Herkesin herkese hayalî ve icat edilmiş kriterle üstünlük tasladığı,
rakip gördüğünü sinsi imalarla gözden düşürdüğünü zanneden o azımsama hırsında ve mütemadiyen kendi itibarını yükseltme hilelerine tenezzül ettiği bu yeni zamanlarda;
böyle "eski adamlar"ın birbirini onore etme biçimi ne asil bir görgüymüş meğer.
Vefat eden insanları en önce güzellikleriyle hatırlamalı. Ve güzel huylarını miras gibi yaşatmalı. Rahmetle.
Vatan ve millet aşkının, inancın, kararlılığın, iradenin, kahramanlığın anıtlaşmış hali olan #Sarıkamış Harekatı'nın 111'inci yıl dönümünde aziz şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyorum.
Ülkede her şey güllük gülistanlık olunca, muhtemelen ablamız da boşta kalmış olacak ki;
Bir oyun karakterinin göbek deliğine kafayı takmış.
Başka bir seviye.
Ümit Özdağ'dan Bahçeli’ye:
“Diyorsunuz ki; bu sürece karşı çıkanların akılları yetmiyormuş.
Peki sizin 1984’ten, 2024’e kadar 40 yıldır aklınız yetmiyor muydu?
Bu sene mi akıl baliğ oldunuz?”
6 Şubat depremlerinde Malatya’da beyin hasarı geçiren Muhammed Mirza Kuzu’nun babası Hacı Kuzu, yetkililere çağrıda bulundu:
"Üç senedir çalışmıyorum. Bazı ilaçları tamamen cebimden alıyorum. Bazılarının raporu olduğu hâlde, yüksek bir rakamla yüzdesini ödüyorum.
Benim ne belli bir işim var ne de çalışabiliyorum. Devletin vermediği ilaçlar var. Üç senedir borç ede ede 2 milyonun üzerine borç altına girdim.
Üç senedir Malatya’nın bütün milletvekillerini aradım. Allah rızası için bir gün biri bana cevap vermedi. Ben buradan yetkililere sesleniyorum, iş insanlarına sesleniyorum, Allah rızası için sesimi duyun."
(ANKA)
Orkun Özeller, mahkemedeki savunmasını şu sözlerle bitirdi:
“Girmediğim çatışma türü kalmadı. Üniforması şehit kanıyla bezenmiş emekli bir Türk askeriyim. Beni PKK'lar, NATO'cular, FETÖ ve FETÖ vari yapılar ve ABD sevmez, hazzetmez. Beni arkada gördüğünüz gaziler, şehit yakınları, komutanlar ve aziz Türk Milleti sever sayar.”
(Müyesser Yıldız)