FETÖ’nün darbe kararını 1 Kasım 2015 seçimleriyle verdiğinin bir kanıtı da bu kalleş yapıya ait Nokta dergisinin seçimin hemen ertesi günü “Türkiye’de iç savaşın başlangıcı” kapağıyla çıkmasıydı.
2 Kasım 2015’te bu alçakça kapak için şu kaydı düşmüştüm:
“Demokratik bir seçim sonucunda ilişkin böyle bir kapağı ancak bir ‘terör örgütünün’ yayını hazırlar. Alçaklar!”
‼️Elimiz Armut toplamıyor, sizde ses verin.!
Uluslararası medyada yer alan Reklam ve duyurulara göre,
Büyük bir LGBT kruvaziyer gemisi 8 Temmuzda İstanbul’a 5000 LGBT'li getiriyor..
Sayın yetkililerimizin bu kepazeliğe dur demesini millet olarak bekliyoruz..
Sayın @TC_icisleri@TCKulturTurizm@TC_istanbul@mustafaciftcitr@MehmetNuriErsoy@gul_davut
LGBT'YE DUR DEYİN..
@medyamuhtari@Halkbank @turkiyesigorta Bitiş tarihlerini takip edip yenilenmeden önce bankanızdan veya başka bir yerden istediğiniz bilgileri alıp ona göre yeniletebilirsiniz.
HESAPLARIMIZ HER AN KAPATILABİLİR!🚨
Aleyhine çıkan hiçbir kararı kabul etmiyor, tanımıyorlar!
Ticareti uğruna her türlü yola başvuran zengin (!) işadamı Murat Ülker, Gıda Dedektifi'ni susturmak için bir kez daha harekete geçti!
Suç uydurup, bizi devlet düşmanı gibi gösterip, iftiralarla algı yapmaya devam ediyorlar. Hesaplarımız kapatılırsa, susturulursa sorumlusu Murat Ülker'dir. Bu ülkede 9 yıldır sadece halkın yararına kamu yayıncılığı yapan, bilinçli tüketim ve etiket okuma farkındalığını sağlayan Gıda Dedektifi'ne adeta düşmanlık yapıp, servetini bizi susturmak için harcamaktadır.
Türk halkını Gıda Dedektifi'ne sahip çıkmaya çağırıyoruz!
https://t.co/CVGZnixboF
LÖSEV’in trolleri yüzlerce yanıt yazıp hakaretler ettiler. Ama şu yanıtları halen hiçbiri veremedi…
-LÖSEV’de muayene ücreti neden 5000 TL? Bağışlar ne için harcanıyor?
-Devletin ücretsiz tedavi ettiği çocuklar için neden bağış toplayıp üstüne ücret alıyorsunuz? @ustunezer
Vay arkadaş ya. İmamoğlu deprem bütçesini düşürüp İstanbul'a çivi bile çakmadı ama çaldığı parayla beslediği troll hesaplara bunları yazdırıyor. Kanıt göstermek yok, nerede bu kentsel dönüşüm diye sorsan cevap veren yok. Bu sosyal medya kanunu kesinlikle değişmeli. Bu seviyede bir yüzsüzlükle başka türlü mücadele edilemez.
🔴 Kent uzlaşısı meyvelerini vermiş!
Akit Gazetesi, İBB'nin İtfaiye erlerinin terör marşı ile tören yaptıklarını iddia etmiş, CHP'nin paralele il başkanı Özgür Çelik yalanlamıştı.
Akit Gazetesi yazarı Zekeriya Say ''elimde video var'' demişti.
İşte o çirkin görüntüler.
En kıymetli varlıklarımız çocuklarımızı kimliksizleştirmeye, en değerli kurumumuz aileyi itibarsızlaştırmaya çalışan bir sapkınlığın anatomisi…
"Gökkuşağı Faşizmi", 18 Ocak Pazar günü @tabiiresmi'de.
#GökkuşağıFaşizmi
AK Parti Ordu Milletvekili İbrahim Ufuk Kaynak, Türkiye’nin İsrail ile derhal anlaşmasını içeren 28 sayfalık rapor sunan CHP'li milletvekiline cevap verdi:
🗣️ "Vallahi üzülüyorum, bir insan kendi ülkesine bu kadar düşmanlık yapar mı?"
LOVE BOMBING Mİ?
Yeni nesil bir terim var.
Adına “love bombing” deniyor.
Yani sevgi bombardımanı. Karşındaki kişiyi etkilemek, duruma göre manipüle etmek için başlarda aşırı sevgi, ilgi, övgü ve iltifat yağdırmak aslında.
*
Şimdi...
Pazar günkü yazıda Trump ile yakalanan tarihi fırsatıokumuştunuz.
Trump’ın özellikle son dönemlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve Türkiye’yi övgülere boğmasını müspetgördüğümü söylemiştim.
Mısır’da ise işi arşa taşıdı.
*
- “Erdoğan tam bir çetin ceviz.”
- “Güçlü olduğu için seviyorum.”
- “Ne zaman dara düşsem Erdoğan yardımıma gelir.”
- “İlişkimiz her zaman çok iyi oldu.”
*
Bu hafta ortalığı yıktı geçti bu açıklamalar.
Yine aynı hisler baki.
Heyecan mı yapalım, korkalım mı, başımıza bir şey gelmese bari diye millet ikiye bölünmüş halde.
Ben o zaman akşam Trump’la yatıp sabah Trump’la kalkan biri olarak yeniden işleri açıklığa kavuşturmaya çalışayım.
*
Öncelikle...
Trump’ın love bombing falan yaptığı yok.
Trump bu zaten.
Sevdiğini göklere çıkarır... Sevmediğine dünyayı zehreder.
Ne Amerika eski Amerika ne de bu başkan önceki herhangi bir başkan. Aslında biz ilk kez Trump’ın Yeni Amerika’sına yakın gözle bakma fırsatı buluyoruz.
*
Trump’ın bizim yörelerde sempatik bulunmasının sebepleri ne? Bir düşünün.
- Adam dümdüz, filtresiz konuşuyor.
- Onu bunu takmıyor.
- Lafı gediğine oturtuyor.
- Kendisine iyilik yapana da raconu gereği arka çıkıyor.
Bu yani. Bu kadar basit.
*
Bakın ben bunları yazarken Trump bir de dönüş uçuşunda Erdoğan bahsini açtı.
“Ben güçlü insanlarla iyi anlaşırım; zayıf olanlarla değil. Erdoğan’la da aram bundan iyi. Putin de saygı duyuyor. Ukrayna savaşında yardımcı olabilir.”
*
İşte tam olarak size anlatmaya çalıştığım şey.
Trump güçsüz görünen, lider saymadığı, beraber iş tutamayacağı kişilere vakit bile harcamıyor.
Türkiye ise bu dönemde arayıp da bulamadığı ortak.
*
Tekrar söylüyorum...
Siyasi görüşünüz ne olursa olsun şu önümüzdeki üç buçuk yıl ciddi şans.
Alacağımız F-35’ler, kalkacak yaptırımlar, çözülecek Halkbank davası, sınırımızda dağılacak terör ordusu...
Bunlar şahsi değil, milli meseleler.
Biri bile çözülse senin, benim, bizim çıkarımıza.
Trump’ın tersine geldiğinizde neler yaşadığımızı ise...
Maalesef hepimiz çok iyi hatırlıyoruz.
Ondan mütevellit, ister love bombing görünsün ister haklı övgü...
Şu anki hal, alternatifinden kat be kat iyidir.
https://t.co/Sbr8IvKAHV
Müslümanların, hele ki Gazze konusunda, Batı’dan ya da gayrimüslimlerden öğreneceği hiçbir şey yoktur❗
Ne tutum, ne ahlak, ne de direniş biçimi… Çünkü Müslüman, mazlumu savunmayı öğrenmez; zulme karşı durmak zaten fıtratında vardır!
“2 milyar Müslüman çaresiz... 2 milyar Müslüman sessiz... 2 milyar Müslüman bir Greta etmiyor...” 🤦🏻♂️
Bu yakınmalar bir tespit değil, çoğunuz için sadece duygusal bir histeri.
Mutlaka terk edilmesi gereken bir tür aşağılık kompleksi!
En tehlikelisi, farkında olmadan ümmetin dirilişini küçümseyen bir bakış dayatması!
Pazarlanan algının aksine, gerçekte 2 milyar Müslüman uyumuyor, yeniden ayağa kalkıyor 🤲
Bu dirilişin sesi bazen Suriye’de yankılanıyor, bazen Filistin’de, bazen Somali’de, bazen Yemen’de…
Bu sancı Osmanlı’nın düştüğü yerden yeniden doğruluşudur! Sizin dışınızda herkes görüyor bunu!
Esasen diriliş sanıldığı kadar hafif değil — sadece 140 karaktere veya iki saatlik haber bültenine sığmayacak kadar derin. İman damarlarında, sabırla, vakarla akıyor...
Ne yazık ki birileri —kimisi kasıtla, kimisi şuursuzlukla— bu iradeyi kıran, ümmetin dilini boğan bir söylemin peşine takılmış!
Kelimelerle, etiketlerle, karamsar sloganlarla bu uyanışı küçülten bir ağ kurulmuş durumda! Ben, bu ağı da, arkasındaki menfaat çarkını da çok dikkatle izliyorum.
Biliyorum; bir süreliğine karşınızda gerçeklerle direnen çok az kişi kalacak ama bundan korkmuyorum.
Biz az da olsak, hakikatin tarafındayız ve Allah’a sığınarak,
küffara ve hizmetkarlarına galip geleceğimize olan inancımızdan taviz vermeyeceğiz.
Kıymetli hemşehrilerim;
Bursa için hayati bir öneme sahip olan Çınarcık Barajı İçme Suyu İsale Hattı ve Arıtma Tesisi Projesi, önceki dönem Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Alinur Aktaş ve ekibinin gayretleri, AK Parti kadrolarının vizyoner belediyecilik anlayışı ve güçlü devlet desteği sayesinde hayata geçirilmiştir.
68 kilometrelik isale hattı, günlük 300 bin metreküp kapasiteli içme suyu arıtma tesisi ve 3 dev depo ile şehrimizin 2060 yılına kadar içme suyu ihtiyacı garanti altına alınmıştır. Bu proje tamamlandığında Bursa’nın mevcut yıllık 240 milyon metreküplük içme suyu kapasitesi %60 artışla 385 milyon metreküpe çıkacaktır.
Ayrıca Çınarcık Barajı’ndan sağlanacak yıllık 75 milyon metreküp içme suyu ve 70 milyon metreküp kullanma suyu ile sadece hemşehrilerimizin değil, sanayicimizin de su ihtiyacı karşılanacak; böylelikle yeraltı sularının tükenmesinin önüne geçilecektir. Bu yönüyle proje, yalnızca bir altyapı yatırımı değil, aynı zamanda şehrimizin çevresini ve su kaynaklarını koruyan stratejik bir vizyondur.
Göreve geldiğinden bu yana bu yatırımı “BUSKİ’yi döviz üzerinden borçlandırmışlar” diyerek eleştirenlerin, bugün geldiğimiz noktada projenin önemini daha net kavradığını görüyoruz. Oysa bu dev yatırım, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ve Fransız Kalkınma Ajansı (AFD) işbirliğiyle sağlanan 150 milyon Euro kredi ile planlanmış, ihaleler 9 ayrı firmaya bölünerek hem maliyetler düşürülerek 660 milyon liralık tasarruf sağlanmış hem de projenin daha hızlı bitmesinin önü açılmıştır.
Bugün bazıları çıkıp bu projeyi kendi eserleriymiş gibi lanse etmeye çalışsa da, Bursa’nın içme suyu ihtiyacı açısından geleceğini garanti altına alan bu çalışma AK Parti belediyeciliğinin eseridir. Bugün yapılacak olan tören ise, aslında yıllar süren emeğin son halkasıdır; bir kurdeleden ibaret değil, Bursa’nın yarınlarına atılmış tarihi bir imzadır.
Bizim derdimiz siyasi şov değil, milletimizin geleceğidir. Çınarcık Barajı İçme Suyu Projesi, bu anlayışın en somut göstergesidir.
Bursa’nın her köşesinde hizmet ve eser siyasetiyle iz bırakan AK Parti, bundan sonra da şehrimizin yarınlarını garanti altına almaya devam edecektir.
Süleymancılar da Rabıta (Bid'at/Şirk) esastır.
Gözleri kapatıp ALLAH'ın nurunun Peygamber s.a.v'e, oradan Süleyman Hilmi Tunahan'a oradan da (sektirmeli olarak) kendi bedenine ulaştığını düşünmek müridliğin şartıdır.
Süleymancılar da tehdide dayalı dilencilik hizmetin(!) ana kuralıdır.
Örneğin bir köylü olarak yatılı öğrenci yurduna toplanan yardıma sadece yarım çuval patates mi verdin?
Mahsülünün en az 1/4'ünü vermediğin için ALLAH'ın gazabı artık kaçınılmazdır.
Süleymancılar da müridlerin gayrimenkullerine çökmek en sevilen/kârlı hizmet(!) icraatlardan biridir.
Uyanmış olan mağdurları tehdit, şantaj ve karartma üzerinden izole etmek ise hizmetin doğal nişanesi olmakla beraber,
Ayrıca oy karşılığı (anlaşmalı olarak) Belediye arazilerine yerleşmek ve/ya elde olana imar almak en kılçıksız yollar-ın-dan biridir.
Süleymancılar da Ağabeylik/Ağabeyler kutsaldır.
Ağabeyler istediğini yapar, istediğine iftira atar, istediğinin malına el koyar ve istediğini istediği yere sürer/sürdürür. Hiyerarşi kesindir ve asla sorgulanamaz.
Süleymancılar da Hükümetten ölümüne nefret etmek imanlarının adeta 7. şartı niteliğindedir.
Özellikle Erdoğan'a karşı beddua seansları düzenlemek ağabeyler arasında oldukça popüler ve sinerjik bir aktivitedir.
Süleymancılar;
Başta Milli Eğitim Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Diyanet ve Taşra/Yerel Yönetimler de oldukça yapılanmıştır.
Bulundukları pozisyonlarda Hükümet ve politikalarına karşı sessiz bir savaş yürütme konusunda da oldukça başarılıdırlar.
Kısacası Süleymancılar,
(Özellikle Kuriş yapılanması) yeni FETÖ olma yolunda hızla ilerlemekte ve devletin/milletin güvenliğini her geçen gün daha da tehdit etmektedir.
Son olarak;
Mümin aynı delikten iki defa sokulmaz, sokulmamalıdır.