Evleriniz afet denilerek ranta açılırken 281 milletvekili yoktu.
Milli parklarınız inşaata ve işletmeye açılırken 286 milletvekili yoktu.
Öğretmenlerin ve çocuklarınızın geleceği görüşülürken 245 milletvekili yoktu.
COP31’in bütün maliyeti Türkiye’ye yüklenirken 285 milletvekili yoktu.
Maden Kanunu görüşülürken 272 milletvekili yoktu.
Zeytinlikleriniz maden şirketlerine açılırken 266 milletvekili yoktu.
Eviniz, okulunuz, ormanınız, zeytininiz, madeniniz ve cebiniz talan edilirken bu milletvekilleri neredeydi?
Sonra konu PKK’ya özel yasaya geldi…
Birden Meclisin ışıkları yandı!
Sıralar doldu!
Hastalar iyileşti!
Uçaklar yetişti!
Bütün mazeretler ortadan kalktı!
467 kabul, 87 ret, 7 çekimser, yalnızca 31 devamsız!
Bütçe ve kesin hesaplar dışında 28’inci Dönemin en yüksek katılımlı kanun oylaması!
Demek ki mesele milletvekilinin Meclise gelememesi değilmiş.
Mesele, kimin çağırdığıymış!
AKP algoritması son 25 yıldır, ilkesel ve ahlaki olarak güçlü ve reddedemeyeceğiniz amaçlara ancak Erdoğan’a daha fazla güç ve hareket alanı verildiği takdirde ulaşılacağını söylüyor.
Sivilleşme süreci, Arap Baharı’nda yaşanan insani ve siyasi mağduriyetler, 2013-2015 çözüm süreci, terörle mücadele… Bunlar birbirinden farklı gibi gözüken ancak ortak keseni bir ahlaki amaç için Erdoğan’ın daha güçlü olması gerektiğini vaaz eden süreçlerdi.
İster liberal, ister milliyetçi ister muhafazakar olsun, bir entelektüelin bı süreçlerden herhangi birine aldanmaması, hemen ağlak gözlerle ortalığı velveleye vermemesi, öforik bir ruh haline bürünmemesi ve siyasi iktidara keyfilik bahşeden bu tarzı kökten reddetmesi gerekir. Demokrasi, nurlu ufuklar müjdesiyle otoriterliğe alan açmak değil, sonuçlarından bağımsız bizzat politika yapım sürecinin kendisi ile ilgilidir.
Ankara’daki eylemde bir madenci:
“Ev sahibine 80 bin TL, markete 70 bin TL borcum var. Epilepsi hastası bir çocuğum var. Dün akşam nöbet geçirmiş, hastanede.”
Hacı Bayram-ı Velî, Ankaralıdır biliyorsunuz. Hazret ölmeden önce bütün Ankaralı hemşehrilerine hüccetini vermiştir. Bundan dolayı Ankaralılar trafikte sinyal vermezler çünkü birbirlerinin nereye döneceği kalplerine ilham olur.
"Ne kadar acıdır ki, ezilen uluslara ışık tutmuş Mustafa Kemal sömürgeye bayrak yapılıyor. Nasıl oluyor bu? Şunu herkes öğrensin ki: emperyalizm ve yöneticileri, zamanın büyük devrimcilerini aziz, evliya haline getirir, doktrinlerinin devrimci yanlarını küllendirir, statik, statükocu yanlarını ortaya atar, kendileri için kabul edilebilir yanlarını reklam eder. Arkalarından ah-vah edilir, radyoda programlar düzenlenir. Artık ölen bir devrimci değil, bir evliyadır. Bu şekilde zararsız hale getirilen devrimciler her frsatta halka sunulur. Artık o halkın kurtarıcısı değil, hakim sınıfların paravanasıdır. Mustafa Kemal'in başına gelen tamı tamına budur. Anadolu ihtilalinin lideri gitmiş yerine mavi gözlü dev gelmiştir. Artık o bağımsız Türkiye için savaşan devrimci değil, şapka, ceket-pantolon değiştiren büyük bir terzidir."
Ulaş Bardakçı
Bir sulh hukuk yargıcı satıp devrettiğim dairenin satıştan sonraki aidatlarını ödememe dair taraflı ve hatalı bir karar veriyor ben de dosyaya dilekçe sunup yargıcın neden olduğu maddi zararı hesabıma iade etmesini talep edip aksi halde Yargıtay'da tazminat davası açacağımı ihtar ediyorum ve buna ilişkin yazdığım dilekçeyi de aşağıdaki paylaşımda yayınlıyorum. Bundan sonra neler oldu peki?
1. Paylaşımımı gören yargıç beni şikayet etmek için hemen kolları sıvıyor ama benimle ilgili elinde detaylı bilgi olmadığı için istinaf sınırı altında olduğundan kesinleşen ve bu nedenle el çektiği dava dosyama UYAP'tan giriyor ve daha önce hiç dosyaya girmemiş olan ve kişisel veri niteliği taşıyan nüfus bilgilerimi çekiyor ve dosyaya indiriyor!
Bu olayın detayını burada paylaşmıştım :
https://t.co/4AynWynXZh
2. Yaptığım paylaşım salt hatalı bir mahkeme kararına ve zararımın giderilmesi talebime ilişkin olmasına rağmen bu paylaşımdan haksız kazanç elde ettiğimi, kendisini fetö iltisaklı göstererek linç kampanyası başlattığımı beyan edip paylaşımımın ekran görüntüsünü ve sonradan haber olan bu olayın Hürriyet sitesi ekran görüntüsünü delil olarak ekliyor ve beni hem savcılığa hem baroya şikayet ediyor.
3. Bora Akbaş, sulh hukuk yargıcı olmasına rağmen geçmişte bir ASLİYE HUKUK yargıcı tarafından hakkımda verilen ve aynı gün kaldırılan hatalı bir tutuklama kararının tutanağına nasıl olduysa ulaşılıyor ve bunu da baro şikayetinde yazılı olarak dile getiriyor!
4. Gerek el çektiği dosyaya girip nüfus kaydımı hukuksuz şekilde ele geçirdiği ve gerekse Asliye Hukuk'taki dosya bilgilerime izinsiz eriştiği için ve bunlar görev alanı dışında kalan suçlar olduğu için Başsavcılığa görevi kötüye kullanma ve kişisel verileri ele geçirme suçundan şikayet ediyorum, Başsavcılık dosyayı HSK'ya gönderiyor ve HSK inceleme başlatıp müfettiş görevlendiriyor ve müfettişe şikayetçi olarak ifade veriyorum ama HSK hep alışık olduğumuz gibi böylesine ciddi ve delilli bir dosyada soruşturmaya gerek yok kararı veriyor. Karara itiraz ettik değişmedi. İkinci itirazı da yaptık ama bu da değişmeyecek. Ardından idare mahkemesinde dava açacağız ama onun da bir etkisi olmayacak. HSK kararını okuyup başkaları adına utanmak isteyen kararı ekte bulabilir.
5. Bora Akbaş'ın savcılık şikayetinde Murat Maya'nın yazdığı iddianameyi mahkeme önce iade ediyor ardından devre arkadaşı olduğunu tahmin ettiğim Orhan Çakmak iddianameyi kabul ediyor ve ardından Bora Akbaş'ın sanıklara özgü vareste tutulma talebini kabul edip duruşmaya teşrif etmesine ve kedisine sorular sormamıza engel oluyor. Yargılama halen devam ediyor. Bu davaya ilişkin önceki paylaşımım:
https://t.co/uxTNP6tMiN
6. Şimdi gelelim beni en çok rahatsız eden baro ayağına. Bora Akbaş'ın baroya verdiği şikayet dilekçesinde tebligata yarar adres olmaması ve 1.000 TL masraf yatırmaması nedeniyle usuli itirazda bulunuyorum ve öncelikle bu eksikliklerini giderilmesini giderilmez ise dosyanın işlemden kaldırılmasını talep ediyorum. Ancak bana eksikliklerin giderildiğine veya usuli itirazımın reddedildiğine dair bir tebligat yapmadan ve savunmamı bile almadan disiplin kovuşturması açmışlar! Avukatın avukatı şikayet ettiği durumda bile masraf almadan şikayeti işleme koymayan baro, şikayetçi taraf yargıç olunca bu kuralı kaldırmış! Üstelik dilekçede adres olmamasına rağmen şikayeti işleme koymuş! Üstelik hezeyandan ibaret saçma sapan soyut iddiaları destekleyen tek bir delil olmamasına rağmen bu kovuşturma açma kararını vermiş! Bu kararı veren baro yönetim kurulu üyeleri ya hep şikayetçi olduğumuz bazı yargıçlar gibi dosyayı okumadan bu kararı vermiş, ya bana şahsi kin ve garezleri var, ya da şikayetçi yargıcı kayırıyorlar. Bunun başka bir açıklaması olamaz.
Sonuçta suç işlemeyen şahsıma cezada davası ve baro disiplin soruşturması açılırken kişisel verilerimi hukuksuz ele geçiren yargıca karşı açılan soruşturma işlemden kaldırıldı! Olayın tek olumlu yanı @ibrahimkaboglu başkanlığındaki yönetimi tanımış olduk!
Bunun tam tersini herhangi birimiz söylemiş olsak 10 sene faşist, ırkçı diye linç ederlerdi twitter'da :) Kimsenin ırkına bakmadan Atatürk'ün yolundan devam edeceğiz. İsteyen bize katılacak, isteyen arkada kalacak.
3 gün önce afla serbest bırakılan kişi eşinin yaşama hakkını elinden almış. Çok üzgünüm. Vebali bu affı çıkartan ve buna ses çıkartmayan siyasilerin üstünde.
Galata Köprüsü bu etkinlik için doğru yer değil. Avcılar ve Beylikdüzü arasındaki Ambarlı Limanı’ndan İsrail’e giden yük gemilerinin rahatça görüleceği bir köprü seçilmeliydi.
Çocuklarını meclise dahi emanet edemeyen memleket.
Şu leş vaka, yılbaşı ağacı kadar dokunmuyor siyasal islamcıların kanına.
Şahsiyetsiz taharet ibrikleri…
BASINA VE KAMUOYUNA
Papa 14. Leo İznik Konsili’ in yıl dönümü bahanesiyle gösteri ve ayin düzenlemek üzere yanına Fener Rum Patriği Bartholomeos’u da alarak yarın İznik’e geliyor ve bunun Papa’nın ilk yurt dışı ziyareti olacağı da özellikle duyuruluyor.
Bu ziyaret ve gösterinin, Fener Rum Patriği Bartholomeos’un “Ekümeniklik” iddiasını güçlendirmek ve Lozan Antlaşmasını delerek tartışmaya açmak amacıyla planlandığı açıktır.
Büyük Atatürk 100 yıl önce böyle bir ziyaret ve gösteriye izin vermemişti.
Hal bu iken, iktidarın bu ziyarete izin vermesi de, siyaset kurumunun tepkisizliği de anlaşılır gibi değildir, kabul edilemez.
Atatürkçü Düşünce Derneği olarak devletimizi yönetenleri ve yönetmeye talip olanları varlık nedenlerinin ve sorumluluklarının bilinci ile davranmaya davet ediyoruz.
Saygılarımızla.
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ
GENEL MERKEZİ
Hanımla Kızılay'da yemek yiyoruz, güm diye bir ses geldi. Sonra insanlar koşmaya başladı. Bir öğrendik bomba patlamış. Gün üniversite sınavının olduğu gün. Haberlere bir baktık, gencecik çocuklar. Sınav stresini atmak için Kızılay'a inmişler. Parçasını bulamadılar bazılarının
Vatan böyle sağolacaksa olmasın.
20 tane aslan gibi Türk askeri şehit düştü. 20 farklı insan, 20 farklı zihin, 20 farklı karakter artık yok, 20 tane aile perişan oldu, parçalandı.
Suud ailesi'nin bize sadaka olarak verdiği 57 senelik 2.el Uçak ile yaşandı bu hadise.
Hilâl uğruna falan değil kardeşim bırakın bu söylemleri, aslan gibi 20 tane adam birilerinin tedbirsizliğine kurban gitti. Hep yaşıyoruz bunu hep!
Aralıkta pkk'nın drone saldırısında 12 şehit verdik, Temmuz'da gaz zehirlenmesinden 12 şehit verdik, bugün sayısı dahi belli değil biz min. 20 olduğunu biliyoruz.
Bu insanlar siyasetçilerin keyfi bozulmasın diye, etnik terör örrgütüne bağlı çetelerin mafyaların kanlı düzeni sona ermesin diye, beşli çete'nin kurduğu sömürü düzeni sonra ermesin diye, bir köşeye atılmış olan bu vatanın gariban çocukları.
Eğer gariban Türkün kanı hergün oluk oluk akacaksa ne vatan sağolsun, ne Ankara varolsun. Türkler siyasi irade'nin koyun gibi güdebileceği insanlar değil, Türkler siyasi irade'nin sayı ile tabir ettiği et parçaları değil.
Vatan böyle sağoluyorsa mecliste oturan o beyefendileri hanımefendileri en ön cephelere gönderin, bakalım gerçekten vatan sağoluyormu görmek istiyorum.
Onu sarı saçı, mavi gözüyle, boş bir romantizmle değil; bağımsızlıkçılığı, aydınlanmacılığı ve devrimleriyle anıyoruz. İhtiyacımız olan onun sarı saçı, mavi gözü, şıklığı, dans edişi, ağaç sevgisi veya herhangi bir insani vasfı değil; devrimci ruhudur. O yüzdendir ki gericisinden işbirlikçi sermayesine, gardrop Atatürkçüsünden düzen siyasetçilerine kadar tüm düşmanları onu bu devrimciliğinden arındırarak romantik bir sembol haline getirmeye çalışmakta. Biz ise bir bağımsızlık savaşçısını ve Türk Devriminin liderini anıyoruz.
📚10 adet “Küfür Romanları” Çekilişi!📚
@halukhepkon ve @krmzkedikitap’a katkılarından dolayı teşekkür ediyoruz.
Çekilişimize katılmak için şartlar;
📌Hesabımızı takip etmek,
📌Gönderiyi beğenmek,
📌Gönderiyi RT yapmak.
🔴Sonuçlar 20 Kasım 20.00'de açıklanacaktır.