Almanya'da fizyoterapist olarak çalışan bir Türk, hayatının şokunu yaşadı.
Düzenli olarak evine gidip tedavi ettiği yaşlı kadına her zamanki gibi masaj yaptı, egzersizler yaptırdı, hatta onunla sohbet etti. Yaklaşık 10 dakika sonra kadının eşinden duyduklarına inanamadı:
"Ya bugün gerçekten hayatımda ‘Bunu da mı yapacaktım?’ dedim yani. Şu Almanya ne garip memleket! Anlatayım, hep ben şok olacak değilim, biraz da siz şok olun, değil mi?
Biliyorsunuz ben fizyoterapistim. Karı koca iki Alman hastam var. Bunlara düzenli olarak ev ziyareti yapıyorum, tedavi ediyorum. Erkek olanın çok fazla problemi yok, sadece biraz sırt ağrısı var. Ona gevşeme egzersizleri yaptırıyorum, bazen masaj yapıyorum. Kadın ise daha çok yatalak, hiçbir şekilde bilinci yok. Dümdüz yatıyor, gözleri kapalı.
Biz de babadan öyle görmüşüz. Ben düzenli olarak önce kadından başlıyorum, onu tedavi ediyorum, sonra erkeğe geçiyorum. Bugün de her zamanki gibi eve girdim. Kadın yatıyor, adam da üst katta işlerle uğraşıyor. Benim geleceğim saati bildikleri için kapıyı açık bırakıyorlar. Ben de doğrudan içeri girdim, tedaviye başladım.
Kadını tedavi ederken bilinci yok diye hiç konuşmadan işimi yapıp gitmiyorum. Bayağı sohbet ediyorum. Kadın cevap vermiyor ama ben ‘Şimdi kollarınızı kaldıracağız, şimdi ayaklarınızı kaldıracağız. Bugün nasıl geçti?’ diye soruyorum. Kendi kendime konuşuyormuşum gibi ama kadının duyduğunu düşünerek onunla konuşuyorum yani.
Neyse, yaklaşık 10 dakika kadını tedavi ettim. Bir anda adam aşağıya geldi. ‘Ne yapıyorsun? Nein! Hayır!’ diye bana parladı. Dedim, ‘Ne oldu? Her zamanki gibi kadını tedavi ediyorum. Konuşmamdan falan mı rahatsız oldunuz?’
‘Hayır, o üç gün önce öldü’ dedi.
Ne? Ben 10 dakikadır ölü bir kadını tedavi ediyormuşum ve onunla konuşuyormuşum! Allah rahmet eylesin, çok severim de üç gündür burada ne işi var? Bir de kadına ‘Bugün çok güzel kokuyorsunuz’ falan diyorum. Gerçekten çok güzel bir koku geliyor. ‘Ne kadar güzel kokuyorsunuz’ diyorum. Kadın üç gündür ölüymüş!
Neyse, adamı sakinleştirdik. Ben de şok olduğum için hiçbir şey diyemedim. Adam dedi ki ‘Kızlarımı bekliyorum, Kanada'dan gelecekler.’ Kadının başında konuşma mı yapacaklarmış neymiş...
Ya abiciğim, üç gündür ölü bir kadın niye yatakta bekler? Bana niye haber vermediniz? Ben niye ölü biriyle 10-15 dakika konuşmak zorundayım?
Bir de üstüne bana ‘Sen de konuşmak ister misin?’ diyor. ‘Yok’ dedim, ‘Ben 10 dakikadır konuşuyorum zaten. Gayet hâlini hatırını sordum, teşekkür ediyorum.’
Sonra hiçbir şey olmamış gibi kadını bıraktım, adamı tedavi etmeye başladım. Adamın sırtını tedavi ederken bir yandan da kadın kenarda yatıyor. Çaktırmadan Fatiha okuyorum, dua ediyorum. Bari bir hayra girelim diyorum.
Neyse, tedaviyi bitirdik. Ben hala şokun içindeyim. Biraz da Türklüğüm tuttu. Kadına döndüm, ‘Bir sonraki görüşmemizde görüşürüz, nächstes Mal’ dedim. Çıktım ama sabahtan beri gerçekten şoktayım.
Her zaman diyorum abi, bunlar garip insanlar. Biz böyle yapamayız yani. Siz ne düşünüyorsunuz bilmiyorum. Hani derler ya ‘Bir ölüyü tedavi etmediğin kaldı.’ Vallahi onu da yaptım yani."
KY: IG / muratlamiri
Yemek yeme videolarıyla adından sıkça söz ettiren içerik üreticisi Mert Albayrak, gittiği bir restoranda tek oturuşta 4 kilo et döner, baget sandviç, dürüm ve 2 sütlaç yediği anları paylaştı.
Fatih’imiz genelinde mazgal temizliklerimizi sürdürüyor, ihtiyaç duyulan noktalara anında müdahale ediyoruz.🌧️
Olumsuz durumlar halinde 👇
Sosyal medya hesaplarımız üzerinden ya da 0212 453 1453 numaralı çağrı merkezimiz FABİM'e ulaşabilirsiniz.
@ahmetcigsar Şu tweette basit ama hayati bir noktaya değinilmiş. Özellikle ilk madde, iyi satış yapıp yıl sonunda “Neden para kazanamadık?” sorusunun cevabı. Görünmeyen maliyetleri ürün fiyatına yansıtmak, eğitimlerde değil ticaretin içinde öğreniliyor. Paylaşım için teşekkürler.