Türkiye’ye etnik ayrımcılığı demokrasi diye sunanlar bilerek veya bilmeyerek emperyalizmin değirmenine su taşımaktadır. Peygamber Efendimizin kurduğu Medine İslam Devleti’ndeki temel amaç “millet olma” vasfının kazandırılmasıydı. Atatürk de Cumhuriyeti kurarken “millet olma” vasfını öne çıkarmıştır. Emperyalizm ise karıştırmak istediği ülkelere “milletler olma”yı dayatmaktadır. Etnik veya başka unsurlara dayalı ayrımcılık bölge ülkelerinin en büyük beka tehdididir. Bu tuzağa düşülmemelidir. Türkiye’nin aşamayacağı bir sorun, bertaraf edemeyeceği hiçbir tehdit yoktur. Bu yurt bizim sahip çıkacağız!
ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun Suriye’de birkaç hafta içinde iç savaş çıkabileceği beyanı bir tahminden öte hazırlık ve planın işaretidir. ABD bölgemizde kaos istiyor. Türkiye kaosa izin vermeyecek yegane güçtür. Siyasi irade, ABD’ye mahkum değildir. Türkiye, Suriye’deki Türk aşiretlerini İsrail’in insafına terk etmemelidir, bu tarihi bir hata olur. Amanos’tan Golan Tepeleri’ne, Lazkiye’den Şam’a, İdlib’ten Hama’ya ve Suriye’nin birçok bölgesine kadar bu bölge Türk’tür. Türkiye kendi kaderini kendisi tayin edebilecek güç ve kapasiteye sahiptir. Yeter ki siyasi irade emperyalizmin tuzaklarına düşmesin. @yurt_partisi doğruları haykırmaya, milletimizi aydınlatmaya devam edecektir. Bu yurt bizim sahip çıkacağız!
Suriye’de geçen mart ayında tanzim olunan geçici Anayasa’da Türkmenler yoksayılırken; diğer etnik grupların temsiliyetine olanak sağlanması Türkiye’nin asla kabul edemeyeceği bir durumdur. 1926 Ankara Antlaşması uyarınca Irak, Türkiye ve İngiltere Musul ve Kerkük üzerindeki garantör ülkelerdir. ABD’nin Irak’ı işgali sonrasında Musul ve Kerkük’te doğan statü boşluğu içine Suriye’yi de alan yeni bir antlaşma ile yeniden düzenlenmelidir. Türkiye garantör ülke olarak bunu gündemine alabilir. Suriye’deki terör unsurları kendini lağvetmediği takdirde Türkiye siyasi ve askeri tüm seçenekleri masada tuttuğunu uygun biçimde ortaya koymalıdır. Colani’nin dost mu yoksa emperyalizmin taşeronu mu olduğunu bu süreç ortaya çıkaracaktır. Türkiye’nin artık kaybetmeye tahammülü yoktur. I. Dünya Savaşı’ndaki kamplaşmanın benzeri bugün devam etmektedir. Dün de bugün de emperyalistler bölgede etnisiteyi bir parçalama aracı olarak bölge ülkerine karşı kullanmaktadır. Bölücü terör örgütü PKK da emperyalistlerin kullandığı bir terör örgütüdür. Ancak unutulmamalıdır ki emperyalistler sadece iç karışıklık çıkarmakla yetinmemekte, hedef ülkelerin yönetimlerini de şekillendirmektedir. ABD’nin eski Dışişleri Bakanlarından Condoleezza Rice’ın Ortadoğu’daki sınırların değişeceğini “kesin” olarak söylediği bilinen bir gerçektir. Ancak Türk milletinin damarlarındaki bağımsızlık sevdası da bu coğrafyanın değişmez gerçeğidir. Atatürk’ün bağımsızlık iradesiyle yurdumuza sahip çıkmaya devam edeceğiz. Bu yurt bizim sahip çıkacağız!
Türk milletini yok etmek isteyenlere karşı bağımsızlık ateşinin ilk adımı olan Samsun’a çıkış tarihimizin kritik dönüm noktalarının başında gelmektedir. 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal’in yaktığı bağımsızlık ateşi Türk milletinin karakteridir. Türk milleti dün bozguna uğrattığı emperyalistleri bugün de bozguna uğratacaktır. Atatürk ve silah arkadaşlarının Türkiye’ye çizdiği yol geleceğimizi aydınlatmaktadır. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımızı büyük bir coşku ile kutluyor, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını, şehitlerimizi, gazilerimizi saygıyla anıyorum.
Kıbrıs meselesiyle ilgili ABD’nin referandumsuz bir anlaşma dayatmasına müsaade edilmemelidir. 1960’ta iki toplumun liderleri, Türkiye ve Yunanistan’ın anlaşması ile kurulan yapı bugünkü durumda mümkün değildir. Ada’da fiilen Türkiye vardır ve geri adım atılması sözkonusu değildir. Ada’nın etrafındaki yeraltı zenginliklerinden KKTC hakkı olan payı almadığı takdirde tüm seçenekler masada olmalıdır. Libya ile yapılan münhasır ekonomik bölge anlaşması benzeri yeni anlaşmalar diğer bölge ülkeleriyle yapılarak Doğu Akdeniz’de, Adalar Denizi’nde ve diğer denizlerimizde Mavi Vatan’dan taviz verilmemelidir. 1878’de kiralama oyunu ile İngilizlerin gasp ettiği Kıbrıs Adası Türk’tür. Türkiye Kıbrıs’ta bir oldubittiye asla müsaade etmeyecektir. Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacaktır. Bu yurt bizim sahip çıkacağız!
Koruculuk sistemi terörle mücadelede etkin bir rol oynamış ve milletimizin birli��ine hizmet etmiştir. Korucularımızı onur kırıcı sözlerle hedef alınması milletimiz nezdinde yok hükmündedir. İktidar Suriye, Irak ve İran’daki teröristlerin nasıl tasfiye edileceğini kamuoyuyla paylaşmamıştır. İktidar yetkilileri bu hususu açıklamalıdır. Türk milleti; Sevr’i yırtıp atmış, tarihiyle büyük bir millettir. Emperyalizmin kurduğu tuzaklara düşmeyecek, milli birliğimize sımsıkı sarılacağız. Bu yurt bizim sahip çıkacağız!
İsrail’in deniz savunması yönünde aldığı ve almayı planladığı tedbirler dikkat çekicidir. İsrail’in kurmayı planladığı yapay adalar bölgemizin yakın geleceğinde büyük sorunlar teşkil edebilir. İsrail’in yapay adalar kurması halinde Yunanistan’ın kıta sahanlığındaki tezini destekleyeceği de aşikardır.
Bu durum bölgede Kıbrıs’ın jeostratejik ve jeopolitik önemini daha da artırmakta, Kıbrıs’tan Türkiye’nin neden çıkarılmak istendiğini daha net ortaya koymaktadır. Bu bakımdan; Ege Adaları ve Kıbrıs meselesinde Türkiye’nin daha aktif ve stratejik politikalar üretmesi kaçınılmaz hale gelmiştir.
İsrail’in 4,5 km’de bir devriye botu denk gelecek şekilde kurduğu deniz savunma ağı büyük bir korkunun da işaretidir. Türkiye; İsrail’e düşman değildir. Türkiye bölgede lider ülke konumundadır. İsrail de bu liderliği kabul etmelidir. Bunun için Türk siyasetinde karar merciinde olanların iradesi kritik düzeyde önem arz etmektedir. Eğer Türk siyaseti bu liderliğin gereği olan adımları atamazsa; Türkiye kazanımlarını da tehlikeye atar.
İsrail’in yapay adalarına asla müsaade edilmemelidir. İsrail’in Akdeniz’de kurmayı planladığı üstünlük hedefinin bölgede yeni sorunlar yaratacağı açıktır. Türkiye bu duruma izin vermemelidir. Bu konuda; İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ali Arslan’ın “İsrail'in deniz savunma duvarı ve Akdeniz'de makbul devletler oluşturma çalışmaları” adlı makalesi oldukça değerlidir ve dikkate alınmalıdır.
Türkiye, bölgenin en büyük ülkesidir. Bu gerçeği değiştirmeye kendini büyük olarak adlandıran emperyalist devletlerin gücü yetmeyecektir. Bu yurt bizim sahip çıkacağız!
Lozan’ı tartışmaya açmak isteyenlerin emellerini biliyoruz. Bu ülkeye Sevr’i dayatamayacaksınız. Bu ülkeyi Atatürk ve silah arkadaşlarının izinden ayıramayacaksınız. Bu ülkeyi bölemeyeceksiniz. Türk Milleti sahnelenen oyunun farkındadır ve bu emperyalist oyunu da yerli taşeronlarını da tarihe gömecektir. Bu yurt bizim sahip çıkacağız!
Terörün bitmesini; ömrünü devletimize ve milletimize adayan herkes can-ı gönülden arzu etmektedir. Ancak; terörün bitmesi ile terörün bitirildiği yönünde siyasi bir propaganda yapılması arasında büyük bir fark vardır. Bölücü terör örgütünün Suriye, İran ve Irak’taki unsurlarına göz yumulması asla kabul edilemez. Türkiye’de esasen kimlik yönünden bir tartışma yoktur.
Medine İslam Devleti’nde Peygamber Efendimizin izlediği politika millet olma vasfını kazanmak idi. Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesinde de Atatürk’ün izlediği politika millet olma vasfını öne çıkarmaktır. Bugün; yeni açılım süreci ile millet olma vasfından uzaklaşarak etnik kimliklere ayrılma milletimize dayatılmaktadır. Türkiye’de etnisite yönünden bir ayrımcılık, bir sorun yoktur. Kimse etnik kimliğinden ötürü iş veya sosyal hayatında ayrımcılığa tabi tutulmamaktadır. Hatta; Türklüğü aşağılayanlar emperyalizm eliyle maddi ve manevi yönden desteklenmektedir.
Milletimize dayatılmak istenen etnik ayrımcılığın karşısındayız. Türkiye’nin emperyalizmin tehditlerini bertaraf etmesi için siyasi yoksunluğu aşması şarttır. Bunun için doğru adres Yurt Partisi’dir. Atatürk’ün ifade ettiği üzere; kurtuluş için muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur. Atatürk’ün yolundan ayrılmayacağız! Bu yurt bizim sahip çıkacağız!
Rusya ve Ukrayna’nın İstanbul’da müzakare masasına oturması Türkiye açısından bölgesel bir kazanım olacaktır. Bu krizin sona ermesi Karadeniz’de kıyısı olmayan devletlerin karışıklık çıkarma olasılığını azaltacağı gibi, tahıl ve enerji temini noktasında da bölgenin kalkınmasına vesile olacaktır. Türkiye ile Ukrayna arasında havacılık alanında yapılması planlanan işbirlikleri ülkemizin yakın geleceği açısından oldukça önemlidir. Kırım’daki haksız ilhak Rusya tarafından sona erdirilmedikçe sorunun kökten çözümü gerçekçi görünmemektedir. Türkiye iki ülke arasında ihtilafında kilit bir aktör olup; sorun sulhen çözümlenirse bu kıymetli bir anlaşma olacaktır. Bu yönde sarf edilen çabaları takdir ediyor, ülkemizin kazanımlar elde etmesini umut ediyorum.
Teröristbaşının yakalanmasının ardından bölücü terör örgütü dağılma noktasına gelmiş ve 57. Hükümet görevini terörü bitirerek devretmiştir. Ancak sonraki dönemlerde terör tekrar hortlamış ve İngiliz istihbaratının tuzağıyla Oslo’daki garabet süreç meydana gelmiştir.
Şunun altını çizmek gerekir: Türkiye’de etnisite nedeniyle kimse kamuda veya özel sektörde ayrımcılığa uğramamaktadır. Bu durum; bölücü terörün içeriden değil dışarıdan kaynaklandığını göstermektedir.
Bugün siyasi iktidarın yeni bir açılım sürecine neden giriştiğini halka izah etmesi gerekir. Türkiye’de terör bitirilmiştir. Mesele Suriye’deki terör unsurlarının imhasıdır. Türk Milleti Suriye’de bir terör devleti kurulmasına izin vermeyecek! Bu yurt bizim sahip çıkacağız!
Bölücü terör örgütünün yapacağı açıklamadan medet umarak siyaset yapanları Türk Milleti asla affetmeyecektir. Terör örgütünün Suriye’deki unsurlarına göz yumulması asla kabul edilemez. Türk kimliğini yoksayarak siyaset yapanlar kaybedecek, Türk Milleti kazanacaktır. Bu yurt bizim sahip çıkacağız!
Ekrem İmamoğlu’nun sosyal medya hesabına erişim engeli getirilmesi ifade özgürlüğüne vurulmuş bir darbedir. Tutuklu bulunan bir siyasetçiye uygulanmak istenen düşman hukuku ülkemizin itibarını yerle bir ettiği gibi halk nezdinde de tepki çekmektedir. İktidarın telef etme politikasına son vererek birleştirici, adil ve hukuka uygun politikalara dönmesi zaruridir. Türkiye’yi hukuk devleti yolundan saptırmak isteyenlere Türk Milleti izin vermeyecektir. Bu yurt bizim sahip çıkacağız!
Bebek katiline itibar kazandırmaya çalışmak, bu ülkeye barış değil, yeni bebek katillerini getirir.
Bir devletin hafızası olur; bu hafıza, sadece arşivlerde değil, kurumların işleyişinde, toplumun ortak değerlerinde, yerli ve milli kimlikli önderlerin duruşunda yaşatılır. Ancak ne yazık ki ülkemizde, emperyalizmin taşeronluğunu yapan “aydınlar” halkın önüne kurtarıcı gibi çıkarılıyor, geçmişteki ihanetleri unutturularak söylemleri “tek doğru” olarak empoze ediliyor. Bu süreçte, “ehlileştirilmiş aydınlar” dediğimiz kesimin rolü de tam olarak budur: Hakikati çarpıtmak, halkın hafızasını silmek ve kirli zihniyeti meşrulaştırmak.
Buna asla geçit vermeyeceğiz, bu yurt bizim sahip çıkacağız!
ABD Başkanı Trump’ın Türkiye ile ilgili beyanat verirken Rahip Brunson vurgusu yapması ülkemiz adına hicap kaynağıdır. Türkiye’yi İran’a karşı bir cephe yapmak, Suriye’nin ve Irak’ın bölünmesine seyirci kalmak tarihi hatalar olur. İktidar; ABD’nin dost gibi görünen eline güvenerek yola çıkarsa bu yolun sonu bölgenin parçalanmasına yol açar. Türkiye buna izin veremez. Bölgede Türkiye’ye rağmen adım atılamayacağını kendini büyük olarak adlandıran devletlere kabul ettirmek mümkündür. Bunun için siyasi irade şarttır. Bu iradenin iktidar olması için Yurt Partisi var gücüyle çalışacaktır. Bu yurt bizim sahip çıkacağız!
Irak’ta Barzani gücünü yitirirken PYD onun yerini almaya hazırlanmaktadır. Suriye’de de PYD’ye ABD kukla bir devlet kurdurmak istemektedir. Bu durum terör tehdidinin devletleşmesine yol açabilecek bir adımdır. Türkiye buna asla müsaade edemez. Emperyalizm öyle bir oyun kuruyor ve sahneliyor ki; Türkiye’yi birden fazla cepheden kuşatmaktadır. Büyük İngiliz Oyunu’nun diğer aktörleri olan ABD ve İsrail de bu politikaların kazananı konumundadır. Öte yandan; Kıbrıs’ta sergilenen emperyal oyun da bundan ayrı düşünülemez. Türk Devletleri’ne Güney Kıbrıs’ı tanıtan akıl Zengezur Koridoru’nu ise açtırmamaktadır. Türkiye’nin Karabağ’da sahada kazandığı zafer masada kazanılamamıştır. Türkiye ciddi bir dış tehditle karşı karşıyadır. İç politikadaki kaos ve kısır tartışmalar bu tehdidin derinleşmesine yol açmaktadır. Bu tehditlere karşı koyacak ve Büyük İngiliz Oyunu’nu bu coğrafyada bozacağız. Emperyalizmin kurduğu cepheyi dağıtacağız. Bu yurt bizim sahip çıkacağız!
Büyük İngiliz Oyunu bölgemizi tehdit etmektedir. Ülkeleri etnisite başta olmak üzere farklılılar üzerinden karıştıran bu üst akıl bugün yine sahnededir. Kıbrıs, Suriye, Ege Adaları, Kafkasya meselelerine bu yönden bakılmalıdır. Türkiye’de siyasetin mevcut kapasitesi bu oyuna karşı koymaya yetmemektedir. Bu nedenle erken seçim ve milli kimlikli siyasetin inşası kaçınılmazdır. Bu yurt bizim sahip çıkacağız!
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik fiziki saldırıyı kınıyor, kendisine geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Türk siyasetine kaosu hakim kılmak isteyenler kaybedecek, Türk milleti kazanacaktır.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Suriye tarafından Ada’nın tamamının temsilcisi olarak tanınması Suriye politikasının iflasıdır. Colani denilen zat Türkiye’yi yoksayarken; iktidarın bu zatı desteklemesi anlaşılabilir bir durum değildir. Türkiye’yi küçültmeye kimsenin hakkı da gücü de yoktur. İktidar günü kurtarmak için politikalar izlerken Türkiye’ye kaybettiriyor. Bu girdaptan çıkışın ilk adımı erken seçimdir. Türkiye kirli ve kimliksiz siyasete mahkum değildir. Bu yurt bizim sahip çıkacağız!
Şam’da, Dürziler ile Sünniler arasında yaşanan çatışmalar İsrail’in bölgeye müdahalesini meşrulaştırmasına zemin hazırlamaktadır. Colani’nin Türkiye açısından dost mu yoksa emperyalizmin bir taşeronu mu olduğu gözden geçirilmelidir. Türkiye’nin, Suriye’de Türkmen aşireterini kaderlerine terk etmesi tarihi bir hata olur.
Türkiye, Suriye’de politik bir kayba maruz kalamaz. Colani’nin gerçek niyet ve tutumunu ortaya çıkarmak gerekmektedir. Türkiye’nin gündemini kısır siyasi tartışmalara, siyasi davalara indirgeyenler yarın dış politikadaki kayıpların hesabını asla veremez.
Türk siyasetini kısır döngüden çıkarmak için erken seçim kaçınılmaz bir hale gelmiştir. @yurtpartisi milli menfaatlerimizi yüksek sesle dile getirmeye devam edecektir. Bu yurt bizim sahip çıkacağız!