@KongreDernegi@bdincaslan1 “Türk’ün sözü kılıçtan keskindir.” Onur ve sadakat
“Turan yolunda döneni vurun!
Yoldaşlık ve Vefa
“Töre Türk’ün ilidir.”
Adalet ve Erdem
“Korkaklar zafer anıtı dikemez.”
Cesaret ve Yiğitlik
“Yüce Türk affeder ama unutmaz.”
Merhamet ve Asalet
“Tanrı Türk’ü korusun.”
Ruh ve İnanç
Her şeyin kötü gittiğinin ve hatta olduğundan da kötü göründüğünün farkındayım fakat büyük milletler için bu gibi zaman dilimleri yeri geldiğinde göz açıp kapamak gibidir. Müsterih olun, Türkler 100 sene evvelden çok daha fazla millettir.
@OsmanErturkOzel Eklemek isterim ki ; Aklımızla alay etmeyin ve dahi unutmayın. “Biz varız! Yok saysanız da… Yok etmeye çalışsanız da… Varız ve sandığınızdan çok daha kalabalığız.
Muhalif Türk milliyetçisi hatrı fazlasıyla sayılır 45 yaş altı büyük bir kitle var.
Bu kitlenin bir kısmı gözü kapalı olmasa da tarih önünde yer işaretlemek için İYİ Parti, Zafer Partisi ve kısmen de Anahtar Parti saflarında.
Bu siyasi oluşumlar iyi ki var; ona bir sözüm yok ama göğsünü gere gere biz varsak endişeye mahal yok denilecek bir toplumsal kabule de sahip değiller.
Kendi adıma, mensubu bulunduğumu düşündüğüm bu kitleyi vaktinden önce doğmuş prematüre bir bebeğe benzetiyorum. Küvez görmez ise yaşama şansı zor.
Esas problem bir şekilde doğmuş olmak ve kabiliyetimizi sermaye edinecek derli toplu, geceli gündüzlü çalışan, teşkilatlı, bir günü bir öncekinden ileride olsun diye gayret eden kurumsal bir yapıya sahip olmamak.
Türk Ocakları da dahil olmak üzere bu yapıların temel problemi 'iyi' olmak.
Yani kırmızı çizgileri gözeten, günün sonunda başı öne eğdirmeyecek kurumlar. Fakat mücadelenin gereği olan hiçbir olağanüstülük bu yapıların herhangi birinde maalesef mevcut değil. Her şey fazlasıyla olağan, 'iyi' yani.
Etrafta canı dişinde kimse yok. Kendine göre çok gayret gösteren arkadaşlarımız dahi ben biliyorum ki bu gördüklerimizden çok daha fazlası fakat kurumlar sadece 'iyi' olunca hiç kimse de 'çok iyi' olamıyor.
Bu yapıların siyasi bir zeminde bir araya gelme ihtimalini ise pek mümkün görmüyorum. Muhtemelen şahsi ihtiraslar bu sürece mani olacaktır. Birinin diğerlerini bünyesine katması da yine hiçbirinin yeterli kurumsallığa sahip olmaması sebebiyle mümkün görünmüyor.
Yol belli, Mustafa Kemal Anadolu'da kongreler topladığında birçok Anadolu şehrinde başka isimler de benzer faaliyetler yürütüyordu. Fakat yağmurun altında, olmayan Anadolu yollarında sürekli arıza yapan, üstü açık bir arabayla milim milim de olsa ilerleyeceğine gayretini şahit tutan sadece Mustafa Kemal'di. Mesele olması gerekenleri aşmak, olmaz denilenleri oldurmaktır.