Los alto al fuego siempre son una buena noticia. Sobre todo si conducen a una paz justa y duradera. Pero el alivio momentáneo no puede hacernos olvidar el caos, la destrucción y las vidas perdidas.
El Gobierno de España no aplaudirá a quienes incendian el mundo porque se presenten con un cubo.
Lo que toca ahora: diplomacia, legalidad internacional y PAZ.
"İran'daki etnik-dini kimlikler ve sosyo-ekonomik gerçeklikler, Fars çoğunluğunun etnik baskısı hakkında basit bir siyah-beyaz anlatıya sığmayacak kadar karmaşıktır. Etnik ayaklanmaları kışkırtmak kağıt üzerinde iyi bir strateji gibi görünebilir, ancak gerçekte bu, İran'a karşı savaşında zaten yeterince başarısızlıkla boğuşan Trump yönetimi için bir başka felaket reçetesi olacaktır." #IranWar
The US could still try to play the ethnic card in Iran https://t.co/45CQmwN6I9 @AJEnglish aracılığıyla
Ben yaptım oldu pervasızlığı ile idam edilecek kişilerden biri de savaş ortamında hastalarını yalnız bırakmayan bir hekim... Oysa gitmek onun için çok kolaydı kalmak ise zor. O, inancına ve ilkelerine yaslanarak zor olanı seçti... #FreedomForHumanity
Hocam bakıp geldim. Evet bir çok video var. "Gıcır vagon" olayını şöyle yorumlayabiliriz. Yakınlık kusurları görünür kılar uzaklaştıkça kusurlar küçülerek görünmez olur. Memleketine dışarıdan-uzaktan bir gözle bakmamı sağladıgınız için teşekkür ederim. Videolardan birinde yakın çekim var lokomotif dönerken yani biz tam da vagonların o güzelim dış cephesini görebilecekken çekim bitiyor.☺
Sizin için link bırakıyorum.
Saygılarımla https://t.co/8axnmYo7VQ
���Göçtü kervan, kaldık dağlar başında…’
Hocamız, ustamız Hüsrev Hatemi sonsuzluk yurduna yola çıktı. Ardında onlarca talebe ve eser bırakarak. Onu çok özleyeceğiz. Allah rahmet eylesin, menzili mübarek olsun.
‘Çelebi bizi unutma…’
Geçikmiş bir karar olsa da yeni nesil adına çok sevindim. Ben öyp (öğretim üyesi yetiştirme programı- okul ortalaması %25, ales %60 ve dil puanı %15 alınarak merkezi yerleştirme ile öğretim üyesi atayan bir program idi.) ile akademiye girmiştim. O dönem Öyp ile akademiye sızan fetöcüler gerekçe gösterilerek daimi kadromuz (33/A) öğrenciliğe bağlı geçici kadroya dönüştürülmüştü(50/D). Ve ben azami süre içerisinde (6 yıl) tezi bitirmek zorundaydım yoksa ilisiğim kesilecekti. İkiz bebek annesi olarak 3 aylık bebeklerimi bakıcıya bırakarak günde on iki saat çalışarak doktora tezimi yazmıştım. Bu süreç 15 ay sürmüştü. Öğlen yemeğe bile gitmiyor odaya bir şeyler istiyor sadece namaz arası veriyordum. Çok zor zamanlardı insan üzülüyor, yapması gerekirken yapamadıklarına, çocuklarına gösteremedigi ya da sınırlı miktarda göstermek durumunda kaldığı şefkat ve sevgiye, birlikte geçiremedigi zamanlara. Doktorayı paketleyince uzun bir süre çocuklar ile ilgilendim. Aynı hikayeyi döne döne defalarca okudum onlarla oyunlar oynadım şarkılar söyledim. Ev âdeta bir etkinlik alanına dönmüştü. Her gün başka bir etkinlik vardı. Mutfak harp alanı gibiydi. Her şeyi beraber yapıyorduk. Ama kaçan anlar hala derinlerde bir sızı... O dönem en büyük destekçim olan sevgili annem ve eşime minnettarım. Akademik danışmanlarım Prof Dr. Ahmet Baglıoğlu ve Prof. Dr. Sönmez Kutlu hocalarıma da keza çok şey borçluyum. Bayanlar daha iyi koşulları kesinlikle hak ediyor. Bu haklar zamanında geciktirilmeden tanınmalı. Bu kadarda etkisi olan her bir isme hemcinslerim olan meslektaşlarım adına şükranlarımı sunuyorum. @YuksekogretimK
Yükseköüretim Kurulundan Önemli Düzenleme!
Doğum yapan lisansüstü kadın öğrencilere, araştırma görevlileri ile öğretim görevlileri dahil, talepleri halinde 2 dönem ek süre verilecek. Bu süre azami süreden sayılmayacak.
Tanpınar’ın düşünce dünyası yalnızca Bergsoncu zaman felsefesiyle açıklanabilecek kadar dar bir çerçeveye mi sahip bilemedim. Onun metinlerinde zaman meselesi aynı anda hem felsefi hem estetik, hem de medeniyet tasavvuruna ilişkin olabilir mi? Bu nedenle Bergson etkisi, belirleyici olmakla birlikte, Tanpınar’ın bütün düşünce mimarisini açıklayan tek eksen olarak ele alındığında indirgemeci bir sonuç doğurabilir endişesi ile bu cümleleri kuruyorum. Bilemiyorum🤔 uzmanlık alanım değil benimki sadece entelektüel merak ve bazen başıma dertler açıp işimi zorlaştırsa varlığından memnuniyet duyduğum okuma ve araştırmaya olan iştiyakım.🖋📗
Henri Bergson zamanı ikiye ayırır: mekânsallaştırılmış zaman ve saf zaman (durée). Mekânsallaştırılmış zaman, saatlerle ölçtüğümüz, saniyelere bölüp yan yana dizdiğimiz ve adeta mekân gibi düşündüğümüz zamandır; oysa saf zaman, bilincimizde yaşanan, kesintisiz akan ve bölünemeyen gerçek zamandır. Bizim “an” diye ayırdığımız kesitler aslında zihnin yaptığı yapay bölmelerdir; gerçekte zaman, bir melodinin notaları gibi kopuk değil, birbirine karışarak ilerler. Her an geçmişin izlerini içinde taşır ve geleceğe doğru yönelir; bu yüzden saf zaman, bir anda dağılan ya da parçalanan bir şey değil, hafızayla birlikte yoğunlaşarak devam eden sürekli bir akıştır.
Bergson'un bu fikrini okurken zihnim bir saniyeden daha hızlı bir kesitte Ahmet Hamdi Tanpınar bağlantısı kurdu. Zihnimin, yıllar önce ezberlediğim şiiri o kadar bilgi ve yaşanmışlıklar arasından seçip getirmesi, insan beyninin işleyiş mekanizması konusunda beni bir kez daha hayret ve hayranlığa gark etti. Tanpınar’ın "Ne İçindeyim Zamanın" şiiri, Bergson’un felsefesinin adeta edebî karşılığı gibi...
Olur olmaz her şeye yorum yapan hatta kendinde her türlü eleştiriyi yöneltme hakkı bulan bir güruh dolanıyor buralarda. İnsanların yüzüne gözüne bakarken söylemekten hicab duyulacak sözler rahatlıkla sarfediliyor, cümleler rahatlıkla kuruluyor. ��ylesi sanal yani... Hoca alanında çok iyi bir akademisyendir. Özel hayatı, sevgisini nasıl izhar ettiği özrünü nasıl beyan ettiği kendisini bağlar. Onlar ayrı bir nesil ayrı dünyaları var. Saygı duymak lazım ve gençlere de gidin Turgenyev'in "Babalar ve Oğullar" kitabını okuyun demek lazım.☺ Nesiller arası farklılıkları anlamalarına fayda sağlar.
Prof. Dr. İsmail Kara'dan, kitaplarının başında eşine ithaf ve teşekkürle ilgili yıllar sonra gelen samimi bir af dileği •‿•
"Vefakâr eşim 35 yıldır sadece benim derdimi çekmekle kalmadı, kitapların tozlarıyla, masaların dağınıklığıyla, daktilo tıkırtılarıyla ve ihmallerimle de boğuştu. Eski kafalı bir insan olduğum için bugüne kadar ona yazılı teşekkürde bile bulunamadım, beceremedim, âdâba mugayir olur diye endişe ettim. Müsaadeniz olursa huzurunuzda ona ve evlatlarıma kazaya kalmış bütün teşekkürlerimi, ihmallerim için af niyazlarımı ifade edeyim.
Lütfen kabul buyursunlar."
@kadirmidedinsen Yavru kahviş💔 müdavimi olduğum çiçekcinin kedisinin doğurmasını beklemiştik çocuklar ile... Sonunda kedicik gelmisti ama bir gün aniden kayboldu.🤕
@cousencoder@captainblack566 En makul olan bu görünüyor.😊 Yalnız dede büyük adammış. 'Allah az verip azdırmasın, çok verip şaşırtmasın.' demiş atalar ama dede öyle bir yer bırakmış ki, insanı azla da şaşırtıyor.😄
@oyelloyell@EylonALevy Look at what you said about the topic of discussion. "What is the discussion about Israel and should it be or not be the homeland for Jews" Oh—sorry, it can’t even be called a topic of discussion.”😊