Çok iyi oldu
Aşılama programı gereksinimi olan hastalıklar ve durumlar için AŞI KARTLARI hazırladık
👇🏻👇🏻👇🏻
Basıp , hangi aşılara gereksiniminiz olduğunu anlayabilir sonra yaptırdığınız AŞI’yı bu kartlara kayıtlayabilirsiniz
https://t.co/ok9e2Ag81l
🚨Zlatan on Guendouzi after the Fenerbahçe vs Lyon:
🗣️ I watched the circus. Everybody wants a villain with hair. Fine. I will give you the real order of events,
“People want me to say Guendouzi is a clown. I will not.
I played in France. I know that stadium. I know that rivalry. When 55,000 people start on your mother and your children before the warm-up even finishes, that is not ‘atmosphere.’ That is cheap. In France they stop matches for less. The referee heard it. The fourth official heard it. Nobody said a word. So don’t come now with the moral lecture.
Guendouzi is a Marseille boy in a Lyon house. They chose him as the enemy before kick-off. He played 90 minutes in that noise, his team scored twice away from home, and Fenerbahçe are in the Champions League for the first time in 18 years. That is the job. The rest is theatre.
The Jul sign is not a crime. ‘Allez l’OM’ is not a crime. A middle finger after they sang about his family for an hour and a half is ugly, yes — but it is not the first punch. The first punch was in the stands. If you throw stones for 90 minutes, do not cry when one comes back.
Then a 48-year-old goalkeeping coach runs like Cantona to kick a player. That is not passion. That is a grown man losing his mind because his club just missed the Champions League again. Lyon have been outside the big table for years. Frustration is allowed. A flying kick from the staff is not. Ederson and the others did what teammates do — they stood in front of their guy. That is football. That is loyalty.
Tolisso told him to be humble. Fine. Captains talk. I respect that. But humility is not standing there like a statue while 60,000 people insult your kids. Maturity is also knowing when the other side already crossed the line.
Guendouzi could have walked down the tunnel in silence. That would have been smarter. He didn’t. He is who he is. But if we only punish the player who answers and we ignore the stadium that started it, and we ignore the coach who tried to kick him, then we are not talking about respect. We are talking about who has the better PR.
I don’t love every gesture. I love that he didn’t fold. Lions get booed. Sheep ask for a statement. That is the difference.”
Ve Nihayet FDA onayı aldı. Haziran başında sunulan RASolute 302 isimli klinik çalışma verileri ardından Daraxonrasib isimli ilaç PDAC Pankreas kanseri için FDA onayı aldı.
Detayları alttaki videoda anlattım:
60 yaş üzerindeki yaklaşık 73 bin kişinin 7 yıllık verilerinin sonucu:
Zona aşısı olmak kalp damar hastalığı yükünde %9, iskemik kalp hastalığında %10, kalp yetmezliğinde %12 ve erkeklerde iskemik inme riskinde %12 azalma ile ilişkili bulundu.
Bazı hastalıklarda ne yediğiniz ve ne yemeyeceginiz önemlidir.
Tansiyonda tuz, reflüde yağlı yiyecekler, kansızlıkta yemekle birlikte çay, diyabette rafine karbonhidratlar, uykusuzlukta kafein…
Beslenme tedavinin yerine geçmez; ancak doğru beslenme, tedavinin önemli bir parçasıdır. Tedaviyi kolaylaştırır.
Hastalığınızı bilin, tabağınızı ona göre düzenleyin.
Uzun süredir üzerinde çalıştığım bir projeyi bugün duyurmanın mutluluğunu yaşıyorum.
Bilge ve Yonga: 7-12 yaş çocuklar için 32 kitaplık bir bilgisayar mimarisi serisi. Tamamı ücretsiz, bugün yayında.
Yıllardır üniversitede bilgisayar mimarisi anlatıyorum. Öğrencilerin çoğu bir işlemcinin içinde ne olup bittiğini ilk kez ikinci ya da üçüncü sınıfta duyuyor. Oysa bu konuların özü, doğru anlatıldığında bir çocuğun rahatlıkla kavrayacağı şeyler: bir anahtar açılır ve kapanır, her şey sıfır ve birle yazılır, işlemci bir buyruğu alır, anlar ve yapar.
Seride meraklı bir çocuk olan Bilge ile küçük robot arkadaşı Yonga var. Bilge sorar, Yonga anlatır. Kumdan yonga nasıl çıkar, bilgisayar neden ısınır, önbellek ne işe yarar, bir program nasıl makine diline dönüşür. Her kitabın sonunda kısa bir "Bugün Ne Öğrendik?" özeti var.
426 sayfa, her sayfanın kendi çizimi var. Kapaklarla birlikte 458 özgün görsel. Tarayıcıda okunuyor, isteyen PDF ya da EPUB indiriyor.
Bir şeyi de açıkça söyleyeyim. Bu seriyi birkaç yayınevine anlattım, destek çıkan olmadı, çoğundan yanıt bile gelmedi. Açık erişimi ilke olarak zaten tercih ediyorum, kitaplar bu yüzden ücretsiz. Ama çocukların kitabı eline alıp sayfasını çevirme deneyimini yaşayamıyor olması benim için bir eksiklik.
Ülkemizde yayıncılığın mürekkep ve kağıt masrafını hesaplamanın ötesine geçmesi gerekiyor. Bir eserin değeri satacağı kopya sayısıyla ölçülmüyor.
Basmak isteyen bir yayınevi çıkarsa kapım açık. Tek koşulum, kitapların dijitalde ücretsiz kalması.
https://t.co/o5sHPrIwzT
Okuyup diş hekimi oluyor; iş bulamayınca özel kliniklere başvuruyor, onlar da asgari ücret teklif ediyor. Avukat oluyor; ancak asgari ücretle bir büroda iş bulabiliyor. Diğer bölüm mezunlarının durumu da farklı değil. Sonra da “Gençler iş beğenmiyor.” zırvaları…
Futboldan anlamam ama insan davranışından anlarım. Voleybolcu kadınlara şampiyonluktan sonra esirgenen desteği, ortada hiçbir başarı yokken futbolculara verenler bu sonucu hazırladı. Devletin de, markaların da, halkın da buradan çıkaracağı ders açık: Önce performans, sonra ödül. Önce başarı, sonra alkış.
Davranışbilimin temel kuralı şudur: Ödüllenen davranış devam eder! Türkiye olarak futbolda yıllardır devletiyle, markasıyla, taraftarıyla vasatlığı ödüllendiriyoruz.
Gurur dolu bir haberle sizlerleyim.
Bu sefer akademik bir başarı.
Kızım Giz, 10 yaşında, ülke çapında yapılan testler sonucu 12. sınıf üstü bir başarı puanı alarak USA’in en iyi 7. üniversitesi olan Johns Hopkins üniversitesinin “gifted for talented” programına kabul aldı. 🧿❤️
2 yıl önce damar tıkanıklığına bağlı göz içi iğne önermişim 3 seans. İlkini yaptırmış acıdı diye gitmiş sülük yaptırmış. İyi geldiğini hissetmiş?! Bugün geldi hiç görmüyor. Yani kafayı yiyeceğim ya. Ve bu yanlışın sebebi de o instagramda milyonlarca kez izlenen saçma sapan videolar yok boynunu ittim düzeldi yok çıtlattım düzeldi. Yok kırlangıç otu. Yazık günah ya
4 kişilik ailemle 9 gecelik Tayland tatilinin (18-28 Mayıs 2026) yaklaşık maliyeti ektedir. Uçuşlar THY ile aktarmasız yapılmıştır.
-Uçuşlar : 110.000
-Konaklamalar: 33.000
-Transferler: 5000
-Şehir içi ulaşım: 3000
-Tüm yeme içme: 25.000
-Tur bedelleri : 14.000
TOPLAM: 180.000
Antalya'da aynı dönem için aldığım fiyatlar ise 350.000 - 550.000 arasındaydı. Ulaşımın tamamını da kendim karşılamam şartıyla. Yukarıdaki bedellerden ulaşımı çıkarırsak 70.000 maliyet var.
Şimdi soralım; Türk Milleti neden olması gerekenin en az 5 katı bedel ödüyor her şeye? Neden 70.000 liralık tatili 350.000'e satıyorlar? Aynı paketi yabancılara Tayland'la benzer fiyatlara satanlar iş Türk Milleti olunca neden bir kazıklama duygusuna giriyor?
Buna dur diyecek bir otorite yok mu?