Yas tutmak da bir kapasite meselesi. Pek çok şeyde olduğu gibi. Çoğu defa yokluğumuz sonrası oluşan boşluk da, varlığımızın doldurduğu alan da bizim hacmimizle değil karşı tarafın kapasitesi ile ilgili. Güzeller güzeli de olsanız karşı taraf yüzde 30 görüyorsa o kadar fark edilirsiniz, burada konu sizin çirkinliğiniz değildir. Bazen her türlü ilişki biçiminde eş, dost, arkadaşlık, yokluğumuz sonrasında diyoruz ya, neden yasım tutulmuyor? Bir önemim yok muydu? Hayır, karşı tarafın ruhsal geçirgenliği ya da duygusal zenginliği sınırlı bunlar. Bu balina bana bunu hatırlattı. Kaybettiğimiz bu duygusal zenginliği 🤍
nietzsche ağladığında kitabında geçen muhteşem bir cümle var:
“benim “biz” haline gelebilmem için önce “ben” olmam gerek.” (s. 315)
günümüz ilişkilerinin de sorunu tam olarak bu: henüz "ben" bile olamamış milyonlarca insan "biz" olmaya çalışıyor.