Hayatınızın merkezinde para, cinsellik, güç veya statü arzusu varsa hiçbir şey başaramazsınız.
Kulağa çelişki gibi geliyor, biliyorum.
Hayatınızı bir daire olarak düşünün.
Merkezde siz olacaksınız. Ruhunuz, özünüz, kimliğiniz.
Çemberin etrafında para, cinsellik, güç, statü dönecek.
Siz güneş gibi merkezde duracaksınız.
Arzularınız gezegenler gibi sizin etrafınızda dönecek.
Siz onların etrafında dönmeyeceksiniz.
Köle olmayacaksınız.
İsteklerinizi, arzularınızı mıknatıs gibi yaptığınız eylemler ve yaydığınız frekansla kendinize çekeceksiniz.
Eğer hayatın merkezinde "siz" olmazsanız hiçbirini başaramazsınız.
Ve "neden olmuyor, neden olmuyor" diye buhrana düşersiniz.
Kelebeklerin peşinde koşma bahçeni güzelleştir.
Onlar sana gelir.
Bu söylediğimi anlamaya ve sorgulamaya çalışın.
Anlaması biraz zor çünkü hayat boyu ters şey öğretildi size.
Size denildi ki: "Çok çalış, kovala, ele geçir, başar."
Bu yanlış değil. Ama eksik.
Çünkü kovaladığınız şey sizden kaçar.
Odaklandığınız eksiklik daha çok eksikliği çeker.
Para için yaşayan adam hep parasız hisseder.
Kadın için yaşayan adam hep yalnızdır.
Statü için yaşayan adam hep aşağı seviyededir gözünde.
Güç için yaşayan adam hep güçsüz hisseder.
Neden?
Çünkü dışsal şeyleri merkez yapan insan iç boşluğunu onlarla doldurmaya çalışıyordur.
Ama o boşluk dışsal bir şeyle dolmaz.
Ne kadar koysanız eksik kalır.
Boş kovadan boş kovaya su taşınmaz.
Siz hayatı ıskalıyorsunuz.
Odak noktanız yanlış.
Siz para için, ün için, şöhret için, şatafat için bu dünyada değilsiniz.
Para, ün, statü, güç ruhunuzun özgürleşmesi için birer araç sadece.
Amaç değil.
Ama siz bunları kovalarken özgürleşmek yerine bunların esiri oluyorsunuz. Ve hayatı kaçırıyorsunuz.
İyi anlayın bu söylediğimi.
Mücadele etmek önemlidir.
Kendini geliştirmek önemlidir.
Çok para kazanmak önemlidir.
Kadınlarla arası iyi bir adam olmak önemlidir.
Bunlarda hemfikiriz.
Ama negatif bir takıntı hayatının merkezine parayı koymak, kadınları koymak, statüyü koymak zararlıdır ve toksiktir.
Fark burada: Bu şeyleri isteyen adam ile bu şeylere muhtaç olan adam aynı değildir.
İsteyen adam merkezindedir, istedikleri yörüngesindedir.
Muhtaç adam isteklerinin yörüngesindedir, kendi merkezinde değildir.
Birincisi kazanır, ikincisi tükenir.
Bu muhakemeyi size bırakıyorum.
Bu söylediğimi anlayanlar varsa bir hata fark edip aydınlanacaktır.
Aynı şeyleri yaparak farklı sonuç elde edemezsiniz.
Artık olaylara bir üst boyuttan, farklı bir pencereden bakmaya başlamanız gerekiyor.
Merkezinize kendinizi koyun.
Ruhunuzu koyun.
Değerlerinizi koyun.
Sonra ne istiyorsanız kovalamayı bırakın.
Kendinizi hak ettirin.
Ve bir bakacaksınız istediğiniz her şey, yavaş yavaş, kendiliğinden yörüngenize giriyor.
Çünkü evren merkezli insanı ödüllendirir.
Trade'de olduğu gibi hayatta da aslında yalnız olduğunuzu unutmayın. Ne yapıyorsanız "önce" kendiniz, içsel tatmininiz ve başarınız için yapıyorsunuz.
Herkes gider. Siz kalırsınız.
Hayırlı cumalar.
Bol kazançlar.
Merhaba arkadaşlar, bayadır buraya bir şey atmıyordum. Bayramda okuyabileceğiniz birkaç kitap önerisini yapacağım.
İyi okumalar.
Trading in the Zone – Mark DouglasTrader’lar için adeta bir klasik. Piyasanın rastgeleliğini kabullenmek, her işlemde sonucun belirsiz olduğunu bilerek hareket etmek ve duyguları kontrol edebilmek üzerine çok sağlam bir kaynak.
The Psychology of Trading – Brett SteenbargerYatırım kararlarında psikolojinin ne kadar belirleyici olduğunu klinik bir gözle anlatıyor. Kendi davranışlarını gözlemlemeyi sevenler için oldukça etkili bir kitap.
The Daily Trading Coach – Brett Steenbarger101 kısa bölümden oluşuyor, her biri birer günlük “psikolojik alıştırma” gibi. Günde birkaç sayfa okuyarak uygulamak mümkün, özellikle bayram gibi sakin dönemler için birebir.
Savaşçı – Doğan CüceloğluHayatla kurduğumuz ilişkiyi, kendimizi tanıma sürecimizi ve içsel gücümüzü nasıl keşfedeceğimizi sade bir dille anlatıyor. Sadece trading değil, genel anlamda zihinsel farkındalık açısından faydalı.
Mindset – Carol DweckBaşarının temelinde sabit değil gelişime açık bir zihin yapısının olduğunu anlatıyor. Uzun vadede psikolojik esneklik kazanmak isteyenlere öneririm.
Listede yatırım odaklı ama psikolojik derinliği olan kitapları bir araya getirmeye çalıştım. Umarım işinize yarar.
“Çağın en büyük hastalığı, başarı üzerine kurulmuş bir hayat isteğidir. Hayatın anlamı başarıda değil özgürlüktedir. Sadece başarı için yaşayan insanlar, köle ruhludurlar, özgür olamazlar.”
—Jean Jacques Rousseau
Bugün kendi şirketimi kurdum, Twitter'da 10k takipçiyi geçtim, yeni bir kitap yazdım, milyonlarca görüntülenme aldım, yüzlerce kişinin sorusunu cevapladım,
Benim için büyük gelişmeler çünkü 3-4 sene önce derin bir depresyondaydım. Bir şeyler yapmayı, birilerine faydalı olmayı, kendi tasarladığım ürünleri satmayı, kitaplar yazmayı, binlerce çalışmayı, araştırmayı okumayı, sürekli yeni diyetler, takviyeler, bitkiler vs denemeyi ve binlerce insanın sorusunu yanıtlayacağımı hayal bile edemezdim.
Ama her şey bir gün uyandığınızda mucizevi şekilde iyileşebiliyor, sanki dün hiç karanlık değilmiş, hiç o acılar çekilmemiş gibi hafif bir şekilde uyanabiliyorsun.
Sonra tüm hayat sanki hiçbir çaba göstermeden önüne seriliyor, ne yapman gerektiğini birileri kulağına fısıldıyor gibi.
Her şey zamanını bekliyor, çekilen tüm o zorluk ve acılar seni yeni hayatına hazırlıyor.
Sır;
Sadece kalbini, zihnini ve ruhunu anlamlı, güzel ve değerli olanla beslemek, en yorgun ve isteksiz olduğun anlarda bile amacın uğruna çabalamak ve ara sıra da olsa her şeyin güzel olacağına dair inancı körüklemek.
Biliyorum hepinizin hayatlarında çıkmazlar oluyor, bazen kayboluyorsunuz, işe yaramaz hissedip derin bir çaresizliğe gömülüyorsunuz.
Ama o en karanlık anlarda bile her şeyin bir gün uyandığınızda mucizevi şekilde değişebileceğini unutmayın.
Her şey zamanını bekler, siz zihninizde, kalbinizde, ruhunuzda neyi tutar, neyi besler, neye inanırsanız o tezahür eder. Karanlıklar, acı, kayıp, zorluk, çıkmazlar, anlamsızlıklar, her şey gelip-geçer. Siz sadece bunların sizi geliştirecen, olgunlaştıran ve doğru yolda doğru şekilde ilerlemeniz için atlatmanız gereken badireler olduğunu kabul etmeniz gerek.
Benim intiharı düşündüğüm zamanlarda birden toparlanıp, yeni bir başlangıç yapmak için uygulamaya çalıştıklarımı sizinle paylaşayım:
-Ruh halimi dikkatlice izledim. Günlük tutmaya başladım ve her gün güncelledim.
İnançlarım neler, neden depresyondayım, bundan kurtulmak için ne yapmam gerek, çevremdeki insanları neden üzüyorum, manipüle ediyorum, içimdeki boşluk, tamamlanmamışlık hissi ve öfke neden var?
Sorabildiğim her soruyu sorup dürüstçe cevaplamaya çalışıyordum.İyileşmem için attığım en etkili adımdı.
-Ruh halimin düştüğünü görmeye başladığımda, kendimi zihinsel olarak bir depresif dönem için hazırladım ve bununla başa çıkmak için önleyici adımlar atmaya başladım.
Soğuk algınlığının veya gribin ilk belirtileri gibi - bundan kaçınmanın mümkün olmadığının farkındayım, ancak bunu kolaylaştırmanın yolları var.
Ne zaman olumsuz duygular hissetmeye başlasam spor kıyafetlerini giyip, uzun yürüyüşlere çıktım.
Sabah'ın 5'i gecenin 2'si saate hiç bakmadan, sadece müziğe ve yola odaklanarak kendimi iyi hissedene kadar yürüdüm hatta duygularım pik yaptığında aniden koşmaya başladığım zamanlar oldu.
Eve gelip duş alıp yatağa girdiğimde gerçekten tüm o olumsuz duygulardan kurtulduğumu farkettim.
"Hareket etmezseniz acı üzerinizde birikir."
-Depresyonumun tüm hayatım boyunca aşağı yukarı mevcut olacağını anladım ve kabullendim.
Basit bir kabul, belirleyici zafer olabilir.
Hayat iniş ve çıkışlarla dolu.
Acılar, zorluklar, sevdiklerinizin kayıpları, maddi ve
manevi düşüşler, başarısızlıklar, terk edilmeler.
Hayatın kuralı ve en doğal süreci bu.
Buna tüm benliğimle teslim olup, kabul ettim.
Her düşüşün ve acının beni kendime getirmek, iyileştirmek ve geliştirmek için tanrının bir sınavı olduğunu anladım ve zamanla bu zorlukların üstesinden geldikçe bambaşka biri haline geldiğimi, gördüm.
Daha dayanıklıydım, sabırlıydım, zorluklardan korkmuyordum, savaşmak için cesaretim vardı.
Ve Seneca'nın dediği gibi;
"Neye katlandığın değil, nasıl katlandığın önemli."
O yüzden nasıl birine dönüşmek istediğimi düşündüm.
Güçlü, cesur, sabırlı, kolayca pes etmeyen, zorlukların üstesinden gelmek için yorulmadan savaşan
biri haline gelmek istiyordum, ve tüm çabamı buna yönelttim.
Spor yapmak, iyi beslenmek, kitap okumak, yeni bir iş kurmak, hayat tarzımı değiştirmek, sağlığımı optimize etmek, hepsini bu ideal uğruna yaptım.
Ve bir gün uyandığımda iyileştim.
Tüm o çabanın, zihinsel, fiziksel ve ruhsal dönüşümün beni farkında bile olmadan iyileştirdiğini anladım.
Harekete geçtikçe, cesaretle hayata katıldıkça, bir amaç uğruna çabaladıkça ve her şeyin bir gün güzel ve istediğim gibi olacağı inancını büyüttükçe kendi gerçekliğimi ve yeni hayatımı yarattım. İnişler, düşüşler, acılar, zorluklar, kayıplar, kötü insanlar, iftiralar, saldırılar bunlar olabilir ama pes etmeden bunlarla savaşmak, direnmek belki de en büyük ahlaki sorumluluğumuz.
Bahşedilmiş canın, atan bir kalbin ve alınan her nefesin hakkını vermek gerek, iyi ve anlamlı olanın, emeğin er ya da geç ödüllendirileceğini hiçbir zaman unutmamak gerek.
Bu yüzden her zaman, hem zihninizi, hem kalbinizi güzel, anlamlı olanla besleyin, bir şeyler üretmek, faydalı olmak için çabalayın.
Yeni şeyler öğrenme isteğinizi sürekli körükleyin, risk alacak kadar cesur olun.
Cimrilikten uzak durun, verin ki alasanız.
Eliniz ve gönlünüz ne kadar bol olursa, doğa size daha fazlasını bahşeder.
Risk alın, deneyin ki ödülü hak edin. Her şey çabanızla, inancınızla ve enerjinizle eşleşir.
Gerçekliği ve anlamı var etmenin tek yolu budur.
"Yara almamış bir talih, hiçbir darbeye karşı koyamaz.
Ama yaşadığı sıkıntılarla sürekli savaşım halinde olan kişinin derisi aldığı yaralarla kabuk bağlar, hiçbir
kötülüğe yenilmez, düşse bile dizlerinin üstünde dövüşür."
Seneca
Borsaya dair öğrenilecek şeyler sadece finans kitaplarında yazmaz aslında Jules Verne-Zacharius Usta kitabında “Yeryüzünde her şeyin ömrü sınırlıdır, ilelebet var olacak bir şey insan elinden çıkamaz.” diyordu. Çok fazla finans ile alakalı kitap okumuştum ama uzun vade mal tutmamak gerektiğini Zacharius Usta’dan öğrenmiştim. Neyi nerden öğreneceğimizi de bilemiyoruz işte. İyi bir dansçı sahneyi ne zaman terketmesi gerektiğini bilmeli.