Bu öküz Çankırı’ya gelsin ona dünyadaki en gelişmiş 2 çorap üreticisinden birinin fabrikasını gezdireyim. (Diğeri de Çankırı’da) Onlarca otomasyon, full dijitalizasyon ile anlık veri takibi, taşıma işlerini yapan robotlar vs. Türkiye’nin üretim gücünün farkında değil bunlar.
Daktilo1984 kurucularından Cem Özen:
Keşke başka bir hükümet olsaydı Türkiye savunma sanayinde çok çok ileri adımlar atardı.
Sizin sivil sanayiniz çöküşte olacak ama savunma sanayiniz gelişecek oradan bir parlama olacak. Böyle bir şey olamaz. Sizin çorap da üretmeniz lazım.
@Sagparti_Resmi Pd170, Pd220 seri olarak üretilen ve kullanılan siha motorları. TS1400 şu anda yerli helikopter üzerinde sertifikasyon işlemleri devam eden bir turboşaft motoru. Kale’nin geliştirdiği ihraç bile edilen füze motorları da var. Türkiye de motor çok, KAAN’a da sıra geliyor.
İktidar başkası olsa daha çok olacakmış. Eskide yapılanlara hayal diye çamur atarlardı, şimdi yeni taktik, “biz olsak daha çok yapardık”. Bok yapardınız.
Özgür Özel:
(Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Osmanlı’nın topraklarına bakın, Türkiye o coğrafyalara gitmek zorundadır" sözleri hakkında)
Biz “Yurtta barış cihanda barış” demiş, komşusunun bir karış toprağında gözü olmayan ama toprağımıza göz koyanın da gözünü oyacak kadar kararlı olan bir Gazi Mustafa Kemal Atatürk anlayışındayız.
Bu ülkenin dış politikası maceracı olmamalı.
Bizim Misak-ı Milli sınırlarımız var.
🔴 Turizmciler:
"Turizmde rezervasyonlar geçen yıla göre yüzde 30-40 geriledi.
Kurban Bayramı tatilinin dokuz güne çıkarılması halinde hareketlilik artacaktır."
"Türkiye’de... katılımcıların %94’ü Allah’a inandığını belirtmiş, bu grubun %89’u inancını kesin ve şüpheye yer bırakmayan bir şekilde ifade etmiştir... Allah’a inanmadığını belirtenlerin oranı %4’te kalmış, kararsız olanlar ise %2 oranında..." @tgssorgtr https://t.co/aLi4T25SQI
📍YENİ/ÖNEMLİ — Suriye hükümetiyle SDG terör örgütü arasında imzalanan anlaşmanın tam hali şu şekilde:
▪️1. Madde:
Suriye Hükümeti güçleri ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında tüm cephelerde ve temas hatlarında derhal ve kapsamlı bir ateşkes ilan edilmesi; yeniden konuşlanmanın ilk adımı olarak SDG’ye bağlı tüm askeri birliklerin Fırat Nehri’nin doğusuna çekilmesi.
▪️2. Madde:
Deyrizor ve Rakka vilayetlerinin idari ve askeri olarak tamamen ve derhal Suriye Hükümeti’ne devredilmesi. Buna tüm sivil kurum ve tesislerin devri ile Suriye devletinin ilgili bakanlıkları bünyesindeki mevcut çalışanların kalıcı kadroya alınmasını sağlayacak kararnamelerin çıkarılması dahildir.
▪️3. Madde:
Haseke Vilayeti’ndeki tüm sivil kurumların Suriye devletinin kurumları ve idari yapılarına entegre edilmesi.
▪️4. Madde:
Suriye Hükümeti’nin bölgedeki tüm sınır kapıları, petrol sahaları ve gaz sahalarının kontrolünü devralması; kaynakların Suriye devletine geri dönüşünü sağlamak üzere güvenliğin düzenli güçler tarafından sağlanması ve Kürt bölgelerinin özel durumunun dikkate alınması.
▪️5. Madde:
SDG’ye bağlı tüm askeri ve güvenlik personelinin, gerekli güvenlik soruşturmalarından sonra bireysel esasla Suriye Savunma ve İçişleri Bakanlıklarının yapıları içine entegre edilmesi; kendilerine askeri rütbe, mali haklar ve lojistik imkânların tanınması.
▪️6. Madde:
SDG liderliğinin, eski rejim kalıntılarını kendi saflarına almaktan kaçınması ve Suriye’nin kuzeydoğusunda bulunan eski rejim mensubu subayların listelerini sunması.
▪️7. Madde:
Siyasi katılımı ve yerel temsili güvence altına almak amacıyla Haseke Valisi olarak bir adayın atanmasını öngören bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin çıkarılması.
▪️8. Madde:
Ayn el-Arab (Kobani) kentinden ağır askeri varlığın çekilmesi; kent sakinlerinden oluşan bir güvenlik gücünün kurulması ve idari olarak Suriye İçişleri Bakanlığı’na bağlı yerel bir polis gücünün muhafaza edilmesi.
▪️9. Madde:
DEAŞ tutukluları ve kamplarından sorumlu idarenin ve bu tesislerin güvenliğini sağlayan güçlerin Suriye Hükümeti’ne entegre edilmesi; böylece Suriye Hükümeti’nin bu dosyalar üzerinde tam hukuki ve güvenlik sorumluluğunu üstlenmesi.
▪️10. Madde:
Ulusal ortaklığı güçlendirmek amacıyla SDG liderliği tarafından sunulan, merkezi devlet yapısı içinde üst düzey askeri, güvenlik ve sivil görevlerde yer alacak adaylar listesinin kabul edilmesi.
▪️11. Madde:
Kürt kültürel ve dilsel haklarının tanınmasını ve kayıtsız/vatansız kişiler ile geçmişten kalan mülkiyet hakları gibi çözülmemiş hak temelli ve sivil sorunların ele alınmasını öngören 2026 tarihli 13 No’lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin memnuniyetle karşılanması.
▪️12. Madde:
Suriye’nin egemenliği ve bölgesel istikrarı sağlamak amacıyla, Suriye vatandaşı olmayan PKK mensupları ve liderlerinin Suriye Arap Cumhuriyeti sınırları dışına çıkarılması taahhüdü.
▪️13. Madde:
Suriye devletinin, bölgenin güvenliği ve istikrarını sağlamak için Amerika Birleşik Devletleri ile koordinasyon içinde, Uluslararası Koalisyon’un aktif bir üyesi olarak DEAŞ’a karşı mücadeleyi sürdürmesi.
▪️14. Madde:
Afrin ve Şeyh Maksud bölgelerinin sakinlerinin evlerine güvenli ve onurlu şekilde geri dönüşünü sağlamak için mutabakatlar üzerinde çalışılması.
Suriye’de yönetim ve SDG arasındaki anlaşma Amerika’nın arabuluculuğunda gerçekleşti. Maddelere bakınca SDG’nin ciddi güç ve alan kaybettiği açık. Ortaya çıkan bu fiili durumu sadece Trump yönetimiyle açıklamak eksik kalır. Uzun zamandır SDG’den yana olan ABD Kongresindeki üyeler/senatörler de Şara’nın liderliğinden yana oldular. Örneğin Kongre’den herhangi bir karşı çıkış yok. Bilakis, bu şekilde çözüldüğü için memnuniyet verici bir sessizlik var.
Trump’ın, ötesinde Amerikan devletinin önceliği değişti. SDG vazgeçilmez ortak olmaktan çıktı.
Bilgehan Beye şunu sorsak ayıp olmaz herhalde: #TOGG 2023'ten beri piyasada. Madem bu kadar hasretle almayı bekliyordunuz neden 3 yıl beklediniz? #Türkiye'den alıp #Almanya'ya götürmenize hiçbir mevzuat engeli yoktu. Ach so! 😅 Vergiler güzel Almanya'mızda daha uygun diyorsunuz😏
Bu yılın sonu itibarıyla da Türkiye'ye gelen yabancı ziyaretçi sayısının bir önceki yıla göre yüzde 1 artışla 53 milyon kişiye, turizm gelirinin ise yüzde 4,7'lik artışla 64 milyar dolara ulaşması bekleniyor.
----
#xtrzm Yıllık bazda % 57,61 artıda.
Eurofighter-Typhoon savaş uçaklarının Türk Hava Kuvvetleri filomuza katılabilmesi için;
Bu uçakların Türkiye’ye satışına engel olan Almanya’nın vetosunu kaldırtan ve alımı mümkün kılan Genel Başkanımız Özgür Özel ve Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’na teşekkür ediyorum.
Bir teşekkürü de Tayyip Erdoğan’ın yapması gerekir!
Erdoğan’ın adını anmadan mühendis,uzman diye savunma sanayi öven adam hazımsızdır, art niyetlidir. Siz bunları ancak rüyanızda görürdünüz. Çok değil 5 yıl geriye gitsek bile şimdi yazdıklarına hayal gözüyle bakıp dalga geçerdi çoğu.
📌 Erdoğan iktidarının bir stratejiden yoksun, ihvancı dış politika savrulmaları akabinde oluşan fiilî ambargolar sonucu ilk defa Türk-Yunan hava-hava dengesi Yunanistan lehine bozulmuştu. Savunma sanayimizdeki tüm gelişmeleri iç politikada propaganda aracı olarak hudutsuzca kullanan iktidar, ne yazık ki bu acı gerçekle yüzleşip acil ihtiyaç dahilinde bir kısmı ikinci el olan milyarlarca dolarlık Eurofighter uçak alımına gitmek zorunda kaldı.
📌 Uçakları satan İngiliz Başbakanı, İngiltere tarihinin en büyük savunma sanayi satışlarından birini yaparak 20.000 İngiliz işçisinin iş güvenliğini sağladığından dolayı son derece mutlu.
Rakamı daha iyi ifade edebilmek için belirtelim ki bizde, KAAN, ANKA 3, Hürjet ve Gökbey’i üreten savunma sanayimizin gözbebeği TUSAŞ’ın toplam çalışan sayısı 17.000 kişi. (A. Mevlütoğlu)
📌 Erdoğan iktidarının savunma sanayinde ilk 15 yılındaki ihmalleri nedeniyle oluşan açıklar, ne yazık ki son 10 yıldaki gayretleriyle kapatılamıyor.
📌 Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehditler, savunma sanayinin iktidarın politik propaganda konusu olmaktan çıkarılmasını ve topyekûn bir millî seferberlik konusu yapılmasını gerektirmektedir. Yine muhalefetin savunma sanayine ilgisini artırması ve bunun Türkiye’nin temel meselelerinden biri olduğu konusunda farkındalığının yükselmesine ihtiyaç vardır.
📌 Son olarak, başta KAAN, MİLGEM, MİLDEN, ALTAY, KIZILELMA ve ANKA-3 olmak üzere üzerinde çalıştıkları fevkalade önemli projelerle mensubu oldukları büyük Türk milletinin güvenli geleceğini olağanüstü çabalarla inşa eden/edecek olan savunma sanayi emekçilerimize ve firmalarımıza, liyakati esas alan daha iyi çalışma koşulları ve adil rekabet imkânları sunmamızın bir mecburiyet olduğunu da hatırımızdan hiç çıkarmamalıyız.