Yeni nesil ebeveyn. Tanrı çocuklar... Anne baba değil çocuğun kulu kölesi ebeveynler.
Aşırı merhametin yarattığı canavarları göreceğiz. Çocuk ağlıyor diye yapamıyor. Bazıları kıyamıyormuş, bazıların psikolojisi bozulur diyor. Milletin evini dağıtıyor dur çocuğum yok. Arkadaşını dövüyor dur demiyor. İki saat ağzını yaya yaya ağlıyor, ses çıkarmıyor. Tüm duvarları karalıyor, neymiş özgüvenli olacakmış. Bu iş böyle olmaz. İnsan sınır nedir, başkasına saygı nedir bilmeli. Başkasına zarar veremezsini o çocuğa yerleştirmek zorundasın. Ayrıca çocuklarınıza tapmayın. Bakın o evlat imtihanınız olur.
Psikoloji öyle ota b*ka bozulan bir şey değil. Okulda arka sıraya geçti diye bozulmaz. Ağladı diye bir şey olmaz. Ağlar ağlar susar. Kendi kendine de oynar arada çocuk dediğin. Ama her ağlayışında panikleyip koşup dediğini yaptıysan geçmiş olsun.
Bi tane ensesine çaktın diye, bağırdın diye çocuğun psikolojisi bozulmaz. Biz annemiz bize hayır dediği ya da bi tokat attığı için yaralı değiliz. Biz sevincimizi, üzüntümüzü anlamadığı, kıyas yaptığı, yetersiz hissettirdiği için yaralıyız. İkisi farklı şeyler. Aman yara açmayayım diye daha büyük kötülük yapılıyor. Fazla merhametten maraz doğar.
Uzun vadeli ve daha büyük çerçeveden bakın. Hadi ilkokulda öğretmeniyle kavga ettin, her dediğini yaptırdın, üniversite ya da iş hayatında ne yapacak? Sen bu çocuğa zorluk nedir öğretmedin ki? Hayatında her istediği yapılan insan kadar korkuncu yoktur. Ergenlikte akşam vaktiyle eve dön dediğinde sözün geçmeyecek mesela. Çünkü sen otorite değilsin, sen onun kölesisin. Ağaç yaşken eğilir. Yaşken eğitmediğini her çocuk çok uğraştıracak sizi ve toplumu. Çocuğun nefsini azgınlaştırmış oluyorsunuz. Hayatta bundan daha büyük kötülük yapılamaz.
Çocuklar bizim en özelimiz, en kıymetlimiz ama dünyada herhangi bir insan. Herkes gibi kurala uyacak, acı çekecek, zorlanacak. Çünkü ruhu eğitilecek, öğrenecek. Çocukken öğretmezsen ileride en ufak zorlukta psikolojik olarak çökecek o çocuk. Sevgimizle zarar veriyoruz, yapmayalım.
Evet bu kadar kolay bazen. Alıyorsun telefonu. Boyama kitabı veriyorsun. İki resmi birlikte boyuyorsun sonra kendine bırakıyor, sana gösterince aferin bebeğime, çok şahane olmuş diye büyük tepki vererek sevindiriyorsun. Ama sen de yanında bir kitap okuyorsun mesela arada. Telefon kaydır yapmıyorsun. Çocuklar görerek öğrenir.
Ne zamandır içimde tutuyordum, "tasavvuf" denilince aklıma antin kuntin işler geliyor Allah affetsin.
Adama "sol elle yeme" diyorum, "onu da Allah yarattı" diyor. Sevgiyle yoğrulmuş ya gevşek.
Bugün tasavvuf çevrelerinde sancısını çektiğimiz konulardan biri de budur. Silsilesi, geleneği olmayan; mantar gibi türeyenlerin arkasından gidip İbn Arabi okuyanlar var.
Oysa Şah-ı Nakşibend Hazretleri "tasavvuf yeni bir şey keşfetmek için değil; icmali bilgiyi tafsili bilgiye çevirmek içindir" der. Yani işin başındaki iman ile sonundaki iman aynıdır. Yakin derecesi artar, o kadar.
İmam-ı Rabbani, İbn Arabi'yi sevmekle beraber onun bazı mertebelerde sıkışıp kaldığını ve kendisinden garip sözler sadır olduğunu söyler. "Biz Fusus'a değil nususa (naslara) bakarız" der.
Ve hatta Reşahat gibi gözbebeğimiz olan kitaplarda bile gelen bazı nakiller için "bıktım artık bu saçmalıkları düzeltmekten" diye adeta isyan edip hepsini toptan reddeder.
Fıkıh nasıl bir silsile ve gelenekse tasavvuf da aynı şekilde bir silsile ve gelenektir. Rastgele aldım, okudum, anladım olmaz.
Sapıtırsın, saptırırsın.
Bütün bunlardan anlaşılan odur ki, hadislerdeki ve ulemanın fetvalarındaki nehy taabbudi değil, mualleldir. Buradaki illet ise çalgı aletlerinin (meazif) müteahhir döneme kadar içki ve alem meclislerinin vazgeçilmezi olmasıdır. Doğrudan bu ortamların bir şiarı olmasıdır. Peki şu an çalgı aletleri yalnızca içkili ortamların şiarı mı? O ortamlara mı mahsus. O meclislere mi muayyen. Hayır.
Müzik eğer sırf notalardan dolayı haram olsaydı, yani haram liaynihi olsaydı, hayatımızdaki bütün notaların haram olması gerekirdi. İmam Nablusi'nin dediği gibi kuş sesleri de haram mı? Tahtaya vurarak ritim tuttum mesela haram mı? Ağzımla çıkardığım nota helal de, aynısını telden çıkarırsam haram mı olur?
Dolayısıyla İbni Abidin'in, İmam Gazali'nin ve nicesinin dediği gibi müzik liaynihi değil ligayrihi haramdır. Ve mukterin olduğu o fısk ortamından ve haram işlerden ayrılırsa mübah olur.
İmam Zehebi de Siyer'inde senediyle Said bin Museyyeb'in kızına davul (tabl) çalması konusunda izin verdiğini rivayet ediyor.
"Çocuklar kritik anlarda tepkinize bak ve ne tepki verirseniz onu öğrenir" diye bir şey okumuştum.
Benim umurumda olmazken annesi her gün 50 şeye gereksiz panikliyor. Ben de sakin kalamazsam çocuk anksiyetik bir şey olup çıkar mazaallah.
https://t.co/NTY3Ynzezn
Hangi mağarada yaşıyonuz da bunu yeni fark ettiniz acaba.
Hep diyorum; özellikle erkek çocuklarla babalar ilgilenmeli, kadın ortamlarına çok fazla girmemeli.
Emin olun prenses gibi muamele görmek erkek çocukları mutlu etmiyor. Canavar gibi oynayacaksın onunla ki stresini atsın
ngl i finally realized that dads tend to be less anxious as parents, and that actually makes it way easier to build confidence and discipline instead of fear
🚨Jorge Jesus on Cristiano Ronaldo’s role for Portugal against Denmark:
🗣️ Jorge Jesus: “I respect Cristiano Ronaldo enormously, but respect does not mean he has to be the main character every time Portugal plays. Cristiano is 41 now. He is not the same player he was at 25, 28 or even 32, and pretending otherwise would be unfair to him and unfair to the team. I didn’t call him up because I believe Portugal must play every match around him. I called him because he still has experience, personality and a level of leadership that can be valuable to this group.
“But against Denmark, if I need players to press for 90 minutes, run behind the defence, recover the ball and constantly change positions, I will choose the players who can give me that today. I am not going to put Cristiano on the pitch simply because his name is Ronaldo. That would be managing the reputation of a player rather than managing the national team. If I need him for 20 minutes, he plays 20. If I need him for 30, he plays 30. And if I don’t need him, he can sit beside me and help the younger players understand what it means to represent Portugal.
“Cristiano has already had his time as the player everyone had to build around. He doesn’t need me to pretend otherwise. His greatest contribution now may not be scoring the winning goal or playing every minute. It may be walking into that dressing room, looking at the younger players and telling them what he learned after 20 years at the highest level. That is leadership too. I want him to understand that being important doesn’t always mean being on the pitch.
“And I know some people will be angry because they hear ‘Cristiano Ronaldo’ and immediately think he must play. But I cannot select a player because of his history. I select him because of what he can give me today. Cristiano gave Portugal extraordinary moments, but those moments belong to the past. Against Denmark, I need to win the match in the present. If that means Cristiano starts, he starts. If it means he sits, he sits. Portugal owes Cristiano respect, but Portugal owes the team the truth.”
@tugberk37 Alakası yok, bir sürü insan mutlu mesut evlilik sürdürüyor. Sürekli böyle negatif konuşulan ortamda göze gelmemek için ses çıkaramıyorlar sadece.
https://t.co/NMCq438mqb
Çok şeyi yazıp yazıp siliyorum bu yüzden.
Özellikle evlilikle ilgili hep negatif şeyler görmemizin sebebi bu.
O yüzden şimdiki gençlere çok acıyorum, kazanamayacakları bi yarışa sürükleniyorlar..
@kamil_eliy62649@anneyelegi Dediklerinize katılıyorum.
Sadece "gerektiğinde Allah gökten indirerek de şifa verebilir, onun kudretindendir" diye ekliyorum.
Tartışma, UEFA Uluslar Ligi'nde Portekiz'in Norveç'i 2-1 mağlup ettiği maçın ardından başladı.
Cristiano Ronaldo karşılaşmaya yedek kulübesinde başladı. Jorge Jesus, hücum hattında João Félix ve Gonçalo Ramos'a ilk 11'de şans verdi. İki oyuncu da gol attı ve Portekiz maçı kazandı.
Ronaldo, ikinci yarıda ısınmaya çıkmasına rağmen süre alamadı ve karşılaşmanın tamamını yedek kulübesinde geçirdi. Maçın ardından doğrudan soyunma odasına gitti. Ertesi gün yapılan antrenmanda da diğer yedek oyuncularla birlikte çalışmadı.
Jorge Jesus ise az önce düzenlenen basın toplantısında Ronaldo ile dün akşam yemekten önce görüştüğünü söyledi ve şu ifadeleri kullandı:
"İstediğim sözü verebilirim. Ben teknik direktörüm. Oyuncuya oynamayacağını söyledim. Seni kulübeye alacağım. Sana 30 dakika ihtiyacım olursa oynarsın, olmazsa oynamazsın. Hiçbir oyuncu benim fikrimi değiştiremez. Ne o ne de başka biri. Hiçbir başkan da. Asla."
(🔗Marca)
Ayrıca "ezbere dayalı öğretmiyoruz" ne demek arkadaş.
Eğitimin %70'i ezber, kalan %30 da kafan çalışıyorsa çıkarım yaparsın işte.
Ezber olmayan konu mu var ya
bir eğitim kurumunun, ki buna üniversiteler de dahil, *ezbere dayalı öğretmiyoruz* diye kendini pazarlaması özgüvensiz duyuluyor. ne olmadığın üzerinden kendini tanımlamak yani. ben de çaya şeker atmıyorum ee bunları mı konuşacağız
babama sadece sabahlari soguk oluyo dedim diye her sabah uykusunu bölüp benden önce arabami isitmaya iniyo. biriyle evlenirken dunyaya getirecegin insanin nasi bir sevgiyle büyüyecegini de belirliyosun. annem daha muhtesem bi tercih yapamazdi
abi şöyle söylim dua bile edemiyor insan. allahım dininde sabit kıl diye dua edebiliyordum sadece onu da zorla. yani bilemiyorum hiç o süreçlerden geçmediyseniz o süreci yaşayan insana yük olacak yorumlar yapmayın en azından