Sizden küçük ama çok kıymetli bir ricamız var. 🤲🇵🇸
Filistin Konvoyu’nun daha geniş kitlelere ulaşması, yaşananları daha fazla insanın görmesi ve konvoyun sesinin daha gür çıkması için kanalımızı paylaşabilir misiniz?
Bir paylaşımınız, belki de yüzlerce kişinin konvoydan haberdar olmasına vesile olacak.
Paylaşalım, takip etmeye davet edelim, Gazze’nin sesini hep birlikte daha da büyütelim. 🇵🇸🍉
Allah razı olsun. 🤲
Bütün binalar enkaza karışsa,
İçecek su, yiyecek bir lokma bile kalmasa,
Gökyüzü kara dumanla da kaplansa,
Alınan son nefes ile Allahu Ekber diyerek verir canını Gazze.
Uhdûd, Sumud ve Umut
Sessizliğin içinden yankılanan direniş…
Gazze’ye varmamıza sadece birkaç gün kaldı. Hırçın dalgaların üzerinde yol alan teknemizde zihnimde üç kelime sürekli yankılanıyor:
*Uhdûd, Sumud ve Umut.*
Kur’ân-ı Kerîm’de anlatılan Ashâb-ı Uhdûd kıssası, zulmün ve imanın en sarsıcı sahnelerinden biridir. Bir halk, sadece _“Rabb’imiz Allah’tır!”_ dedikleri için ateş dolu hendeklere atılmışlardı. Ve hikâyenin başındaki _mümin bir genç_; uyuyan bir toplumu uyandırmak/diriltmek için kendi canını feda edip, şehadetiyle yüzlerce insanın yüreğine iman tohumları ekmişti. Dönemin zalim kralı öfkeden deliye dönmüş ve hendekler kazdırıp, iman eden o topluluğu diri diri yaktırmıştı. Hendeklerin dumanı göğe yükselirken, o halkın sarsılmaz teslimiyeti yeni uyanışları beraberinde getirmişti.
Bugün Gazze’ye baktığımızda, o eski hendeklerin dumanının yeniden yükseldiğini görüyoruz. Yanan evlerin gölgesinde ağlayan bebekler, bombalanan hastaneler, aç ve susuz bırakılan çocuklar… 21. yüzyılın *modern hendekleri* algoritmalarla hedef alınıyor, ekranlarda “yan etkisiz” bir savaş olarak sunuluyor. Ama Gazze halkı, tıpkı Ashâb-ı Uhdûd gibi, aynı sözü yineliyor:
_“Rabb’imiz Allah’tır!”_ Onlar da kapanan göz kapaklarının ardında bir secde, bir dua edasında sonsuzluğa uzanıyor.
Ve tam bu sessizliğin ortasında, denizlerden yükselen bir seda var: *Sumud Filosu.*
Defalarca söyledik; bu filo yalnızca bir yardım filosu değildir. Bir kimlik, bir hafıza, bir ahlâk ve bir adâlet mücadelesidir. Küresel körlüğün duvarlarını delmeye niyetli, silahsız ama kararlı; yalın ama onurludur. Tıpkı Mescid-i Aksâ’nın avlusunda oynayan o savunmasız ama yenilmez çocuklar gibi…
Bu filo, devletlerin diplomatik labirentlerinde kaybolmuş sözde adâlet çağrılarına değil, doğrudan vicdanın sesine kulak veriyor. Dolayısıyla filo, dünyaya bu sesi duyurmak için yola çıktı.
Ve asıl burada sorulması gereken soru şu:
_Bu mücadele, bu direniş, bu yolculuk, bu gayret ne içindir?_
Cevap bir tek kelimede saklıdır: *Umut.*
Gazze bugün yalnızca harabeye dönmüş bir şehir değil; ümmetin ve insanlığın aynasıdır. O aynaya bakan kimimiz korkak, kimimiz suskun, kimimiz de cesur görünür. Ama Gazze halkı bize her sabah yeniden dirilen bir umudu gösterir.
Ashâb-ı Uhdûd’un ateşle yazdığı iman mücadelesi, Sumud’un sessizlikle haykırdığı direniş, bugün bize bir umut haritası sunuyor.
Bu umut, sadece Filistin’in ve Gazze’nin değil, insanlığın yarınıdır. Bir annenin gözyaşında, bir çocuğun tebessümünde, bir mazlumun sabrında filizlenen ışıktır.
Gazze yanarken susanlar, yarın yandıklarında duyulmayı bekleyemez. Ama bugün ses verenler, tarihin onur sayfalarını yazılacaklardır.
İşte Sumud, vicdanların taşıdığı bu umudu, Gazze’ye ve dünyaya yeniden üflüyor.
Ve sanki dalgaların üzerinden şöyle haykırıyor:
*“Hendekler kazıldı, ateşler yakıldı, ama umut hiç sönmedi…”
7 Ekim'de başlayan Aksa Tufanı harekatının yıldönümünde, aklımıza tekrar Hamas mücahitlerinin yaptığı dua geliyor: "Allah'ım bizi yolunda kullan ve başkalarıyla değiştirme!"
Gerçekten de bu süreçte Allah onları başkaları ile değiştirmedi; tek başlarına mücadeleye devam ediyorlar! Rabbim onların sebatlarını artırsın ve bizi de onlara yardım etme şerefine nail etsin.
Gerçek Tasavvuf ve Tarikat Nedir Merak Eden, Hamas’a, El-Kassam’a ve Gazze’ye Baksın:
Şehid İsmail Haniye internete düşen bir röportajında “babam bir sufi ve tarikat şeyhiydi. Evimizde sürekli zikir halkaları ve sohbetler vardı. Çocukluğum böyle bir atmosferde geçti” diyordu. Tıpkı birçok Hamas komutanı ve Kassam mücahidi gibi…
Gazze direnişi, bize Müslümanlığımız adına unuttuğumuz birçok şeyi hatırlattığı gibi gerçek bir tasavvuf ve tarîkat nasıl olmalıdır onu da tekrar gösterdi.
Zühd ise zühd, çile ise çile, takva ise takva, zikir ise zikir, ilim ise ilim, nefis terbiyesi ise nefis terbiyesi, keramet ise keramet, cihad ise cihad…
Gerçek zühd anlayışını merak edenler, Hamas’a, el-Kassam’a ve Gazze’ye baksın:
Çünkü onlar lüks villalarda oturup, lüks arabalara binip, beş yıldızlı otel kıvamında dergâhlarından bilmem kaç bin liralık sarık ve cübbeleriyle insanlara sabrı ve şükrü tavsiye etmediler. Aksine yıllarca maruz kaldıkları ambargolardan sonra bile ayaklarında terlikleri, üzerlerinde günlük kıyafetleri, enkaza dönmüş evleriyle, açlığa, susuzluğa, hastalıklara, yokluğa, başlarına yağan bombalara ve her gün sevdiklerinden verdikleri şehitlere rağmen zühd nedir, çile nedir, sabır nedir, şükür nedir yaşayarak gösterdiler…
Gerçek nefis terbiyesini merak edenler, Hamas’a, el-Kassam’a ve Gazze’ye baksın:
Çünkü onlar maruz kaldıkları tüm baskı, tehdit ve zulümlere rağmen küresel sistemin sultan sofrasına oturmayı, zalimlerle uzlaşmayı ve anlaşmayı, onlara yardakçılık ve dalkavukluk yapmayı reddettiler. Uğradıkları tüm ihanetlere ve yalnızlıklara rağmen kimsenin dedikodusunu yapmadılar, birbirlerini suçlamadılar, birbirlerine düşmediler. Mezhep, meşrep, parti, lider, cemaat, tarikat tefrikasına düşmediler. Az bir dünyalık karşısında dinlerini ve davalarını satmadılar. Tüm dünyanın makam ve güç sahipleri karşısında izzetli, onurlu ve dik durarak nefis terbiyesi nedir, yaşayarak gösterdiler…
Gerçek zikir nedir merak edenler, Hamas’a, el-Kassam’a ve Gazze’ye baksın:
Çünkü onlar zikri yalnızca bir dil eylemi olmaktan çıkarıp bir hayat biçimi haline getirdiler. Çocuklarının ve torunlarının şehadet haberi geldiğinde Allah’ı zikrettiler. Evleri başlarına yıkıldığında Allah’ı zikrettiler. Uzuvları bombalarla parçalandığında Allah’ı zikrettiler. Siyonistlerin tanklarına patlayıcı yerleştirirken Allah’ı zikrettiler. “Lâ ilâhe illallâh”zikrini tüm hayatlarına hâkim kıldılar. “Lâ” derken Allah’tan başka ilahları reddettikleri gibi ilahlık iddiasındaki küresel Siyonist sistemin egemenliğini, karar vericiliğini, siyasetini, ekonomisini, ahlak ve kültürünü de reddettiler. “Lâ” diyerek başkaldırdılar ve gerçek zikir nedir tüm dünyaya gösterdiler.
Gerçek kerameti merak edenler, Hamas’a, el-Kassam’a ve Gazze’ye baksın:
Çünkü onlar sayılarının, silahlarının, ekonomilerinin, teknolojilerinin azlığına rağmen; dünyanın süper güçlerini, ordularını, silah ve teknolojilerini, istihbarat ve uydularını, bankalarını ve borsalarını, BM’lerini, NATO’larını ve AB’lerini, insan hakları, kadın hakları, çocuk hakları, hayvan hakları gibi sahte söylemlerini ve tüm medeniyetlerini çöpe çevirdiler. “Allah’ın izniyle nice az topluluklar nice çok topluluklara galip gelir” ilahi düsturunun modern zamanlardaki temsilcisi olarak gerçek keramet nedir, tüm dünyaya gösterdiler.
Gerçek ilim ve gerçek davet nedir merak edenler, Hamas’a, el-Kassam’a ve Gazze’ye baksın:
Çünkü onlar imanlarını hayatlarına hâkim kıldılar, Allah da onları dünyanın her tarafından yüz binlerce insanın imanına vesile kıldı. İçinde bulundukları zor şartlara rağmen ibadetlerinden asla taviz vermediler. Şehadet onları ya sabah namazını cemaatle kılarken ya Kur’an okurken ya bir yardım konvoyundan kardeşleri için yardım götürürken ya da Allah yolunda cihad ederken buldu. Rahle başında öğrendikleri ilmi cihad meydanında uygulamaktan geri durmadılar.
Başlarına gelenlere rağmen, eşlerini ve çocuklarını kaybetmelerine rağmen, açlığa, susuzluğa ve hastalıklara rağmen, kardeşleri tarafından terkedilmelerine ve yalnız bırakılmalarına rağmen asla isyan etmediler. Allah da onların bu duruşunu tüm dünyaya örnek kıldı. Batıda yaşayan ve sosyal medya mecralarından onlar hakkında bilgi sahibi olmak isteyen yüz binlerce insan iman ederek Müslüman oldu. İşte böylece gerçek ilim ve gerçek davet nedir, tüm dünyaya gösterdiler. Allah onlardan razı olsun…
Dr. Abdulaziz KIRANŞAL
Milli Gazete
https://t.co/A1uwWNli0q
@munadiiresmi 6🌼
İnsanoğlu, Allah'ın kendisi için takdir ettiğine rıza gösterirse mutlu olur. Şayet, Allah'tan hayırlı olanı ummayı terk eder ve Allah'ın kendisi için takdir ettiğine kızıp, isyan ederse bedbaht olur. - Hadisi Şerif-Tirmizî, Kader, 15
Gazze’yi unutan, unutturan ve unutulmasına sebep olan her kim varsa, tarih onu unutacak ama Allah (cc) bunun hesabını çok ağır bir şekilde soracak…
#DontForgetGaza
Zilhicce'nin İlk On Gününde Yapılabilecek Bazı Ameller
1. Tevbe ve istiğfar etmek.
2. Namazları vaktinde ve cemaatle kılmak.
3. Birinci safta namaza gayret etmek.
4. Farzlardan önceki ve sonraki sünnet namazları kaçırmamak.
5. Sabah namazından sonra işrak vaktine kadar camide beklemek.
6. Farz namazlardan sonra zikir yapmak.
7. Evde nafile namaz kılmak.
8. Duha (kuşluk) namazını kılmak.
9. Oruç tutmak.
10. Kur’an okumak, onu tefekkür etmek ve okunup öğrenilmesine çalışmak.
11. Zikir yapmak; subhânallâh, elhamdulillâh ve Allâhuekber zikirlerini çokça tekrarlamak.
12. Dua etmek.
13. Cuma günü Kehf Suresi'ni okumak.
14. Allah’ı çokça hamd ile anmak (Özellikle yeme, içme ve uyku gibi nimetlerden sonra).
15. Bolca sadaka vermek.
16. Selamlaşmak, musafaha etmek, hal hatır sormak.
17. Anne babaya iyilikler yapmak.
18. Helal kazanmak için daha fazla çalışmak.
19. Allah için ve külfetsiz bir şekilde arkadaş ziyareti yapmak.
20. Hasta ziyareti yapmak.
21. Akraba ile ilgilenmek.
22. Salihlerle oturmak.
23. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme salavat getirmek.
24. Mümin kardeşine haberi olmadan dua etmek.
Ey varlığı dünyaya zarar veren mel'un,
Ey sessizliğimizden cesaret alan şeytan,
Ey insan makyajıyla süslenmiş canavar,
Ey aşağılıkta çığır açmış cani,
Ey lanetlilerin en lanetlisi seçilmiş kavmin artığı,
Ey küstahlık tacının işlemesi,
Ey fitnenin gizlenmiş tanesi,
Ey kurtarıcısının düşmanı Peygamber katili,
Madem öldürmeden önce haber veriyorsunuz; neden bütün bir şehri yok ettiniz?!
Madem öldürmeyecektiniz; naylondan yapılmış çadır'a 8 tonluk füzeleri neden attınız?!
Madem 3 saat önce orayı bombalayacağınızı haber verdiniz ; iddia ettiğiniz kahraman Hamas'ın iki mucahidi neden oradan uzaklaşmadı?!
Madem öldürmeyecektiniz; 10 binlerce bebek, çocuk, kadın, ve yaşlıları hangi vahşi öldürdü?!
Nasıl yüzsüz bir şeysiniz ki;
Haşa summe Haşa Allah'ın oğlu! dediğiniz Peygamberi öldürdünüz!
Nasıl bir mahluksunuz ki;
Öldürmeye teşebbüs ettiğiniz ve öldürdüğünüzü zannettiğiniz Hz. İsa mesih'in gelip sizi kurtarmasını bekliyorsunuz?!
Hangi tür yaratık, katil'i olduğu maktul'den meded umar?!
Hangi yüzle?!
Hangi akılla?!
Hangi kalple?!
Nesiniz siz? Hangi cins yaratıksınız da bu kadar ustaca insanlık elbisesini giymişsiniz?!
Ey her misafir olarak girdiği evde evin sahibini kovan,
misafir olarak girdiğiniz evimizde aynı delikten iki defa ısırılana yazıklar olsun.
On yıllardır uyuttuğunuz bu milleti uyandırmayana yazıklar olsun.
#KassamTugayları #RafahOneFıre #Filistin #Gaza #GazzedeKatli̇am #ÜlkemdeSiyonistİstemiyorum