İnanılmaz bir düşünce insanı geçti bu dünyadan, biz de Maltepe Ü.'de geçirdiğimiz bir yıl boyunca onun düşünce yapısının tohumlarından nasiplendik, öğrencisi olmak muhteşemdi, bize bıraktığı düşünce biçimi hep yaşayacak, huzurla uyusun 🙏🏻 #ionnakuçuradi
🐐⛰️ Munzur Vadisi’nde görülen Anadolu dağ keçisi, yalnızca bir yaban hayvanı değil; ekosistemin kilit taşıdır. Bitki dengesini sağlar, besin zincirinin temelidir ve binlerce yıllık genetik bir mirastır. Bir tür giderse, denge çöker.
#DoğaMirası 🌿
bu tip durumlarda ikna çabasi cok sacma...silahi birakip teslim olmuyorsa vurun gebertin kardesim.. ulke bir eskiyadan kurtulsun.. simdi karısı ölürse 10 yıla, karısı hayatta kalirsa 1-2 yıla disari cikacak.. yine topluma bela olacak
Deprem, yine kapımızı çaldı.
Artık “hatırlamakla” yetinmek lüksümüz yok.
Türkiye’nin asıl beka meselesi, siyasi aidiyet gözetmeksizin el birliğiyle çözülmesi gereken deprem gerçeğidir.
Yalnızca İstanbul’da 90 bin çok hasarlı bina var; zaman, dört kolla sarılma zamanı.
Depremden iki ay sonra, isimsiz bir mezarı güçlükle açtırıp ablamın kendi kıyafetleriyle, kefensiz gömüldüğünü öğrendiğimde sevinç çığlıklarıyla ağladım. çünkü bir beden bulmak, yitirilenlerin en azından bir izine tutunmaktı.
Biz, Adıyaman’ın küçük bir mahallesinde, sokak aralarında büyüdük. Aramızda bir yaş vardı. Yemekler yerde, yataklar kömür sobasının başında. İkimiz de hayat mücadelesinin her türlüsüne dâhil olduk: ben halı yıkamadan kayısı işçiliğine kadar onlarca işte, o ise call center’dan giyim mağazasına uzanan bir zincirde çalıştı durdu.
Bilime ve aydınlığa ulaşmak için ödenebilecek bedellerin çoğunu ödedik; o ise bir kadın olarak, benim ödediklerimin kat kat fazlasını.
Ama onun bedeni, bir çöp torbasına bile konulmadan bir çukura bırakıldı. DNA’sı alınmadı, adı bir taşın yüzeyine bile kazınmadı. Bu, bir istisna değil, sınıfsaldır.
Üzülerek söylemeliyim, ir kişi bile istifa etmedi. Ya da biz ettiremedik.
Ama Ayşegül unutulmayacak. Onun mücadelesi ve hikâyesi, hayallerine ulaşması engellenen bütün kız çocuklarına, bütün kadınlara akacak.
Avusturya Bilimler Akademisi IQOQI'den aldığım 2024 yılı en iyi doktora tezi ödülü dediğim gibi Ayşegül adına depremzede bir kadın öğrenciye burs olarak verilecek.
Her sene bu bursu bir şekilde devam ettireceğim, umarım öyle ya da böyle ama bir şekilde.
Biz onunla her zaman her şeyin yarısını paylaşırdık. Ben ise iki buçuk yıldır, her gün onun payını çalıyormuşum gibi hissediyorum.
Ablam, babam, nenem, amcalarım, halalarım…
Benim yedi ceset torbası alacağım var.
“En azından sevdiklerimizin cesedini bulduk” dediğinizde, politikanın ve kültürün sınırlarının dışına çıkarsınız. Hayatta kalmış gibi görünürsünüz ama aslında araftasınızdır. Çünkü artık yaşam, ölümün içinde kıvrılan bir çizgiden başka bir şey değildir.
Not: ismini vermek istemek bir hocamızdan 10bin TL destek geldi. burs 60 bin TL oldu.
SEVGİLİ HALKIM,
Bir kez daha söylüyorum. Deprem dirençli kentler oluşturmak sadece “Kentsel dönüşümle olmaz”. Kentin bileşenleri olarak bütünsel bir anlayışla yönetim, halk, altyapı, yapısoku, ekosistem-çevre ve ekonomiyi depreme hazırlamak gerekir. Sadece kentsel dönüşüm müteahhitlik projesinden öteye gitmez.
Kentin önce gerçek mikro-bölgeleme çalışmasını yapacaksın. Bu verilerin ışığı altında alt ve üst yapıyı planlayacak ve elden geçireceksin. Uygun olmayan zeminleri yeşil alanlara dönüştüreceksin, ekonomiyi depreme karşı güçlendireceksin. Sokağa inip 6 bileşenle ilgili olarak nonstop çalışacaksın. Bu çalışmalarda yerel yönetim ve hükümet etkili olarak iş ve güç birliğinde olacak ve işin yetkilisi olacaklardır.
Türkiye’nin en büyük işi kentleri depreme hazırlamak olmalıdır. Gerçek varoluş sorunu budur. Diğerleri daha sonra da yavaş yavaş olur. Sevgiyle.
🌆 Şehir merkezinde, ana cadde üzerinde bulunan binalara, kupon arazilere Çevre ve Şehircilik Bakanlığı el koyabilecek.
🚧 Bakanlık hiç bir fark ödemeksizin başka bir bölgeden ev ya da gayrimenkul verebilecek.
📝 "İmar hakkı aktarımı", rezerv alandan daha beter bir mülkiyet hakkı ihlaline sebep olacak.
🗓️ Anayasaya alenen aykırı bu kanun Meclis'ten geçti ve mülk sahiplerine sadece 60 günlük itiraz süresi tanıdı.
İsrail askerlerinin işgal altındaki Batı Şeria'da gerçek mermiyle başından vurduğu Ayşenur Ezgi Eygi isimli bir Türk aktivist hayatını kaybetti ⤵️
◼️ İsrail güçleri, Batı Şeria'nın Nablus kentine bağlı Beyta beldesinde düzenlenen işgal karşıtı gösteriye gerçek mermi ile saldırdı
◼️ ABD vatandaşlığı da bulunan Ayşenur Ezgi Eygi, başından vurularak hastaneye kaldırıldı
◼️ Rafidiye Devlet Hastanesi Müdürü Fuad Nafia, Eygi'yi tüm müdahalelere rağmen kurtaramadıklarını söyledi
https://t.co/gQ1bsJcUnF
A Turkish-American peace activist, Aysenur Ezgi Eygi, has been shot in the head by Israeli forces in the West Bank during a weekly demonstration.
Horrific.
İsrail askerleri Batı Şeria’da ABD vatandaşı Türk aktivist Ayşenur Eygi’yi başından vurdu
26 yaşındaki Antalya doğumlu, ABD
vatandaşı Eygi, hastanedeki müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.
https://t.co/3EurZpx1dM
Unutmamalıyız ki sınıfta kalmanın olmadığı bir lise sisteminden çıkan öğrenciler, barajın olmadığı bir üniversite sınavı ile programlara yerleştiriliyor. Kontenjanların aşağıya çekilmesine devam edileceğini umuyorum. Üniversite diplomasinin değerinin düştüğü bir dünyada daha fazla geleneksel üniversiteli yetiştirmek yerine gelecekte ihtiyaç duyulacak ve geleceği şekillendirebilecek insan kaynağı yetiştirmeye odaklanmamız gerek.
Geçmişte Türkiye’deki üniversite kontenjanları akademik veya ekonomik nedenlerle değil siyasi nedenlerle artırıldı; bu yanlış uygulama genç işsizliği sorununu çözmeyip sadece öteledi. Üniversitelerimiz yıllardır iş dünyasının beklentilerinden kopuk bir şekilde diplomalı işsiz yetiştiriyorlar. Geçmişte önerim hep şu olmuştu: “birçok kontenjan ciddi olarak geriye çekilmeli, kontenjanlar öğretim üyesi sayısına endekslenmeli ve kontenjan planlama sürecinde gelecekteki istihdam piyasası beklentileri kullanılmalı.” Bu yıl kontenjanlar belirlenirken doğru olduğunu düşündüğüm bazı adımların atıldığını görmekten mutluluk duyuyorum. Kontenjanlar hala sorunlu (örneğin siyaset balonu) fakat bir yılda tüm sorunların çözülmesini beklememek gerek.
Bugüne dek yapmadığım bir şeyi yapıyorum ve hayatımızı ailece kabusa döndüren bir mesele konusunda sizlerden destek rica ediyorum. Amacım bu konunun farkındalığını oluşturmak ve konuşulmasını sağlamak. Konu tüm ebeveynlerin canını çok yakan akran zorbalığı...
Köpeklerden sonra sıra kedilere gelir. Kedilerle de bu hınç bitmeyince (bitemez çünkü sebebi onlar değil) bilin bakalım sıra kimlere gelir…
Müthiş bir karanlığın arefesindeyiz!
İsrail Refah’ta Birleşmiş Milletler çadır kentini vurdu dün gece.
Çadır kent, afetten kurtulan ailelerin barınma sorununu hızlı çözümü demek.
BM, savaşın yıkıcılığı deneyimlendikten sonra bir daha böyle bir yıkım olmasın diye kurulan bir organizasyon demek.
Anlamlar kayboldu