Bedri Koca..
32 yaşında, Suriyeli boyacı..
Gaziantep Şehitkamil'de bir patates fabrikasında boya işi yaptı..
Alacaklarından kalan 20 bin TL'yi istemek için gittiği son görüşmede patronlarla çıkan tartışmada boynundan bıçaklanarak hayatını kaybetti..
Dört çocuk babası..
İngiltere son üç yılda Türkiye’ye 52 bin ton plastik atık göndermiş. Bunun karşılığında Türkiye’ye para ödeniyor. Bugün Adana’da içme suyunda İngiliz’in plastik atığının izi var. Adamın buna hiçbir itirazı yok. Ama oraya gelmiş iki bin garibim Amedspor taraftarına sarı torba gösteriyor. Al bunu da üniversitede ders diye okut.
kaynak senin götün heralde? yav ben senin beynine sicayim. köfte kebabın yerini tutmadığı için giremiyor o bölgeye, ben kebapciyim köfte yemem. senin gibi beyinsizler de irkcilik yapmaya devam etsin.
Köfteci Yusuf şubeleri tıklım tıklım oluyor genelde ve self servis olmadığı için her gün hesap ödemeden kaçan bir sürü insan oluyor ne zaman yemek yemeye gitsem denk geliyorum hatta. Aklı başında yetişkin ve ailesiyle gelen insanların bunu yapacağını söylemiyorum zaten ama 13-20 yaş aralığında ki doğulu gençlerin bir çoğu da sırf adrenalin olsun diye arkadaş çevresiyle gelip bunu yapacaktır. Mezeler ve çay bedavaydı en son şu an ne oldu bilmiyorum ama bunu da suistimal edip insanı çileden çıkartacak adam çok. Adam ağrımayan başını ağrıtmak istemiyor.
#SONDAKİKA
Rize'de işçi katliamı !
38 İşçi paralarını istediği için, önce işkence yapıldı daha sonra hayvan barınağına kamyonet ile bırkıldı.
Rize'nin Çayeli ilçesinde çay toplamak için iran dan getirilen 38 işçi ( 12 Çocuk ) iş bitiminde tarla sahibinden paralarını istedi. Tarla sahibi anlaştıkları ücretin 20 de 1 ini vermeye kalkınca işçiler tepki gösterdi.
Tepkiler üzerine tarla sahibi ve akrabaları 38 işçiye saatlerce işkence uyguladıktan sonra hayvan Barınağına aileleri bıraktı.
hayatım boyunca kahrolduğum en büyük şeylerden birisi bu. kürt mevsimlik işçilerin 3 kuruş için, sürekli aşağılandıkları, dövüldükleri, ırkçı saldırılara maruz bırakıldığı, ahır gibi çadırlarda kaldığı bu durum. memlekette iş yok diye mecburen gidilen o yer.
Esenyurt’ta motosikletin çarptığı 22 yaşındaki Beşşar Al Tawıl, kaldırıldığı hastanede tedavi edildikten sonra taburcu edildi. Ancak yakınları kendisinden iki gün boyunca haber alamadı.
Gerçek, sosyal medyada paylaşılan bir görüntüyle ortaya çıktı. Yakınları, Tawıl’ı hastanenin bahçesinde yerde, baygın halde yatarken buldu. İddiaya göre çevredeki bazı kişiler genç adamı evsiz veya alkollü zannetti. O sırada bir kadın, yerde hareketsiz yatan Tawıl’a müdahale edilmemesine tepki göstererek cep telefonuyla görüntü çekti.
Yakınları Tawıl’ı kendi imkanlarıyla eve götürdü. Ancak bilincinin yerinde olmadığını fark edince ambulans çağırdılar. Başka bir hastaneye kaldırılan Tawıl’ın beyin kanaması geçirdiği ve kafatasında basınç olduğu belirlendi. Yoğun bakımda tedavi gören genç, 15 gün sonra hayatını kaybetti.
Yakınları, ilk hastanede gerekli müdahalenin yapılmadığını ve Tawıl’ın iki gün boyunca hastanenin önünde baygın halde yatmasına rağmen kimsenin müdahale etmediğini belirterek şikayetçi oldu. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü de olayda ihmal olup olmadığının belirlenmesi için inceleme başlattı.
1979-1986 yılları arasında 7 yıl hapis yattım.
Görüşmecilerle Kürtçe konuşmak yasaktı.
Annem tek kelime bile Türkçe bilmezdi, bu yüzden 7 yıl boyunca hiç görüşüme gelemedi.
Dünyanın hiç bir toplumunda buna benzer bir zulüm ve barbarlık yoktur.
Şimdi
Kürtçe anadilde eğitim yapılsın mı yapılmasın mı tartışması var.
Böylesi bir konunun tartışılması bile Türkiye’nin ilkellikte, barbarlıkta, despotlukta ısrarını ve direncini gösteriyor.
Bu devletle uygar ölçüler içinde müzakere ve pazarlık yapılacağına inananları gördükçe nefesim kesilir gibi oluyor.
Altan Tan'ın 5.50'de söylediğine katılıyorum:
"Ben Türkiye Cumhuriyeti devletinin 40 yıldır bu işi kontrollü kaos şeklinde sürdürdüğü kanaatindeyim. Bitirmek istemedi. Dünyadaki dengeler, Ortadoğu'daki dengeler, Türkiye'deki dengeler değişince düğmeye basıldı ve bitirildi."
Benim okumama göre de PKK, Türkiye'nin dışarda yayılması, içerde otoriterleşmesi, silah sanayi için gereken devasa fonların meşrulaştırılması için gerekli olan "iç/dış düşman" ihtiyacını karşıladığı için yıllarca dirsek mesafesinde tutuldu. Yoksa taraflar arasında Türkiye lehine büyük bir güç asimetrisi vardı ve bunun sonucu Öcalan defalarca Türkiye'ye teslim bayrağını çekmişti. Ama o bayrak görmezden gelindi. Çünkü henüz misyonu bitmemişti. Kendisi de bu "sefer-görev emri"nin bu kadar uzun süreceğini öngörmemiştir. "Ayıyla dansa kalktığında ne zaman dansın biteceğine ayı karar verir" dersini unutmuş olmalı.
Hala da "dans" bitmedi ancak Türkiye'nin artık MEVCUT haliyle PKK'ye ihtiyacı yok. PKK ile mücadele adı altında ayrılan devasa bütçelerle Türkiye silah satışında önemli bir merkez oldu. 30 km derinliğinde 900 km uzunluğunda bir alanda Suriye ve Irak'a yerleşti. 130'u aşkın askeri nokta kurdu. Bazı bölgelerde idari ve kültürel açıdan Türk-Arap-İslam sentezi çoktan kökleşti.
Türkiye'de hem kimlik politikaları hem vatandaşlık politikaları açısından Orwell'in 1984'ü benzeri bir rejim inşa edildi.
27 Şubat 2025'ten sonra yaşananlar ise hepimizin gözü önünde oldu. Suriye'de Rojava sönümlendirildi, SDG/YPG yakında lağvedilecek. Suriye Kürtlüğü Arap denizinde boğulmamak için sürekli tavizler vermek zorunda kalacak. Ama her taviz yeni bir tavizi gerektirecek.
PJAK İran'da zaten ciddi bir tehlike değildi, hatta Türkiye-Irak-İran üçgeninde bir tampon olarak ilerde işe de yarayabilir. Bazı raporlara göre PKK'lilerin bir kısmı PJAK'a iltihak etmeye başlamış bile. Türkiye'nin bunu farketmemiş olması ihtimali yok.
Irak'ta ise operasyon biraz daha karmaşık yürüyor. Çünkü ortada uluslararası camiada tanınan IKBY var. Talabani partisinin Kerkük'e Türkmen vali ataması ile ivme kazanan ABD-Türkiye önderliğindeki çevreleme harekatı yakında Barzani partisinin de nefes borusunu kesecektir. Irak Federal Mahkemesi, özellikle 2023 ve 2024 yıllarında aldığı bir dizi yapısal kararla IKBY'nin anayasal statüsünün sınırlarını sert bir biçimde çizdi. Yazıyı uzatmamak için ayrıntıya girmiyorum ama Barzani'siyle Talabani'siyle IKBY'nin idari, hukuki ve ekonomik varlığı adım adım tırpanlanıyor ve bunun tersine çevrilmesi zor görünüyor.
Türkiye'de PKK-DEM, eğer lider tapıncından kurtulamazsa, Altan Tan'ın öngördüğü gibi iktidar bloğuna raptedilecektir. Artık anayasa değişikliği mi olur, seçim ittifakı mı olur, iktidarın ihtiyaçları doğrultusunda kendisine yeni bir "sefer-görev emri" takdim edilecektir.
PKK'li 50 yılın sonunda Türkiye dünya enerji ve ticaret hatlarının güvence altına alınması stratejisinin, jandarması, denetçisi, maslahatgüzarı, yer yer mimarıdır artık. Bundan sonrasında da "Kozmos Kerim!"
Devletlilerimiz Apocu Hareket'e bu stratejinin başarıyla yürütülmesi ve sonuçlanmasındaki hizmetlerinden dolayı ne kadar teşekkür etse azdır.
🔴DSG Kobani sorumlusu: Birkaç gün içinde feshi duyuracağız
📌"Ayrı bir devlet, Kürdistan talebimiz yok"
📌"Tek ordu, tek devlet, tek bayrak, ortak vatan Suriye..."
https://t.co/YZ4OVKCQ10
İki posta bir radikal verelim !!! 🫣
“İki posta atıp gideyim” sözü de kullanılmamış yani… Mercimek daha önceden fırına verilmiş gibi görünüyor. 🫣
Dün paylaşılan videolar ve Milletvekiline ait olduğu belirtilen WhatsApp yazışmalarına ulaştık.
Burada vekilin bir zaafı olabilir. Elbette hiç kimseye bu kadar güvenmemesi gerekirdi. Ancak diğer taraftan, ısrarla davet edenin, kuyruk sallayanın ve bu organizasyonu yapanların hiç mi sorumluluğu yok?
Edindiğimiz bilgilere göre; CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan’ın, katıldığı bir doğum günü organizasyonunda, videonun çekilmesinden önce kafasına sandalye ile vurulduğu, ardından darp edilerek görüntülerin kayda alındığı iddia ediliyor.
📢 İddianın en kritik noktası: Videodan önce vekile yönelik sandalye ile vurma ve darp girişiminin gerçekleşmiş olması.
Peki soralım:
Bu organizasyonu kim yaptı?
Kim, kimi neden davet etti?
Olayın arkasında başka bir plan var mıydı?
Bu soruların cevabını sosyal medya değil, yargı verecek.
Kim suçluysa ortaya çıksın, kim mağdursa hakkı teslim edilsin.
⬇️ Bakın kibirli değilim ama çapsız insanların kötülüğü hayalinizin çok ötesindedir, bir fırsat geçmesin.
Meselâ Suriyeliler geleli 2 yıl olmuştu, bazıları aralarında diyordu: "Bir şey değil ki, 20 kağıda s.kiyorsun" zavallı suriyeli kadınları kastediyorlardı zerre acıma yoktu