“Işıklar içinde uyusun” demek ölüye bela okumaktır. Çünkü ışık, gücün aydınlık tarafını temsil eder ve aydınlık her zaman karanlık tarafla yaşamak zorundadır. Biri olmadan diğeri olmaz. İşte bu nedenle İslam’da ölüye sadece rahmet okunur. Yani merhamet. Merhamet karşıtıyla yaşamaz. Varlığını nefrete, karanlığa veya kötülüğe borçlu değildir. Karanlık çoğaldığında ışığa daha çok ihtiyaç duyarsınız; fakat merhamet çoğaldığında karşısında başka bir şeyin çoğalması gerekmez. Merhamet yalnızca daha fazla merhameti çağırır; merhamet yalnızca daha çok sevgiyi çağırır. Ve bazen de kullandığınız tek bir kelime dünyaya nasıl baktığınızı anlatır.
Semah deyip geçerler bir de dalga geçerler, öncelikle semah ile semazen seması kökte birdir bu bir huşu halidir,bunun hikayesi ise kırklar semahı ile başlar söylenir ki peygamber Miraçtan dönerken buraya uğrar ve kırklar ile semah eder,bu anlatı uzun özü bu.
Semahta evvela Türklerin şaman izleri vardır bu doğrudur, aynı zamanda çerağ etrafında dönmek manası vardır ki Kuran'da da Allah kandil gibi tarif edilir.
Kabe üzerinde dönen kuşların, ışığın etrafında dönen pervanenin yaptığı zikir ile aynıdır ki dikkatlice baktığınızda dönüş yönü de aynıdır,bir başka anlamı gezegenlerin dönüşü manasını da taşır evren durmadan döner, döngü aynı yönde sürer.
Bir akşam Hacı Bektaş Veli dergâhına yolu düşen olursa yapının üstündeki kuşlara baksın türbenin üstünde semah döndüklerini de görecektir,bu mübalağa değil gerçek
Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil Aliyyil Azîm.
“Yüce ve Azamet sahibi Allah’ın yardımı olmadan hiçbir güç ve kuvvet yoktur.”
Bu zikir tefekkürle tekrarlandıkça insan, hayatın bütün ağırlığını tek başına taşımak zorundaymış gibi yaşamaktan vazgeçer. Değiştiremeyeceği şeylerle savaşmayı bırakır; değiştirebileceği şeyler için ise iradesini toplar. “Ben yaparım.” diyen nefsin sesi yavaşça susarken, yerine daha derin bir bilinç yerleşir. “Ben yalnız değilim. Allah’ın verdiği kuvvetle yaparım.” İşte havkale insanı mücadeleden çekmez; mücadele ederken yükün tamamını kendisine ait sanmaktan kurtarır.
"Her farz namazın ardından 33 defa Sübhânallah, 33 defa Elhamdülillâh ve 34 defa Allâhu Ekber diyen kimse, Allah'ın vaat ettiği hayır ve sevaptan mahrum kalmaz; hüsrana uğramaz."
Hadiste "neyden mahrum olmaz" diye ayrıca bir açıklama yapılmamıştır. Ancak Hz. Muhammed'in kullandığı "lâ yehîbu" ifadesi;
– Hüsrana uğramaz.
– Eli boş kalmaz.
– Umduğu hayırdan mahrum kalmaz.
– Allah katındaki sevaptan mahrum edilmez.
anlamlarını taşır. Dolayısıyla hadisin gerçek manası şöyledir:
"Her farz namazın ardından 33 defa Sübhânallah, 33 defa Elhamdülillâh ve 34 defa Allâhu Ekber diyen kimse, Allah'ın vaat ettiği hayır ve sevaptan mahrum kalmaz; hüsrana uğramaz."
Hadis kitapları işte böyle her kelimenin bütün anlam katmanlarını açıklamaz. Hocalar da her zaman bunları bilmez. Bu nedenle sen bulacaksın. Tefekkürün önemini ve neden en büyük ibadet olduğunu başka bir zaman anlatacağım.
Negatiflerin saldırılarına maruz kaldığınızı hissettiğinizde
Alemlerin müjdecisi
Adı Kut’lu olan Gökgörülü Hz.Muhammet a.s. 🌹
Hangi duada bulunmamızı tavsiyede bulunmuşlar, bir bakalım..;
“Cebrail bana demişti ki;
“Cinlerden bir ifrit senin için tuzak kurmaya çalışıyor,şöyle dua et:
“Gökten inen ve yerden yükselen kötülüklerin şerrinden,
Yeryüzünde yerleşen ve yerin altından çıkan şeylerin şerrinden,
Hayrlı olanların dışında her türlü aniden ortaya çıkan durumdan
Allah’a,
Ve hiçbir iyinin ya da kötünün ulaşamayacağı Allah’ın yüce kelimelerine (sonsuz iradesine ve hükmüne) sığınırım.
Ey Rahm��n!”
O, hiçbir şeye muhtaç değildir (Samed), ancak her şey varlığını sürdürmek için O’nun anlık veri akışına muhtaçtır. Bir bilgisayar programındaki her kodun, çalışmak için işlemcinin (CPU) anlık elektrik ve veri döngüsüne muhtaç olması gibi; kainat da Mimar’ın "Hayy" (Dinamik Enerji) esmasına muhtaçtır.
Bugün gökyüzü, görünmeyen bir elin omzunuza hafifçe dokunması gibi çalışıyor…
Kuzey Ay Düğümü ile Ay’ın 9° Balık’taki kavuşumu, sıradan bir duygu hali değil; adeta ruhun yön tabelalarının kısa süreliğine görünür olması gibi. Önümüzdeki iki gün boyunca bazı karşılaşmalar “tesadüf” gibi görünmeyecek. Bir bakış, yarım kalan bir konuşma, eski bir dosttan gelen mesaj ya da kalbinizi sebepsiz yere titreten bir an… bunların hepsi sizi olması gereken yere doğru iten küçük kader işaretleri olabilir.
Balık burcunun bu mistik derecesi rüyaları büyütür, sezgileri açar, kalbi yumuşatır. Özellikle bugün ve yarın;
🌊 unutamadığınız bir konu hakkında içsel bir cevap alabilirsiniz,
🌙 uzun zamandır hissetmediğiniz bir huzur aniden içinize dolabilir,
🕊️ bir insan size farkında olmadan şifa olabilir,
✨ hatta bazıları için “hayatım değişiyor galiba” hissi başlayabilir.
Bu kavuşumun en ilginç tarafı şu:
Kader kapıları bazen büyük olaylarla değil, küçük duygularla açılır.
Bugün biri size iyi gelirse küçümsemeyin.
Bir şarkı, bir rüya, bir deniz kokusu, eski bir fotoğraf bile bilinçaltınızda çözülme yaratabilir. Çünkü Balık’taki Kuzey Düğümü ruhu mantığın değil, hissin yönlendirmesini ister.
Özellikle Balık, Yengeç, Akrep, Boğa ve Oğlak enerjileri bu iki gün içinde evrenden küçük ama güçlü işaretler alabilir.
Bazıları için bu bir aşk başlangıcı, bazıları için bir vedanın huzurla kapanışı, bazıları için ise “kendine geri dönüş” olacak.
Ve belki de en önemlisi:
Bugün kalbinizi zorlamayın. Çünkü bazı cevaplar düşünerek değil… hissederek geliyor.
Herkesin tedbiren basit bir güneş paneli sistemi olmalı, akü durduğu yerde 3-4 yıl dayanıyor fakat kesintisiz yedek enerji için gerekli bir sistem.
Makul bir örnek sistem şu 4 parçadan ibaret, aynı zamanda bunu taşımak da mümkün
245 w panel
100 amper jel akü
Mppt şarj kontrol cihazı hızlı doldurur veya daha ucuz pwm şarj kontrol cihazı
Kablo
Topraktan anot ve katot ile elektron toplayarak elektrik üretilebileceğini belki de hiç biriniz bilmiyordunuz, üstelik anot ve katot metallerin iletken değeri ve yüzey genişliği arttıkça elektrik üretme kapasitesi artıyor.
Fakat binlerce yıl önce piramitleri inşa edenler bunu biliyordu üstelik bu elektrik üreten istasyonları Dünya'nın enerji ağı (ley) üstünde kurmayı ve kablosuz elektrik aktarmayı da biliyordu.
Hz. Ali nin yaşamımız boyunca
unutmayacağımız sözleri
İyi insanı secdede oruçta ibadette değil
adaletinden ahlakından ilminden biliminden
ve paylaşmasından tanırsın.
Rahman ve Rahim: Duanın Zamanla Konuşan İki Nefesi
Dua kabul edilir ama her kabul aynı anda görünmez. Çünkü kabul yalnızca bir olay değil, bir süreçtir. Bu süreci de yöneten iki ilahi nefes vardır. Rahman ve Rahim. Biri zamanı kuşatır, diğeri zamanı olgunlaştırır.
Rahman, duanın doğduğu andır.
Kul daha istemeden önce ihtiyaç çoktan bilinir. Kalpte beliren arzu, henüz dile gelmemişken bile Rahman’ın alanına girmiştir. Bu yüzden dua, boşluğa atılan bir ses değildir. Dua zaten işitilmiş bir hakikatin yankısıdır. Rahman oluş, zamanın önündedir. O “Ne zaman ?” diye sormaz çünkü zaman onun içindedir. Bu yüzden bazı dualar daha edilir edilmez içe bir ferahlık verir. Henüz hiçbir şey değişmemiştir ama kalp hafiflemiştir. İşte bu Rahman’ın dokunuşudur.
Kabul görünmeden önce ayrıca eminlik olarak iner. Çünkü Rahman, kulun ihtiyacını sonuçtan önce sarar. Ama Rahman her şeyi hemen göstermez. Çünkü gösterilen her şey taşınamaz. İşte burada Rahim devreye girer.
Rahim, duanın zamanla terbiye edilmesidir. O, sonucu aceleyle vermez. Önce kalbi hazırlar. Zamanı uzatır gibi görünür ama aslında seni genişletir. Rahim’in işi geciktirmek değil, olgunlaştırmaktır. Verilecek olan şey sana ağır gelmesin diye seni ona benzetir. Rahim, duayı zamana yayar. Çünkü bazı kabuller, aniden gelirse nimet değil imtihan olur. Kalp hazır değilse verilen şeyi kırar. Bu yüzden Rahim, sonucu saklar ama seni sonuçla uyumlu hale getirir. Sen fark etmeden sabrın artar, bakışın değişir, korkuların azalır. İşte bu değişim de kabulün kendisidir.
Rahman, “İstediğini bilirim” der.
Rahim, “taşıyabileceğin hâle gel” der. Zaman bu iki isim arasında akar. Bazen hızlı, bazen ağır… Ama asla amaçsız değil. Kul çoğu zaman “Duam neden gecikti ?” diye sorar.
Oysa doğru soru şudur:
“Ben duamın cevabına benzemeye başladım mı ?”
Rahman, duayı yazgıya alır.
Rahim, onu hayata indirir.
Biri kapıyı açar, diğeri içeri alır.
Ve en büyük sır şudur:
Rahman, duayı kabul eder.
Rahim, seni kabul edilecek hale getirir. Bu yüzden zamanla kavga eden, duayı kaçırır. Zamanla yürüyen ise fark etmeden cevabın içine girer. Çünkü bazı dualar olur. Bazıları ise olunur.
Sessiz Gelen Şey Asla Ansızın Gelmez
Kaderin en az bilinen ama en kesin sırrı şudur. Kader yapacağı her şeyi önce haber verir. Bu haber yüksek sesle gelmez, ilan edilmez, duyurulmaz, açıklanmaz. Çünkü kaderin dili gürültüyü değil, işareti sever. İnsan çoğu zaman “Bir şeyler ters gidiyor ama ne olduğunu bilmiyorum” derken, aslında kader çoktan konuşmaya başlamıştır. Henüz olay yoktur ama yön vardır. Henüz sonuç yoktur ama gölge düşmüştür.
Kader asla yapacağını haber etmeden kurbanına gelmez. Çünkü kaderin işi ani yıkımlar değil, önce farkındalık, sonra kaçınılmazlık üretmektir.
I. Kader Önce Yer Açar
Kader gelmeden önce insanı yıkmaz, insanı kaydırır. Büyük bir sarsıntıdır bu. Önce eskiden güven veren şeyler hafifler, alışılmış olan tadını kaybeder. Sonra öevrendeki herkes değişmez ama sana yabancılaşır. Konuşmalar sürer ama anlam çekilir. Bu aşamada çoğu insan hata yapar. Çünkü kaderin açtığı boşluğu geçici bir ruh hali sanır. Oysa bu boşluk kaderin geçeceği kapıdır. Kader yer açmadan o kapıdan girmez. Düzenin çözülmeden, alıştığın ezber kaybolmadan büyük bir olay sana inmez.
II. Kader Haberini Çoğu Zaman Senin Ağzından Verir
Kaderin en incelikli oyunu şudur. Sana haber verir ama haberciyi sen yapar. Bir cümle kurarsın, sonra cümle senden büyür. Bir acı verirsin, sonra içinde acının izi vardır. Bir korku dile gelir, sonra henüz sebebi yoktur ama yönü bellidir. Dil sürçmelerinin hiçbiri tesadüf değildir. Tekrar eden düşüncelerin hiçbiri tesadüf olamaz çünkü. Aynı duygunun farklı günlerde aynı ağırlıkla gelmesi nereye tesadüf oluyor ? Kader önce dilde görünür, sonra hayatta.
III. Tekrar Eden Şey Mesajdır
Kader kendini bir kere anlatmaz. Anlatmak için tekrar eder. Aynı tür hayal kırıklıkları, aynı tür gecikmeler, aynı tür yüzler, aynı tür kopuşlar… İnsan buna “Şanssızlık” der. Oysa tekrarlar burada kaderin altını çizdiği yerdir. İlk sefer uyarıdır. İkinci sefer öğretmektir. Üçüncü sefer artık hükme yaklaşmaktır. Kader, anlaşılmak ister. Anlaşılmadıkça sesi yükselmez. Derinleşir.
IV. İşaret Merhamettir, Tehdit Değil
İnsan işareti her zaman tehdit gibi algılar. Çünkü işaretler rahatlığı bozar. Oysa bu işaretler kaderin merhametidir. Hazırlanman için sana verilen zamandsan Kırılmadan dönüşmen için tanınan süredir. Kader bir şeyi ansızın aldığında insan dağılır. Ama yavaş yavaş uzaklaştırdığında insan inceleşir. İncelik kaderin asıl hedefidir.
V. Kaderin Dili Bazen Engel Olur
Bazı kapılar kapanır.
Bazı yollar bozulur.
Bazı planlar anlamını yitirir.
İnsan bunu düşmanlık sanır.
Oysa engel, kaderin durup konuştuğu yerdir. Kader bazen ilerlemeyi değil, durmayı öğretir. Durmadan bakılmayan şeyler vardır. Bakılmadan değişmeyen insanlar vardır.
VI. Haber Dönemi: Kaderin İnsanla Konuştuğu Zaman
Kaderin en kıymetli dönemi her zaman işaretler dönemidir. Bu dönem ne mutlaktır ne de belirsizdir. O hep aradadır. Bu dönemde insan hala seçebilir. Görmezden gelirse olay konuşur. Anlarsa değişim konuşur. Bir kaderden başka bir kadere. Kader herkesin tercihine saygılıdır çünkü. Kader işte bu yüzden önce “Belki” der. Sonra “Oldu” der, sonra başka bir kader seni bulur ama bir kaderden başka bir kadere girmen de kaderin kendisidir.
VII. Kaderin Son Nezaketi
Kader kurbanına haber verir çünkü amacı yok etmek değil, uyandırmaktır. Uyanan için kader öğretmendir. Direnen için kader hakimdir. İşareti alan insan, olay olmadan değişebilir. Değişmeyen insan için olay kaçınılmaz olur.
Haber Alındıysa Artık Eskisi Yoktur
Kaderin haberini almak, geri dönülmez bir eşiği geçmektir. Artık eski gibi yaşamak mümkün değildir. Çünkü kader konuşmuştur. Ve kader konuştuysa, ya sen bunu dinlersin, ya hayat senin yerine buna cevap verir. Kader asla yapacağını haber etmeden gelmez. Ama haberi alan bunu duymaz.
Ya Hızır Ya İlyas Ya Erenler
Görünmeyen alemin ince lütfu gönlümüze insin
yollarımıza ferahlık katsın hallerimizi yumuşatsın
Hızır nefesi darlığımızı çözsün
zor olanı kolay kılsın dar kapıları geniş açsın
İlyasın nurundan bir esinti değsin
içimizi arındırsın niyetlerimizi berrak eylesin
adımlarımıza yön gönlümüze genişlik versin
Erenlerin himmeti üzerimize dolsun
görmediğimiz yerlerde işlerimizi toparlasın
yüklerimizi hafifletsin kalbimizi sükuna doyursun
Her neye niyet ettiysek
hakkımızda hayır ve kolaylıkla gelsin🌹🤲
3 zaman konusunda
Rüyada eğitim verildi
Bir de siz bunları zaten biliyordunuz diye fırçaladılar ☺️
Şöyle OKUyorum;
3 zaman
Dünya zamanı
İç zamanımız
Bir de Eğitim/ilerleme zamanımız vardır
Alemleri hiç saymıyorum
3 alem 3 tesbih 33 iç alem olarak omlar da an da vardır iç içeyiz..
Bunu geçelim
Dünya zamanı bildiğimiz gece ve gündüz
İç zamanımız Ay’ın döngüleri ile halden hale geçişler
Bir de eğitim zamanımız var
Tüm bunlardan öte akar..
Psişik yeteneklerden bahsetmiyorum
Ama o alanda da sezgi his farkındalık öngörü akar
Yetiştiriliriz
Savaş alanında savaştırırlar da
Şifacılık eğitimi de verirler
Genelde rüya yoluyla yada meleklerin rehberliğinde yol açılarak bize bir yol açarlar
Herkesin eğitim alanı başkadır
Saflar gruplar şeklinde birbirinden habersiz eğitimler alırız
Göklerde sınıf sınıf ayrılmışızdır
İç zamanımız başka
Dünya zamanı başka
Eğitim zamanımız başka akar…
Bunları iyi ayırt edin 🦅🌟