Tayyip Erdoğan olarak, vicdanıyla, tarihiyle, merhametiyle büyük bir milletin cumhurbaşkanı olarak BM kürsüsünden mazlumların, mağdurların, kimsesizlerin hakkını savunmaya, onların sesi olmaya, onlar için konuşmaya, mücadele vermeye devam edeceğim. #UNGA81
Biz gerekirse sıkıntı çekeriz, gerekirse bedel öderiz ama haksızlık karşısında susmayız, zulme asla rıza göstermeyiz.
Dünyanın gidişatına baktığımızda önümüzde iki yol olduğu görülecektir:
Ya korkuyla, çatışmayla ve içe kapanmayla belirsizliği daha da büyüteceğiz ya da adaletle, dayanışmayla ve ortak iradeyle geleceği beraber inşa edeceğiz.
Şüphesiz karanlığa yumruk sallamak kolaydır; zor olan, o karanlığı aydınlatacak bir mum yakabilmektir.
Türkiye ikinci yolu seçmiştir ve bu yolda inşallah sabırla yürüyecektir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan BM kürsüsünden Sezai Karakoç’un dizeleriyle seslendi:
"Onlar sanıyorlar ki,
biz sussak mesele kalmayacak.
Halbuki biz sussak, tarih susmayacak.
Tarih sussa, hakikat susmayacak...
Tarihin azabından kurtulsalar,
Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar."
“Gerekirse bedel öderiz ama zulme asla rıza göstermeyiz. Büyük bir milletin Cumhurbaşkanı olarak, Rabbim ömür verdikçe bu kürsüden mazlumların, mağdurların hakkını savunmaya, sesi olmaya devam edeceğim.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan
#ErdoganTheVoiceOfJustice
Gençlik Kolları Genel Başkanımız Sayın Yusuf İbiş’e, layık gördüğü Gençlik Kolları Dış İlişkiler Başkanlığı görevi ve duyduğu güven için teşekkür ediyorum.
Görevimi devraldığım Ankara Milletvekilimiz Sayın Zehranur Aydemir Başkanımıza bugüne kadar gösterdiği emekler için teşekkür ediyor, Genel Sekreter Yardımcılığı görevinde başarılar diliyorum.
Devraldığımız bu görevi, aynı inanç ve sorumluluk bilinciyle en iyi şekilde sürdürmek için var gücümüzle çalışacağız.
@AKGenclikGM
Bir insan bu kadar kişiyi normalde tanıyamaz. Adam bir de düşünün Cumhurbaşkanı. Her gün kaç yüz kişiyle görüşüyor ama kimseyi unutmuyor. İnanılmaz bir hafıza.
Türkiye Yüzyılı Buluşmaları kapsamında, kadim medeniyetlere ev sahipliği yapan şehrimiz Diyarbakır’daydık.
Vatandaşlarımızla, teşkilatımızla ve sivil toplum kuruluşlarımızın kıymetli temsilcileri ve kanaat önderleri ile bir araya geldik. Siyaset, ekonomi, bölgesel ve uluslararası meseleler başta olmak üzere birçok konuda görüş alışverişinde bulunduk.
İçten karşılamaları ve samimi sohbetleri için tüm Diyarbakırlı kardeşlerime gönülden teşekkür ediyorum.
Başkalarının gündemleri farklı olabilir; başkaları sabah akşam birbirleriyle kavga edebilir, tartışabilir, didişebilir.
Ama bizim böyle bir lüksümüz asla olamaz.
Biz milletin emanetini, milletin mesuliyetini taşıyoruz; yüzünü ülkemize dönmüş milyonların umudunu taşıyoruz.
Türkiye’yi tahrik etmeye çalışanlar, ham hayallere kapılanlar şunu iyi bilsin, iyi anlasın:
“Ecdadımızın heybeti ma’ruf-u cihandır. Fıtrat değişir sanma! Bu kan yine o kandır.”
Malazgirt’te hem dehasının hem de bileğinin kuvvetiyle bize bu aziz vatanın kapılarını açan Sultan Alparslan’ı, onun kutlu ve yiğit ordusunu, şehit ve gazilerimizi bugün bir kez daha kemaliedeple yâd ediyorum.
Malazgirt Zaferimizin 955’inci yıl dönümü mübarek olsun.
Başımız dik, alnımız ak bir şekilde; bükülmez bir bilekle, çelikten bir yürekle kıyamete kadar burada, Anadolu’da var olmaya, bu topraklarda özgürce yaşamaya devam edeceğiz.
Şundan hiç kimse şüphe etmesin: Türkiye, Allah’ın izniyle doğru yoldadır, istikameti bellidir ve eninde sonunda menziline ulaşacaktır.
Türkiye güvendedir, 86 milyonun emaneti ehil ellerde güven içindedir.
Bu kutsal emanete hiçbir surette gölge düşürmeyeceğiz.
Biz elinde on binlerce masumun kanı olan cinayet şebekeleri rahatsız oluyor diye komşularımızın toparlanmasına destek olmaktan vazgeçecek değiliz.
Bu ülkenin dış politikasını sadece Türk milleti belirler, başka hiç kimse Türkiye’ye ve Türk dış politikasına rota ve sınır çizemez.
Herkes emin olsun, rahat olsun…
Türkiye Cumhuriyeti ne ilkelerinden ne de ulusal çıkarlarından taviz verir. Biz, bize güvenen hiçbir dostumuzu, hiçbir kardeşimizi yarı yolda bırakmayız.