Bu hayatta çok isteyip de elde ettiğim her şeye hevesim kırıldıktan sonra sahip oldum. Öncesi ve sonrası hep sancılı geçti bu sürecin. Bediüzzaman’ın “Dünya bir üzüm yedirir, bin tokat vurur.” sözünü hakkelyakîn tecrübe ettim her defasında. Güzel olan şu ki iman kuvvetleniyor…
Hayat iyi insanlarla tanışmak ve dua almaktan ibaret. Çünkü dua almak dua etmekten farklı kapılar açabiliyor. Siz kendinizi gördüğünüz şekilde dua edersiniz. Ama görüldüğünüz biçim ve kendinize yakıştıramadıklarınızı başkası sizin için ister. Dua etmek biraz da vizyon meselesidir
Ahbesi metheden o,
Fettoşu metheden o,
Uydurma hadisleri yayan o,
Perinçek’e dua eden o,
Ehl-i Sünnet camialara saldıran o,
Ama ne hikmetse Ehl-i Sünnet’in (!) kalesi!
Öğrendiğim en kıymetli şeylerden biri aheste ve sakin bir şekilde kazanılmış yükselişin getirdiği berekettir. Çünkü çok hızlı yükselişler tüketilmeye ve hataya gebedir.
4 yaşındaki Gazzeli Yusuf’un sıklıkla böylesine kan kustuğu ciddi bir hastalığı var. Ancak Mısır’da bile hakkıyla tedavi edilemeyen Yusuf, Gazze’ye geri gönderilme tehlikesi ile karşı karşıya. Tedavi için Türkiye’ye gelebilirse yaşama şansı var. @saglikbakanligi@drmemisoglu
Parçalanmış çocuğunun ayaklarını ayrı ellerini ayrı poşette taşıyan Gazzeli babayı hatırlarsanız Siyonistlerin alevler içinde cehenneme yollanmasına daha çok sevinirsiniz.
İnsan zihni cidden çok aciz. Ciddiye alınabilir bilgilerimizin sayısı çok az.
Bu bilgi kırıntılarından insan aklıyla oluşan düşünce setleri neredeyse her zaman masal.
Sadık sözlü bir elçiden gelen haber olmasaydı karanlığımız dipsiz bir hâl arz ederdi. Salat ve selam ona olsun.