Genel Başkanımız Özgür Özel:
“Herhangi bir dosyada adı geçse, bir iş adamının mal varlığına el konsa, kararın geri gelmesi en az 6 ay sürer. Ama söz konusu Hayati Yazıcıoğlu’nun oğlu olunca tedbir saatler içinde kalkıyor.
Ak Parti boğazına kadar asrın yolsuzluğunun içindedir!”
@acarfaruka Kıymetiharbiyesi yok diye mi buradan tweet atıyorsunuz…
Ayrıca sizin değil Halkın nezdinde kıymeti olup olmadığı önemli zaten ama siz halktan kopalı epey zaman olduğu için bunu da anlamamanız gayet normal…
Toplumlar yönetimlerin aynasıdır. Bir toplumu idare eden yöneticiler bozuksa, toplumda onunla beraber bozulur.
İslami söylemlerle yola çıkan AK Parti lideri Cumhurbaşkanı Erdoğan kendi halkını ve destekçilerini 25 yılda getirdiği tablo.
Laik, kapitalist, kemalist siyasetten ödün vermeyen, bunun adınada “Dava” diyen Erdoğan’ın geldiği durum içler acısı.
Kendi partisi dahil faiz, kumar, yolsuzluk, hırsızlık ve fon krizleri ile anılan bir parti ve bu yolsuzluklara kapı aralayan, kapitalist sistemin kaptan köşkün de oturan Erdoğan
Şu görüntüleri izleyipte, AK Parti ümmetin partisi diyen iktidar takipçileri varsa dönsün iman ettiği kitaba baksın!
SKANDAL DEĞİŞİYOR, SENARYO DEĞİŞMİYOR!
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Asrın Fon Vurgunu’nun 12. gününde nihayet konuştu.
“Çok hızlı karar aldığı” söylenen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin, yüz binlerce yatırımcıyı ve yaklaşık 18 milyar dolarlık fon büyüklüğünü ilgilendiren böylesine büyük bir krize en üst düzeyde cevap vermesi 12 gün sürdü.
Geç kalmalarını bir kenara bırakalım.
Çünkü açıklamayı dinlediğimizde çok tanıdık bir iktidar kriz yönetimi senaryosuyla karşılaştık.
1️⃣ Önce meseleyi küçült.
Olayın ucu iktidara yakın isimlere dokunuyorsa mesele mutlaka “sınırlıdır.”
Cumhurbaşkanı da öyle yaptı:
“Yaşanan sorun fon piyasasının sınırlı bir bölümünde meydana gelmiştir.”
Sınırlı dedikleri mesele ise 131 fonu, 455 binden fazla yatırımcıyı ve yaklaşık 18 milyar doları ilgilendiriyor.
2️⃣ Sonra memleket bir saldırı veya “sınama” altındaymış havası ver.
“Türk sermaye piyasası bu sınamanın üstesinden rahatça gelecek kapasiteye sahiptir.”
İyi de Sayın Cumhurbaşkanı,
Bu sınamayı bize kim yaşattı?
Yabancı güçler mi?
Yatırımcı mı?
Muhalefet mi?
Yoksa yıllardır denetlemekle yükümlü olan kurumlar mı?
3️⃣ Soruyu cevaplamak yerine soruyu soranı suçla.
“Hiç kimsenin ekonomimize zarar vermeye, yatırımcıları tedirgin etmeye hakkı yoktur.”
Yüz binlerce insanın parasının kilitlendiği bir dosyada soru sormak yatırımcıyı tedirgin etmek değil, kamu adına hesap sormaktır. Ekonomiye zarar veren soru soranlar değil, hiçbir zaman da olmadı.
4️⃣ Konu sıkışınca muhalefete dön.
“Biz başkalarına benzemeyiz…”
Arkasından baklava kutuları, belediyeler, muhalefet…
Oysa soru çok basit:
Bu fonlarda ne oldu?
Kim kazandı?
Kim göz yumdu?
Kim denetlemedi?
Bunların cevabını bekliyoruz.
5️⃣ Son perde hep aynı: “Titizlikle inceliyoruz.”
Soruşturmalar yürütülüyor…
Suçlular hesap verecek…
Gerekli düzenlemeler yapılacak…
Bir daha yaşanmayacak…
Türkiye bu cümleleri daha önce çok duydu.
Mesela 2022’deki SPK iddialarında duydu.
Dönemin SPK Başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu, dönemin AK Parti Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu ve Ünsal Ban’ın isimlerinin geçtiği rüşvet ve sermaye piyasası iddiaları kamuoyunda günlerce tartışıldı; mesele Meclis tutanaklarına kadar girdi. İddiaların bir bölümü ilgili kişilerce reddedildi. Tutuklu yok, ceza yok, aydınlatılan değiştirilen bir şey yok.
Belki o gün sermaye piyasalarındaki bu iddiaların üzerine sonuna kadar gidilseydi, denetim mekanizmaları gerçekten çalıştırılsaydı, bugün yüz binlerce insanın parasının kilitlendiği bu tabloyu konuşmuyor olacaktık.
Mesele tam olarak budur.
Skandallar değişiyor.
Rakamlar büyüyor.
Mağdurlar çoğalıyor.
Ama iktidarın açıklaması hiç değişmiyor:
Önce küçült.
Sonra “sınama” de.
Soru soranı suçla.
Muhalefeti işaret et.
En sonunda da “titizlikle araştırıyoruz” de.
Biz bu filmi çok izledik.
Bu defa millet açıklama değil, cevap bekliyor.
Kim yaptı?
Kim korudu?
Kim denetlemedi?
Kim kazandı?
Ve en önemlisi: Siyasi ayağında kimler var?
T24’ü kapattılar. Geçmişte Genelkurmay akreditasyon uyguluyor diye tepki gösteren siyasal islamcılar sansür ve baskıda sınır tanımıyor. Çok karanlık dönem.
Genel Başkanımız Özgür Özel:
“Oynanmaya çalışılan ‘Tek sorumlu Fatma Betül Sayan Kaya’ymış, o da nefsine uymuş’ oyununa karşı şimdi milletimizi şu isimlere kulak kesilmeye davet ediyorum.
Bu isimlerin her birinin altında Erdoğan’ın imzası var!”
Özel'den Erdoğan'a 'Fatma Betül Sayan Kaya' yanıtı:
◼️Kameraların karşısına geçmiş, kendileri aslında çok iyiymiş de elinde büyüyen Fatma Hanım nefsine yenik düşmüş! Nefsine uyup da ne yapmış? Fazla değil sadece milletin cebinden 367 daire parası çalmış!
◼️Fırından bir ekmek çalan hapse girecek, bir tepsi baklavaya nefsine uyan hapse girecek, 2 milyar 200 milyonu götüren 'nefsine uymuş' olacak! İşte AK Parti'nin kara düzeni budur.
Ekrem İmamoğlu’ndan önce İBB’den binlerce dolar burs verdikleri tek kadın, milletvekili oluyor, bakan oluyor, borsada sadece bir tek kağıttan küçük yatırımcıların 2.17 milyar lirasını tokatlıyor, namussuz çetesi çıkmış 125 bin öğrenciye burs veren İmamoğlu’na hırsız diyor!..
Malumunuz, iktidarın siyasi muhaliflerinin olur olmaz gerekçeler ve uydurmalarla hapse atıldığı bir ülkedeyiz. “Tutuksuz yargılama esastır” ilkesini savunmaktan vazgeçmedik, vazgeçmeyiz elbette. Yine de bu prensibin neden her seferinde alengirli işlere bulaşan, suç delilleri de sabit olan iktidar mahfillerine uygulanmadığının bir yanıtı verilmeli.
“Nereden edinildiği de açıklanmayan toplam 163 milyon TL’yi eşiyle tek bir hisseye yatırıp kısa sürede 2 milyar 200 milyon TL’nin üzerinde para kazandığı ortaya çıkan fon soyguncularından eski bakan ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya neden hala tutuklanmadı” diye sormak elzemdir mesela.
Bu önemli hatırlatmadan sonra diğer konumuza geçelim.
Süzer Holding’i bilirsiniz; bilmiyorsanız İstanbul’da yaşayan herkes gibi "Gökkafes" olarak anılan Süzer Plaza’yı bilirsiniz. Belirtmeden geçmeyelim, Türkiye’deki Ritz-Carlton otel zincirinin sahibi de Süzer Holding. Holdingin yönetim kurulu üyesi ve veliaht Ali Baran Süzer, 2025 yılının sonlarında İstanbul’da, Akın Gürlek’in başsavcı olduğu sırada düzenlenen uyuşturucu soruşturması kapsamında bir grup şüpheliye birlikte gözaltına alındı. İlk etapta adliyeye sevk edilen 3 kişiden birisi tutuklanırken veliaht Süzer ve diğer şüpheli adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı diye belirtip devam edelim.
Bu Süzer Plaza çok hareketli yer. CHP’nin İstanbul kayyımı Gürsel Tekin, defaatle bu Süzer Plaza’daki “Nobu” isimli restoranda görülüyor. Hem de kimlerle hem de kayyım olmasından önce... Ama daha önemlisi var: Son günlerin olaylı kurumu SPK de Süzer Plaza’da bulunuyor. Denilen o ki soruşturmalar vesilesiyle SPK ile yakından ilgili bakan da Süzer Plaza’daki en lüks dairelerden birinde kiracıymış. Hayli yüksek bir meblağ olan kirası ödeniyor mu? Ödeniyorsa memur maaşıyla nasıl oluyor bilmiyoruz. Bir de kiracısı olduğu lüks dairenin tadilat ve dayanıp döşenmesi kısmının da Süzerler tarafından karşılandığı söyleniyor. SPK’nin, Süzer Plaza’ya taşınmasına önayak olduğu kamuoyunda yaygın olarak kabul gören AKP’li iş insanı Davut Yasin Bilen var bir de… Bu dairenin sahibinin de o olduğu iddia ediliyor. Davut Yasin Bilen ile devam edelim. Bilen, Süzer Plaza’da yaşıyor (kaynak yaşatılıyor diye aktardı) ve iddiaya göre bir takım alengirli işlerin çözülmesinde ilgili taraflara yardımcı oluyor.
83 yaşında olmasına rağmen her gün işinin başında olan baba Mustafa Süzer’in büyük bir hayali var. İstinye sırtlarında kendisine ait olan çok büyük bir araziye içinde alışveriş merkezlerinin de bulunduğu “Marmara” isminde bir konut projesini hayata geçirmek istiyor Mustafa Süzer. Ama bildiğiniz gibi bir yandan da Süzer Plaza’nın kendisi zaten kaçak. Usulsüz birçok işlemle oraya dikildi ve yıkılamadı. Bedrettin Dalan’ın belediye başkanlığı döneminde ruhsat izni verilen inşaatın durdurulup yapılanların yıkımı için sonraki belediye başkanları Nurettin Sözen ve Recep Tayyip Erdoğan çok uğraştı. Ama dönemin ANAP iktidarında yıkımın engellenmesi için Şişli ve Beyoğlu ilçelerinin sınırları değiştirildi. ANAP’lı Şişli Belediyesi'nden gerekli izin ve onaylar alınarak projenin önü açıldı.
(Meraklısı, Gökkafes diye anılan Süzer Plazanın hikayesini şu linkten okuyabilir: https://t.co/QxRYpeKy4a)
Her ne kadar her şey kitabına uydurulmuş gibi görünse de bu konu Demokles’in kılıcı gibi Süzerler üzerinde sallanıyor. Türkiye’de geçerli rejimin bir tek kişinin dudakları arasındayken ve yargı da o dudaklardan dökülecek söze çok kıymet verdiğinden kimsenin ve hiçbir şeyin garantisi yok. Bir de oğul Süzer gözaltında iken Süzer Plaza’da Davut Yasin Bilen’in ev sahipliğinde milyonlarca doların çok sık konuşulduğu hayli hareketli günler yaşanmış. Bu hareketli günlerde Süzerlere ait Bebek’teki villalardan da konu açılmış ama nihayetinde ortalık sakinleştikten sonra Akın Gürlek Ritz Carlton’daki dairelerden birinde kiracı olmuş. Tapu kaydının Davut Yasin Bilen adına olduğu öne sürülen daire, yeni taşınacaklar için tadilat yapıldıktan sonra içi de dayanıp döşendikten sonra teslim edilmiş. Dairenin 30 milyon TL tutan tadilat ve döşenmesi işlemleri de Süzerlere ait şirket tarafından gerçekleştirilmiş iddiaya göre. Dairenin kirasıysa 750 bin TL… Ritz Carltonda kiracı olan Gürleklerin üst kat komşusu uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan Baran Süzer, yan daire komşusu ise yine uyuşturucu soruşturması şüphelisi olan Ali Ulusoy. SPK’nin de içinde bulunması nedeniyle Elif Gülşah Gürlek, İstanbul’un trafik sorunuyla boğuşmadan evle işi arasındaki mesafeyi asansörle katediyor. Hatta yemeklerini de plazanın içindeki lüks restoranda yiyor.
Şimdi Akın Gürlek’e sorularımıza geçelim:
1-) Davut Yasin Bilen’in veya yakınlarından birinin Süzer Plaza’da dairesi var mıdır?
2-) Akın Gürlek ve eşi Elif Gülşah Gürlek bu dairede kiracı mıdır?
3-) Dairenin aylık 750 bin TL kira bedeli ödenmekte midir? Kim tarafından? Dekontlrı var mıdır?
4-) Dairenin 30 milyon TL tutan tadilat ve dayanıp döşenmesi maliyeti kim tarafından karşılanmıştır?
5-) Tapuda evin sahibi olarak görünen Davut Yasin Bilen‘le ne tür bir ilişkiniz vardır?
6-) Aynı zamanda SPK’nin yönetiminde olan Elif Gülşah Gürlek’in plazada bulunan “Nobu” isimli restorandaki yediği yemeklerin aylık 250 bin TL’nin faturası kendisi mi Bakan bey mi yoksa Süzer holding mi ödemektedir?
Gerçekten yandaş kafası başka bir seviye. İnsanları göz göre göre soydular, milyarlar götürdükleri tezgah çökene kadar operasyon yapmadılar. Fatma Betül Sayan Kaya’yı bile muhalefet ortaya çıkardı. Finans hareketleri kayıtlı olduğu için inkar edemiyorlar. Her gün X’teki yüzlerce hesabı sansürlediler. Bir de ‘Tepki gösterdik, üzerini örtmedik’ diye kendilerini övüyorlar. Halkı aptal yerine koyuyorlar.
Deniz Göktaş savunma yapıyor.
“Bu hafta hücremden gördüğüm kadarıyla bir emekli polis memuru intihar etti. Aynı hafta bir Akp başkan yardımcısı fon vurgununa dahil olduğu iddiaları sebebiyle görevden affını istedi. Erdoğan’ın en yakın ekibine seçtiği bir isim, sıradan vatandaşın hakkına girdiği iddiaları nedeniyle affını istiyor. Bakın istifa etmiyor, özeleştiri vermiyor. Halkın parası oraya gitti iddiası var ama o yine yukardan af istiyor. Bu ancak otoriter bir liderin ülkesinde olabilir, ‘utangaç iktidar’ ifadesinin hala geçerli olduğunu düşünüyorum”
“Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı olduğu kadar AKP genel başkanıdır ve her türlü eleştiriye de açık olmak zorundadır.
Utangaç diktatör gibi ifadeler de terapiye gittiğini söylemek de hakaret olarak kabul edilemez.
Bir şakadan rahatsız oluyorsanız o şakaya gülmezsiniz ya da o komedyenin gösterisine gitmezsiniz.
Bunun dışında sansür ve tutuklama bir şakanın yaptırımı olamaz, olmamalıdır.
Siyasetçiler her kamu figürü gibi eleştiriye göğüs germek zorundadır.“
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın