bunların gelişiminde toplumun sosyal-kültürel unsurlarının; ailenin, inancın, hukukun etkilerini de göz önünde bulundurmasıdır.
Eserde Türk milletinin tarihte hak ettiği yere oturtulması için Türklüğün yüksek faziletlerinin peşine düşülmüş ve bunu anlamlandırmak için diğer kültürlerle karşılaştırmalar yapılmıştır. Bu kitap konar-göçer Türk bozkır devletlerini devlet kategorisinde görmeyen anlayışın tezlerini çürütmüştür.”
Türklüğün Eski Çağları serisinin ikinci kitabı çıktı. Merhum Hocamın ruhu şad olsun. Bu seriyi başlatıp kitabı çıkaran Bilge Oğuz Yayınları’na ve Yayınevi sahibi Oğuzhan Cengiz’e, serinin bu kitabının editörlüğünü üstlenen Ilgın Yağmur Eker’e çok teşekkür ederiz.
@BtnDRMZ@hllcnakgn Evet biraz geç gördüm tekrar gibi oldu :) çeviri noktasında kalite de çok önemli. Geçtiğimiz yıllarda yapılan bazı çevirilerdeki cümleler bariz yapay zeka kokuyordu. Kitabı mecburen gidip orijinalinden okudum. Hiçbir şey anlaşılmıyordu maalesef.
@altayfunozcan Sayın hocam gerçekte alanının en iyilerinden bu eser. Ancak hep dikkatimi çeken bir husus var. Eserin adı La Turquie Preottomane olmasına rağmen Türkçe'ye Osmanlılardan Önce Anadolu olarak çevrildi. Keşke gerçek adına sadık kalarak Türkiye kullanılsaydı başlıkta.
Harika bir katkı. Emeği geçen herkese teşekkürler. Parker, A Thousand Year of Tartars kitabında bilinçli olarak Türk kullanmadığını ifade eder. Ona göre MS. 2. Yüzyıldan öncesi Türk kelimesi bilinmediği için Türk demek anakronizmdir.
Yeni yayın:
Edward Harper Parker, Türklerin Bin Yılı, Türklüğün Eski Çağları Serisi, nu:1, Bilge Oğuz Yayınları, İstanbul, 2026.
Bilge Oğuz Yayınları’nın başlattığı “Türklüğün Eski Çağları” serisinin ilk yayını Edward Harper Parker’in eşsiz eseriyle başladı. Uzun yıllar boyu ve hatta ömrümüz vefa ettiği sürece devam edecek olan ve proje koordinatörüne uygun görüldüğümüz bu serinin kitapları Türk Milleti’nin ulu geçmişini bugünlere anlatmayı hedeflemektedir. Hunlardan Gök-Türklere, Uygurlardan Kıtanlara uzanan bin yıllık Türk tarihini Çin kaynakları ışığında anlatan elinizdeki bu klasik eser, Türk tarihi araştırmalarının temel çalışmalarından biridir. İngiliz Sinolog Edward Harper Parker Çin kaynaklarına dayanarak, Asya’nın konar-göçer devletlerinin siyasi tarihini, toplum yapılarını ve Çin ile ilişkilerini ayrıntılı bir şekilde ele almaktadır.
Uzun bir seri olarak planlanan “Türklüğün Eski Çağları Serisinin” ilk kitabı olan “Türklerin Bin Yılı”, Hunlar, Xianbeiler, Rouranlar, Gök-Türkler, Kırgızlar, Karluklar ve Uygurlar gibi pek çok Türk devlet ve topluluğu hakkında önemli bilgiler sunmaktadır. Türk tarihini dünyaya tanıtan erken dönem eserlerden biri olan bu çalışmanın en dikkat çekici yönlerinden biri, Çin kaynaklarını sadece yorumlamakla kalmayıp onları dünya tarihi bağlamı içerisinde değerlendirmeye çalışmasıdır. Herodot’un İskit anlatıları ile Çin kaynaklarının Hun (Xiongnu) kayıtları arasında kurduğu paralellikler, Asya Hunları ile Avrupa Hunları arasındaki bağlantılara dair değerlendirmeleri vb. ile bozkır kültürünün ve devletlerinin sürekliliğine yaptığı vurgular çok kıymetlidir. Parker Asya Hunları, İskitler, Avrupa Hunları ve Türklerin aynı halkın farklı safhaları olduğunu uzun uzun anlatmaya çalışmıştır. Yazarın eserinde “Tatar” olarak bahsettiği halk Türklerdir, bu bakımdan bugünkü okuyucunun yanılmaması adına başlıkta Tatar yerine Türk yazılmıştır ki yazar zaten umumi bir Türk tarihi anlatmaktadır, Türklerin bir boyu olan Tatarların tarihini değil.
Türk tarihi ile Sinoloji ve genel Asya tarihi alanlarında hâlâ önemini koruyan esas metinlerden biri olan elinizdeki eser Türklerin dünya tarihindeki yerlerini gösteren vazgeçilmez bir kaynaktır. Bu vesileyle bu seriyi başlatan Bilge Oğuz Yayınları’na ve sahibi Oğuzhan Cengiz’e, “Türklerin Bin Yılı”nın çevirmenliğini yapan Gonca Gül Kurtulmuş’a ve bu ilk kitabın editörlüğünü üstlenen Enes Adıgüzel’e çok teşekkür ederiz. Türk Milletine hayırlı uğurlu olsun. @bilgeoguzkitap@oguzhancengiz
Oldukça indirgemeci ve oryantalist anlayışla yazılmış bir eserdir. Belirli bir dönem öncesi için Türk kelimesinden bilerek kaçındığına dair en büyük delil The Origin of the Turks adlı makalesidir. Tüm bu eserlerde Türkler erkeksi ve barbar, Çinliler kadınsı ve medenidir.
Doğu Avrupa Türk Tarihi dersimiz kapsamında bölüm öğrencilerimize 13. yüzyılda Doğu Avrupa'nın genel vaziyeti hakkında bilgiler veren değerli kardeşim @umutyolsever e çok teşekkür ederim.