AÇLIK GREVİ YAPANLARA SALDIRI İÇİN TUZAK KURUYORLAR! İstekleriniz kabul edildi dedikten sonra kapıları açıldı.Sonra saldırı geldi...
İşte mektup..
Kardeşim, ODTÜ Mimarlık mezunu. Nisan ayında kendi üniversitesi olan ODTÜ de konser verdiği için tutuklandı. Tutuklandığı günden itibaren tek kişilik ceza hücresinde tutuluyor. Bu nedenle 118 gündür süresiz açlık grevinde. Bugün telefon günüydü. Ve geçen hafta bir deri bir kemik kalmış hallerine aldırmadan gardiyanlar tarafından saldırıya uğradıklarını anlattı.Taleplerini kabul ettiklerini söyleyerek hücre kapılarını açmışlar.Bundan sonra sorun olmayacağını söylemişler.Kesin mi artık sorusuna gülüp gitmişler.Fakat akşam sayımında zorla arbede ile hücreye sokmaya çalışmışlar. Zaten kas ve iskelet ağrıları yaşayan kardeşime adeta tuzak kurulmuş ve dalga geçilir gibi saçma bir durum yaşatılmış.Ailesi olarak kardeşimin yaşamından endişeleniyorum. Bunlar yetmezmiş gibi bu hafta da tadilat var deyip kaldıkları hücreleri boşalttırıp eşya taşıttırıp badana yapmışlar. Açlıklarının ilerleyen günlerinde oldukları için kokulardan çok etkileniyorlar. Mide bulantısı ve baş ağrısı sorunu yaşıyorlar. Kardeşimin ölmesini istemiyorum, sesimizin, yaşadıklarımızın duyulmasını istiyorum.
Deniz Göktaş 46 gündür cezaevinde. Hakkında soruşturma açıldığını bilerek ülkeye dönmesine rağmen "kaçma şüphesiyle" tutuklanmıştı. Ortada karartabileceği bir delil de yoktu. Üstelik sadece bir gösterisindeki birkaç cümle üzerinden suçlanıyor ama iddianamesi de hâlâ hazırlanmadı. Koca koca yasalar Meclisten birkaç günde geçerken Deniz Göktaş haksız, hukuksuz ve hiçbir vicdanın kabul edemeyeceği bir yargı pratiğiyle 1,5 aydır hapis yatıyor.
Ilginç bir anekdot anlatayım. Ovadril denen bir krem var. Bilen bilir. 3-4 ay öncesine kadar 120 gr tüpte 108 TL'ye satılıyordu. SGK ödeme listesinden çıkarmış. Tüp bir anda 40 gr'a düşmüş ve fiyat 299 TL'ye fırlamış. Ve Konya'da üretiliyor. %800 zam yani
Anonyme : J’ai 40 ans et j’en ai ras-le-bol. Je ne veux plus flasher un QR code pour lire la carte d’un restaurant.
Je ne veux plus créer un compte pour récupérer un colis.
Je ne veux plus passer par Doctolib, France Connect ou une énième appli pour le moindre truc administratif.
Aujourd’hui, même aller chercher un colis, manger en terrasse ou payer un stationnement devient un parcours digital obligatoire.
On te demande un compte, un mail, un numéro de téléphone, parfois même une validation par SMS… pour des trucs qui prenaient 30 secondes avant.
J’ai pas envie d’avoir quinze applications pour simplement exister dehors.
J’ai pas envie de laisser mes données à chaque commerce ou service.
Je veux juste pouvoir vivre dans le monde réel sans qu’on me mette une laisse numérique à chaque coin de rue.
Franchement, vous aussi vous en avez marre de ce système… ou c’est juste moi qui commence à péter un câble ?
- Erdal Beşikçioğlu’nun zimmet suçlamasıyla açığa aldığı belediye çalışanı etkin pişmanlıktan yararlanıp şikayetçi olmuş.
- Zimmetten soruşturması olan çalışan serbest, bunu ortaya çıkaran Erdal Beşikçioğlu tutuklu! https://t.co/Vaklow7huf
Tuzla’daki kaçak villalara suç üstü yaptık!
Tuzla Belediyesi’nin park ve rekreasyon alanlarına hobi bahçesi yapıyoruz diye karar alıp, bu alanlara 154 adet kaçak villa yaptığı soygunu ortaya çıkardık.
Soygun nasıl yapıldı?
AKP dönemi Tuzla Belediyesi⬇️
1.) 2023’te borçları karşılığında belediye şirketi olan Tuz-Yap’a 75.000 m2 alanı devrediyor.
2.) Ardından buradaki park ve rekreasyon alanlarına, hobi bahçeleri yapmak için karar alıyor.
3.) CHPli meclis üyeleri, hobi bahçesi dışında kullanılamaz, özel mülkiyete konu edilemez, diye imar planına şerh düşüyor.
4.) Buna rağmen Tuz-Yap, Tepeören’deki park ve rekreasyon alanlarına 154 adet tapusuz villa ve 4 adet ticari yapı dikiyor.
5.) Belediyenin bu tarz hukuksuz işlerine koruma sağlamak için, kaçak villaların bir kısmı hatırlı yandaşlara el altından (satış vaadi sözleşmeleriyle) kelepir fiyatlarla peşkeş çekiliyor.
Ancak bir süre sonra;
Rantçılar açışından büyük bir şok yaşanıyor!
🔴Zira Tuzla’da 2024 yerel seçimlerini CHP’nin adayı Eren Ali Bingöl kazanıyor. Yani bu işlerdeki bütün fırıldaklıkları yapan AKP’li yöneticiler seçimi kaybediyor.
🔴İşte tam bu aşamada Eren Ali Bingöl’ün kendinden önceki dönemde oluşturulan bu rantın hesabını sorması gerekirken, rantı meşrulaştırmak için harekete geçiyor.
🔴Kaçak villaların yapıldığı park ve rekreasyon alanını konut alanına çevirmek, kaçak villalara tapu verip, değerini katlamak için imar değişikliği istiyor!
🔴Rantçıların çöktüğü halka ait bu alanı geri almak yerine, başka bir mahallede yeni bir park ve rekreasyon alanı ilan edilsin diyor!
Peki sonuç ne oluyor?⬇️
8 Temmuz 2026’da 3 CHP’li İmar Komisyonu Üyesi onurlu bir duruş sergileyerek, Eren Ali Bingöl’e karşı direnerek bu rant planını bozuyor.
İmar planı değişikliğini reddediyor!
Eren Ali Bingöl ise 1 Ağustos 2026’da CHP’den istifa edip AKP’ye geçiyor!
Şimdi de AKP’li meclis üyeleriyle birlikte bu kaçak villalara tapu vermek için gün sayıyor!
Buradan uyarıyorum!
Kamu malını peşkeş çekmek suçtur!
Zincir markette alkollü içki satmaz günah ama...
1-Son kullanma tarihi geçmiş peynir...
2-İçinde hamam böceği ölmüş yoğurt...
3-Fahiş fiyattan kalitesiz bakliyat...
4-Kokmuş et, tavuk...
5-Gramajı azalırken fiyatı günden güne yükselen her türlü adi gıda ürünü satmak günah değil.
Ha bir de üç kuruşa köle gibi eleman çalıştırmak da günah değil.
Necip Hablemitoğlu 18 Aralık 2002'de öldürülmeden 4 gün önce Eskişehir'deki son konferansında bakın neler söylemiş:
"Bütün bu tarikatlar, Amerika Birleşik Devletleri merkezli bu tarikatlar, bütün dünyada Amerika Birleşik Devletleri büyükelçiliklerinin koruması altında. Adeta cirit atıyorlar. Ve bundan Türkiye de nasibini fazlasıyla alıyor. Sadece bizim kendi tarikatlarımıza destek vermekle kalmıyorlar. Kendi tarikatlarını bu anlamda Türkiye'ye ve bütün dünya ülkelerine gönderiyorlar. Bakın Çin hükümeti tarikatı yasakladı. Ve Falun Gong tarikatının lider kadrosunun canını kurtaramayanları idam etti. Tarikatın lideri şu an Philadelphia'da. Buna karşılık bakıyorsunuz Moon Tarikatı, aynı şekilde bütün dünya için öngörülen tarikat, lideri yine aynı yerde. Türkiye için öngörülen Fethullahçılık. Fethullah Gülen yine aynı yerde.
Hatırlayacaksınız 1946 yılında barış gönüll��leri Türkiye'ye gelmeye başladığında, 10 binden fazla barış gönüllüsü, Türkiye'yi hallaç pamuğuna çeviriyorlar. Ve özellikle bir grubu yeşil kuşak teorisine en uygun grup olarak nitelendiriyorlar. Bu da Nurcular. Yine hatırlayacaksınız bu teoremi, komünizmin güneye inmesini önlemek amacıyla Türkiye dahil, İran dahil, Pakistan dahil, Afganistan, Suriye, Irak dahil olmak üzere; bütün İslam ülkelerinde şeriatçılığı güçlendirerek ulus devletler yerine tarikat yönetimlerini egemen kılarak, ateizme, komünizme karşı olan dinsel yapılanmayı güçlendirmeyi hedefliyor bu strateji. Türkiye'nin iş birlikçisi olarak da Said-i Nursi seçiliyor. Ve Said-i Nursi, bildiğiniz gibi Amerikalılara sonuna kadar hizmet ediyor. Aşağı yukarı 6 bin kişiyi, 6 bin Nur talebesini Türkiye'den götürüyorlar. Ve Amerika'da ilk Nur Cemaati kuruluyor. Elimde ilk Nur risalelerinin Amerika'daki yayın tarihine baktığımda, biri 1951 biri 1956. Yani o tarihlerden itibaren İngilizceye çevrilmiş risaleleri biz Amerika Birleşik Devletleri’nde görüyoruz.
Türkiye'de 4 bin 500 vakıf ve dernek var bunlara ait. Aşağı yukarı 1704 toplam okul var. Bunların 199'u Fethullah, 29'u Nakşibendilere ait. Mahmud Esad Coşan, Musa Topbaş gibi değişik Nakşibendi gruplarının da farklı okulları, farklı yurtları, farklı gazeteleri ve dergileri var. Bunların yanı sıra Cihat, Yöneliş, Darül Harp, Akabe, Vahdet, Selefi, Hizb ut Tahrir gibi, çok sayıda maalesef İslamiyet, resmen irticai tensip eden gruplar da yine faaliyetlerine devam ediyor."
Ayrıntı için bkz.👇
https://t.co/mnEJoDC9jT..
Necip Hablemitoğlu Atatürk'e, bağımsız, laik Cumhuriyete sahip çıkıp gerici ve bölücü teröre karşı çıktı ve katledildi. Hep Hablemitoğlu gibi Atatürkçü ve laik Cumhuriyet sevdalısı aydınlar katledildi, ancak nedense hep Atatürk ve Cumhuriyet düşmanları mağdur pozlarında...
Anısına saygıyla...
NATO zirvesi için tutuklanan ve 55-75 yaş arasında olan 10 TEMA gönüllüsü ranzaya çıkamadığı için sırayla yerde uyuyor. 6 kişilik koğuşta 3 ranza var.
Akla ziyan suçlamalarla tutuklama, bir de işkenceye dönüştü!
https://t.co/PvTRonh75c
İlhan Selçuk'un harika bir yazısı. Defalarca okumakta fayda var.....
ŞAŞIP KALIYORUM …
🤢Arap İngiliz'le birleşmiş Türk'ü arkadan vurmuş;
🤢Ermeni Rus'la birleşmiş,
Doğu Anadolu'yu kana bulamış;
🤢Rum Yunan'la, Yunan İngiliz'le birleşmiş,
Batı Anadolu'yu ele geçirmiş.
🤢Ülkenin mahvolmadık, yıkılmadık, yanmadık,
kan dökülmedik, kül olmadık hiçbir yeri kalmamış,
🤢Elde avuçta İstanbul ile İzmir bile yok!..
🤢Anadolu'nun altı yedi milyon nüfuslu en yoksul bölümüyle, yüzde doksan beşi okuma yazma bilmez,
🤢yorgun, yoksul, bitkin, ezik bir halk..
Nasıl kurtulmuşuz?..
Şaşıp kalıyorum...🤔
☘Yunan'ı nasıl denize döküp hizaya getirmişiz,
☘İngiliz'i İstanbul'dan nasıl çıkarmışız,
☘ dünyanın süper güçleriyle masaya nasıl eşit oturmuşuz?
⭐Yıl 1923
Anadolu'da 10-11 milyon savaş artığı yaşıyor; aç biilaç, parasız;
⭐Yüzde 95'i elifi görse mertek sanacak kadar alfabesiz... .
.
⭐ Ne yapacaksın?..
Demokrasi yap!.. Nasıl yapacaksın?..
🤔2000'li yıllarda Nurcu tarikatının ardına
Bu kadar adam takılmışken,
🤢1923'ün yanmış yıkılmış Anadolu'sunda nasıl demokrasi yapacaksın?..
🤔Kalan ne? Yıl 1923
Komşunun komşuyu boğazladığı iç savaşlardan, Anadolu'yu mezbahaya döndüren dış savaşlardan yeni çıkmışsın.
🤔Fabrikan yok,
İşçin yok,
İş adamın yok,
Mühendisin yok,
Doktorun yok,
Uzmanın yok,
Tüccarın yok,
Suyun yok,
Barajın yok,
Elektriğin yok,
🤢Kadınların çarşafta çuvala giriyor,
Erkeğin dört karı alıyor,
🤔Yurttaşlik yasası yok,
🤔Üniversiten yok,
Banka yok,
Burjuva yok,
Proletarya yok,
İhracatçı yok,
İthalatçı yok,
Sermayen yok.
🤔Kalkın bakalım...
Nasıl kalkınacaksın?...
🤢Sermayesiz ekonomik kalkınmanın yumurtasız omletten ne farkı var?
🤔🇹🇷Mustafa Kemal kuşağı ne yapmış?...
🤔🇹🇷Yöneticiler devletçiliğe neden ve nasıl sarılmış?..
🤔🇹🇷Türkler bankacılığı nasıl öğrenmiş?..
🤔🇹🇷Merkez Bankası 1930'a değin neden açılamamış?..
🤔🇹🇷Özel sektör nasıl oluşturulmuş?..
Yeni devlet nasıl kurulmuş?..
🤔🇹🇷Çağdaş öğretime nasıl geçilmiş?
🤔🇹🇷1920'de 10-11 milyon nüfusun yüzde 95'i
Alfabesizken savaş artığı bir toplumla,
Okuma yazma seferberliği nasıl açılmış?
🤔🇹🇷Kitaplıklarda kitap yokken,
Ulusal kütüphane nasıl kurulmuş?..
🤔🇹🇷Okullarda tarih kitabı bile yokken tarih nasıl yazılmış?..
🤔🇹🇷Yok olmanın kuyusundan çıkıp var olmanın doruğuna nasıl tırmanılmış?..
🤔🇹🇷Yunanlı ile dostluk nasıl kurulmuş?..
🤔🇹🇷Avrupa'da saygınlık nasıl kazanılmış?..
🤔🇹🇷Şaşıp kalıyorum...🤔
🤔🇹🇷2000'li yılları geçtiğimiz,
Yetmiş milyonluk Türkiye'nin haline bakıyorum...
🤔🇹🇷Hiçbir şeyimiz yokken neler yapmışız?..
🤢🇹🇷⁉️Herşeyimiz varken neler yapamıyoruz?..
🤢⁉️Bir de bu ortamda,
Mustafa Kemal'e saldıranlara bakıyorum...🤢⁉️
🤢🤔Daha çok şaşıp kalıyorum...🤢🤔
İlhan Selçuk
Ben vatandaş olarak Irak petrollerini yasal olmayan yollardan taşıyan ve ülkemizin 1.5 milyar dolar ceza almasına neden olan ahlaksızların kim olduklarını öğrenmek istiyorum.Para benim vergilerimden ödeneceği için bunu bilmeye hakkım var.Derhal açıklayın.
Tutuklu İBB Genel Sekreter Yardımcısı Erdal Celal Aksoy, sağlık sorunları nedeniyle ayakta durmakta zorlandığı için sandalyede oturarak savunma yapmayı talep etti. Aksoy, dört ay önce boyun omurgasındaki iltihap nedeniyle cezaevinde sağ bacağı ve kolundan felç geçirmişti.
Aksoy, iddianamede isnat edilen suçlamaları reddetti. 30 yıllık kamu görevlisi olduğunu söyleyen Aksoy, şu iddianameye kadar rüşvetle ilgili bir suçlamaya maruz kalmadığını belirtti. 2020 yılında İBB’de çalışmaya başladığını söyleyen Aksoy, 300 bin dolar rüşvet suçlamasına dair bir delil olmadığını söyledi. Aziz İhsan Aktaş’ın beyanlarıyla suçlandığını, iddianamede 11 Mayıs 2024 tarihli beyanının da yer almadığını belirten Aksoy, adının da bu ifadede geçip geçmediğini bilmediğini belirtti.
"Mahkeme kararı yok, savcı talimatı var" gerekçesiyle bir siyasi parti binasının abluka altına alınması, aranması veya giriş çıkışların engellenmesi yasaya uygun değildir. Kemal Kılıçdaroğlu ve Gürsel Tekin CHP’si bu: “aç telefonu çağır polisi, partiyi kolluk kuvvetleriyle yönet”
Barış Terkoğlu "TSK’dan ihraç edilen teğmenlerden İzzet Talip Akarsu: 'Ben artık bir yüksek lisans öğrencisiyim. Teğmen olmasam da bu akademik toplantıyı izlemek istiyorum' deyip NATO Genel Merkezi'ne akreditasyon başvurusu yapıyor.
Ankara'da NATO toplantısına katılıyor. Çok enteresan bir şey oluyor. Toplantı sırasında Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye ilişkin. üyelik delegasyonunda bulunan isim ve Türkiye'nin Avrupa Birliği üyesi olup olamayacağı, Türkiye'nin Avrupa yoluna gidip gidilemeyeceği sorusu soruluyor.
AB delegasyonundaki üye diyor ki: 'Hayır. Türkiye, insan hakları ihlalleri, demokratik kriterler nedeniyle Avrupa Birliği'nden tamamen ayrı bir çizgide.'
Ve orada salonda kim el kaldırıyor? İzzet Talip Akarsu: 'Sayın diplomat, madem diplomasinizi insan haklarına, demokrasiye dayandırıyorsunuz; İsrail Gazze'de bu katliamları yaparken, İsrail ile kurduğunuz ilişkide aynı kriterleri uyguluyor musunuz?'
Siz bir teğmenin üzerinden üniformasını sökersiniz. Ama o gider, üzerinde takım elbise olduğu halde, kimseyi karalamadan, yalan da söylemeden, sorulması gereken bir soruyu sorar."
Lanet olsun böyle düzene… İnsan gerçekten kahroluyor.
Böyle bir anne babanın emeğiyle büyüyen bir evlat; ne harama el uzatır ne de kul hakkına girer.
Dilerim ki bu dünyada hiç kimse, başkasına yaşattığını yaşamadan ölüp gitmesin. Kim kime ne yaşattıysa aynısını çeksin…
Soldaki Ayhan Şengüler. Öz kızını taciz ettiği iddiaları çok ciddi. Kızı ve annesi şüpheli şekilde intihar etti. Ayhan Şengüler serbest.
Sağdaki Deniz Göktaş. Komedyen. Espri yaptı. İnsanları güldürdü. Siyasileri eleştirdi. Az önce gözaltına alındı.
Alın size hukuk! Alın size adalet!