Dağlardaki eşkıya artık şehirlere inmiş, vatandaşın can güvenliği her geçen gün daha fazla tehdit altına girmiştir. Her gün yeni bir cinayet, yeni bir acı haber alıyoruz. Bana ulaşan yüzlerce mesaj, toplumun içinde bulunduğu korku ve çaresizliği açıkça göstermektedir.
Devletin asli görevi vatandaşını korumaktır. Suçla ve suçluyla mücadelede kararlı adımlar atılmalı, toplumun huzurunu ve güvenliğini sağlayacak yasal düzenlemeler vakit kaybetmeden hayata geçirilmelidir.
İnsanlarımız korkuyla değil, güven içinde yaşamak istiyor. Bu nedenle gerekli yasal düzenlemelerin acilen çıkarılması artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Japon oyuncu Hiroyuki Sanada, insan doğasındaki derin çelişkilerden bahsederken şunları söyledi:
"Bazıları evlerinde yüzme havuzu olmasını hayal ederken, havuzu olanlar onu neredeyse hiç kullanmaz. Sevdiklerini kaybedenler derin bir kayıp duygusu yaşarken, diğerleri hayatlarında hâlâ var olan akrabalarından sık sık şikayet eder. Partneri olmayanlar bir partner özlemi çekerken, partneri olanlar çoğu zaman ona değer vermez. Aç olanlar bir öğün yemek için her şeyini verirken, tok olanlar yemeklerinin tadından şikayet eder. Arabası olmayanlar bir araba sahibi olmayı hayal ederken, arabası olanlar her zaman daha iyisini arar."
Mutluluğun anahtarı minnettarlıktır; sahip olduklarımızı gerçekten görmek ve değer vermek, ve bir yerlerde birilerinin, bizim sıradan kabul ettiğimiz şeyler için her şeyini vereceğini anlamaktır."
2 HAZİRAN 2013 — Bu gece Eskişehir’de, Gezi Parkı direnişi sırasında 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz darbedilerek katledilecek.
Katledenler aramızda… Kimisi sivil polisti, kimisi esnaf. Biri emri verdi, biri çelme taktı, birileri tekmeledi, birileri tedavi etmedi.
Aldığı tekmeler sonucu hastaneye kaldırıldı, tedavi edilmedi ve 38 gün süren yaşam mücadelesinin ardından, 10 temmuz’da hayatını kaybetti.
Kardeşimsin Ali İsmail…
Unutmayacağız.
Kılıçdaroğlu bugünkü konuşmasıyla, yargı eliyle Özgür Özel ve kurmaylarına yapılacak olası FETÖ operasyonunun rızasını “CHP Genel Başkanı” kimliğiyle oluşturmaya çalıştı.
O konuşmanın deşifresi 👇🏼
16 yaşındaki MESEM öğrencisi Yasemin, stajyer olduğu kuaförden iş çıkışı eve dönmedi, 3 gündür kayıp!
Antalya Serik’te yaşayan Yasemin Bolat, Kadriye Mahallesi’nde çalıştığı kuaför dükkanından eve dönmedi. 28 Mayıs Perşembe günü akşamından beri kayıp olan Yasemin hala bulunamadı.
Baba Adem Polat; “Kısım meslek lisesinde eğitim görüyor. 1 gün okula diğer günler kuaföre gidiyor. Annesiyle eğitim gördüğü iş yerine gitti. Akşam eve dönmeyince aradık ulaşamadık. Polise giderek kayıp ihbarında bulunduk. Kızım Yasemin Bolat’ı görenlerin, yerini bilenlerin güvenlik güçlerine ve bize ulaşmasını rica ediyorum” dedi.
Sözcü gazetesine FETÖ’ye yardımdan ceza veren mahkemenin başkanı Akın Gürlek, S.Ö. adlı 15 yaşındaki kıza 84 kişi tarafından tecavüz edilmesine dair dosyanın Fethullahçılar tarafından nasıl kapatıldığını anlatan haberleri yasaklatan hakimdir. Söyleyeceklerim bu kadar.
Basına yansıyan haberlerde; Cumhuriyet Halk Partisi yönetimine hukuken son derece tartışmalı bir ihtiyati tedbir kararıyla getirilen ve kamuoyunun geniş kesimlerinin tepkilerine rağmen bu görevi kabul eden Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi tarafından gerçekleştirileceği belirtilen bazı satışlardan elde edilecek gelirin derneğimize bağışlanmasının planlandığı öğrenilmiştir.
Derneğimiz, kuruluşundan bu yana Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda; hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve hukuk devletini savunan, temel hak ve özgürlüklerin korunması için mücadele eden ve çalışmalarını partiler üstü sürdüren bir sivil toplum örgütüdür.
37 yıldır kararlılıkla savunduğumuz bu ilkeler gereği; demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerin, özellikle de ana muhalefet partisinin yönetimine, olağan demokratik süreçler ve kurultay iradesi dışında kayyum niteliğinde bir müdahaleyle getirilen bir yönetimden gelecek herhangi bir bağışın derneğimiz tarafından kabul edilmesi mümkün değildir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Siz bakmayın Özgür Özel şunu yanlış yaptı bunu yanlış yaptı diye yumuşak sedirinde kıçından ahkam kesenlere. Özgür Özel tek başına müthiş bir demokrasi mücadelesi veriyor. Genel merkezden çıkması bile partiyi korumak için yaptığı bir hamle parti binasına polis yollayan utanmazlara karşı bir CHP lilik gösterisi.
Dikkat! Türkiye’deki sel problemini eğer/gercekten çözülmek isteniyorsa şu an ki taşkınlar büyük bir nimet olarak da görülmeli!
Şu an sel suları nereleri kapladı, hızı ve yüksekliği nedir? Bu bilgileri hemen kayıt edip haritalandırmamız lazım. Bu bilgiler milyonlarca dolarlık modelleme ve arazi çalışmalarından çok daha doğru ve gercektir.
Bu bilgilere göre belirlenecek olan dere ve taşkın yatakları hemen yeşil alana dönüştürmek, taşkın tehlike bölgelerindeki binaların da temel taşkın su seviyesine uygun olarak belirlenecek olan subasman seviyesine göre düzenlemek için kapsamlı bir kentsel dönüşüme uğratılması hem vacip hem de farzdır.
Biliyorum rant, oy, masraf, vb nedenleri ile buna kimse yanaşmayacaktır ama ben işin doğrusunu söylemek ile mesulum. Benden günah gitti 🙋♂️ @csbgovtr
Patara plajının kumlarını çaldılar.
Öyle üç beş kürek değil, 2 bin 168 kamyon dolusu çaldılar.
Göz göre göre talana herkes göz yumuyordu. Bir kişi hariç… Namuslu bir orman muhafaza memuru, sessiz kalmadı, hırsızlığı yargıya taşımak üzere zabıt tuttu.
Akp'nin Kaş ilçe yöneticisi müdahale etti, sakın zabıt tutma, biz bölge müdürünü aradık, sen burnunu sokma dedi.
Orman muhafaza memuru kabul etmedi, “değil bölge müdürü, cumhurbaşkanı bile gelse ben bu zaptı tutarım” dedi.
Vay sen misin bunu diyen…
Kaş kaymakamı derhal devreye girdi, orman muhafaza memuru derhal görevden alındı, cumhurbaşkanına hakaretle suçlandı, apar topar lojmanından bile atıldı.
E yok öyle tabii… Bu defa, Tarım Orman İş Sendikası'nın namuslu yöneticileri müdahale etti, Kaş kaymakamı geri basmak zorunda kaldı, orman muhafaza memuru görevine iade edildi.
Olay medyaya yansıdı.
Patara kumlarının nereye götürüldüğüne dair, hangi özel plaja döküldüğüne dair haberler çıktı.
Vay sen misin bu haberlere sebep olan… Hadi bakalım, müfettiş raporu bile olmadan, orman muhafaza memuru yine görevden alındı.
Bölgedeki diğer muhafaza memurları tehdit edildi, "sesinizi kesmezseniz, sizin sonunuz da aynı olur" filan denildi.
Namuslu orman muhafaza memuru geri adım atmadı, sendika aslanlar gibi direndi. Kaş kaymakamı hakkında suç duyurusunda bulunuldu, olay iyice dallanıp budaklandı, üstü örtülemez hale geldi, mecburen savcılık soruşturması açtılar.
Böylece, hırsızlığın çok daha büyük boyutlarda olduğu ortaya çıktı.
Depolanmış halde 3 bin kamyon kum ele geçirildi.
Namuslu orman muhafaza memuru ikinci defa görevine iade edildi.
Bu memur olmasaydı,dünya varolduğundan beri duran, mitoloji hazinesi, antik çağın başkenti, insanlığın mirası, Türkiye'de eşi olmayan yer, carettaların evi Yağmalanıyordu.
Bu memurun yüreği sayesinde her şey duyuldu ve durduruldu.
Tek başına başkaldıran bu namuslu orman muhafaza memurunun ismi ne biliyor musunuz?
Umut!
Umut Utku.
Vatana millete hayırlı evlat olsun temennisiyle yetiştiren annesi babası, geleceğe dair beklentilerini isim olarak vermişler oğullarına… Oğulları da isminin hakkını vermiş.
Hani bazen karamsarlığa kapılıp soruyorsunuz ya, umut var mı diye? Var dostlarım.
Umut'ları var bu ülkenin. Böyle yiğit, onurlu şerefli insanları hala var bu ülkenin.
Bir kişi bile kalsa, her şeyi değiştirmeye gücü yeten Umut'ları var...
Benimle derdi olan benimle konuşmuyor. Gidip benim haricimde herkesle konuşuyor. Ama mesele ben değilim zaten. Mesele, yaptığı gıybetin karşısında baş sallayanların ilgisi. "Doğru diyorsun," diyenler, şakşaklayanlar, keyifle dinleyenler... Bazı insanlar gerçeği değil, kendini haklı hissettiren kalabalığı sever. O yüzden bana değil, onu alkışlayanlara giderler...
Hukukçu arkadaşım mutlak butlanı şöyle özetlemiş:Şu anda Türkiye’de yaşanan hukuksuzluğu ancak şöyle anlatabilirim:
Üzerine üç çocuk yapılmış on yıllık evliliğinizi, dayınızın küçük torunu “ vallahi ben gelinin sevmeden evlendiğini düşünüyorum. Herkes böyle söylüyor “ diyip başvurduğu, normalde buzdolabı televizyon iadesi ile ilgilenenen Tüketici Hakları Mahkemesi iptal ediyor..
Yaşanan şu anda budur. #mutlakbutlan
Türkiye, kendi kendine sürekli sorunlar yaratan sonra da o sorunları çözmeye çalışmak yerine unutturmak için yeni ve daha büyük sorunlar yaratan bir ülkedir.
Ülkeler 4'e ayrılır: Gelişmiş ülkeler, Gelişmekte olan ülkeler, Arjantin ve Türkiye.