Akın Gürlek ne demişti dün, hatırlayalım:
“Hiç kimse Türk mahkemelerine parmak sallayamaz; devam eden yargılamaları etkilemeye, Türk yargısını baskı altına almaya ve ülkemizin iç işlerine müdahale etmeye kalkamaz.”
Seyfo, Midyat; gülün!
Bir vatandaşın Macron'un sabah koşusuna yaptığı yorum:
“Bu y*vş*klar ürkmesin diye 3 gündür evimizden çıkışımız polis kontrolü eşliğinde, otopark çıkışımıza kadar kapalı, araçlar 2 cadde aşağıda, evden çıkıp markete gidip gelsek gbt, üst araması, e-devletten adres teyidi vb abuk sabuk polis istekleri...
Devlet bizim değil NATO'nun”
HUKUK BİTTİ, KORKU BAŞKADI!
Silivri’de bugün adalet bir kez daha, talimatla infaz edildi!
Savunmadan korkanlar, gerçeğin duyulmasını engellemek için mahkeme salonunu baskının aracına çevirdi.
Gerçeklerin karşısına dikilen bu siyasi barikat, acizliğin en net kanıtıdır. Savunma hakkını gasbedecek kadar hukuku yok sayanlar bilsin ki o salona gömmeye çalıştığınız adalet, halkın iradesiyle mutlaka ayağa kalkacak!
Siyasi hesaplarınızla, talimatlı kararlarınızla bu millete diz çöktüremeyeceksiniz.
#Ekremİmamoğlu #Silivri
İmamoğlu’nu yargıladığını sanan mahkeme “yargılamanın bir usulü var, savunma süreniz şu kadar saat, ben böyle uygun gördüm, benimle pazarlık yapmayın” diyor.
Siz uzattınız diye avukatları azarlıyor.
Evet yargılamanın bir usulü var.
Özünde de savunma hakkının kutsallığı var.
Mahkemenin açıkça diyemediğini ben diyeyim “en az isnadı olanı bile günlerce dinledim ki sana sana süre kalmasın”. Sen konuşama.
Bu yapılan artık yargılama faaliyeti yapıyormuş gibi bile yapmadıklarının resmidir!
Hakim İmamoğlu’nu dışarı çıkarıyor!!
This morning at 08:10, in my prison cell, I was notified of the court’s arbitrary decision: I am barred from attending my own trial.
The indictment bears my name. The case was built around me. Yet the court blocks me and restricts the defense of those facing the gravest charges, and their lawyers.
This is not a trial. It is a severe violation of the most basic right of defense, the pinnacle of what jurists call “enemy criminal law.”
A panel redesigned after the case was filed, in open defiance of the principle of the natural judge, can claim neither independence nor impartiality. As of today, it has abandoned even the appearance of judicial process. The “lawlessness of the century” has collapsed into a pile of extrajudicial execution.
And all this happens while Türkiye hosts the leaders of the democratic world in Ankara. The elected Mayor of Istanbul and the Presidential candidate of the democratic opposition is silenced in a courtroom he is not allowed to enter.
I am exposing this lawlessness.
TSK'dan ihraç edilen doktor Efran Tumaris Usul:
“Kurum içinde sayısız tutanak tuttum, dilekçe yazdım, her kademeye ulaşmaya çalıştım, CİMER'e başvurdum, savcılığa suç duyurusunda bulundum.
Erlere tarihi geçmiş ilaç vermem isteniyordu. Bu yüzden erlere ilaç veremiyordum. Yeni ilaç alındığında bile erlere bu ilaçlar verilmiyordu.
Enfeksiyon vakaları artınca, musluk suyu içtiklerini, içme suyu temini yapılmadığını, kantinde parayla bile su satılmadığını söylüyorlardı.
Uyuz vakaları artıyordu, erlere 15-16 gündür banyo yaptırılmadığını öğrendim.
Uyuz olmayan bir eri 17-18 gün bir odada karantinaya almışlar, erin psikolojisi bozulmuş. Ben uyuz olmadığını söylediğimde, benim mesleki bilgimi aşağılayan cümleler kuruluyordu.
Revirdeki oksijen tüpleri boştu. Bir atak hastasına oksijen tüpleri boş olduğu için müdahalede bulunamadım.
Doktorun görev tanımında olmamasına rağmen erlere aşı yapıyordum, çünkü acemi birliğinde yapılması gereken aşılar 3-4 ay geçmesine rağmen yapılmıyordu.
Er kafa travması geçiriyor, başka gün başka bir er iç kanama geçiriyor, ambulans yok. Çünkü rütbeli personel ambulansı şahsi işi için götürmüş.
Sevmedikleri erlere sevk, rapor, istirahat verdiğimde, numara yaptıkları söyleniyor ve bu kararlarım uygulanmıyordu.
Bulaşık yıkayan erlerin elleri egzama oluyordu, uyarıyordum ama bir eldiven bile verilmiyordu.
Yemekhaneye gelmem istenmiyordu, yemeğimi erlerle gönderiyorlardı. Ben asker kızıyım, babam rütbeli olmasına rağmen hayatında bir ere kendi yemeğini taşıttırdığını görmedim.”
Rahip Brunson'ı bir telefonla özel uçağa bindirip gönderen talimat ile bugün İmamoğlu'nu tutuklayan ve CHP’ye butlan getiren talimat aynı yerden geliyor.
Yargının talimatla iş yaptığını tüm dünyaya ilan eden Trump’a kimseden tek kelime itiraz gelmiyor.
Yabancı bir devlet başkanı yargıya müdahale ettiğini söyleyince gururu okşananlar, biz gerçeği söyleyince anında 'bağımsız yargı' masalları anlatmaya başlıyor.
Trump söyleyince sus pus olup vatandaşa karşı efelenmenin mantığı yok.
Ekrem İmamoğlu ''susma hakkını'' kullanmadı.
Konuşmak istedi.
Savunmasını yapmak istedi.
Hakkındaki iddialara tek tek cevap vermek istedi.
Ama susturuldu.
Savunma hakkının engellendiği yerde adaletten söz edilemez.
#SavunmaHakkıEngellenemez
Bugünün en ilginç görüntüsü bence buydu.
38 yaşındaki İzlanda Başbakanı Frostadottir aracından bi indi neye uğradığını şaşırdı!
Bakışlara dikkat ederseniz içinden şunları söylüyor: “Bunların enflasyonu yüzde kaç, işsizliği yüzde kaç, refah düzeyi ne ki böyle görkemli bir karşılama, ihtişamlı bir saray var?”
Böyle görkemli bir sarayı olmayan İzlanda, Dünya İnsani Gelişmişlik Endeksinde 1. sırada!
38 yaşındaki Başbakan’da bulunan sadelik ve zerafete bakın, bi de bizdeki gösteriş merakına! Çok üzücü!
Hakim ısrarcı, 9 Temmuz’da bitireceğim diyor. İster savunma yapın isterseniz susma hakkınızı kullanırsınız diyor.
Savunma alacağım ama en fazla 6 saat alırım diyor özetle bu “mahkeme”.
Gerçekten müthiş adil bir yargılama!!
Hiçbir başarı cezasız kalmaz. Türkiye'nin yüz akı bir tarım sevdalısını cezalandırmak istiyorlar. Seni Tarım bakanı yapacağız @sencer_s ... İthalat rantiyecileri, et baronları kaybedecek; Türk çiftçisi kazanacak.
Tahliye olan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in, ilk durağı babasının evi oldu!
Güney, halk tarafından coşkuyla karşılandı
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de Güney'i karşılayanlar arasındaydı
An itibari ile bir sürü genç insanı Ankara'da tutukladılar.
@serakadigil canlı yayın yaptı her şey gözümüzün önünde oldu.
Trump karşıtı pankart açtıkları için,
İsrail karşıtı pankart açtıkları için,
Filistin'deki katliam için pankart açtıkları için.
Anayasal haklarını kullandıkları için öyle dümdüz duran insanları tutukladılar.
Küçük enişte üzülmesin diye bizim gençleri tutukladılar.
Neredesiniz cola döken Mc.Donalds basanlar,
neredesiniz?
Boğaziçi’ni bölüm birincisi olarak bitiriyorsun. Bölümün yüksek lisansa kabul ediyor, adını ilan ediyor. Sonra anayasal hakkını kullanıp protestoya katıldığın gerekçesiyle tek imzayla kabulün iptal ediliyor. Eğitim hakkın, TÜBİTAK bursun ve akademik geleceğin elinden alınıyor.
Ben ailemin ve Bolu halkının başını eğdirecek hiçbir şey yapmadım!
Vicdanım rahat, alnım açık.
Bugüne kadar hiçbir kararımda kendime, aileme ya da bir yakınıma menfaat sağlamadım. Veremeyeceğim hiçbir hesabım da yok.
Doğrular er ya da geç ortaya çıkar.
Deniz Zeyrek: "Siz istiyorsunuz ki 86 milyon Trump'ı sevsin, hayır arkadaş biz sevmiyoruz, O da bizi sevmiyor o çıkarlarına bakıyor
Onun Türkiye'ye hiçbir saygısı yok sadece kullanıyor
Trump olmasaydı Gazze'de 70.000 çocuk, kadın ölmezdi, İsrail'e silahı ve parayı veren o"
İliç maden ocağında ölen 9 işçiden biri uğur yıldız’dı. herkes kan parasını aldı. ailesi 16 milyonu reddetti.
“bizi yalnız bırakmayın onlar çok güçlü” demişlerdi. bugünkü duruşmada yapayalnızdılar. ve tutuklular serbest kaldı. duygu yıldız isyan etti;